6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinde sözleşmeyi onaylayan şirketin husumeti

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/471 E. 2024/258 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bir bayilik/satış sözleşmesinin fiilen imzalanan tarafı ile o sözleşme kapsamındaki fatura, ihtarname ve icra takibi işlemlerini yürüten şirket farklı tüzel kişiliklere sahipse, sözleşmenin sonradan üçüncü bir şirket (ana/bağlı şirket) tarafından onaylanmış olması ya da şirketler arasında organik bağ, ortak yönetici veya sermaye bağlantısı bulunduğu iddiası, sözleşmelerin nispiliği ilkesi karşısında bu üçüncü şirketi sözleşmenin tarafı haline getirmez; bu durumda üçüncü şirket aleyhine açılan itirazın iptali ve tazminat davalarında pasif husumet, üçüncü şirket tarafından açılan davada ise aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davalar husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Husumet hususu bir itiraz niteliğinde olduğundan mahkemece re'sen incelenip karara bağlanması usule uygundur.

Ele alınan sorunlar

Asıl ve birleşen davada davalının pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı vekili; sözleşmeyi imzalayan şirket ile davalı şirketin iç içe geçtiğini, aynı yöneticilere ve organik bağa sahip olduklarını, sözleşmenin davalı şirket tarafından onaylanmakla davalının sözleşmenin tarafı haline geldiğini, husumet itirazının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeler kural olarak hüküm ve sonuçlarını yalnızca tarafları arasında doğurur; borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı alacak hakkı ileri sürülemeyeceği gibi, üçüncü kişiler de borç ilişkisine dayanarak borçluya karşı hak talep edemez. Somut olayda davacı ile dava dışı ... arasında 20/01/2015 tarihli Kobi Satış Kanalı Sözleşmesi akdedilmiş, sözleşme ... tarafından feshedilmiş, davacının alacağına dayanak faturalar ... adına düzenlenmiş, karşı davaya konu ceza faturaları da ... tarafından düzenlenip karşı davaya konu icra takibi ... tarafından başlatılmıştır. Sözleşme ilişkisinin davacı ile dava dışı ... arasında sürdüğü, davalı ... AŞ'nin bu ilişkiye girmediği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin davalı şirket tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş olması, sözleşmede kararlaştırılan hak ve borçların dava dışı ...'a ait olması karşısında davalı şirketi sözleşmenin tarafı haline getirmez. ...'ın sermaye ve hisse yapısı itibariyle davalı şirkete bağlı olduğu, tek elden yönetildiği, ortak yöneticilerinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de, davalı ile ...'ın farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu ve sözleşme ilişkisinin ... üzerinden yürüdüğü, davalı şirketin bu ilişkiye dahil olmadığı anlaşıldığından, mahkemece asıl ve birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Husumet hususu itiraz niteliğinde olup mahkemece re'sen incelenerek karar verilmesi doğrudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı davada davacının (karşı davacının) aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı → ret

Gerekçe: Karşı davanın konusunu oluşturan ceza faturası dava dışı ... tarafından düzenlenmiş, karşı davaya konu icra takibi de ... tarafından başlatılmıştır. Buna karşılık karşı davayı ... AŞ açmıştır. Takibi yapan ile karşı davayı açan şirketin farklı tüzel kişiliklere sahip olması nedeniyle karşı davacı ... AŞ'nin aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır; mahkemece karşı davanın bu nedenle reddedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirketler topluluğu/organik bağ iddiasına dayanılarak sözleşmenin tarafı olmayan bağlı/ana şirkete husumet yöneltilemeyeceğine, sözleşmenin nispiliği ilkesinin bu tür organik bağ iddialarına rağmen üstün tutulacağına dair değerlendirmesi yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
husumet (pasif husumet - asıl ve birleşen davada davalı; aktif husumet - karşı davada davacı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmelerin nispiliği ilkesi pasif husumet aktif husumet organik bağ itirazın iptali bayilik sözleşmesi re'sen inceleme

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/471

KARAR NO 2024/258

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/03/2020

NUMARASI 2018/747 Esas - 2020/233 Karar

BİRLEŞEN DAVA

İstanbul 16. ATM'nin 2018/914 Esas Sayılı Dosyası

ASIL DAVA

İtirazın İptali

BİRLEŞEN DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/02/2024

Asıl ve birleşen davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Asıl davada davacı ...Ltd. Şti. vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında davalı şirketin ürünlerinin temini, satışı ve pazarlanması için 20/01/2015 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak bu sözleşmenin 02/10/2017 tarihinde feshedildiğini, sözleşme süresince yapılan iş ve işlemlerden dolayı davalı şirketin talebi doğrultusunda faturalar düzenlendiğini, davalı tarafça bu faturalara itiraz edilmediğini, davalı hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, takip konusu alacağın %40'ndan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Asıl davada davalı karşı davada davacı ... A.Ş. vekili; müvekkili ile davacı arasında 20/01/2015 tarihli kobi satış kanalı sözleşmesinin imzalandığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından sözleşmenin feshedildiğini, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri ve bu eylemleri nedeni ile sebep olduğu zararlarından dolayı müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkili şirketçe, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye ek ... Satış Kanalları Ceza Prosedürü kapsamında davacıya KDV dahil olmak üzere 1.081.000-TL tutarında para cezası uygulandığını, davacının sözleşme kapsamında hak ettiğini belirttiği ve davaya konu ettiği 63.596,55-TL tutarın müvekkili şirket tarafından davacıya uygulanan para cezasından mahsup edilmesi sonucunda davacının müvekkili şirkete KDV dahil 1.071.43,46-TL bakiye borcunun bulunduğunu, bu borcun tahsili için davacı-karşı davalı hakkında İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... Esas nolu dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davacı karşı davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile davacı-karşı davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN İSTANBUL 16. ATM'NİN 2018/914 ESAS SAYILI DAVA

BİRLEŞEN DAVA

Birleşen davada davacı ...Ltd. Şti. vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız ve ticari teamüllere aykırı şekilde feshedildiğini, davalı şirket tarafından yüksek hedefler verilmesine rağmen bu hedeflerin müvekkili tarafından tutturulduğunu, davalının İstanbul'da düzenlediği Türkiye geneli toplantılarında davalı şirketin ekonomik değişkenlerden ötürü zarara uğradığını, ancak bundan bayileri sorumlu tutmadıklarını, ekonomik gidişattan ötürü çoğu bayinin hedefleri tutturamadıklarını, sözleşmenin haksız feshi sonucu davacı şirketin kârının azaldığını, 20 kişi çalıştırırken davalının talimatı üzerine işçi çıkarıldığını ve tecrübeli personellerin işten ayrılmasına sebep olunduğunu, yeni çalışan istihdamının engellendiğini, davalı şirketin davacı şirketin ticari itibarını zedelediğini, müvekkili şirketin müşteri ağırlamakla birlikte genelde mağaza dışında pazarlama yaptığı için 8 adet araç kiraladığını, sözleşmenin feshinden dolayı müvekkili şirketin araç kiralama sözleşmelerini süresinden önce feshetmek zorunda kaldığını ve cezai şart ödediğini belirterek ödemek zorunda kaldığı 22.825-TL cezai şart, yapılan masraflar nedeniyle 10.000-TL, mahrum kaldığı kazanç için 25.000-TL maddi tazminat ile ticari itibarin kaybı için 100.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Birleşen davada davalı ... AŞ vekili; davaya konu sözleşmenin tarafı olmadıklarını ve husumet itirazında bulunduklarını, davacı tarafın sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle satışı yapılan birçok cihazın bedelinin ödenmediğini, davacı tarafça belirtilen kriterlere uymayan abonelere sözleşmeye aykırı olarak hat satılarak dava dışı ... Hiz. AŞ'nin zarara uğratıldığını, sözleşmenin bu sebeple feshedildiğinin davacı tarafça gizlendiğini, davacı şirketin ... Hiz. AŞ ile arasındaki sözleşmede yer alan yükümlülüklerine aykırı olarak birçok abonelik tesis ettiği ve sözleşmede yer alan yükümlülüklere uygun hareket etmediğini, ilgili taraflar arasındaki sözleşmenin bu nedenle haklı olarak feshedildiğini, davacı iddialarının aksine sözleşmeye de taraf olmayan müvekkili şirket tarafından davacının personel sayısının düşürülmesi yönünde bir talimat verilmediği gibi personellerin işe alım süreçlerine de müdahalesinin bulunmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi sebebi ile davacının kâr kaybı ve müspet zarar taleplerinin yasal dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; sözleşmenin ...Ltd. Şti ile dava dışı ... AŞ (...) arasında imzalandığı, fesih ihtarnamesinin dava dışı ... tarafından düzenlendiğini, asıl davada dava konusu olan İstanbul ... İcra Dairesi'ne ait ... Esas nolu icra takibinin ... AŞ hakkında yapıldığı, takibe dayanak yapılan faturalar incelendiğinde ise faturaların ... tarafından ... ünvanlı dava dışı şirkete kesildiği, ... AŞ ile ...'ın farklı tüzel kişilikleri haiz şirket olmaları nedeniyle asıl davada davalının pasif husumetinin bulunmadığı, sözleşmenin tarafı olarak bütün maddelerde ...'ın yer aldığı, sözleşmeye uyulmaması halinde ceza tutarlarının ...'a ödeneceğine dair hüküm bulunduğu, bu durumda asıl davada davalının pasif husumetinin bulunmadığı, yine karşı davada dayanılan sözleşmenin 11.

maddesindeki son dakika uygulaması başlıklı maddede de ...'dan bahsedildiği, karşı dava açısından uyarı ihtarının ... tarafından gönderildiği, karşı davaya konu ceza faturasının ... tarafından düzenlendiği, karşı davaya konu olan icra takibinin ise ... tarafından başlatıldığı, takibi yapanın ... olmasına rağmen karşı davayı ... AŞ'nin açtığı, dolayısıyla karşı dava açısından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, birleşen dava açısından değerlendirme yapıldığında ... tarafından ... A.Ş. hakkında açılan tazminat davasında yine sözleşmenin tarafları, fesih ihtarnamesinin, uyarı ihtarnamesinin ... tarafından çekilmesi, faturaların ... tarafından ya da ... aleyhine kesildiği hususları dikkate alındığında birleşen davada davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davalının pasif husumet ehliyetinin olmaması nedeni ile karşı davanın karşı davacının aktif husumet ehliyetinin olamaması nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; ...A.Ş. (...) ile ... AŞ'nin iç içe geçtiğini, sözleşmenin dava dışı ... ile yapılmışken, sonraki tüm işlemlerin davalı şirket ile yapıldığını, icra takibini başlatan şirketin ... olduğu halde itiraz üzerine davayı açan şirketin davalı/karşı davacı ... AŞ olduğunu, yönetici kişilerin ve çalışanların aynı olduğunu, ... ile davalı şirket arasındaki ilişkinin organik bağın da ötesinde olduğunu, bu şirketlerin adeta tek şirket gibi hareket ettiğini, organik bağ müessesesine başvurabilmek için ve tüzel kişilik perdesi aralanmasından farklı olarak “sermaye yetersizliği” veya “bir takibin semeresiz kalması” gerekliliğinin bulunmadığını, dava konusu olayda hakim şirket konumundaki ...’a karşı doğrudan başlatılmış bir takip ve bu takibi devam ettirebilmek için açılan itirazın iptali davası bulunduğunu, ayrıca ...

AŞ tarafından müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davası bulunduğunu, bunun şirketler arasındaki bahsi geçen bağın göstergesi olduğunu, müvekkili şirket ile Kobi Satış Kanalı Sözleşmesini imzalayan tarafın her ne kadar o zamanki unvanı ile ... olsa da sözleşmeyi onaylayan asıl şirketin ... AŞ olduğunu, husumet itirazının kötü niyetli yapıldığını, ... AŞ'nin TTK m.195 uyarınca Türkiye’de faaliyet gösteren diğer ... çatısı altında toplanmış şirketler nezdinde ana şirket, müvekkil şirket ile sözleşme imzalayan ...'ın ise yavru şirket olduğunu, ... AŞ, ... AŞ ve ... AŞ’nin yönetim kurulu üyelerinin ve yönetim kurulu başkan yardımcısının aynı kişi olmasından da anlaşılacağı üzere tüm şirketin tek elden kontrol edildiğini ve müvekkil şirket ile imzalanmış Kobi sözleşmesi uyarınca sermayesinin %15’inden fazlasının ...’ye ait olmasının ...'ın doğrudan ...

şirketinin bağlı şirketi olduğunu kanıtladığını, müvekkili şirketin davalı/karşı davacı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, davalı/karşı davacı tarafın ticaret hayatın gerçeklerine aykırı beyanlarda bulunduğunu, yapılan her işlemin, davalı şirketin onayı ve bilgisi dahilinde yapıldığını, müvekkili şirketin çalışanlarının işe alımına bile davalı şirketin karar verdiğini, davalı şirketin incelemelerini kendisinin yapıp onay verdiği satışlar için müvekkilin yükümlülüklerine aykırı davrandığını iddia etmesinin ve bu satışlar nedeniyle uğradığı zararın müvekkil şirket tarafından karşılanmasını istemesinin abesle iştigal olduğunu, sözleşmede çok sayıda dürüstlük kuralına aykırı nitelikte genel işlem koşulu niteliğinde maddelerinin bulunduğunu, müvekkiline ceza faturası kesilmesinin yerinde olmadığını, sözleşmenin karşı tarafça haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin hedefleri gerçekleştiremediği, Türkiye ortalamasının altında kaldığı belirtilmiş ise de ortalamanın nasıl alındığına ilişkin müvekkiline bilgi verilmediğini, müvekkilinin sözleşmeyi ne şekilde ihlal ettiğinin açıklanmadığını, mahkemece kararın gerekçelendirilemediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali, karşı dava, aynı sözleşme kapsamında düzenlenen ceza faturasının bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali, birleşen dava ise bayilik sözleşmesinin haksız feshinden dolayı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmenin davacı ile ... AŞ (...) arasında imzalandığı, davalı ... AŞ'nin sözleşmede yer almadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karşı davanın ise aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeler hüküm ve sonuçlarını kural olarak tarafları üzerinde doğurabilir.

Borç ilişkisinden doğan alacak hakları kural olarak sadece borç ilişkisinin diğer tarafına karşı ileri sürülebilir. Sözleşmeler kapsamında borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilere karşı alacak hakkı ileri sürülemeyeceği gibi borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişiler de borç ilişkisine dayanarak borçluya karşı bir hak talebinde bulunamazlar. Somut olayda; davacı şirket ile dava dışı ... arasında 20/01/2015 tarihli "Kobi Satış Kanalı Sözleşmesi" akdedilmiş olup davacı bu sözleşme kapsamında bayi olarak hizmet vermiştir. Davacı ile ... arasındaki sözleşme, ... tarafından Beşiktaş ... Noterliği'nin 02/10/2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedilmiştir. Davacı şirket, verilen hizmetler karşılığında dava dışı ...

firması adına düzenlediği faturaları ise ... AŞ aleyhine icra takibine konu etmiş ve itirazın iptali için asıl davayı, sözleşmenin feshinden kaynaklanan zararın tazmini için ise birleşen davayı ... AŞ aleyhine açmıştır. Sözleşme, davacı ile ... arasındadır. Davacının alacağını dayandırdığı faturalar da ... adına düzenlenmiştir. Yine sözleşme ... tarafından feshedilmiştir. Bunun dışında karşı davanın konusunu oluşturan ceza faturaları ... tarafından düzenlenmiş, karşı davaya konu icra takibi de ... tarafından başlatılmıştır. Dosya kapsamına göre sözleşme ilişkisinin davacı ile dava dışı ...AŞ arasında sürdüğü, davalı ... AŞ'nin sözleşme ilişkisi içerisine girmediği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin davalı ...

AŞ tarafından onaylanması ile yürürlüğe girdiği, bu nedenle davalı şirketin sözleşmenin tarafı olduğu ileri sürülmüş ise de sözleşmenin karşılıklı olarak davacı ile dava dışı ... arasında imzalandığı, sözleşmede ile kararlaştırılan hak ve borçların dava dışı ...'a ait olduğu anlaşıldığından sözleşmenin davalı şirket tarafından onaylanmasının davalı şirketi sözleşmenin tarafı haline getirmeyeceği sonucuna varılmıştır. ...'ın sermaye ve hisse yapısı itibariyle ... AŞ'ye bağlı olduğu, tek elden yönetildiği, ortak yöneticileri bulunduğu ileri sürülmüş ise de davalı ... AŞ ile ...'ın farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu, sözleşme ilişkisinin ... üzerinden yürüdüğü, ... AŞ'nin bu sözleşme ilişkisine dahil olmadığı anlaşıldığından mahkemece asıl ve birleşen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, karşı davanın ise aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

İtiraz niteliğinde olan husumetle ilgili mahkemece re'sen inceleme yapılarak karar verilmesi doğrudur. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen davalar yönünden alınması gereken toplam 855,2‬0‬-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 163,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 692‬‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

15/02/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/117438 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.