Distribütörlük Sözleşmesinin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/620 E. 2025/4811 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken fesih↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ tek satıcılık sözleşmesi↗ iskonto↗ menfi zarar↗ distribütörlük sözleşmesi↗ tek satıcılık↗ müspet zarar↗ haksız fesih↗ kar kaybı↗ sözleşmenin ihlali↗ i̇i̇k 194↗ kâr mahrumiyeti↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ mevduat hesabı↗ münhasırlık↗ ara karar↗ acentelik↗ iş bölümü↗ ifa↗ garantörlük↗ mahsup↗ fesih↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ ihtar↗ ıslah↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ temerrüt↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ile duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 01.07.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat .. ..., Avukat ... .. ile davalı vekilleri Avukat ..., Avukat .. ... .., Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında müvekkilinin dağıtıcı, davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede müvekkilinin "Türkiye" bölgesinde münhasır tek yetkili satıcı olarak yetkilendirildiğini, buna göre bölgede imalatçının motorlu yat ürünlerini yalnızca davacının tespit ve tayin edeceği nihai alıcılara satmak üzere üreteceğini, davacının da bu ürünleri nihai alıcılara satacağını, davalıya doğrudan bir talep gelse bile imalatçının bunu müvekkiline yönlendirmesi gerektiğini, davalının 2010 yılı liste fiyatları üzerinden ürün modeline göre %20, %23, %25 indirim yapmayı kabul ettiğini, münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde davalının 07.04.2011 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi asgari hedeflere ulaşılamadığı yönündeki gerçeğe aykırı gerekçelerle feshettiğini, oysa tek bir satışta bile müvekkilinin hedefi tutturduğunu, bir Türk alıcı olan “... International” firmasına satışı sürecinde müvekkilinin birebir yer aldığını, işbu satış kapsamında davacıya 87.500,00 euro bayi komisyonu ödeneceği kararlaştırıldığı halde bu ödemenin de yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması halinde davacının 175.000,00 euro distribütörlük geliri kazanacağını, ancak davalının hakim konumunu kullandığını, sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin tek satıcılık gelirinin sadece bu satış bakımından acentelerin elde ettiği provizyon (komisyon) gelirine dönüştüğünü, 05.05.2010 tarihli bu satışın davacının asgari sipariş yükümüne dahil olduğunu, davacının halen distribütörlüğünün devam ettiği dönemde tayin ve tespit ettiği ve Türk firması olan ... A.Ş.’ye davalının haber vermeden 22.10.2010 tarihinde münhasırlığı ihlal edip doğrudan yine ihraç eder gibi tekne sattığını, ancak sözleşmenin uygulanması halinde bu teknenin de önce davalının müvekkiline, davacının da alıcıya satacağını, ancak davalının bu sözleşmeyi davacıya tanıdığı indirimin çok altında bir bedelle doğrudan sattığını, davacının 1.200.000,00 euro zarara uğradığını, bu iki satıştan uğranılan zararın 1.287.500,00 euro’ya ulaştığını, yine davalının 21.07.2010 tarihinde ... ... Limited firmasına “... 78 Fly” model tekneyi öncelikle %23 indirimi ile müvekkiline satması gerekirken münhasırlığın ihlal edilip doğrudan satış yaptığını, bu işten davacının 547.400,00 euro kâr kaybettiğini, yine “... HT 78” modelindeki teknenin münhasırlık ihlal edilerek 1.500.000,00 euroya ... 05 L.L.C’ye satıldığını, davacının bu işten de 501.400,00 euro zarar gördüğünü, bu kapsamdaki toplam zararın 2.336.300,00 euroya denk geldiğini, müvekkilinin distribütörlük sözleşmesini ifa adına ofis kiraladığını, çeşitli reklam giderleri yaptığını, erken fesih sebebiyle bu yatırım ve harcamalar nedeniyle zarar gördüğünü, haksız erken fesih sebebiyle müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek tespit edilen satışlar sebebiyle şimdilik 5.000,00 euro fiili kâr kaybının, henüz tespit edilmeyen, davalının defter ve kayıtları incelenerek bulunacak, doğrudan yapılan satışlar sebebiyle uğranılan fiili kâr kaybından 1.000,00 euronun, 5.000,00 TL yatırım maliyetinin, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 27.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının münhasırlık hükmüne aykırı olarak doğrudan gerçekleştirdiği satışlar neticesinde müvekkilinin mahrum kaldığı kâr kaybının 2.493.550,00 euro olarak tespitini, fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydı ile tespit edilen zararın şimdilik 1.200.000,00 euro tutarındaki kısmının 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Daha sonra verdiği açıklama dilekçesi ile toplam zararının 2.493.550,00 euro olduğunun tespitini,... ... Ltd. Şti.'ne yapılan satış için 1.196.500,00 euro, ... ... satışı için 2.000,00 euro, ... ... satışı için 750,00 euro, ... ... satışı için 750,0 euro olmak üzere toplam 1.200.000,00 euro zararın ıslah dilekçesi doğrultusunda davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.01.2010 tarihinde 3 yıl süreli tek satıcılık sözleşmesinin aktedildiğini, davacının asgari satış hedefini tutturamadığından ve diğer bir kısım yükümlülükleri yerine getirmediğinden müvekkilinin 07.04.2011 tarihinde tek taraflı ve haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, davacının 2.5 Milyon euro ürünü kendi nam ve hesabına alması gerekirken 10.01.2010 ila 10.02.2011 tarihleri arasında herhangi bir alım yapmadığını, dava dilekçesinde belirtilen satışların tamamının Türkiye dışına gerçekleştirildiğini, ihracat satışlı bu teknelerin hiçbirine Türk Bayrağı çekilmediğini, davacının bu satışlarda kendi nam ve hesabına işlem yapmadığını, sadece ... satışında aracılık yapan davacıya komisyon ödendiğini, bu satışın sözleşme kapsamı dışında kaldığını, davacının kendi nam ve hesabına hareket etmediğini, davacının komisyonu müşteriden tahsil ettiğini, fesih haklı olduğundan müvekkilinin denkleştirme tazminatı, yatırım bedeli veya her ne isim altında olursa olsun bir ödeme yükümünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ...-RPH kodlu teknenin müşteri kabul formunda adı ... ... ... şeklinde belirtilen dava konusu satışın davacının münhasır satıcılık hakkının ihlal ettiği, davalının sözlemeyi haksız fesih ettiği, söz konusu tekne ile ilgili yapılan satışların tarihinin taraflar arasındaki 10.01.2010 tarihli distiribitörlük sözleşmesinin yürürlükte olduğu döneme denk geldiği, davalının sözleşmeye uygun davranmış olması halinde tekne için sözleşmede belirtilen fiyatın 6.000.000,00 euro olup sözleşmede indirim oranının %20 olarak belirlenmesi nedeniyle, davacının bu satıştan mahrum kaldığı miktarın 6.000.000,00 euronun %20'si olan 1.200.000,00 euro olduğunu, sözleşmenin 2.4, 3.3 ve 9.3 maddelerinin dava konusu satışa uygulanamayacağı, sözleşmenin 7. maddesinin tanıtım, reklam yapma ve fuarlar başlıklığını taşıdığı, sözleşmede Ek-4 bölüm no:8'de yer alan reklam yapma ve boat showa yönelik düzenlemeler bulunduğu, sözleşmenin fesih gerekçesinde imalatçı tarafından dağıtıcının söz konusu tanıtım, pazarlama, ilan, reklam gibi konularda kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği ihmalinin bulunduğu hususunda iddia ileri sürmediği, dava dosyasına da bu hususta yansıyan bir dilekçe bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde yer alan fuarların distiribitörlük faaliyetlerinin ön önemli tanıtım alanı olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 2010-2011 yılında fuar stand ücretinin 5.000,00 euro nisbetinde olduğunu, fuarların yılda ortalama 3 defa gerçekleştiği, 1 yıllık fuar masrafının 15.000,00 euro olduğu, 1 yıllık işletme giderinin ise (2.000,00 euro X 12 =) 24.000,00 euro olduğu, 1 yıllık toplam masraf bedelinin 39.000,00 euro olduğu, davacının ... ... yapılan satış kapsamında dava dilekçesinde talep miktarını 2.500,00 euro olarak belirlediği, ıslah dilekçesi ile talebini 1.194.000,00 euroya artırdığı, mahkemece alınan ara karar kapsamında sunduğu 21.12.2023 tarihli dilekçesinde ıslah dilekçesi ile artırdığı kısmın tamamının ... ... satış ile ilgili olduğunu beyan ettiği, aynı hususta son duruşmada da beyanda bulunduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında alınan rapor ve ek rapor kapsamında davacının söz konusu tekne ile ilgili olarak kar kaybının 1.200.000,00 euro olduğu; ancak davacı tarafça bu tekne ile ilgili talep miktarının 1.196.500,00 euro olduğu, 1.196.500,00 eurodan davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu gider toplamı olan 39.000,00 euro mahsup edildiğinde davacının isteyebileceği miktarın 1.157.500,00 euro olduğunun tespit edildiği, davacının davalıya gönderdiği 20.05.2011 tarihli ihtarnamede söz konusu miktarın ödenmesi için ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 iş günü süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 20.05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 04.06.2011 tarihinde temerrüde düştüğü, davacının bir diğer talebi de karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle 5.000,00 TL olup bozma ilamından önce alınan 08.01.2013 ve 15.08.2013 tarihli bilirkişi heyet raporlarında da belirtildiği üzere, davacının tekne satışından dolayı kar kaybı talebi müspet zarar istemine ilişkin olup karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle talep edilen tazminatın ise menfi zarar kapsamında kaldığı, müspet ve menfi zararın birlikte istenilmesi mümkün olmadığından karşılıksız kalan yatırımlardan kaynaklanan tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının denkleştirme tazminatı talebi de bulunmakta ise de çok sınırlı bir kitleye hitap eden ve sözleşmenin yürürlükte kaldığı yaklaşık 15 ay boyunca bozma ilamında da belirtildiği üzere münhasır satıcılık hakkının ihlali niteliğinde olan sadece 1 tekne (...-RPH kodlu tekne) satışı yapıldığından, satışı yapılan 1 adet tekne nedeniyle ve aynı kişiye (alıcıya) sözleşmenin geri kalan bölümünde tekrar tekne satışı yapılması pek imkan dahilinde bulunmadığından denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.157.500,00 euronun 04.06.2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilemesine, davacının fazla taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tek satıcılık sözleşmesine dayalı tazminat ve alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere taraflar arasında, davacının dağıtıcı, davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalanmış, davacı, Türkiye'de münhasır tek yetkili satıcı olarak yetkilendirilmiştir. Sözleşme hükümlerine bakıldığında, davacı dağıtıcı, satışını gerçekleştireceği ürünleri davalı imalatçıdan belirlenen oranlarda indirimli fiyatıyla satın alacaktır.
Davacı vekili, davalının münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde 07.04.2011 tarihli ihtarla sözleşmeyi haksız feshettiğini, davalının, müvekkiline tanınmış olan münhasırlığı ihlal ederek Türkiye bölgesindeki alıcılara doğrudan satış yaparak sözleşme ile müvekkiline tanınan kâr gelirlerinden mahrum kalmasına neden olunduğunu ileri sürerek dava dilekçesinde belirtilen diğer tekneler dışında dava konusu ... RPH kodlu teknenin de münhasırlık ihlal edilerek satıldığı ve müvekkilinin zarara uğradığını iddia etmiştir.
Dava konusu ... RPH kodlu tekne için taraflar arasındaki listede belirlenen fiyat 6.000.000,00 euro, temel indirim oranı %20 olarak görülmektedir. Bu fiyat ve indirim oranı tarafların bu sözleşmeye uygun davranması halinde kararlaştırılmış fiyattır. Ancak Dairemizin 06.03.2023 tarihli bozma ilamında kabul edildiği üzere davalının ... RPH kodlu teknenin müşteri kabul formunda adı ... ... ... olarak belirtilen firmaya satışı, davacının münhasır satıcılık hakkını ihlal etmiştir ve davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda Mahkemece, davacının zararı belirlenirken davalı ile dava dışı kişiler arasındaki satış sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturaya yansıyan satış bedelinin hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Sözleşme şartlarına uyulması halinde dava konusu tekne ile ilgili iskonto oranı %20 olarak gösterilmiştir. Ancak bu iskonto oranı davacının mutlak kâr oranı anlamına gelmeyip sözleşme koşullarına uyularak yapılacak olan satışta kâr oranında hareket alanı sağlamak içindir. Yoksa söz konusu fiyatı garanti ettiğinden söz edilemeyecektir. Bu durumda Mahkemece, bilirkişi heyetince satış tarihi itibariyle dava konusu ... RPH kodlu teknenin ortalama rayiç satış değeri tespit ettirilerek iskonto oranı ile rayiç satış bedeli arasındaki farkın kar oranı olarak belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5786 E. 2023/1357 K.
Ortak:erken fesih · tek satıcılık sözleşmesi · distribütörlük sözleşmesi · tek satıcılık · sözleşmenin ihlali · kâr mahrumiyeti · satış sözleşmesi · sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.01.2010 tarihinde 3 yıl süreli «tek satıcılık sözleşmesinin» aktedildiğini, davacının asgari satış hedefini tutturamadığından ve diğer bir kısım yükümlülükleri yerine getirmediğinden müvekkilinin 07.04.2011 tarihinde tek taraflı ve haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, davacının 2.5 Milyon euro ürünü kendi nam ve hesabına alması gerekirken 10.01.2010 ila 10.02.2011 tarihleri arasında herhangi bir alım yapmadığını, dava dilekçesinde belirtilen satışların tamamının Türkiye dışına gerçekleştirildiğini, ihracat satışlı bu teknelerin hiçbirine Türk Bayrağı çekilmediğini, davacının bu satışlarda kendi nam ve hesabına işlem yapmadığını, sadece ... satışında aracılık yapan davacıya «komisyon» ödendiğini, bu «satışın sözleşme» kapsamı dışında kaldığını, davacının kendi nam ve hesabına hareket etmediğini, davacının komisyonu müşteriden tahsil ettiğini, «fesih» haklı olduğundan müvekkilinin denkleştirme tazminatı, yatırım bedeli veya her ne isim altında olursa olsun bir ödeme yükümünün bulunmadığını savunarak davanın redd …
International” firmasına satışı sürecinde müvekkilinin birebir yer aldığını, işbu satış kapsamında davacıya 87.500,00 euro bayi «komisyonu» ödeneceği kararlaştırıldığı halde bu ödemenin de yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması halinde davacının 175.000,00 euro distribütörlük geliri kazanacağını, ancak davalının hakim konumunu kullandığını, «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, müvekkilinin «tek satıcılık» gelirinin sadece bu satış bakımından «acentelerin» elde ettiği provizyon (komisyon) gelirine dönüştüğünü, 05.05.2010 tarihli bu satışın davacının asgari sipariş yükümüne «dahil» olduğunu, davacının halen distribütörlüğünün devam ettiği dönemde tayin ve tespit ettiği ve Türk firması olan ...
05 L.L.C’ye satıldığını, davacının bu işten de 501.400,00 euro zarar gördüğünü, bu kapsamdaki toplam zararın 2.336.300,00 euroya denk geldiğini, müvekkilinin «distribütörlük sözleşmesini» «ifa» adına ofis kiraladığını, çeşitli reklam giderleri yaptığını, «erken fesih» sebebiyle bu yatırım ve harcamalar nedeniyle zarar gördüğünü, haksız erken fesih sebebiyle müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek tespit edilen satışlar sebebiyle şimdilik 5.000,00 euro fiili kâr «kaybının», henüz tespit edilmeyen, davalının «defter» ve kayıtları incelenerek bulunacak, doğrudan yapılan satışlar sebebiyle uğranılan fiili kâr kaybından 1.000,00 euronun, 5.000,00 TL yatırım maliyetinin, 1.000,00 T …
Benzer bu karardaLtd’ye satıldığının iddia edildiği, 07.10.2010 tarihli müşteri kabul tutanağı ve 22.10.2010 tarihli «teslim tutanağına» delil olarak dayanıldığı, bu tekneyle ilgili olarak vergi denetim raporunda teknenin imal ve inşasına Nisan 2008 yılında başlandığı, imalatın Haziran 2010 yılında bitirildiği tespitine yer verildiği, davacının delil olarak dayandığı «fatura», müşteri kabul «formu» ve teslim tutanaklarının sözleşmenin «ifa» aşamasına ilişkin olduğu, sipariş üzerine davalı tarafça imalata başlandığı, imalat başlangıç tarihi «tek satıcılık sözleşmesinin» kurulduğu 10.01.2010 tarihten önce olduğuna göre, «satış sözleşmesinin» de tek satıcılık sözleşmesinden önce kurulduğu, 15.07.2015 tarihli bilirkişi raporu ve ihracat «beyannamelerine» göre teknelerin imalatında kullanılan malzemenin 2009 yılında «dahilde» işleme rejimi ile ithal edilmiş olmasının bu hususu doğruladığı, her ne kadar bu satışla ilgili olarak 22.10.2010 tarihli teslim tutanağında, 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesinden bahsedilmiş ise de, taraflarca «ibraz» edilmiş böyle bir sözleşmeye dosyada rastlanmadığı, bu kapsamda teslim «protokolünün» içeriğini doğrulayacak başkaca bir bilgi, belge ve delilin de bulunmadığı, davalının, imal ettiği tekneleri, aralarındaki sözleşme uyarınca davacıya Türkiye bölgesinde «münhasır» satış yetkisi vermiş olmasına rağmen, sözleşme süresi içerisinde doğruda alıcıya satmak suretiyle «sözleşmeyi ihlal» ederek davacının kâr «mahrumiyetine» sebep olduğu yönündeki iddiayı «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davacının ispat yükünü yerine getiremediği, fatura ve müşteri kabul-teslim tutanakları sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğundan bu belgelerin sözleşmenin kurulduğu tarih bakımından ispata yeterli olmadığı, dava konusu satışların sözleşme öncesi satışlar olduğu, bu nedenle satışların yurt dışı satış olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmadığı, dolayısıyla davacının tek satıcı olarak sözleşmede kararlaştırılan yıllık 2.500.000 euro sipariş, «alım taahhüdünü» yerine getirdiğinin de ispatlanamadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, sözleşme süresi içerisinde davacının faaliyetleriyle Türkiye bölg …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında müvekkilinin «dağıtıcı», davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede müvekkilinin Türkiye Bölgesinde «münhasır» tek yetkili satıcı olarak yetkilendirildiğini, buna göre bölgede imalatçının motorlu yat ürünlerini yalnızca davacının tespit ve tayin edeceği nihai alıcılara satmak üzere üreteceğini, davacının da bu ürünleri nihai alıcılara satacağını, davalıya doğrudan bir talep gelse bile imalatçının bunu müvekkiline yönlendirmesi gerektiğini, davalının 2020 yılı liste fiyatları üzerinden ürün modeline göre %20, %23, %25 indirim yapmayı kabul ettiğini, münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde davalının 07.04.2011 tarihli «ihtarı» ile sözleşmeyi asgari hedeflere ulaşılamadığı yönündeki gerçeğe aykırı gerekçelerle feshettiğini, oysa tek bir satışla bile müvekkilinin hedefi tutturduğunu, bir Türk alıcı olan “Plastech International” firmasına satışı sürecinde müvekkilinin birebir yer aldığını, işbu satış kapsamında davacıya 87.500 euro bayi «komisyonu» ödeneceği kararlaştırıldığı halde bu ödemenin de yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması halinde davacının 175.000 euro distribütörlük geliri kazanacağını, ancak davalının hakim konumunu kullandığını, «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, müvekkilinin «tek satıcılık» gelirinin sadece bu satış bakımından «acentelerin» elde ettiği provizyon (komisyon) gelirine dönüştüğünü, 05.05.2010 tarihli bu satışın davacının asgari sipariş yükümüne «dahil» olduğunu, davacının halen distribütörlüğünün devam ettiği dönemde tayin ve tespit ettiği ve Türk firması olan Genel Denizcilik A.Ş.’ye davalının haber vermeden 22.10.2010 tarihinde münhasırlığı ihlal edip doğrudan yine ihraç eder gibi tekne sattığını, ancak sözleşmenin uygulanması halinde bu teknenin de önce davalının müvekkiline, davacının da alıcıya satacağını, ancak davalının bu sözleşmeyi davacıya tanıdığı indirimin çok altında bir bedelle doğrudan sattığını, davacının 1.200.000 euro zarara uğradığını, bu iki satıştan uğranılan zararın 1.287.500 euro’ya ulaştığını, yine davalının 21.07.2010 tarihinde Viko Yachting Limited firmasına “...78 Fly” model tekneyi öncelikle %23 indirimi ile müvekkiline satması gerekirken münhasırlığın ihlal edilip doğrudan satış yaptığını, bu işten davacının 547.400 euro kâr kaybettiğini, yine “...HT 78” modelindeki teknenin münhasırlık ihlal edilerek 1.500.000 euro’ya HMG 05 L.L.C’ye satıldığını, davacının bu işten de 501.400 euro zarar gördüğünü, bu kapsamdaki toplam zararın 2.336.300 euro’ya denk geldiğini, müvekkilinin «distribütörlük sözleşmesini» «ifa» adına ofis kiraladığını, çeşitli reklam giderleri yaptığını, «erken fesih» sebebiyle bu yatırım ve harcamalar nedeniyle zarar gördüğünü, haksız erken fesih sebebiyle müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek tespit edilen satışlar sebebiyle şimdilik 5.000 euro fiili kâr «kaybının», henüz tespit edilmeyen, davalının «defter» ve kayıtları incelenerek bulunacak, doğrudan yapılan satışlar sebebiyle uğranılan fiili kâr kaybından 1.000 euro’nun, 5.000,00 TL yatırım maliyetinin, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 25.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Şti.'ne satılmasına ilişkin 18.06.2009 tarihli sözleşme olduğu, satışın «tek satıcılık sözleşmesinin» imzalandığı 10.01.2010 tarihinden öncesinde gerçekleştiği, davalının, doğrudan alıcıya satış yaparak «münhasır» tek satıcılık «sözleşmesini ihlal» ettiğinin kabul edilmeyeceği, faturanın, sözleşmenin yapılması ile değil, ifası ile ilgili bir belge olduğu, dolayısıyla «satış sözleşmesinin» «fatura» tarihinde yapıldığına da delil teşkil etmeyeceği, Doruk Company Ltd.’ye satılan teknenin satışına ilişkin sözleşmenin FLY 78-5 kodlu teknenin, ...Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alım taahhüdü · teslim tutanağı · komisyon alacağı · ba beyannamesi · ba formu · reeskont faizi · ispat yükü · protokol
Benzer bu karardaLtd’ye satıldığının iddia edildiği, 07.10.2010 tarihli müşteri kabul tutanağı ve 22.10.2010 tarihli «teslim tutanağına» delil olarak dayanıldığı, bu tekneyle ilgili olarak vergi denetim raporunda teknenin imal ve inşasına Nisan 2008 yılında başlandığı, imalatın Haziran 2010 yılında bitirildiği tespitine yer verildiği, davacının delil olarak dayandığı «fatura», müşteri kabul «formu» ve teslim tutanaklarının sözleşmenin «ifa» aşamasına ilişkin olduğu, sipariş üzerine davalı tarafça imalata başlandığı, imalat başlangıç tarihi «tek satıcılık sözleşmesinin» kurulduğu 10.01.2010 tarihten önce olduğuna göre, «satış sözleşmesinin» de tek satıcılık sözleşmesinden önce kurulduğu, 15.07.2015 tarihli bilirkişi raporu ve ihracat «beyannamelerine» göre teknelerin imalatında kullanılan malzemenin 2009 yılında «dahilde» işleme rejimi ile ithal edilmiş olmasının bu hususu doğruladığı, her ne kadar bu satışla ilgili olarak 22.10.2010 tarihli teslim tutanağında, 11.05.2010 tarihli satış sözleşmesinden bahsedilmiş ise de, taraflarca «ibraz» edilmiş böyle bir sözleşmeye dosyada rastlanmadığı, bu kapsamda teslim «protokolünün» içeriğini doğrulayacak başkaca bir bilgi, belge ve delilin de bulunmadığı, davalının, imal ettiği tekneleri, aralarındaki sözleşme uyarınca davacıya Türkiye bölgesinde «münhasır» satış yetkisi vermiş olmasına rağmen, sözleşme süresi içerisinde doğruda alıcıya satmak suretiyle «sözleşmeyi ihlal» ederek davacının kâr «mahrumiyetine» sebep olduğu yönündeki iddiayı «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davacının ispat yükünü yerine getiremediği, fatura ve müşteri kabul-teslim tutanakları sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğundan bu belgelerin sözleşmenin kurulduğu tarih bakımından ispata yeterli olmadığı, dava konusu satışların sözleşme öncesi satışlar olduğu, bu nedenle satışların yurt dışı satış olup olmadığı hususunun sonuca etkili olmadığı, dolayısıyla davacının tek satıcı olarak sözleşmede kararlaştırılan yıllık 2.500.000 euro sipariş, «alım taahhüdünü» yerine getirdiğinin de ispatlanamadığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, sözleşme süresi içerisinde davacının faaliyetleriyle Türkiye bölg …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında müvekkilinin «dağıtıcı», davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede müvekkilinin Türkiye Bölgesinde «münhasır» tek yetkili satıcı olarak yetkilendirildiğini, buna göre bölgede imalatçının motorlu yat ürünlerini yalnızca davacının tespit ve tayin edeceği nihai alıcılara satmak üzere üreteceğini, davacının da bu ürünleri nihai alıcılara satacağını, davalıya doğrudan bir talep gelse bile imalatçının bunu müvekkiline yönlendirmesi gerektiğini, davalının 2020 yılı liste fiyatları üzerinden ürün modeline göre %20, %23, %25 indirim yapmayı kabul ettiğini, münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde davalının 07.04.2011 tarihli «ihtarı» ile sözleşmeyi asgari hedeflere ulaşılamadığı yönündeki gerçeğe aykırı gerekçelerle feshettiğini, oysa tek bir satışla bile müvekkilinin hedefi tutturduğunu, bir Türk alıcı olan “Plastech International” firmasına satışı sürecinde müvekkilinin birebir yer aldığını, işbu satış kapsamında davacıya 87.500 euro bayi «komisyonu» ödeneceği kararlaştırıldığı halde bu ödemenin de yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması halinde davacının 175.000 euro distribütörlük geliri kazanacağını, ancak davalının hakim konumunu kullandığını, «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, müvekkilinin «tek satıcılık» gelirinin sadece bu satış bakımından «acentelerin» elde ettiği provizyon (komisyon) gelirine dönüştüğünü, 05.05.2010 tarihli bu satışın davacının asgari sipariş yükümüne «dahil» olduğunu, davacının halen distribütörlüğünün devam ettiği dönemde tayin ve tespit ettiği ve Türk firması olan Genel Denizcilik A.Ş.’ye davalının haber vermeden 22.10.2010 tarihinde münhasırlığı ihlal edip doğrudan yine ihraç eder gibi tekne sattığını, ancak sözleşmenin uygulanması halinde bu teknenin de önce davalının müvekkiline, davacının da alıcıya satacağını, ancak davalının bu sözleşmeyi davacıya tanıdığı indirimin çok altında bir bedelle doğrudan sattığını, davacının 1.200.000 euro zarara uğradığını, bu iki satıştan uğranılan zararın 1.287.500 euro’ya ulaştığını, yine davalının 21.07.2010 tarihinde Viko Yachting Limited firmasına “...78 Fly” model tekneyi öncelikle %23 indirimi ile müvekkiline satması gerekirken münhasırlığın ihlal edilip doğrudan satış yaptığını, bu işten davacının 547.400 euro kâr kaybettiğini, yine “...HT 78” modelindeki teknenin münhasırlık ihlal edilerek 1.500.000 euro’ya HMG 05 L.L.C’ye satıldığını, davacının bu işten de 501.400 euro zarar gördüğünü, bu kapsamdaki toplam zararın 2.336.300 euro’ya denk geldiğini, müvekkilinin «distribütörlük sözleşmesini» «ifa» adına ofis kiraladığını, çeşitli reklam giderleri yaptığını, «erken fesih» sebebiyle bu yatırım ve harcamalar nedeniyle zarar gördüğünü, haksız erken fesih sebebiyle müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek tespit edilen satışlar sebebiyle şimdilik 5.000 euro fiili kâr «kaybının», henüz tespit edilmeyen, davalının «defter» ve kayıtları incelenerek bulunacak, doğrudan yapılan satışlar sebebiyle uğranılan fiili kâr kaybından 1.000 euro’nun, 5.000,00 TL yatırım maliyetinin, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 25.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 27.04.2017 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davalının «münhasırlık» hükmüne aykırı olarak doğrudan gerçekleştirdiği satışlar neticesinde müvekkilinin «mahrum» kaldığı kâr «kaybının» 2.493.550 euro olarak tespitini, fazlaya ilişkin saklı kalmak «kaydı» ile tespit edilen zararın şimdilik 1.200.000 euro tutarındaki kısmının 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.05.2010 tarihli satışın Genel Denizcilik A.Ş.’ye yapıldığını, müşteri kabul «protokolünde» bu hususun belirtildiğini, yöneticilerinin alıcı görünen ... ile aynı olduğunu, yine adres ve faaliyet merkezlerinin aynılık taşıdığını, ...’in imza yetkilisinin davacının ortağının sınıf arkadaşı olduğunu, satışın Türkiye bölgesinde gerçekleştiğini, satışı yapan görünen ve bayi olduğu söylenen yurt dışı şirketinin de davalıya ait olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme döneminde gerçekleşen bu satışın tek başına limiti karşıladığını, davalının bu şekildeki doğrudan satışının «tek satıcılık sözleşmesinin ihlali» niteliği taşıdığını, feshin haksızlığını ve müvekkilinin kâr payına hak kazandığını ortaya koyduğunu, davalının savunmalarını genişlettiğini, raporu hükme esas alı …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2025/620 E. , 2025/4811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2023/602 Esas, 2024/874 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ile duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 01.07.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat .. ..., Avukat ... .. ile davalı vekilleri Avukat ..., Avukat .. ... .., Avukat ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında müvekkilinin dağıtıcı, davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede müvekkilinin "Türkiye" bölgesinde münhasır tek yetkili satıcı olarak yetkilendirildiğini, buna göre bölgede imalatçının motorlu yat ürünlerini yalnızca davacının tespit ve tayin edeceği nihai alıcılara satmak üzere üreteceğini, davacının da bu ürünleri nihai alıcılara satacağını, davalıya doğrudan bir talep gelse bile imalatçının bunu müvekkiline yönlendirmesi gerektiğini, davalının 2010 yılı liste fiyatları üzerinden ürün modeline göre %20, %23, %25 indirim yapmayı kabul ettiğini, münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde davalının 07.04.2011 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi asgari hedeflere ulaşılamadığı yönündeki gerçeğe aykırı gerekçelerle feshettiğini, oysa tek bir satışta bile müvekkilinin hedefi tutturduğunu, bir Türk alıcı olan “...
International” firmasına satışı sürecinde müvekkilinin birebir yer aldığını, işbu satış kapsamında davacıya 87.500,00 euro bayi komisyonu ödeneceği kararlaştırıldığı halde bu ödemenin de yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanması halinde davacının 175.000,00 euro distribütörlük geliri kazanacağını, ancak davalının hakim konumunu kullandığını, sözleşmeyi ihlal ettiğini, müvekkilinin tek satıcılık gelirinin sadece bu satış bakımından acentelerin elde ettiği provizyon (komisyon) gelirine dönüştüğünü, 05.05.2010 tarihli bu satışın davacının asgari sipariş yükümüne dahil olduğunu, davacının halen distribütörlüğünün devam ettiği dönemde tayin ve tespit ettiği ve Türk firması olan ...
A.Ş.’ye davalının haber vermeden 22.10.2010 tarihinde münhasırlığı ihlal edip doğrudan yine ihraç eder gibi tekne sattığını, ancak sözleşmenin uygulanması halinde bu teknenin de önce davalının müvekkiline, davacının da alıcıya satacağını, ancak davalının bu sözleşmeyi davacıya tanıdığı indirimin çok altında bir bedelle doğrudan sattığını, davacının 1.200.000,00 euro zarara uğradığını, bu iki satıştan uğranılan zararın 1.287.500,00 euro’ya ulaştığını, yine davalının 21.07.2010 tarihinde ... ... Limited firmasına “... 78 Fly” model tekneyi öncelikle %23 indirimi ile müvekkiline satması gerekirken münhasırlığın ihlal edilip doğrudan satış yaptığını, bu işten davacının 547.400,00 euro kâr kaybettiğini, yine “...
HT 78” modelindeki teknenin münhasırlık ihlal edilerek 1.500.000,00 euroya ... 05 L.L.C’ye satıldığını, davacının bu işten de 501.400,00 euro zarar gördüğünü, bu kapsamdaki toplam zararın 2.336.300,00 euroya denk geldiğini, müvekkilinin distribütörlük sözleşmesini ifa adına ofis kiraladığını, çeşitli reklam giderleri yaptığını, erken fesih sebebiyle bu yatırım ve harcamalar nedeniyle zarar gördüğünü, haksız erken fesih sebebiyle müvekkilinin denkleştirme tazminatına hak kazandığını ileri sürerek tespit edilen satışlar sebebiyle şimdilik 5.000,00 euro fiili kâr kaybının, henüz tespit edilmeyen, davalının defter ve kayıtları incelenerek bulunacak, doğrudan yapılan satışlar sebebiyle uğranılan fiili kâr kaybından 1.000,00 euronun, 5.000,00 TL yatırım maliyetinin, 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 27.04.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının münhasırlık hükmüne aykırı olarak doğrudan gerçekleştirdiği satışlar neticesinde müvekkilinin mahrum kaldığı kâr kaybının 2.493.550,00 euro olarak tespitini, fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydı ile tespit edilen zararın şimdilik 1.200.000,00 euro tutarındaki kısmının 25.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Daha sonra verdiği açıklama dilekçesi ile toplam zararının 2.493.550,00 euro olduğunun tespitini,... ... Ltd. Şti.'ne yapılan satış için 1.196.500,00 euro, ... ... satışı için 2.000,00 euro, ... ... satışı için 750,00 euro, ... ... satışı için 750,0 euro olmak üzere toplam 1.200.000,00 euro zararın ıslah dilekçesi doğrultusunda davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.01.2010 tarihinde 3 yıl süreli tek satıcılık sözleşmesinin aktedildiğini, davacının asgari satış hedefini tutturamadığından ve diğer bir kısım yükümlülükleri yerine getirmediğinden müvekkilinin 07.04.2011 tarihinde tek taraflı ve haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, davacının 2.5 Milyon euro ürünü kendi nam ve hesabına alması gerekirken 10.01.2010 ila 10.02.2011 tarihleri arasında herhangi bir alım yapmadığını, dava dilekçesinde belirtilen satışların tamamının Türkiye dışına gerçekleştirildiğini, ihracat satışlı bu teknelerin hiçbirine Türk Bayrağı çekilmediğini, davacının bu satışlarda kendi nam ve hesabına işlem yapmadığını, sadece ...
satışında aracılık yapan davacıya komisyon ödendiğini, bu satışın sözleşme kapsamı dışında kaldığını, davacının kendi nam ve hesabına hareket etmediğini, davacının komisyonu müşteriden tahsil ettiğini, fesih haklı olduğundan müvekkilinin denkleştirme tazminatı, yatırım bedeli veya her ne isim altında olursa olsun bir ödeme yükümünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ...-RPH kodlu teknenin müşteri kabul formunda adı ... ... ... şeklinde belirtilen dava konusu satışın davacının münhasır satıcılık hakkının ihlal ettiği, davalının sözlemeyi haksız fesih ettiği, söz konusu tekne ile ilgili yapılan satışların tarihinin taraflar arasındaki 10.01.2010 tarihli distiribitörlük sözleşmesinin yürürlükte olduğu döneme denk geldiği, davalının sözleşmeye uygun davranmış olması halinde tekne için sözleşmede belirtilen fiyatın 6.000.000,00 euro olup sözleşmede indirim oranının %20 olarak belirlenmesi nedeniyle, davacının bu satıştan mahrum kaldığı miktarın 6.000.000,00 euronun %20'si olan 1.200.000,00 euro olduğunu, sözleşmenin 2.4, 3.3 ve 9.3 maddelerinin dava konusu satışa uygulanamayacağı, sözleşmenin 7.
maddesinin tanıtım, reklam yapma ve fuarlar başlıklığını taşıdığı, sözleşmede Ek-4 bölüm no:8'de yer alan reklam yapma ve boat showa yönelik düzenlemeler bulunduğu, sözleşmenin fesih gerekçesinde imalatçı tarafından dağıtıcının söz konusu tanıtım, pazarlama, ilan, reklam gibi konularda kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği ihmalinin bulunduğu hususunda iddia ileri sürmediği, dava dosyasına da bu hususta yansıyan bir dilekçe bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde yer alan fuarların distiribitörlük faaliyetlerinin ön önemli tanıtım alanı olduğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 2010-2011 yılında fuar stand ücretinin 5.000,00 euro nisbetinde olduğunu, fuarların yılda ortalama 3 defa gerçekleştiği, 1 yıllık fuar masrafının 15.000,00 euro olduğu, 1 yıllık işletme giderinin ise (2.000,00 euro X 12 =) 24.000,00 euro olduğu, 1 yıllık toplam masraf bedelinin 39.000,00 euro olduğu, davacının ...
... yapılan satış kapsamında dava dilekçesinde talep miktarını 2.500,00 euro olarak belirlediği, ıslah dilekçesi ile talebini 1.194.000,00 euroya artırdığı, mahkemece alınan ara karar kapsamında sunduğu 21.12.2023 tarihli dilekçesinde ıslah dilekçesi ile artırdığı kısmın tamamının ... ... satış ile ilgili olduğunu beyan ettiği, aynı hususta son duruşmada da beyanda bulunduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında alınan rapor ve ek rapor kapsamında davacının söz konusu tekne ile ilgili olarak kar kaybının 1.200.000,00 euro olduğu; ancak davacı tarafça bu tekne ile ilgili talep miktarının 1.196.500,00 euro olduğu, 1.196.500,00 eurodan davacının yapmaktan kurtulmuş olduğu gider toplamı olan 39.000,00 euro mahsup edildiğinde davacının isteyebileceği miktarın 1.157.500,00 euro olduğunun tespit edildiği, davacının davalıya gönderdiği 20.05.2011 tarihli ihtarnamede söz konusu miktarın ödenmesi için ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 iş günü süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 20.05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 04.06.2011 tarihinde temerrüde düştüğü, davacının bir diğer talebi de karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle 5.000,00 TL olup bozma ilamından önce alınan 08.01.2013 ve 15.08.2013 tarihli bilirkişi heyet raporlarında da belirtildiği üzere, davacının tekne satışından dolayı kar kaybı talebi müspet zarar istemine ilişkin olup karşılıksız kalan yatırımlar nedeniyle talep edilen tazminatın ise menfi zarar kapsamında kaldığı, müspet ve menfi zararın birlikte istenilmesi mümkün olmadığından karşılıksız kalan yatırımlardan kaynaklanan tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının denkleştirme tazminatı talebi de bulunmakta ise de çok sınırlı bir kitleye hitap eden ve sözleşmenin yürürlükte kaldığı yaklaşık 15 ay boyunca bozma ilamında da belirtildiği üzere münhasır satıcılık hakkının ihlali niteliğinde olan sadece 1 tekne (...-RPH kodlu tekne) satışı yapıldığından, satışı yapılan 1 adet tekne nedeniyle ve aynı kişiye (alıcıya) sözleşmenin geri kalan bölümünde tekrar tekne satışı yapılması pek imkan dahilinde bulunmadığından denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.157.500,00 euronun 04.06.2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenecek en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilemesine, davacının fazla taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tek satıcılık sözleşmesine dayalı tazminat ve alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere taraflar arasında, davacının dağıtıcı, davalının imalatçı tayin edildiği 10.01.2010 tarihli 3 yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi imzalanmış, davacı, Türkiye'de münhasır tek yetkili satıcı olarak yetkilendirilmiştir. Sözleşme hükümlerine bakıldığında, davacı dağıtıcı, satışını gerçekleştireceği ürünleri davalı imalatçıdan belirlenen oranlarda indirimli fiyatıyla satın alacaktır.
Davacı vekili, davalının münhasırlığı ihlal edip Türkiye’deki alıcılara doğrudan satış yaptığı halde 07.04.2011 tarihli ihtarla sözleşmeyi haksız feshettiğini, davalının, müvekkiline tanınmış olan münhasırlığı ihlal ederek Türkiye bölgesindeki alıcılara doğrudan satış yaparak sözleşme ile müvekkiline tanınan kâr gelirlerinden mahrum kalmasına neden olunduğunu ileri sürerek dava dilekçesinde belirtilen diğer tekneler dışında dava konusu ... RPH kodlu teknenin de münhasırlık ihlal edilerek satıldığı ve müvekkilinin zarara uğradığını iddia etmiştir.
Dava konusu ... RPH kodlu tekne için taraflar arasındaki listede belirlenen fiyat 6.000.000,00 euro, temel indirim oranı %20 olarak görülmektedir. Bu fiyat ve indirim oranı tarafların bu sözleşmeye uygun davranması halinde kararlaştırılmış fiyattır. Ancak Dairemizin 06.03.2023 tarihli bozma ilamında kabul edildiği üzere davalının ... RPH kodlu teknenin müşteri kabul formunda adı ... ... ... olarak belirtilen firmaya satışı, davacının münhasır satıcılık hakkını ihlal etmiştir ve davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda Mahkemece, davacının zararı belirlenirken davalı ile dava dışı kişiler arasındaki satış sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturaya yansıyan satış bedelinin hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Sözleşme şartlarına uyulması halinde dava konusu tekne ile ilgili iskonto oranı %20 olarak gösterilmiştir. Ancak bu iskonto oranı davacının mutlak kâr oranı anlamına gelmeyip sözleşme koşullarına uyularak yapılacak olan satışta kâr oranında hareket alanı sağlamak içindir. Yoksa söz konusu fiyatı garanti ettiğinden söz edilemeyecektir. Bu durumda Mahkemece, bilirkişi heyetince satış tarihi itibariyle dava konusu ... RPH kodlu teknenin ortalama rayiç satış değeri tespit ettirilerek iskonto oranı ile rayiç satış bedeli arasındaki farkın kar oranı olarak belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1177423500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz