6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı ihlalinde zarar payı ve ıslahla para biriminin değiştirilememesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/689 E. 2025/5685 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Hisse devri sözleşmesindeki rekabet yasağı, yasaklı listedeki müşteriye doğrudan değil üçüncü bir şirket üzerinden hizmet verilmesi hâlinde de ihlal edilmiş sayılır; fatura üçüncü kişi adına kesilmiş olsa dahi işin konusu yasaklı müşterinin ürün/teknolojisine ilişkinse iş yasak kapsamındadır. Zarar, sektörel koşullara göre yasak kapsamındaki faturaların belirli bir yüzdesi olarak hesaplanabilir. Dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunan davacı, ıslah yoluyla yabancı para üzerinden alacak talep edemez.

Ele alınan sorunlar

Hisse devri sözleşmesindeki rekabet yasağının, yasaklı listedeki müşteriye üçüncü kişi üzerinden hizmet verilmesiyle ihlal edilip edilmediği → kabul

İddia: Davalı, dijital reklamcılık ile sosyal medya reklamcılığının farklı olduğunu, işin yasaklı listede yer almayan bir başka şirket tarafından verildiğini ve faturaların da o şirkete düzenlendiğini, prodüksiyon işlerinin sözleşmeyle yasaklanmış işler kapsamında bulunmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre davalı, sözleşme ekindeki yasaklı listede adı bulunan firmaya bir yıllık yasak süresi içinde hizmet vermiş ve fatura kesmiştir. Yasaklı listede bulunmayan üçüncü bir şirkete kesilen faturanın konusu da yasaklı firmanın teknolojisine ilişkin olduğundan ve ilgili proje her iki firmanın müşterek projesi olarak göründüğünden, fatura üçüncü şirket adına kesilmiş olsa da davalının yasaklı firmaya iş yaptığı kabul edilerek bu iş de yasak kapsamında sayılmıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Rekabet yasağı ihlalinden doğan zararın miktarının belirlenmesi → kısmi kabul

Gerekçe: Sektörel koşullara göre davacının zarar payının, yasak kapsamındaki faturaların toplam tutarının %15'i oranında olabileceği kabul edilmiş ve toplam zarar bu orana göre hesaplanmıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Türk Lirası üzerinden açılan davada ıslahla yabancı para alacağı talep edilip edilemeyeceği → ret

İddia: Davacı, ıslah dilekçesiyle dava değerini artırarak alacağını USD cinsinden, bunun mümkün olmaması hâlinde TL cinsinden talep etmiştir.

Gerekçe: Davacı dava dilekçesinde Türk Lirası cinsinden tazminat talebinde bulunduğundan, ıslah dilekçesindeki USD cinsinden tazminat talebi kabul edilmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Davalının mahsup talebi → ret

İddia: Davalı, sözleşme uyarınca ödenecek bedelden mahsup yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dosyada mahsup koşullarının gerçekleşmediği saptanarak davalının mahsup talebi reddedilmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Rekabet yasağının üçüncü kişi üzerinden yapılan işlerle de ihlal edilebileceği ve dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunulduktan sonra ıslahla yabancı para talebine geçilemeyeceği yönündeki holding'ler bakımından emsaldir; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı haksız rekabet hisse alım satım sözleşmesi ıslah yabancı para alacağı mahsup zarar payı hesabı bilirkişi incelemesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/689 E.  ,  2025/5685 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/248 Esas, 2024/1724 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/508 E., 2021/596 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket, ... ve davalı şirket arasında 13.08.2018 tarihli Hisse Alım Satım ile Borcun Tasfiyesi, Sulh ve İbra Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşme ile davalının kendisine ait 420 adet B grubu hisseyi 1.000.000,00 TL bedel ile ...'ye satış ve devri ile davacının davalıya olan borcunun ödeme şartlarının düzenlendiğini, aynı sözleşmenin III.6 maddesi uyarınca, davalı ... A.Ş.'nin sözleşme ekinde belirtilen davacı ... Reklam A.Ş.'nin müşterilerine verdiği hizmet kapsamı ile sınırlı olmak koşuluna bağlı olarak, sözleşmenin imza tarihinden itibaren bir yıl süre ile teklif ve hizmet vermeyeceğini, aksi durumun haksız rekabet oluşturacağını, bu nedenle müşterinin ...

