Örtülü sermaye niteliğindeki ortak alacağı sermayeye eklenmedikçe talep edilebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6624 E. 2025/5672 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirket defterlerinde kayıtlı, hisse satışları/finansman planından kaynaklanan ortak alacağı fiktif sayılamaz; şirketin özkaynaklarını yitirmesi nedeniyle örtülü sermaye olarak nitelendirilebilse dahi, genel kurulca sermayeye eklenmedikçe ortak bu alacağı talep edebilir. Ödünç para borcunda muacceliyet/temerrüt TBK'ya göre belirlenir ve yabancı para alacağının TL'ye çevrilmesi ancak iki tarafın anlaşmasıyla geçerlidir; likit alacakta icra inkar tazminatına hükmedilir.
Ele alınan sorunlar
Ortak alacağının gerçekliği (fiktif olup olmadığı) → kabul
İddia: Davalı, davacı ortağın alacağının fiktif/görünürde bir alacak olduğunu, hisse alım-satımları yoluyla ortaklara sağlanan finansmandan kaynaklandığını ve ortağın bu tutarı şirkete ödemekle yükümlü olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Bilirkişi raporlarına göre davacının alacağı fiktif bir para olmayıp, grup şirketleri finanse etmek amacıyla uygulanan finansman planı ve hisse satışlarından kaynaklanmış, şirket ticari defter ve kayıtlarında davacı lehine alacak olarak kaydedilmiştir; yönetim kurulu başkanının 01.10.2014 tarihli e-postası da davacının şirkete ödünç para verdiğini doğrulamaktadır. Havale makbuzlarında açıklama bulunmaması, defterlerdeki alacak kaydı karşısında sonuca etkili değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Örtülü sermaye savunmasının alacağı talep hakkına etkisi → ret
İddia: Davalı, şirketin özkaynaklarını yitirmiş olması nedeniyle ortak alacağının örtülü sermaye sayılacağını ve talep edilemeyeceğini savunmuştur.
Gerekçe: Şirket ödenmiş sermayesini tamamen kaybedip özkaynaklar negatife döndüğünden ortak alacakları finansal açıdan örtülü sermaye olarak nitelendirilebilirse de, bu niteleme alacağın ortak tarafından talep edilemeyeceği anlamına gelmez; örtülü sermaye kavramı vergi uygulamasına yöneliktir ve tutar genel kurul kararıyla sermayeye eklenmediği sürece ortak alacağı olarak kabul edilir. Alacak uzun süre sermayeye eklenmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Muacceliyet, temerrüt ve alacağın TL'ye çevrilmesi → kabul
İddia: Davalı, alacağın muaccel olmadığını ve yönetim kurulu kararıyla USD alacağın TL'ye çevrildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunduğundan muacceliyet ve temerrüt TBK'ya göre belirlenir; davacının ihtarnamesinin tebliğinden itibaren TBK 392 uyarınca altı haftalık sürenin dolmasıyla alacak muaccel olmuş ve temerrüt gerçekleşmiştir. USD cinsi ödünç alacağının yönetim kurulu kararıyla TL'ye çevrilmesi ancak iki tarafın anlaşmasıyla mümkün olup, davacının muvafakati bulunmadığından bu işlem geçerli değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
İcra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı → kısmi kabul
İddia: Davalı, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı şartlarının bulunmadığını ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Davalı defterlerinde kayıtlı bulunan alacak likit nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı şartları oluşmuştur. Reddedilen miktar açısından davacının kötüniyetle takip yaptığı kabul edilemeyeceğinden kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Örtülü sermaye niteliğindeki ortak alacağının sermayeye eklenmedikçe talep edilebilirliği ve yabancı para ödünç alacağının tek taraflı TL'ye çevrilemeyeceği açısından emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü sermaye↗ ödünç sözleşmesi↗ muacceliyet / temerrüt↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ likit alacak↗ yabancı para borcu↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6624 E. , 2025/5672 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1900 Esas, 2024/1435 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/201 E., 2021/472 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.09.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ... A.Ş.'de %15,15 oranında ortak olduğunu, diğer ortaklar ...'nin %15,15 payı, ...'ın %69,70 payı bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete 13.264.764 USD borç verdiğini, bu ödemenin şirket kayıtlarına işlendiğini, şirketin 02.03.2018 tarihli bağımsız denetim raporunda (40. sayfa) 13.264.764,00 USD'nin TL cinsinden gösterilmesi üzerine şirkete 02.05.2018 tarihli ihtar gönderilerek borcun hangi vade ve ne şartlarda alındığı, faiz ödenip ödenmediği, geri ödenmesi için ne gibi tedbir alındığının sorulduğunu, davalının 11.05.2018 tarihli cevabında müvekkilinin şirketten olan 13.264.764,00 USD alacağının fiktif bir alacak olduğunu, ortak alacaklarının 2014 ve önceki yıllarda enerji şirketine koymaları gereken sermaye tutarlarının fonlanması için ..
