T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/64
KARAR NO 2024/1526
TÜRK MİLLETİ ADINA
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/09/2021
NUMARASI 2019/1003 Esas - 2021/663 Karar
DAVA
Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/10/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davacının 03/01/2011 yılında davalı şirket ile imzaladığı acentecilik sözleşmesine istinaden 2018 tarihine kadar ... Adana ili Mücahitleri Şubesi olarak acentecilik faaliyetlerinde bulunduğunu, davalı şirketin çalışma sisteminin yatırımcılara acentelik vermek ve bu şekilde şube kirası vermeden işçi ücreti ödemeden ticaret yapmak olduğunu, uygulama ile kârın tamamının alındığını, acentelere zarar seviyesinin biraz üstünde kâr bırakıldığını, davalı tarfından acentelere uygulanan haksız kesinti, yansıtma ve cezalar ve haksız kat sayı uygulanmasından dolayı acentenin zarara uğrayarak faaliyetlerini sürdüremez hale geldiğini, kat sayıların keyfi olarak belirlendiğini, işçilere yapılan fazla mesai ödemelerinin olağan gider olarak kabul edilemeyeceğini, çalışma saatlerinin genel müdürlük tarafından belirlendiğini, aksi halde acenteye ceza uygulandığını, fazla mesailerin Çalışma Bakanlığı'nın tespitlerine dayandığını, olağan bir fazla mesai olmadığını, müvekkili tarafından müşterilerden geç tahsil edilen bedeller nedeniyle müşterinin ödemesi gereken ancak müşteri memnuniyeti çerçevesinde alınmayan gecikme faizlerinin davalı tarafından müvekkilinden alındığını, bu şekilde müvekkilinin zararına sebebiyet verildiğini, davalının her yıl için hedef ciro belirlediğini, ancak bu hedefi istediği gibi değiştirdiğini, müvekkilinin iş bölgesi ve müşteri potansiyelinin belli olduğu halde istenen hedeflere ulaşamayınca ceza kesildiğini, davalının haksız uygulama, yansıtma ve cezalardan kaynaklı müvekkilinin zarara uğradığını belirterek katsayının hatalı hesaplanmasından 5.000-TL, portföy tazminatı 5.000-TL, personelin geçmişe dönük mesai ödemeleri 1.000-TL, vadesi geçmiş alacaklar cezası ve verilmeyen primler ile cezalar 4.000-TL, haksız kesintiler 5.000-TL olmak üzere 20.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davacı tarafından hiçbir haklı sebep gösterilmeden feshedildiğini, portföy tazminatı için 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, geçmişe dönük fazla mesai ücretleri talep edilmiş ise de işçilere ödenecek fazla mesailerin sözleşmenin 27. maddesi gereğince davacının sorumluluğunda olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen kesintilerin çoğunun yapılmadığını, ancak yapılan kesintilerin ise taraflar arasındaki sözleşmede karşılığının bulunduğunu, davacının katsayının hatalı hesaplandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, katsayı uygulamasının akdedilen sözleşme çerçevesinde olduğunu, davacının ekstrelere zamanında itiraz etmediğini, davacının tüm taleplerinin haksız olduğunu, davacıya yapılan tüm yansıtmaların sözleşmeye uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı tarafça davacı acenteye gönderilen hesap özetinin 8 gün içinde itiraza uğramaması durumunda acentenin mutabık kalınacağını kabul etmiş sayılacağının düzenlendiği, davalı tarafından uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler ve yansıtmalarla ilgili faturaların davacının defterlerine kaydedilirken ihtirazi kayıt ileri sürüldüğüne dair veya sözleşmede kararlaştırılan sürede davacı acente tarafından faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt sunulmadığı, bu hali ile taraflar arasında cari hesap mutabakatları nedeniyle uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler ve yansıtmaların davacı tarafından kabul edilmiş sayılacağı, davacı tarafça tazminat talebine konu edilen "kat sayının hatalı hesaplanmasından kaynaklı zararın tazmini, VGA cezası ve verilmeyen primler ile cezaların tazmini ve haksız kesintilerin tazmini" taleplerinin yerinde olmadığı, davacı tarafça tazminat talebine konu edilen "personelin geçmişe dönük mesai ödemelerinin tazmini talebi" ile ilgili olarak, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 27.