Reklam A.Ş. ile iş ilişkisini bitirmesine sebebiyet vermesi halinde müşterinin sözleşme uyarınca ... Reklam A.Ş.'ye ödeyeceği bakiye bedeli satıcının alıcıya ödeyeceğini, işbu ödemenin gecikmesi durumunda alıcının bu ödeme tutarını satıcıya yapacağı satış bedeli ödemesinden mahsup edeceğini taahhüt ettiğini, sözleşme ekinde yer alan firmalardan olan Intel firmasının "optaine" markasının "..." digital reklamlarını ve ... Bilgisayar ile İntel ortak çalışması olan "...'ye Sor" sloganlı reklamı ve sair reklamlarının davalı şirket tarafından yapıldığının öğrenildiği, davalının bu eyleminin taraflar arasındaki sözleşmenin Ill.6 maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek şimdilik 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 21.09.2020 tarihli dilekçesi ile, dava değerini ıslah ederek 155.170,00 USD alacağın dava tarihinden itibaren döviz mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle, bunun mümkün olmaması halinde ise 1.178.826,49 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dijital reklamcılık ile sosyal medya reklamcılığı birbirinden tamamen farklılık arzettiğini, davacı tarafından sunulan hizmetin sosyal medya hesaplarının yönetimine ilişkin olduğunu, “...'ye Sor” isimli çalışmaya dair işin ... Bilgisayar tarafından davalı şirkete verildiğini, hizmet karşılığında alınan ödemelere ait faturaların da ... Bilgisayar'a düzenlendiğini, ... Bilgisayar'ın sözleşmede iş yapılması yasaklanmış firmalar arasında bulunmadığını, kaldı ki "..." adlı yapay zekâ yazılımının müvekkili şirket tarafından üçüncü kişi bir başka firmaya yaptırıldığını ve marka haklarının da müvekkiline ait bir yazılım olduğunu, yine bahsi geçen “optaine” markasına ait "...” isimli çalışmanın dijital reklamcılık değil, reklam prodüksiyon çekimi işi olduğunu, prodüksiyon işlerinin de sözleşme ile yasaklanmış işler kapsamında bulunmadığını, davalı şirket tarafından İntel'e “...'ye Sor" isimli çalışma ya da "...” isimli çalışmaya dair sosyal medya platformunu ya da dijital platformu ilgilendirir herhangi bir hizmet verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden davalının anılan sözleşmeye ekli yasaklı listede adı bulunan Intel firmasına 1 yıllık yasaklı sürede hizmet verdiği ve 420.620,39 TL'lik (74.930,00 USD) fatura kestiği, fatura tutarının yasak kapsamına girdiği, davalı tarafça ... Bilgisayar'a 433.856,00 TL'lik (80.240,00 USD) fatura kesildiği, bu faturanın konusunun Intel'in "Optane" teknolojisine ilişkin olduğu, "... Sor Projesi"nin Intel ve ... Bilgisayar'ın müşterek projesi olarak gözüktüğü, bu projede fatura ... Bilgisayar adına kesilmiş ise de davalının Intel'e iş yaptığı kabul edilerek bu işin de yasak kapsamına girdiği, sektörel koşullara göre davacının zarar payının faturaların toplam tutarının %15'i oranında olabileceğinin kabul edildiği, buna göre her iki fatura bedelinin %15'i olarak toplam zararın 128.171,48 TL olarak hesaplandığı, davacının dava dilekçesinde TL cinsinden tazminat talebinde bulunduğu dikkate alınarak ıslah dilekçesindeki USD cinsinden tazminat talebinin kabul edilmediği, davalının mahsup talebine ilişkin dosyada mahsup koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 128.171,48 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında akdedilen sözleşme ekinde belirtilen müşteriler arasında Intel firmasının yer aldığı, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; Youtube'da bulunan "..." adlı ... Bilgisayar sponsorluğundaki video serisinin optane teknolojisinin tanıtımına yönelik olduğu, "...'ye sor" isimli çalışmanın da ... Bilgisayar'ın yapay zeka olarak tanıttığı bir yazılım niteliği taşıdığı, internet ortamında bu yazılımın tanıtımına yönelik reklamlar bulunduğu, tüm reklamlarda köşede Intel yazısının yer aldığı, sözleşme ekinde davacının Intel firmasına kapsam olarak dijital hizmet verdiğinin belirtildiği, bu kapsamda "..." videolarının ...

Bilgisayar sponsorluğunda yapıldığı belirtilmiş olsa da, Intel ürününün tanıtımının yapıldığı, "...'ye Sor" yazılımı davalı tarafça başka firmaya yaptırılmış olsa da ürün reklamlarında Intel markasının görünür biçimde kullanıldığı dikkate alınarak söz konusu reklam ve tanıtımların haksız rekabet kapsamında kaldığı, tazminat miktarının belirlenmesinde faturalara uygulanan %15 oranın yerinde görüldüğü, davalının mahsup talebinin süresinde yapılmadığı, dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden istemde bulunmuş olan davacının, artık ıslah yoluyla yabancı para üzerinden alacağını talep edemeyeceği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1173532700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/248 E. 2024/1724 K.

Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlaline dayalı tazminat davasında istinaf

Gerekçe özeti

Bir sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmü kapsamındaki 'yasaklı müşteriye hizmet verme' yasağı, hizmetin faturalandığı firma adı ile sınırlı değerlendirilmez; verilen hizmetin esasen yasaklı müşteriyle ilgili olup olmadığı, hizmete karar verme ve yönlendirme yetkisinin kime ait olduğu esas alınarak belirlenir. Bu tür ihlallerden kaynaklanan zarar, somut delil bulunmaması halinde sektörel teamüllere dayalı bilirkişi tespitiyle (ajans-müşteri payı oranı gibi) hesaplanabilir. Konusu para olan bir borçta alacaklı, dava dilekçesinde ülke parası ile yabancı para arasında seçimlik hakkını kullandıktan sonra, bu seçiminden ıslah yoluyla dönemez; seçim yenilik doğurucu niteliktedir. Takas-mahsup talebinin süresinde ileri sürülmemesi halinde bu talep değerlendirmeye alınmaz.

Emsal değeri

Kararın, konusu para olan borçlarda TBK 99 uyarınca alacaklının ülke parası/yabancı para arasındaki seçimlik hakkının yenilik doğurucu nitelikte olduğuna ve bu seçimin ıslah yoluyla değiştirilemeyeceğine ilişkin tespiti, benzer para birimi ihtilaflarında emsal değeri taşıyabilir. Ayrıca rekabet yasağı ihlalinin fatura muhatabından bağımsız olarak hizmetin esasına göre değerlendirilmesi de emsal niteliktedir.

Kavramlar: rekabet yasağı sözleşmesi haksız rekabet maddi tazminat seçimlik hak ıslah takas-mahsup avans faizi hisse alım satım sözleşmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/248

KARAR NO 2024/1724

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/10/2021

NUMARASI 2019/508 Esas - 2021/596 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket ve ... ile davalı şirket arasında 13.08.2018 tarihli 'Hisse Alım Satım ile Borcun Tasfiyesi, Sulh ve İbra' sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme ile davalının kendisine ait 420 adet B grubu hisseyi 1.000.000-TL bedel ile ...'ye satış ve devri ile davacının davalıya olan borcunun ödeme şartlarının düzenlendiğini, aynı sözleşmenin III.6 maddesi uyarınca, ...'ın (davalı) sözleşme ekinde ek-2'de belirtilen ...'ün (davacı) müşterilerine verdiği hizmet kapsamı ile sınırlı olmak koşuluna bağlı olarak, işbu sözleşmenin imza tarihinden itibaren bir yıl süre ile teklif ve hizmet vermeyeceğini, aksi durumun haksız rekabet oluşturacağını, bu nedenle müşterinin ... ile iş ilişkisini bitirmesine sebebiyet vermesi halinde müşterinin sözleşme uyarınca ...'e ödeyeceği bakiye bedeli satıcının alıcıya ödeyeceğini, işbu ödemenin gecikmesi durumunda alıcının bu ödeme tutarını satıcıya aşağıda V.

maddesi uyarınca yapacağı satış bedeli ödemesinden mahsup edeceğini taahhüt ettiğini, davacının ... firmasının digital reklamları için hizmet verdiğini, ... Teknoloji'nin işi onaylamasını müteakip ücreti davalıya fatura ettiğini, bu nedenle ... firmasının da sözleşme ekindeki listede belirtildiğini, ... firmasının son aylarda davacıya iş göndermemesi üzerine yapılan araştırmada davalının sözleşmeye aykırı olarak ... firmasının dijital reklamlarını yapmaya başladığının öğrenildiğini, dilekçe ekinde sunulan internet reklamlarına ilişkin dokümanda da görüleceği üzere, ... firmasının "..." markasının "..." digital reklamlarını ve ... ile İntel ortak çalışması olan "..." sloganlı reklamı ve sair reklamlarının davalı firma tarafından yapıldığını, davalının bu eyleminin taraflar arasındaki sözleşmenin Ill.6 maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, yapılan bu reklam kampanyalarının geliri 1.000.000-TL'nin üzerinde olup, davacının ...

firmasının digital reklamlarının davalı tarafından yapılması nedeniyle 1.000.000-TL'nin üzerinde maddi kaybı olduğunu, davacının 13.08.2018 tarihli sözleşmedeki taahhütlerini ek-2 listede belirtilen müşterilerinden elde edeceği gelirleri nazara alarak yaptığı ve buna göre taahhütte bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 21.09.2020 tarihli dilekçesiyle, dava değerini ıslah ederek 155.170-USD alacağın dava tarihinden itibaren döviz mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle, bunun mümkün olmaması halinde ise 1.178.826,49-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafından dava dışı ... firmasına sunulan hizmetin sadece sosyal medya reklamcılığı ile sınırlı olduğunu, nitekim davacı tarafından müvekkili şirkete düzenlenen faturaların açıklamasının da hep sosyal medya hizmet bedeli şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin de aynı açıklama ile ...'e bu faturaları yansıttığını ve ödemelerini de davacıya gerçekleştirdiğini, dijital reklamcılık ile sosyal medya reklamcılığı birbirinden tamamen farklı olup, davacı tarafından sunulan hizmetin sosyal medya hesaplarının yönetimine ilişkin olduğunu ve herhangi bir yaratıcı faaliyet içermediğini, dava dilekçesinde bahsedilen “...” isimli çalışmaya dair işin ... tarafından müvekkili şirkete verildiğini, hizmet karşılığında alınan ödemelere ait faturaların da ...'a düzenlendiğini, ...'ın sözleşmede iş yapılması yasaklanmış firmalar arasında bulunmadığını, kaldı ki ...

adlı yapay zekâ yazılımının müvekkili şirket tarafından üçüncü kişi bir başka firmaya yaptırıldığını ve marka haklarının da müvekkiline ait bir yazılım olduğunu, bu yazılımın davacı tarafından verilen sosyal medya hizmetleriyle hiçbir bağlantısı ve taraflar arasındaki sözleşme ile ilgisinin olmadığını, yine dava dilekçesinde bahsedilen “...” markasına ait "...” isimli çalışmanın dijital reklamcılık değil, reklam prodüksiyon çekimi işi olduğunu, prodüksiyon işlerinin de sözleşme ile yasaklanmış işler kapsamında bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından İntel'e “..." isimli çalışma ya da "...” isimli çalışmaya dair sosyal medya platformunu ya da dijital platformu ilgilendirir herhangi bir hizmet verilmediğini, ödeme alınmadığını ve fatura düzenlenmediğini, dolayısıyla TTK nın 55 maddesi bağlamında bir haksız rekabetten veya sözleşmeye aykırılıktan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafından dava dışı İntel firmasının ticari defterlerine delil olarak dayanılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; hisse devri sözleşmesinde "Sözleşmenin Konusu" başlıklı bölümde, ...'ün beherinin nominal değeri 100-TL olan 1000 adet nama yazılı hisse ile temsil olunan 100.000-TL tutarında sermayeye sahip olduğu, satıcı ...'ın, ...'e ait 500 adet (B) grubu hissesinden 80 adet (B) grubu hisseyi ...'ye 02/01/2018 tarihinde sattığının ve halen 420 adet (B) grubu hissenin tamamının satıcı ...'a ait olduğunun belirtildiği, sözleşmenin "Satıcının Beyan Ve Taahhütleri" başlıklı bölümünün 6. bendinde; satıcı ve hissedarları veya hissedarlarının veya satıcının hissedarı olduğu şirketlerin, ...'ün hisse devrinin yapıldığı tarihte ekli listede (EK-2) yer alan müşteriler ve anılan müşterilere verdiği hizmet kapsamı ile sınırlı olmak koşuluna bağlı olarak, işbu sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 (bir) yıl süre teklif ve hizmet vermeyeceğini, aksi durumun haksız rekabet oluşturacağını, bu nedenle müşterinin ...

ile iş ilişkisini bitirmesine sebebiyet vermesi halinde, müşterinin sözleşme uyarınca ...'e ödeyeceği bakiye bedeli satıcının alıcıya ödeyeceğini, işbu ödemenin gecikmesi durumunda alıcının bu ödeme tutarını satıcıya V. madde uyarınca yapacağı satış bedeli ödemesinden mahsup edeceğini kabul ve taahhüt ettiği, aynı hükmün, rekabet yasağı bağlamında ... için EK-2'de yer alan satıcının müşterileri ve bu müşterilere verdiği hizmet kapsamı ile sınırlı olmak koşuluna bağlı olarak geçerli olup, süre olarak 1 (bir) yıl ile sınırlı olduğunun kararlaştırıldığı, sözleşmenin "Satış Bedeli ve Ödenmesi" başlıklı bölümünde ise ...'ın ...'te bulunan 420 adet B grubu hissesini ...'ye 1.000.000-TL bedelle devir ettiği, alıcının satış bedelini anılan sözleşmede tarih ve tutarları yazılı senetler ile ödeyeceğinin kararlaştırıldığı,davalı ...'ın davacı ...'deki hisselerini dava dışı ...'ye devir ettiği, sözleşmenin, içeriği itibariyle karma nitelikte bir sözleşme olduğu, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden davalının anılan sözleşmeye ekli yasaklı listede adı bulunan ...

firmasına 1 yıllık yasaklı sürede hizmet verdiği ve 420.620,39-TL'lik (74.930-USD) fatura kestiği, fatura tutarının yasak kapsamına girdiği,davalının ...'a 433.856,00-TL'lik (80.240-USD) fatura kestiği, bu faturanın konusunu ...'in ... teknolojisinin ...'a uygulanarak "..." ... ve ...'ın müşterek projesi olarak gözüktüğü, bu projede de davalının ...'e iş yaptığı, ancak faturanın ... adına kesildiği, bu faturanın da yasak kapsamına girdiği, sektörel koşullara göre davacının zarar payının faturaların toplam tutarının %15'i oranında olabileceğinin kabul edildiği, buna göre 420.620,39-TL'nin %15'i + 433.856-TL'nin %15'i = 128.171,48-TL olarak hesaplandığı, davacı, dava dilekçesinde TL cinsinden tazminat talebinde bulunduğundan, davacının ıslah dilekçesindeki USD cinsinden tazminat talebinin kabul edilmediği, davalının, yargılama aşamasında dosyaya sunduğu dilekçe ile İstanbul 2.

ATM'nin 2019/471 esas sayılı dosyasında davacı ... aleyhine açtıkları itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporunda davacıdan toplam 505.113-TL senet alacağı ve 88.500-TL fatura alacağı olduğunun tespit edildiğini belirterek mahsup talebinde bulunduğu, ancak somut olayda mahsup koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 128.171,48-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; dava açılırken davalının haksız rekabete konu faturaları hangi para birimi üzerinden düzenlendiği bilinmediği için Türk Lirası üzerinden talepte bulunduklarını, ancak bilirkişi incelemesinde faturaların USD üzerinden düzenlendiğini öğrendikten sonra ıslah dilekçesi ile yabancı para üzerinden talepte bulunduklarını, buna rağmen mahkemece Türk Lirası üzerinden hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi ek raporunda zarar miktarının somut gerekçe ve delile dayanılmadan fatura bedellerinin %15'i olarak belirlenmesinin müvekkilinin nakit akışını bozduğunu, müvekkilinin fazladan personel almadan bu işleri yapabileceğini ve kar marjının çok daha fazla olabileceğini, hesaplamanın bu yönüyle eksik olduğunu, rekabet yasağına aykırı eylemler ile karar tarihi arasındaki kur farkı zararlarının dikkate alınmadığını, İstanbul 2.

ATM'nin 2019/471 esas sayılı dosyasında, müvekkili tarafından davalı üzerinden ...'e sunulan hizmet bedellerinin davalı tarafça ödenmemesi üzerine başlattıkları takibe itirazın iptalinin talep edildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda davalının faizler hariç 271.883,80-TL borcunu ödemediğinin tespit edildiğini, bu nedenle müvekkilinin zararının faturaların %15'i ile sınırlı olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafından dava dışı ... firmasına sunulan hizmetin sadece sosyal medya reklamcılığı ile sınırlı olduğunu, nitekim davacı tarafından müvekkili şirkete düzenlenen faturaların açıklamasının hep sosyal medya hizmet bedeli şeklinde olduğunu, müvekkili şirket de aynı açıklama ile ...’e bu faturaları yansıttığını ve ödemelerini davacıya yaptığını, dava dilekçesinde bahsedilen “...” isimli çalışmaya dair işin ...

tarafından müvekkiline verildiğini ve hizmet karşılığında alınan ödemelere ait faturaların da ...’a düzenlendiğini, ...'ın, taraflar arasındaki sözleşmede iş yapılması yasaklanan firmalar arasında bulunmadığını, kaldı ki “...” adlı yapay zekâ yazılımının da müvekkili şirket tarafından üçüncü kişi firmaya yaptırılmış ve marka hakları da müvekkiline ait olan bir yazılım olduğunu, bu yazılımın davacı tarafından verilen sosyal medya hizmetleri ve taraflar arasındaki sözleşme ile ilgisi bulunmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen “...” markasına ait “...” isimli çalışmanın ise dijital reklamcılık değil, reklam prodüksiyon çekimi işi olduğunu, prodüksiyon işlerinin de sözleşme ile yasaklanmış işler kapsamında olmadığını, dolayısıyla müvekkili tarafından ...’e, “...” isimli çalışma ya da “...” isimli çalışmaya dair sosyal medya platformunu ya da dijital platformu ilgilendirir herhangi bir hizmet verilmediğini, bu nedenle haksız rekabetten veya sözleşmeye aykırılıktan söz edilemeyeceğini, ek bilirkişi raporunun reklamcılık sektörü ile ilgili kısımlarının sektör gerçeğini yansıtmaktan uzak olup, varsayıma dayalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin yasaklı iş kapsamında olmayan ATL ve BTL alanlarında ...'e hizmet verme hakkını haiz olduğunu, ancak mahkemece bu hususların değerlendirilmediğini, “...” isimli çalışmaya dair işin ...

tarafından müvekkiline verildiğini, bu işin sponsorunun ... olmasının, ekranların küçük bir köşesinde ... yazmasının müvekkili şirketin sözleşmeyi ihlal ettiği şeklinde değerlendirilemeyeceğini, zira işin müvekkili şirket tarafından ...'den alındığına ya da ...'i ...'a sponsor olmaya müvekkili şirketin ikna ettiğine, müvekkili şirketin bu konuda ...'den ödeme aldığına dair somut bir delil bulunmadığını, nitekim CCF sistemi kuralları gereği, reklam projesini gerçekleştiren firma haricinde bu reklamı maddi açıdan destekleyen diğer firmaların logolarının da ilgili projede yer aldığını, bilirkişilerin CCF sisteminden haberli olmadıkları için yanılgıya düştüklerini, teknoloji sektöründe yapılan reklamların mağazalar, bilgisayar, elektronik alet üreticileri ile parça bileşen üreticileri arasında kollektif biçimde gerçekleştirildiğini, bu sistemde yer alan markaların, para akışını muhasebesel anlamda kontrol etmek ve doğru işlemesini sağlamak adına CCF adı verilen bir çalışma sistemi üzerinden hareket ettiklerini, bu tür tanıtımlarda CCF finansmanı kullanıldığı için reklam ajansının, hizmeti doğrudan vermediği ve aslında herhangi bir ticari bağı olmayan firmalara da fatura düzenlemek zorunda kaldığını, bu sebeple müvekkili tarafından her ne kadar ...'e fatura düzenlenmiş gibi gözükse de, aslında aralarında herhangi bir ticari ilişki ve dolayısıyla yasak ihlalinin bulunmadığını, yapay zeka ...

projesinde de ...'in sadece ...'a destek vererek işbirliği yaptığını, ancak bu ilişkiye müvekkili şirketin herhangi bir müdahalesinin olmadığını, “...” isimli çalışmanın ise ... tarafından müvekkiline verilen bir iş olduğunu, müvekkilince faturaların da ...'a kesildiğini, yine “...” isimli çalışmanın ... ile ilgisinin olmadığını belirterek haksız rekabetten,sözleşmeye aykırılıktan bahsedilemeyeceğini, ayrıca davacı tarafından müvekkili şirkete karşı İstanbul 2. ATM'nin 2019/471 esas sayılı dosyasında alınan 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilinin davacıdan toplam 505.113-TL senet alacağı ve 88.500-TL fatura alacağı bulunduğunun tespit edildiğini, bu sebeplerle davacı haklı olsa bile hükmedilen tutarın, müvekkili şirketin alacağından mahsubu gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafça; taraflarca akdedilen 13.08.2018 tarihli sözleşme gereği davalının, davacının sözleşmenin ekinde belirtilen müşterilerine, bir yıl süre ile teklif ve hizmet vermemeyi taahhüt ettiği, ancak davalının sözleşmeye aykırı olarak ... firmasının "..." markasının "..." digital reklamlarını ve ... ile İntel ortak çalışması olan "..." sloganlı reklamlarını yapmak suretiyle sözleşmeye aykırı olarak haksız rekabete neden olduğu ileri sürülmüştür. Davalı tarafça ise; davacı tarafından dava dışı ... firmasına sunulan hizmetin sadece sosyal medya reklamcılığı ile sınırlı olduğu, ileri sürülen “...” isimli çalışmanın ...'a ait olduğu, bu firmanın ise sözleşmede yer alan yasaklı firmalar arasında bulunmadığı, bu yazılımın davacı tarafından verilen sosyal medya hizmetleriyle ilgisinin bulunmadığı, “...” markasına ait "...” isimli çalışmanın ise dijital reklamcılık değil, reklam prodüksiyon çekimi işi olduğu, prodüksiyon işlerinin ise sözleşme ile yasaklanmış işler kapsamında bulunmadığı, müvekkili tarafından İntel'e “..." ya da "...” isimli çalışmaya dair sosyal medya platformunu ya da dijital platformu ilgilendirir herhangi bir hizmet verilmediği ileri sürülerek davanın reddi savunulmuştur.

Taraflar ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan 13.08.2018 tarihli "Hisse Alım Satım İle Borcun Tasfiyesi Sulh Ve İbra Sözleşmesi" ile davalı ... şirketinin davacı ... firmasındaki 500 adet B grubu hissesinden 80 adet B grubu hissenin ...'ye 02.01.2018 tarihinde sattığı belirtilerek, satıcının kalan 420 adet B grubu hissesini de alıcıya satıp devretmesi kararlaştırılmış olup, sözleşmenin "Satıcının Beyan Ve Taahhütleri" başlıklı III. bölümünün 6. bendinde; satıcı ve hissedarları veya hissedarlarının veya satıcının hissedarı olduğu şirketlerin, ...'ün (davacı) hisse devrinin yapıldığı tarihte ekli listede (EK-2) yer alan müşteriler ve anılan müşterilere verdiği hizmet kapsamı ile sınırlı olmak koşuluna bağlı olarak, işbu sözleşmenin imza tarihinden itibaren 1 (bir) yıl süre teklif ve hizmet vermeyeceği, aksi durumun haksız rekabet oluşturacağı, bu nedenle müşterinin ...

ile iş ilişkisini bitirmesine sebebiyet vermesi halinde, müşterinin sözleşme uyarınca ...'e ödeyeceği bakiye bedeli satıcının (davalı) alıcıya (...) ödeyeceği, işbu ödemenin gecikmesi durumunda alıcının bu ödeme tutarını satıcıya V. madde uyarınca yapacağı satış bedeli ödemesinden mahsup edeceğini beyan kabul ve taahhüt ettiği, aynı hükmün, rekabet yasağı bağlamında ... için EK-2'de yer alan satıcının müşterileri ve bu müşterilere verdiği hizmet kapsamı ile sınırlı olmak koşuluna bağlı olarak geçerli olup, süre olarak 1 (bir) yıl ile sınırlı olduğu hüküm altına alınmıştır. Mahkemece alınan kök bilirkişi raporunda; Youtube'da bulunan "..." adlı ... sponsorluğundaki video serisinin ... teknolojisinin tanıtımına yönelik olduğu, "..." isimli çalışmanın da ...'ın yapay zeka olarak tanıttığı bir yazılım olduğu, internet ortamında bu yazılımın tanıtımına yönelik reklamlar bulunduğu, tüm reklamlarda köşede ...

yazısının bulunduğu, sözleşme ekinde davacının ... firmasına kapsam olarak dijital hizmet verdiğinin belirtildiği, aynı sayfada dijital hizmetin, dijital mecralar için yaratıcı çözümler ve sosyal medya yönetimi hizmetleri olarak açıklandığı, ... firmasına sunulacak dijital hizmetlerine karar verme ve yönlendirme davacının uhdesinde bulunduğundan, davalının ... firmasına bu hizmetlerden birini yapmasının sözleşmeye aykırı olacağı, "..." videolarının ... sponsorluğunda yapıldığı belirtilmiş olsa da, direkt ... ürününün tanıtımının yapıldığı, "..." yazılımı davalı tarafça başka firmaya yaptırılmış olsa da ürün reklamlarında ... markasının görünür biçimde kullanıldığı, bu ürünün tanıtım reklamlarının da davacının uhdesindeki işlerden olduğu, bu doğrultuda her iki ürün reklamının davalı tarafça yapılmasının sözleşmeye aykırı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre davalı firma tarafından 13.08.2018-13.08.2019 tarihleri arasında ...

firmasına toplam 74.930-USD (420.620,39-TL), ... firmasına ise toplam 80.240-USD (433.856,26-TL) tutarında fatura düzenlendiği belirtilmiştir. Bilirkişi ek raporunda ise; taraflar arasındaki sözleşmede ...'in de müşteriler arasında açıkça gösterildiği, davalı tarafından ...'e kesilen toplam 74.930-USD faturanın yasak kapsamına girdiği, ...'a ise 80.240-USD tutarında fatura kesildiği, bu faturanın konusunun, ...'in .... teknolojisinin ...'a uygulanarak "..." adlı ... ve ...'ın müşterek projesi olarak gözüktüğü, bu sebeple bu projede davalının ...'e iş yaptığı ancak faturanın ...'a kesildiği, bu faturaların da yasak kapsamına girdiği, sektörel olarak müşteri-ajans arasında geçmişten gelen birlikte çalışmışlık, müşterinin iş potansiyeli ve bu potansiyelden ajansın payına düşen rakamın büyüklüğü, projenin veya kampanyanın toplam bütçesi, sürekliliği gibi bir çok değişken faktöre göre, ajans ve müşteri arasında ya proje bütçesi üzerinden %10-15 arası bir oran veya belirli bir rakam üzerinden anlaşmalar yapıldığı, işbu davada davacının ajans payının %15 oranında olabileceği, buna göre davacının payının 74.930-USD'nin %15'i olan 11.239,50-USD ve 80.240-USD'nin %15'i olan 12.036-USD olmasının açıklanan gerekçeler ve sektörel gerçekliğe uygun olacağı bildirilmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşmenin III.6 maddesinde; davacının sözleşme ekindeki listede belirtilen müşterilerine verdiği hizmet kapsamında bir yıl süre ile davalının bu müşterilere hizmet vermesi halinin haksız rekabet oluşturacağı kararlaştırılmış olup, sözleşme ekinde belirtilen müşteriler arasında ... firması da yer almaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; Youtube'da bulunan "..." adlı ... sponsorluğundaki video serisinin optane teknolojisinin tanıtımına yönelik olduğu, "..." isimli çalışmanın da ...'ın yapay zeka olarak tanıttığı bir yazılım olduğu, internet ortamında bu yazılımın tanıtımına yönelik reklamlar bulunduğu, tüm reklamlarda köşede ... yazısının bulunduğu, sözleşme ekinde davacının ...

firmasına kapsam olarak dijital hizmet verdiğinin belirtildiği, aynı sayfada dijital hizmetin, dijital mecralar için yaratıcı çözümler ve sosyal medya yönetimi hizmetleri olarak açıklandığı, ... firmasına sunulacak dijital hizmetlere karar verme ve yönlendirme davacının uhdesinde bulunduğu, "..." videolarının ... sponsorluğunda yapıldığı belirtilmiş olsa da, direkt ... ürününün tanıtımının yapıldığı, "..." yazılımı davalı tarafça başka firmaya yaptırılmış olsa da ürün reklamlarında ... markasının görünür biçimde kullanıldığı, bu ürünün tanıtım reklamlarının da davacının uhdesindeki işlerden olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitlere göre söz konusu reklam ve tanıtımlar dijital hizmet kapsamında olup, davalının ...'e ilişkin olarak uhdesinde bulundurduğu ATL (strateji, yaratıcı çözümler) ve BTL (tasarım çözümleri) kapsamında bulunmadığı sonucu çıkmaktadır.

Davalı tarafından "...." işinde faturalar ... firmasına hitaben düzenlenmiştir. "..." projesinde ise faturalar ... firmasına düzenlenmekle birlikte, bilirkişi kurulunca projenin esasen ... firmasıyla da ilgili olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin söz konusu işlerin haksız rekabet kapsamında bulunmadığı yönünde ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yine bilirkişi ek raporunda sektörel olarak müşteri-ajans arasında geçmişten gelen birlikte çalışmışlık, müşterinin iş potansiyeli ve bu potansiyelden ajansın payına düşen rakamın büyüklüğü, projenin veya kampanyanın toplam bütçesi, sürekliliği gibi bir çok değişken faktöre göre, ajans ve müşteri arasında proje bütçesi üzerinden %10-15 arası bir oran veya belirli bir rakam üzerinden anlaşmalar yapıldığı, eldeki dava konusu işler bakımından da davacının ajans payının %15 oranında olmasının açıklanan gerekçeler ve sektörel gerçekliğe uygun olacağı kanaati bildirilmiş olmakla, mahkemece toplam fatura tutarlarının %15'ine isabet eden tutarda alacağa hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davalı vekili tarafından; İstanbul 2. ATMnin 2019/471 esas sayılı dosyasında tespit edilen müvekkilinin davacıdan olan alacağının işbu davada hükmedilecek alacaktan mahsubu gerektiği ileri sürülmüş ise de, davalı vekilinin takas-mahsup talebi süresinde olmadığından dikkate alınmadan karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca, konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı, ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.

Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde Türk Lirası üzerinden talepte bulunmuş olup, seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır. Bu nedenle seçimlik hakkını Türk Lirası yönünde kullanmış olan davacının, artık ıslah yoluyla yabancı para üzerinden talepte bulunması mümkün değildir. Yine Türk Lirası talebe ilişkin olarak yargılama sürecinde kur artışının dikkate alınması mümkün olmadığı gibi,3095 sayılı kanun gereği avans faizine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TLnin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 8.755,39-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.188,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 6.566,54‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

27/11/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.