A.Ş. tarafından kendilerine ödenen tutarlar olduğunu, 2014 yılında ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin satışı nedeniyle ortakların aldığı hisse bedellerinden yaklaşık 90.000.000,00 USD'nin ortakların hisseleri oranında ... A.Ş.'nin daha önce kendilerine yapılan ödemeler için alınan kredilerin kapatılması nedeniyle geri verildiğini, 31.03.2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla bu alacağın alış tarihindeki TL karşılığı üzerinden takip edilmesine karar verildiğini, yapılacak genel kurulda bu alacağın sermayeye ilavesi için genel kurul onayına sunulmasının planlandığının bildirildiğini, müvekkilince davalıya gönderilen 16.05.2018 tarihli cevabi ihtarla alacağın sermayeye eklenmesine itiraz edileceği, alacağın şirkete verildiği günden ödeme gününe kadar işleyecek ticari faiziyle birlikte 3 iş günü içinde ödenmesinin istenildiğini, davalının 25.05.2018 tarihli cevabi ihtarla ödemeyi reddettiğini, bunun üzerine 13.264.764,00 USD asıl alacak, 259.480,59 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.524.244,59 USD'nin tahsili için davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazında davacının "sermaye açığının giderilmesi için para konulduğunu" kabul ettiğini, 11 ve 25 Mayıs tarihli yazılarda paranın kaynağının 2014 yılında ...
A.Ş. ve ... A.Ş.'nin satışı sonucu ortaklara hisseleri karşılığı ödenen 90.000.000,00 USD'nin ortaklar tarafından enerji şirketlerine sermaye olarak konulması için davalı şirkete geri ödenmesi olarak açıklandığını, davalının davacıya önce borç verdiğini, ardından bu bedeli tahsil ettiğini iddia ettiğini, davalının 13 milyon USD'yi şirket defterlerine işlemeden müvekkili ve diğer ortaklara vermesinin mümkün olmadığını, bu açıklama doğru olsaydı müvekkili tarafından şirkete verilen paranın ortak alacağı olarak değil, ortağın şirkete olan borcun ödenmesi olarak kayıt edileceğini, davalının "örtülü sermaye" itirazının da yerinde olmadığını, ortakların şirkete borç verme iradesiyle hareket ettiklerini ileri sürerek icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ortak alacaklarının USD'den TL’ye dönüşümünde şirket ortakları arasında eşit işlem ilkesine riayet edildiğini, davacı dışında büyük alacaklı ... ile diğer ortak ...'nin alacak talep etmediğini, fiktif alacağın doğduğu tarihten bu yana davacının müvekkilinden alacağını talep etmediğini, davacının alacağının kaynağının, ortaklar ve grup şirketler arasındaki hisse alım satımları olduğunu, davacının enerji şirketlerine koyması gereken sermayeyi kendi kaynağından koymayıp ... A.Ş.’nin kaynaklarını kullanmak suretiyle temin ettiğini, ... A.Ş.'nin hissedarlarının ihtiyacı olan sermayeyi kendi kaynaklarından nakit olarak ödeme imkanlarının olmaması nedeniyle fon yaratmak amacıyla ...
