6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haklı fesihte müspet zarar (kar kaybı) talep edilemez; ispatlanamayan harcama reddedilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/1012 E. 2025/5986 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Sözleşmede kısmi ödemeler ruhsat devri şartına bağlanmamışsa, alıcının vadesinde ödememesi karşı tarafa haklı fesih hakkı verir; haklı feshedilen sözleşmede taraf müspet zarar (kar kaybı) talep edemez ve somut olarak ispatlanamayan iyileştirme/harcama bedelleri reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin haklı feshi ve müspet zarar (kar kaybı) talebi → ret

İddia: Davacı, bakiye ödemelerin ruhsat devri şartına bağlı olduğunu, davalının muaccel olmayan bir ödemeye dayanarak sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu ve kar kaybı ile harcamalarını talep edebileceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Protokolün 3. maddesinde ödeme takviminde ruhsat devri tarihinde kalan ödeme denmişse de, protokolün devam eden maddelerinde ödeme koşulunun ruhsat devrine bağlı olmadığı açıktır. Bu durumda davacının kararlaştırılan 28.05.2018 tarihli taksidi ödememesi sebebiyle davalı sözleşmeyi haklı sebeple feshetmiştir; haklı feshedilen sözleşmede davacı müspet zarar kapsamında kar kaybını talep edemez. İyileştirme bedeli talepleri somut ve sabit olmadığından reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ödeme koşulunun ruhsat devrine bağlı olmadığı sözleşmede temerrüde düşen tarafa karşı haklı fesih ve haklı feshte müspet zarar talep edilememesi açısından emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı fesih müspet zarar / kar kaybı temerrüt terditli dava / ıslah

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/1012 E.  ,  2025/5986 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/807 Esas, 2024/1978 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/548 E., 2019/1016 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında maden ruhsatının işletilmesi ve devrine dair 15.01.2018 tarihli sözleşme ve protokol imzalandığını, protokol gereği davalıya ön ödeme olarak elden 30.000,00 USD'nin ödendiğini, davacının tüm harcamaları kendisi karşılayarak maden sahasında arama çalışmaları yaptığını ve maden sahasının şartlarını iyileştirdiğini, davalı şirketin, davacının taleplerine rağmen, sevk fişlerini vermediğini, sonrasında, davalının davacıya çektiği ihtarname ile 28.05.2018 tarihinde ödenmesi gereken 25.000,00 USD'nin ödenmediğini ve 1 gün içerisinde ödemenin yapılmasını aksi halde sözleşmenin feshedileceğini ihtar ettiğini, davalının davacıya çektiği ihtarda talep ettiği ödemenin muaccel olmadığını, 30.000,00 USD ön ödeme haricinde bakiye ödemelerin "ruhsat devri" şartına bağlandığını, davalının, maden ruhsatını davacıya devretmesi gerekirken, maden sahası ve ruhsatının devrine ilişkin başka bir şirketle sözleşme imzaladığını, dava konusu maden ruhsatının davacıya devredilmesi gerektiğini, devrin gerçekleşmesinin mümkün olmaması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58.

maddesi uyarınca kişilik haklarının zarara uğraması nedenine dayalı manevi tazminatın ve sözleşmeye konu sahanın iyileştirilmesi nedeniyle harcadığı bedellerin tahsiline hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek sözleşmeye konu işletme ruhsatının davacıya devrine karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, verdiği tam ıslah dilekçesi ile terditli olarak ikame edilen davanın konusunun ikinci talepleri olan tazminat ödemesi olarak tam ıslah edildiğini belirtmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; anılan sözleşme uyarınca maden sahasının davacıya devredildiğini, devri gerçekleşene kadar maden sahasının davacı tarafından çalıştırılması ve işletilmesinin sözleşmenin hükümleri arasında olduğunu, ayrıca davacının, davalıya devir bedeli olarak 155.000,00 USD ödeyeceğinin, bu paranın 30.000,00 USD'si 28.01.2018 tarihinde, bakiye 125.000,00 USD'nin ise 28.05.2018 tarihinden itibaren 5 taksit halinde ödeneceğinin de kararlaştırıldığını, ancak davacının devraldığı sahayı daha yüksek bedelle başka bir şirkete devretmeye kalktığını, davalının, davacı tarafından aldatıldığını anladığını, bunun üzerine muaccel hale gelen bakiye ödemeler için davacıya ihtarname keşide ettiğini, ihtarnameden sonuç alınamayınca sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini ve sahanın devri için davacının anlaşmaya çalıştığı şirket ile sözleşme imzalandığını, davalının, davacının sahada kaçak üretim yapıp yapmadığını bilmediğinden aldığı 30.000,00 USD'yi de davacıya iade etmediğini, 30.000,00 USD'nin davacıya verilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, davacının sair taleplerinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, sair taleplerinin fahiş ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemece verilen kesin süreler içerisinde davacının yaptığı harcamaları ispatlayamadığı, 30.000,00 USD ön ödemenin ise davalı tarafından davacıya verilmediğinin ve davacıya iade edileceğinin ikrar edilmesi nedeniyle kabul edildiği, her ne kadar protokolün 3.maddesinde ödeme takviminde ruhsat devri tarihinde kalan ödeme denmişse de, protokolün devam eden maddelerinde ödeme koşulunun ruhsat devrine bağlı olmadığının açık olduğu, bu durumda davacının protokol uyarınca kararlaştırılan 28.05.2018 tarihli taksidi ödememesi sebebiyle, davalı tarafça sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, bu itibarlada davacının müspet zarar kapsamında kar kaybını talep edemeyeceği, davalının, dava konusu sözleşmenin feshinden sonra ruhsat sahasının devrine ilişkin başka bir şirketle anlaşma yaptığı, davalının bu konuda da kötüniyetli davrandığının ispatlanamadığı, bu nedenlerle davacının başlangıçta ön ödeme olarak ödediği 30.000,00 USD'nin iadesini talep edebileceği, ancak iyileştirme bedeli taleplerinin somut, sabit olmadığı, kar kaybı talebinin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 USD'nin harç yatırma tarihinden itibaren işleyecek USD faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, sair tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, maden sahası ve ruhsatının devrine ilişkin davalı ile akdedilen sözleşmenin davalı tarafından feshedilerek maden sahasının başka bir şirkete devredilmesi nedeniyle davacının, davalıya ödediği 30.000,00 USD ön ödemenin ve maden sahasının çalıştırılması ve iyileştirilmesi için yaptığı harcamaların ve uğradığı manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, 30.000,00 USD ön ödeme haricindeki maddi ve manevi zararın tazmini şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1177185300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/807 E. 2024/1978 K.

Maden sahası devir protokolünde taksitli ödeme ruhsat devrine bağlı değildir

Gerekçe özeti

Devir sözleşmelerinde ödeme takviminin bir maddede devir tarihine bağlı gösterilmesi, sözleşmenin diğer hükümleriyle (özellikle devirden vazgeçme/cayma hâllerini düzenleyen maddelerle) birlikte değerlendirilerek taksitlerin bağımsız vade tarihlerine bağlı olduğu sonucuna ulaşılabilir; bu durumda taksitin ödenmemesi temerrüt oluşturur ve karşı tarafın yaptığı fesih haklı kabul edilir. Haklı fesih hâlinde temerrüde düşen taraf müspet zarar (kâr kaybı) veya menfi zarar talep edemez; harcama/iyileştirme bedeli talepleri de belgelendirilmedikçe kabul edilmez.

Emsal değeri

Devir sözleşmelerinde ödeme takviminin sözleşmenin bütünü içinde yorumlanarak taksitlerin devir şartına bağlı olup olmadığının belirlenmesi ve temerrüde bağlı haklı fesih hâlinde müspet/menfi zarar talebinin reddi yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: müspet zarar menfi zarar temerrüt haklı fesih muacceliyet terditli dava ıslah

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/807

KARAR NO 2024/1978

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/12/2019

NUMARASI 2018/548 Esas - 2019/1016 Karar

DAVA

Alacak (Ticari İşletmenin Devrinden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında Adıyaman Tut ilçesi civarında 1 adet IV. Grup arama maden ruhsatının işletilmesi ve devrine dair 15.01.2018 tarihli sözleşme ve protokol imzalandığını, protokol gereği davalıya ön ödeme olarak 30.000-USD ödediğini,sahaya ilişkin işlemlerin yapılabilmesi için adına Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu 22.01.2018 tarihli vekaleti ...'a verdiğini, davacının tüm harcamaları kendisi karşılayarak sahada arama çalışmaları yaptığını, saha şartlarını iyileştirdiğini, sevk fişleri davalı şirketten defalarca talep edilmesine rağmen çeşitli bahane ve oyalamalarla verilmediğini, davalının Beyoğlu ... Noterliği’nden 29.05.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile 28.05.2018 tarihinde ödenmesi gereken 25.000-USD'nin ödenmediği ve 1 gün içerisinde ödemenin yapılmasını aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini,davalı tarafından ihtarda talep edilen ödemenin muaccel olmadığını, 30.000-USD ön ödeme haricinde bakiye ödemelerin "ruhsat devri" şartına bağlandığını, davalının ...

Madencilik ile aynı sahanın satışına ilişkin 25.05.2018 tarihinde ruhsat devir sözleşmesi ve saha devir protokolü imzaladığını, sözleşmeye konu işletme ruhsatının davacıya devrine karar verilmesini, ruhsat devrinin her hangi bir nedenle yapılmaması ve/veya yapılamaması halinde; sözleşmeye konu sahanın iyileştirilmesi adına yaptığı çalışmalar nedeniyle harcadığı bedellerin, vekil edeninin sahayı elde edememesinden dolayı uğradığı maddi ve manevi zararların tespiti ile en yüksek avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 16.07.2018 tarihli dilekçesinde, dava değerinin 500.000 USD olduğu belirtilerek 13.07.2018 tarihinde harcı yatırılmış,05.12.2019 tarihli ıslah dilekçesinde, dava konusu maden sahasının 10.07.2019 tarihinde resmi olarak devir edilmesi nedeniyle terditli olarak ikame edilen iş bu davanın konusunu tazminat ödemesi olarak tam ıslah edildiğini, müvekkilin uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 15.01.2018 tarihli maden sahasının devrine dair sözleşme ve aynı tarihli protokol uyarınca maden sahasının davacıya devredildiğini, sözleşmenin 2. maddesi uyarınca maden sahasının devri gerçekleştirilene kadar davacı tarafından çalıştırılması ve işletilmesinin sözleşmenin konusu olduğunu, sözleşmenin imza tarihinden itibaren 2 yıl süreli olduğunu,davacının davalıya devir bedeli olarak 155.000-USD ödeyeceği, bu paranın 30.000-USD'si 28.01.2018 tarihinde, bakiye 125.000-USD 'nin ise 28.05.2018 tarihinde başlamak üzere 5 taksit halinde ödeneceğini, davacının 155.000-USD'ne devraldığı sahayı ...AŞne devretmeye kalktığını, ancak henüz ruhsat kendisine devredilmediğinden vekil eden şirket tarafından yapılması gerektiğini, orada hazırlanan sözleşmeye imza attırıldığını, imzadan sonra sözleşmeyi okuyunca 1.000.000-USD ipotek verme yükümlülüğü olduğunu görünce davacı tarafından aldatıldığını anladığını,ipotek vermeyeceğini davacıya bildirdiğini ve bakiye ödemeler için davacıya ihtarname keşide ettiğini, davacı ödeme yapmadığı için 16.07.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirdiğini, davacının talebinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, talebin fahiş ,haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, taraflar arasında öncelikle 20/12/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15/01/2018 tarihli protokol ve bu protokol ile taraflar arasında Adıyaman ili Tut ilçesi civarındaki 1 adet IV. grup arama, maden sahasının tüm hakları ile birlikte devredilmesi, protokolün 3.maddesi ile devir bedeli 155.000-USD olarak kararlaştırıldığı, ödeme takviminin ön ödeme 30.000-USD, işletme ruhsat devri tarihinde kalan ödemelerde; 28/05/2015 tarihinden başlamak üzere 25.000-USD bedelli 5 taksit halinde belirlendiği, taraflar arasında maden sahasının devri gerçekleşene kadar çalıştırılması, işletilmesi ve değerlendirilmesi konulu 15/01/2018 tarihli sözleşme imzalandığını, ...'e yazılan teskereye verilen cevapta;

ilgili maden ruhsatının ...A.Ş.'ne 27/06/2019 tarihinde devredildiğinin bildirildiği, HMKnın 177 (1) madde uyarınca davada ıslah yapılmamış sayılmasına karar vermiş ise de, davacının zaten başlangıçta davayı terditli açarak ruhsat devri olmadığı takdirde tazminat ve ödenenin iadesini talep ettiğini, davacının, ruhsat devrinin gerçekleşmediğinden müspet zarar, iyileştirme bedeli ve davacıya yapılan ön ödemenin iadesini talep ettiği, 40.000-USD'ye yakın harcama yapıldığına dair hiçbir belge/delil sunulmadığı, Taraflarca kabul edilen sadece 30.000-USD'nin ön ödeme olarak davalıya ödendiği ve davalının bu bedeli iade edeceği hususundaki ikrarı olduğu, davacının, davalıya 15/01/2018 tarihli protokol kapsamında 30.000-USD ön ödeme yaptığı başka bedel ödemediği, davalının dosyada mübrez Beyoğlu ...

Noterliğinin 29/05/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 28/05/2018 tarihinde ödenmesi gereken 25.000-USD'nin ödenmesi istenildiği, 16/07/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ödeme yapılmaması gerekçesi ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, Hernekadar 15/01/2018 tarihli protokolün 3.maddesinde ödeme takviminde ruhsat devri tarihinde kalan ödeme denmişse de protokolün devam eden maddelerinde ödeme koşulunun ruhsat devrine bağlı olmadığının açıkça anlaşıldığı, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, bu itibarla da davacının müspet zarar kapsamında kar kaybı talep edemeyeceği, davalı ile 3.şahıs ...A.Ş. arasında dava konusu sözleşmenin feshinden sonra ruhsat sahasının 27/06/2019 tarihinde ...A.Ş.'ye devredildiği, ön ödeme olarak ödenen 30.000-USD bakımından davanın kabulüne ancak iyileştirme bedeli taleplerinin somut, sabit olmadığı nihayet kanıtlanamadığı,yasal olarak kar kaybı talep edemeyeceği gerekçesi ile bu taleplerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili,kararın dosyadaki maddi gerçekler ile hiç bir şekilde uyuşmadığını, mahkemenin davalının açık ikrarını yok saydığını, davalının cevap dilekçesinde ... Madencilik ile 25.05.2018 tarihinde sözleşme yaptığını ikrar ettiğini, davalının müvekkille yaptığı anlaşmadan kurtulmak için ... ile yaptığı anlaşmadan üç gün sonra 28.05.2018 tarihindeki sözde taksiti ileri sürerek anlaşmayı fesih ettiğini, ... Madencilik ile sözleşme konu saha dışındaki kendisine ait maden sahasının üzerine aldığı avansın teminatı olarak 500.000.-USD Maden İpoteği Sözleşmesi yaptığını, davalı 25.01.2019 tarihinde ... Madencilikle sözleşmeleri tekrar imzalayıp sahanın 27.06.2019 tarihinde ... Madenciliğe devredildiğini, mahkemenin protokolün devam eden maddelerinde ödeme koşulunun ruhsat devrine bağlı olmadığı gerekçesine nasıl ulaştığını anlamadıklarını, davalı şirket tarafından sahanın ruhsat devri müvekkile yapılmadığından, muacceliyet şartı gerçekleşmediğini,muaccel olmayan bakiye taksit ödemelerinin talep edilemeyeceğini, davalının açık kötü niyeti ve haksız kazanç elde etme somut verilerini ortaya koyan belgeleri görmezden gelerek verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu,devir nedeniyle tazminat hesabının yapılarak bedele hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, maden ruhsat devir sözleşmesi ve protokolü uyarınca maden ruhsat ve sahasının devri olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesi ve menfi ve müspet zararların tazmini davasıdır. Taraflar arasında 20/12/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15/01/2018 tarihli protokol imzalandığı ve bu protokol ile 20064094 ruhsat nolu maden sahasının tüm hakları ile birlikte ...'a devri kararlaştırılmıştır.Protokolün 3.maddesi ile devir bedeli 155.000-USD olarak kararlaştırılmış olup, ödeme takviminin 28/01/2018 tarihinde ön ödeme 30.000-USD, işletme ruhsat devri tarihinde kalan ödemelerde; 28/05/2015 tarihinde 25.000-USD, 28/06/2018 tarihinde 25.000-USD, 28/08/2018 tarihinde 25.000-USD, 28/09/2018 tarihide 25.000-USD, 28/10/2018 tarihinde 25.000-USD olmak üzere 5 taksit olarak belirlenmiştir.Aynı tarihte maden sahasının, davalı uhdesinden, davacıya devri gerçekleşene kadar çalıştırılması, işletilmesi konulu 15/01/2018 tarihli sözleşme düzenlenmiştir.

Devam eden süreçte davacı, davalıya protokol kapsamında 30.000-USD ön ödeme yaptığı, davalının Beyoğlu ... Noterliğinin 29/05/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 28/05/2018 tarihinde ödenmesi gereken ilk taksit için 25.000-USD'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 iş günü içerisinde ödenmesini talep ettiği ve yine her iki tarafın kabulünde olan ve davacının muacceliyet şartı oluşmadığından ödemediğini beyan ettiği üzere ilk taksitin ödenmediği, Beyoğlu ... Noterliğinin 16/07/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ödeme yapılmaması gerekçesi ile sözleşmenin feshedildiği davacıya bildirilmiştir. Uyuşmazlık öngörülen vadelerde ödeme yapılmasının ruhsat devri şartına bağlanıp bağlanmadığı noktasındadır.

15/01/2018 tarihli protokolün 3.maddesinde ödeme takviminin 28/01/2018 tarihinde ön ödeme 30.000-USD, işletme ruhsat devri tarihinde kalan ödemelerde; 28/05/2015 tarihinde 25.000-USD, 28/06/2018 tarihinde 25.000-USD, 28/08/2018 tarihinde 25.000-USD, 28/09/2018 tarihide 25.000-USD, 28/10/2018 tarihinde 25.000-USD olmak üzere 5 taksit olarak belirlenmiştir. Protokolün 4.2-maddesi " Sözleşme imza tarihinden itibaren 28/10/2018 tarihine kadar devralan tarafından herhangi bir sebeple devir alma işleminden vazgeçilmesi durumunda devreden tarafından alınan toplam ödeme olan 155.000- USD geri ödenmeyecektir.

4. 3- Sözleşme imza tarihinden itibaren devreden tarafından herhangi bir sebeple devir etme işleminden vazgeçilmesi durumunda devreden tarafından alınan toplam ödeme olan 155.000-USD ve yapılan tüm masraflar toplamı ile 100.000-USD cayma bedeli, en geç 2 ay içerisinde devralana nakit olarak ödenecektir." şeklinde düzenlemiştir.Bu maddelerde devir almakdan kaçınma halinde ne yapılacağına ilişkin hükümlere yer verildiği alınan bedelden tam devir bedeli 155.000-USD den söz edildiğine göre her iki maddenin tüm hükümlerlerle bir arada değerlendirilmesinde ,diğer yandan ödenecek taksit tarihleri açıkça zikredildiğinden ön ödemeden sonra kalan devir bedelinin belirlenen vadelerde yapılması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.Bu nedenle ilk derece mahkemesinin ödeme takviminde ruhsat devri tarihinde kalan ödeme denilmişse de protokolün devam eden maddelerinde ödeme koşulunun ruhsat devrine bağlı olmadığına ilişkin tesbitinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Davacı maden sahasının ve ruhsatın devrini bu mümkün olmadığı takdirde maden sahası içerisinde arama ve araştırma yaptığını, saha şartlarını iyileştirerek harita ve proje hazırlattığını ve bunlar için 40.000-USD harcadığını ileri sürmüş ise de masraflarına ait belge sunmamış,protokol kapsamında ön ödeme olarak davalıya ödediği 30.000-USD'nin iadesini ve ayrıca maden sahasının devredilmemesi ve sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle mahrum kaldığı kar kaybının müspet zarar olarak tazminini talep etmektedir. Dava konusu maden sahasının 10.07.2019 tarihinde resmi olarak dava dışı bir şirkete devredilmesi nedeniyle terditli olarak açılan davada uyuşmazlığın çözümünde bakılması gereken asıl konunun sözleşmenin haksız olarak feshedilip edilmediği ve borçlunun talep ettiği menfi ve müspet zarar kalemlerini istemekte haklı olup olmadığı hususudur.

TBK nın 112 maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür.125 maddede ise,borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç hak tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararın tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zarar talebidir.Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.

Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüte düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrütü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir." ( Yargıtay HGK nın 05.07.2006 tarihli, 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı ilâmı).

Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar.Sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder.Yukarıda açıklandığı üzere TBK 112 vd. maddelerinde zararın istenebilmesi borçlunun kusurlu olma şartına bağlanmıştır, Sözleşme hükümlerine bakıldığında ruhsat devri olmasa bile toplam ödemenin 155.000-USD olacağının ifade edildiği, tarafların iradesinin ödemelerin devamı yönünde olduğu anlaşılmakta olup davacı taraf ilk taksit olan 25.000-USD bedeli ödememekle kendisine çekilen ihtarname sonucunda temerrüde düşmüş olup devir bedeli taksiti davacı tarafından ödenmediğinden davalı tarafça yapılan fesih haklıdır.Haklı fesih nedeniyle davacının müspet veya menfi zararını istemesi mümkün olmayıp sözleşmenin 4.maddesi gereği harcamalar işletmeciye ait olup davacının yükümlülüğünde olduğu gibi harcamalar belgelendirilmediğinden ön ödemenin iadesi dışında davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın istinaf nedenleri yapılan fesih haklı olduğundan yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 54,40‬-TL harcın mahsubu ile kalan 373,20-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.