maddesinde personele ödenecek ücret ve sair hususların davacının sorumluluğunda olduğunun düzenlendiği, davacı tarafça tazminat talebine konu edilen "portföy tazminatı" ile ilgili olarak; taraflar arasında son mutabakatın 18/08/2018 tarihinde yapılarak ticari ilişkinin sona erdiği, dava tarihinin 18/10/2019 olduğu, arabuluculuk sürecinde geçen 25 günlük süre de dikkate alındığında davanın TTK'nın 122/4 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkisinin feshine ilişkin talebin "işletmesinin kar etmemesi ve sağlık sorunları" nedeniyle davacı tarafça ileri sürüldüğü, TTK 122/1-c kapsamında yapılacak değerlendirmeye göre de somut olayın özellik ve şartları ile portföy tazminatı ödenmesinin hakkaniyete de uygun olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; kararda belirtilenin aksine müvekkili ile davalı arasında yapılan mutabakat bulunmadığını, fesih sonrası acentenin alacak bakiyesinin ödenmesi için davalı tarafından davaların önüne geçmek için mutabakat evrakının imzalanmasının şart koşulduğunu, aksi halde alacak bakiyelerini vermediğini, davalının her ay acentelerle mutabakat imzaladığını, ancak müvekkili ile imzalanan mutabakat bulunmadığını, sözleşmenin sona ermesinden sonra müvekkilinin çalışan maaş ve iş yeri kira ve giderlerini ödemesi zorunlu olduğundan davalıdan olan alacak bakiyesini aldığını, ancak mutabakatı imzalamadığını, eldeki davayı açtığını, müvekkilinin hesaba itiraz etmediğinin ileri sürülemeyeceğini, hakedişlerden ve cari hesaptan olmak üzere iki ayrı kesinti yapıldığını, hakediş kesintilerinde mutabakat aranmadığını, bu durumun kararda değerlendirilmediğini, kesintilerin gerekçesinin de araştırılmadığını, müvekkilinin kesintilerin çoğunun gerekçesini bilmediğini, mahkemenin de bu hususu araştırmadığını, kesintilere itiraz edilmemiş olmasının da kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, davalının hakim gücünü kötüye kullandığını, taleplerinin davalı tarfından acentelere uygulanan haksız kesinti, yansıtma ve cezalar ve haksız kat sayı uygulanmasından dolayı acentenin zarara uğrayarak faaliyetlerini sürdüremez hale gelmesinden kaynaklandığını, davalının tek taraflı olarak kat sayıları düşürdüğünü, uygulamada da bir çok acentenin zarar etmesinden dolayı faaliyetlerini sonlandırdığını, satışların maliyeti, giderlerin artması, kat sayıların düşürülmesi sonucu müvekkilinin faaliyetini sonlandırma noktasına geldiğini, sözleşmede kat sayı belirleme hakkının davalıya ait olduğu yazmakta ise de davalının bu hakkını kuralsız olarak kullandığını, sözleşmedeki formüle uyulup uyulmadığının araştırılmadığını, portföy tazminatı bakımından ise, müvekkilinin davalı tarafından haksız olarak zarar ettirildiğini, davalının yüksek karlar elde ederken haksız kat sayı uygulaması ve kesintilerle müvekkilini faaliyet gösteremez noktaya getirdiğini, sağlık durumu da elvermeyen müvekkilinin bu durumu genel müdürlüğe bildirdiğini, ayrıca portföy tazminatı taleplerinin denkleştirme tazminatı olarak değerlendirilerek hak düşürücü süreye tabi olduğu gerekçesiyle reddedilmesinin de doğru olmadığını, portföy tazminatının 1 yıllık hak düşürücüsü süreye tabi olmadığını, davalının müvekkili sayesinde portföyünü artırdığını, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın kaldırılması gerektiğini, işçilere ödenen fazla mesai ile ilgili talepleri bakımından;
işçilere yapılan fazla mesai ödemelerinin olağan gider olarak kabul edilemeyeceğini, çalışma saatlerinin genel müdürlük tarafından belirlendiğini, aksi halde acenteye ceza uygulandığını, fazla mesailerin Çalışma Bakanlığı'nın tespitlerine dayandığını, olağan bir fazla mesai olmadığını, müvekkili tarafından müşterilerden geç tahsil edilen bedeller nedeniyle müşterinin ödemesi gerektiği ancak müşteri memnuniyeti çerçevesinde alınmayan gecikme faizlerinin davalı tarafından müvekkilinden alındığını, bu şekilde müvekkilinin zararına sebebiyet verildiğini, davalının her yıl için hedef ciro belirlediğini, ancak bu hedefi istediği gibi değiştirdiğini, müvekkilinin iş bölgesi ve müşteri potansiyelinin belli olduğu halde istenen hedeflere ulaşamayınca ceza kesildiğini, sözleşmede hüküm olması ve olmaması halinde olağanüstü gider olarak değerlendirilmesi ve acentenin katlanması gerektiği belirtilmiş ise de benzer kararlarda haksız kesintiler için genel müdürlüğün belge sunmadığı ve sorumlu olduğu tespitlerinde bulunulduğunu, davalının haksız kesintilerle ilgili bir rapor vermediğini, 2014 yılı performans bazlı hakediş modelinde yer alan kat sayının dikkate alınmadığını, davalının bu katsayıyı uygulayarak hakediş hesaplamadığını, bilirkişiler tarafından itiraz olmadığı belirtilmiş ise de kesintilerin ne kadar olması gerektiğine ilişkin denetlenebilecek bir rakam vermediklerini, hakediş tablolarında itiraz usulünün bulunmadığını, müvekkilinin toplamda 78 ay çalışması bulunduğu halde 15 aylık mutabakat evraklarına değer verildiğini, yapılan kesintilerle ilgili hiç bir gerekçe sunulmadığını, müvekkilinin kesintilerin nedenini hiç bir zaman öğrenemediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı, acenteliğini yaptığı davalıdan; katsayıların hatalı hesaplanmasından, personelik geçmişe dönük mesai ücreti ödemelerinden, vadesi geçmiş alacaklar nedeniyle uygulanan ve verilmeyen primlerden, haksız kesintilerden kaynaklanan alacağının ve portföy tazminatının tahsilini talep etmekte olup; mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.Davacı ile davalı arasında davalının Adana Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Mücahitler şubesinde kargo taşımacılığına ilişkin acente faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin ilk olarak 03/01/2011 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacı tarafından şubenin zarar etmesinden ve sağlık sorunlarından dolayı 27/06/2018 tarihli fesih dilekçesinin sunulduğu, eldeki davada davalı kargo şirketinin haksız uygulamalarından kaynaklanan zararının tazmini ile porftföy tazminatının ödenmesini talep ettiği, cari hesaptan kaynaklanan bir alacak talebi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin (portföy tazminatı) sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır. Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122.maddesinde doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir.
Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme istemi hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir (Burak Sak-Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans tezi s.181). Taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin Temmuz 2018 sonunda sona erdiği, son mutabakatın 17/08/2018 tarihinde yapılarak ticari ilişkinin son bulduğu, dava tarihinin 18/10/2019 olduğu, arabuluculuk sürecinde geçen 25 günlük süre de dikkate alındığında davanın TTK'nın 122/4 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşıldığından denkleştirme tazminatının hak düşürücü süre nedeniyle reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı mesai saatlerininin davalı tarafından belirlendiğini, Çalışma Bakanlığı tarafından yapılan incelemede mesai saatlerine göre geçmişe dönük fazla mesai ücreti tespit edildiğini, bu ücretlere müvekkilinin katlanmak zorunda kaldığını, ancak geçmişe dönük olarak tespit edilen bu giderlerin olağan gider olmadığından davalının katlanması gerektiğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 27. maddesinde, çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca yapılması gereken tüm işlem ve ödemelerin acentenin yapması gerektiği, personele ödenecek ücret ve sair hususlardan davacı acentenin sorumlu olduğu düzenleme altına alınmıştır. Fazla mesainin işveren olarak davacı acente için yapıldığı dikkate alındığında davalının, acentede çalışan işçilere geçmişe dönük olarak davacının ödediği fazla mesai ücretlerinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. Davacı katsayının yanlış hesaplanması sonucunda müvekkilinin hakedişinin eksik hesaplandığını, ayrıca kat sayıların davalı tarafından istenildiği gibi değiştirildiğini, davalının hedef ciroları keyfi olarak yükseltmesi nedeniyle cironun tutturulamamasından dolayı ceza uygulaması yapıldığını, vadesi geçmiş alacaklardan dolayı müşterinin ödemesi gereken, ancak müşteri kaybına sebep olacağı gerekçesiyle müşteriden alınmayan gecikme faizlerinin müvekkili acenteye yansıtıldığını, bunun dışında tonaj cezası, trafik cezası, müşteri çeklerindeki vade farklarının yansıtılması, kira stopajı kesintisi, ölçüm tartım yasnıtması, gün sonu yapmayan acente yansıtması, araç takip yansıtması, eğitim yansıtması, çevre temizlik vergisi, kantar yansıtması gibi bir çok haksız kesinti yapıldığını belirterek zararının tazminini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesinde ... Kargo tarafından her ay cari hesap ekstresi gönderileceği, bu ekstrelere 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde ekstrenin kesinleşmiş sayılacağı ve itiraz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Davalı tarafından uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler ve yansıtmalarla ilgili faturaların davacının defterlerine kaydedilirken ihtirazi kayıt ileri sürüldüğüne dair veya sözleşmede kararlaştırılan sürede davacı acente tarafından faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt sunulmamıştır. Basiretli bir tacir olarak davacının sözleşme özgürlüğü kapsamında imzaladığı sözleşmelerle bağlı olan davacının yansıtma bedellerine ilişkin olarak herhangi bir itirazda bulunmadığı, yansıtma bedellerinin de dahil olduğu cari hesap mutabakatları yapıldığı, bu nedenlerle davacının bu alacak kalemlerinde de talep hakkı bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 342-TL harcın mahsubu ile kalan 85,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024