hisselerinin primli olarak müvekkili ... A.Ş.'ye satıldığını, böylece ... A.Ş. için fon yaratıldığını, ... A.Ş.'nin ortaklara bu bedelleri ödeyebilmesi için kredi kullanıldığını, davacının alacağının görünürde bir alacak olduğunu, bütün ortakların rızası ile yapıldığını, davacının iddia ettiği alacağının 13,5 milyon USD olduğunu; ancak bu tutarın 11.075.060,00 USD'sinin fiktif bulunduğunu, ... A.Ş.'nin özsermayesi içinden kendi bilgisi dahilinde çekilen ve daha sonra sermaye artışında kullanılmak üzere verilen tutar olduğunu, davacının fazladan aldığı 11.075.060,00 USD tutara finansman giderleri de eklendiğinde yaklaşık %50 fazlası ile şirket sermaye artışına iştirak etmesi gerektiğini, davacının YK başkanı ...’ın yazdığı bilgi e-postasına itiraz etmediğini, gerçek bir alacak olmadığını bildiğini, tutarın ilk etapta döviz cinsinden gösterilmesinin nedeninin çekilen kredilerin döviz cinsi olmasından kaynaklandığını, şirketler arasında örtülü olarak davacı için kaynak yaratıldığını, ortağın bu tutarı şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, alacağın muaccel hale gelmediğini, icra inkar tazminatının şartları oluşmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu icra takibinin başlatıldığı 21.12.2018 itibarıyla davalı şirketteki hisse yapısının ... %69,70, ... %15,15 ve davacı %15,15 pay sahibi iken 17.07.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararı sonunda ... %80,66, ... %9,67 ve davacının %9,67 pay sahibi olduğu, davalının 2013-2018 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının bilirkişilerce incelendiği, şirket kayıtlarında 26.12.2018 tarihinde 13.005.194,27 USD davacı ... ve ... hisse fiyat farkı iade bedeli kaydı bulunduğu; alacağın, davalı şirkete 21.08.2014-22.04.2015 tarihleri arasında gönderilen havalelerden kaynaklandığı; davalının alacağın fiktif olduğunu savunduğu, davalı şirketin ve grup şirketi ...
A.Ş.’nin ortaklık yapısının aynı olduğu, mahkemece yapılan özvarlık tesbiti neticesi alınan rapora göre ... hisselerinin rayiç değerinin 344.000.000,00 USD olarak belirlendiği, bu şirketin nominal hisse değerinin gerçekte 34.000.000,00 TL iken, hisselerin rayiç değerinin 344.000.000,00 USD olarak tespitine bağlı olarak, ... A.Ş. ortaklarından, şirketteki hisselerini primli olarak satın aldığı, böylece o şirketin davalı şirketin aktifine “Bağlı Ortaklık/lştirakler” hesabına borç olarak kaydedilirken, ortaklara alacak kaydedildiğini, bu işlemle davacının ... hisselerinin nominal bedeli 4.087.175,00 TL iken davacı hisselerinin davalı şirkete 40.055.136,53 TL’ye satıldığı, davalı şirketin kendi ortaklarından satın aldığı ...
hisselerinin bedelini ödeyebilmek için bankalardan kredi kullandığı, davalının ... ortaklarından şirket hisselerini primli olarak satın aldığı, bankalardan kredi kullanarak hisse bedellerini ... A.Ş. ortaklarına (ve davacıya)ödediği, aynı zamanda davalının da ortakları olan bu kişilerin primli hisse satışı ile finansman kaynağı elde ettiği ve elde edilen bu finansmanın da neredeyse tamamının yine grup şirketlere sermaye olarak konulduğu, daha sonra ... şirketinin hisselerinin 147.584.366,00 USD’ye alıcı bulduğu, hisselerin davalı şirketin aktifinde 344.000.000,00 USD olarak kayıtlı olduğundan ve teklif edilen bedelle satışı halinde davalı açısından zarar doğacağından, davalının aktifinde bulunan ...
A.Ş. hisselerinin ortaklara payları oranında iade edildiği, buna karşılık ortaklardan, grup şirketlerinden olan ... Gayrimenkul A.Ş.’deki hisselerin takas usulü ile alındığı, bu işleminin yönetim kurulunun 22.07.2013 tarihli kararıyla yapıldığı, ... hisselerinin 07.11.2014 tarihinde ... A.Ş.’ye satıldığı, davacının ... hisselerini 45.482.510,00 TL’ye geri aldığı, buna mukabil ... Gayrimenkul A.Ş. hisselerini 45.408.660,00 TL’ye davalı şirkete devrettiği, davalı şirkete ve grup şirketlere finansman sağlamak için yapılan bu işlemler neticesinde, davacıya sağlanan bir kaynak olmadığını, sağlanan finansman kaynağının enerji şirketlerinin sermayesine aktarıldığı, ... A.Ş. ve ... A.Ş.’nin satışına ilişkin olarak davalı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından şirket ortakları davacıya ve dava dışı ortağa gönderildiğinin tespit edildiği, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...'ın davacı ve diğer ortağa 01.10.2014 tarihinde gönderdiği e-posta dikkate alındığında, davacının alacağının, ...
A.Ş’nin hisselerinin primli olarak satışından değil, ... A.Ş. ve ... A.Ş.’nin fiili satışından elde edildiği, bu satıştan davacının payına düşen bedelden kaynaklandığı, işlemlerin dayanaklarının bulunduğu, davalı tarafın açıklanan işlemlerin gerçek olduğunu kabul ettiği, davacı alacağının davalı şirket yönetiminin grup şirketlerini finanse etmek için uyguladığı finansman planı sonucu oluştuğu, her iki bilirkişi raporunda da davacının alacağının fiktif bir para olmadığı, hisse satışından elde edildiğinin belirlendiği, davalının paranın örtülü sermaye olduğu savunması hakkında, takip tarihinin 21.12.2018 olduğu, şirketin takipten önceki son hesap döneminin 31.12.2017 tarihli dönem olduğu, 2017 yılı Bağımsız Denetim Raporundan, 31.12.2017 tarihli özkaynakların (-)522.937.139 TL, 31.12.2016 tarihli özkaynakların ise (-)405.550.351 TL olduğu;
şirketin ödenmiş sermayesini tamamen kaybedip özkaynaklar negatife döndüğünden, ortakların şirketten olan alacaklarının Kurumlar Vergisi Kanunu gereğince örtülü sermaye olarak nitelendirileceği; ancak ortağın şirketten olan alacağının örtülü sermaye niteliğinde olması, bu alacağın ortak tarafından talep edilmeyeceği anlamını taşımadığı, davalının 22.04.2015 tarihinde hesabına gelen 20.281.451,92 TL davacı ortağın alacağını, takip tarihi olan 21.12.2018 tarihine kadar yapılan 3 ayrı genel kurulda sermaye artışı olarak şirket sermayesine eklemediği, 01.06.2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla USD olarak takip edilen alacakların 21.08.2014 tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrildiği, davacının takipten sonra 17.07.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla şirket tarafından sermaye artışına gidildiği, şirket yönetiminin finansman planı sonucu ortaya çıkan yüksek miktardaki ortak alacaklarının finansal açıdan örtülü sermaye olarak görülebileceği, uzun süre şirkette kaldığı, VUK'taki örtülü sermaye kavramının vergi uygulamasına yönelik olduğu, örtülü sermaye olarak nitelendirilebilen bu tutarların sermayeye eklenmesinin ortakların alacakları kararlara bağlı olduğu, eğer tutar sermayeye eklenmiyorsa ortak alacağı olarak kabul edilmesi gerektiği, ...'ın gönderdiği 01.10.2014 tarihli e-postadaki ifadelerin davacının şirkete ödünç para verdiğini doğruladığı, davacının 16.05.2018 tarihli ihtarnameyle 13.264.764,00 USD’nin ticari faiziyle birlikte 3 gün içinde ödenmesini istediği, ihtarnamenin 21.05.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392.
maddesi uyarınca 6 haftanın 02.07.2018 tarihinde sona ereceği ve 03.07.2018 tarihinde alacağın muaccel olduğu, aynı tarihte temerrüdün oluştuğu, şirket ortaklarının şirketten olan alacaklarının USD'den TL'ye çevrilmesine ilişkin 01.06.2018 tarihli yönetim kurulu kararının oybirliğiyle alındığı, ödünç sözleşmesine konu paranın TL’ye çevrilmesinin ancak iki tarafın anlaşmasıyla mümkün olacağı, davacının muvafakati bulunmadığından işlemin geçerli olmadığı, davalının mahkeme heyetini reddi talebi hakkında, davacının davalı şirketin kuruluşundan beri şirket yönetim kurulunda yer almadığı, şirkette fiilen çalışmadığı, şirketin finansal planlamaları (hisse alım-satım-devir-finansal kaynak yaratma) konusunda söz sahibi bulunmadığı gözetilerek isticvap talebinin reddedildiği, davalı tarafın talebi üzerine davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın duruşmada dinlenildiği, bilirkişi raporları arasında çelişki olmadığından yeni bir heyetten rapor alınmasının kabul edilmediği ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunduğu gerekçesiyle davalının icra takibine itirazının 13.005.194,27 USD asıl alacak, 259.480,59 USD işlemiş faiz olmak üzere 13.264.674,86 USD üzerinden iptali ile takibin devamına, fazla istemin reddine, 13.005.194,27 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmesine, hüküm altına alınan 13.264.674,86 USD karşılığı (kur 5,26-TL) 69.772.189,4 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ödünç sözleşmesi olduğu, şirket ve ortağı arasındaki davaya konu ilişkide, adi ortaklık hükümlerinin uygulanması imkanının bulunmadığı, davalı vekili, istinaf başvurusunda, dava dışı ...'un e-postasının davalı şirket adına gönderilmediğini, kardeşler arasındaki bir finansman sistemi geliştirildiği itirazında bulunmuş ise de e-postada yazılı hususların aynen davalı şirket ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun tespit edilmesine göre davalının itirazları sonuç olarak davacının davalı şirkete ödünç para verdiği gerçeğini değiştirmeyeceği, ikinci bilirkişi raporundaki tespitlere göre de davalının defterlerinde kayıtlı bulunan alacağın fiktif olmadığı, örtülü sermaye olarak kabul edileceği halde de şirket sermayesine uzun zaman eklenmediği gözetildiğinde davacının alacağını talep hakkını engellemeyeceği sonucuna varılmasında isabetsizlik görülmediği, davacının, ticari defterlerde USD cinsi kayıt edilip takip edilen alacağının davalı şirketin 01.06.2018 tarihli kararıyla TL'ye çevrilerek kayıt edildiği, bu işlemin ancak ödünç sözleşmesinin iki tarafının kabulü ile yapılabileceği, bu hususta davacının onayı ve muvafakatı bulunmadığından geçerli olarak kabul edilemeyeceği, davalı vekili bu konuda Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına dayanmış ise de dava konusu ödünç sözleşmesi ve yapılan tüm işlemlerin kararın yayımından önceki tarihlerde tamamlanmış yabancı para borcu olduğu, kararın kapsamı konusundaki değerlendirme mahkemece yapılabileceğinden iki bilirkişi raporunda bu hususta farklı görüş bildirilmesinin yeni bir heyetten rapor alınmasını gerektirmediği, taraflar arasında ödünç sözleşmesinin varlığı tespit edildiğinden muacceliyet ve temerrüt halinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre belirleneceği, davacının davalıya gönderdiği ve alacağını talep ettiği 16.05.2018 tarihli ihtarnamenin 21.05.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, buna göre 6 haftalık sürenin 03.07.2018 tarihinde dolduğu, bu tarihten itibaren, takip tarihi olan 21.12.2018 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işlemiş faizin de bilirkişi raporunda 385.327,87 USD olarak hesaplandığı, icra takibinde 259.480,59 USD talep edildiğinden davacının talebiyle bağlı sayılması gerektiği, havale makbuzlarında bir açıklama olmasa da davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında davacı lehine bu havaleler nedeniyle alacak kaydı bulunduğu belirlenmekle havale makbuzunda açıklama olmamasının sonuca etkisi bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu, davacının ikinci bilirkişi incelemesine gerek olmadığı beyanının bilirkişi delilinden vazgeçme sayılamayacağından, davalı için usulü müktesep hak teşkil edecek bir vazgeçme beyanı bulunmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği, davalı defterlerinde kaydı bulunan alacak likit nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı şartlarının bulunduğu, reddedilen miktar açısından davacının kötüniyetli olarak takip yaptığı kabul edilemeyeceğinden kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, 25.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1177411900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz