6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eksik ifa iddiasının ispatlanamaması ve kesin sürede yemin deliline başvurulmaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/381 E. 2025/5385 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

İleri tarihli çek verilmiş olması tek başına belirli bir ürüne ilişkin teslim borcunu ve eksik ifayı ispatlamaz; sözleşmenin unsurlarını, sipariş ve sevkiyat mutabakatını gösteren belge bulunmadığı, karşı tarafın defterleri de sahibi lehine delil kabiliyeti taşıdığı ve dayanılan yemin delili için verilen kesin sürede beyanda bulunulmadığı hâlde eksik ifaya dayalı tazminat istemi ispatlanamamış sayılır. Ayrıca ilk derece kararı kesin nitelikte değilse, kesinlik gerekçesiyle istinaf isteminin reddine ilişkin ek karar kaldırılarak istinaf başvurusu esastan incelenir.

Ele alınan sorunlar

İlk derece kararının kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine ilişkin ek kararın yerinde olup olmadığı → kabul

İddia: Davacı vekili, ilk derece kararının kesin olmadığını, istinaf isteminin reddine ilişkin ek kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İlk Derece Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek karar yerinde görülmemiş; ek karar kaldırılarak istinaf başvurusu esastan incelenmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Bedeli ödenen ürünlerin eksik teslimi nedeniyle tazminat isteminin ispatı → ret

İddia: Davacı, çekle ödeme yapıldıktan sonra çek bedeli kadar sevkiyat yapılması kararlaştırıldığını, ürünlerin eksik teslim edildiğini ve eksik kalan ürünlerin başka işletmeden daha yüksek bedelle temin edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Tarafların ticari defterleri incelenmiş, alınan rapora göre her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil kabiliyetinin bulunduğu ve taraflar arasında alacak-borç ilişkisi kalmadığı saptanmıştır. Davacının yasal defterleri ile dosyaya sunulan belgelerde iddia edilen sözleşmenin detayları, sevkiyatı kararlaştırılan ürünler konusunda anlaşıldığına dair belgeler ve sipariş mektupları bulunmamakta; davalının sunduğu, çeklerin iadesine ilişkin noter emanet tutanağı karşısında davacının iddiaları ispata muhtaç kalmaktadır. Davacı yemin deliline dayanmış, bu delil kendisine hatırlatılmış ancak verilen kesin süre içinde beyanda bulunmamıştır. Sonuç olarak dosyadaki delillerle iddia ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

İleri tarihli çek verilmesinin tek başına teslim borcu doğurduğunun kabul edilemeyeceği ve dayanılan yemin delili için verilen kesin sürede beyanda bulunulmamasının sonucu bakımından emsaldir; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı değer taşır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Yemin deliline dayanan tarafa bu delil hatırlatılıp kesin süre verilmesine rağmen süre içinde beyanda bulunulmazsa, bu delilden yararlanılamaz ve dava mevcut delil durumuna göre sonuçlandırılır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defterlerin delil kabiliyeti ispat yükü yemin delili kesin süre menfi zarar kısmi dava sözleşmeden dönme ek kararın kaldırılması

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/381 E.  ,  2025/5385 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1894 Esas, 2024/1887 Karar

HÜKÜM

Ek kararın kaldırılarak istinaf talebinin esastan reddi, davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/130 E., 2024/632 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 09.09.2014 tarihinden bu yana devam ettiğini, anlaşmaya göre, müvekkil şirketin ödemeleri çek ile yaptığını akabinde çek bedeli kadar ürün sevkiyatının davalı tarafından yapılması gerektiğini, 2020 ve 2021 yılı bağlantılarına göre, müvekkil şirketçe bedeli ödenen ve sevkiyatı yapılması kararlaştırılan ürünlerin davalı tarafından eksik teslim edildiğini, 2020 ve 2021 yılı bağlantılarına göre, sevkiyatı yapılacak müvekkil şirketçe ödemesi yapılan ürünlerin, davalı tarafından sadece bir kısmının sevkiyatının sağlandığını, davalının eksik teslim ettiği ürünlerin, başka bir işletmeden daha fazla bedelle temin edildiğini ve müvekkilin zarara uğradığını ileri sürerek uğranılan menfi zararın tazmini için, müvekkil şirket ile davalı arasında bulunan sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ve kısmi dava hükümleri kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalının sebep olduğu zararın tazmini için şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasına dayanak bilgi ve belge sunmadığını, sadece bazı çek tahsilat makbuzlarıyla gerçekleşen satışlara ilişkin fatura suretlerinin sunulduğunu, taraflar arasında dava dilekçesinde belirtilen ürünlerin alım satımı konusunda yazılı ya da sözlü herhangi bir sözleşme olmadığı gibi, bu ürünlerin sipariş edildiği, bedellerinin ödendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin, verilen siparişin onaylanması üzerine üretim yapıp bu ürünleri sattığını, bazı müşterilerden fatura bedelinden düşülmek üzere ileri tarihli çekler alındığını, ancak bu çeklerin belirli bir ürüne ilişkin olmadığını, çeklerin alınmasının, taraflar arasında bedeli, nitelikleri, ifa zamanı belirlenmiş somut bir ürüne ilişkin sözleşme yapıldığı anlamına gelmediğini, sadece önden çek almanın muhakkak, teslim borcu doğurmadığını, sipariş olmadığı takdirde çeklerin iade edildiğini, nitekim davacının 2022 yılının bahar aylarında fiyatlardaki artış nedeniyle yeni sipariş vermeyeceğini belirtmesinin üzerine, müvekkilin dürüst bir tacir olarak daha önce sipariş olmaksızın emanet hesabına kaydettiği 10 adet çeki ‘Emanet Tutanağı’ ile notere tevdi ettiğini, davacının sunduğu faturaların gerçekleşen satışlara ilişkin olduğunu, fatura bedellerinin tahsil edildiğini, faturalara konu ürünlerin teslim edildiğini ve cari hesabın “sıfırlanmış” olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların ticari defterlerinin incelendiği, alınan rapora göre davalının ve davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil kabiliyetinin bulunduğu, taraflar arasında alacak borç bulunmadığı, davacının yasal defterleri ve dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde davacının iddia ettiği sözleşmenin detaylarının bulunmadığı, sevkiyatı kararlaştırılan ürünlerin davalı ile anlaşıldığına dair belgelerin, sipariş mektuplarının dosya arasında bulunmadığı, davalının sunduğu çeklerin iadesine ilişkin noter emanet tutanağı incelendiğinde davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu ve dosyadaki delillerle ispat edilemediği, davacının yemin deliline dayandığı ve yemin delili de hatırlatıldığı ancak bu delile ilişkin verilen kesin sürede beyanda bulunmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiş, İlk Derece Mahkemesince, kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine ilişkin ek karar verilmiş, bu ek karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kesin olmadığı, bu nedenle verilen istinaf başvurusunun reddi kararın yerinde görülmediği, bu nedenle ek kararın kaldırılarak,istinaf başvurusunun esastan incelendiği ve İlk Derece Mahkemesi kararının yasa ve usul hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin istinaf talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, alıcı konumundaki davacının, satıcı konumundaki davalıdan ileri tarihli çek vermek suretiyle sipariş ettiği ürünlerin eksik ifa edilmesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1173529300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1894 E. 2024/1887 K.

Sipariş belgesi olmadan satıcının temerrüdüne dayalı zarar davasında ispat yükü

Gerekçe özeti

Kısmi davada, kararın kesin olup olmadığı (istinaf/temyiz sınırının aşılıp aşılmadığı) belirlenirken dava konusu edilen kısmi tutar değil, davacının uyuşmazlığın bütünü itibariyle ileri sürdüğü toplam zarar miktarı esas alınır. Devamlılık arz eden ticari ilişkilerde, satıcının temerrüdüne dayalı menfi zarar talebinde alıcı; sipariş verdiğini, siparişin satıcı tarafça kabul edildiğini ve satıcının temerrüde düşürüldüğünü ispat etmekle yükümlüdür. Taraflar arasında yazılı sözleşme ve sipariş formu bulunmaması halinde, alıcının satıcıya önceden verdiği ileri tarihli (avans niteliğindeki) çekler, tek başına belirli bir ürüne ilişkin satım akdinin tamamlandığını veya teslim yükümlülüğü doğduğunu ispata yeterli değildir.

Emsal değeri

Kısmi davalarda kararın kesinlik/temyiz sınırı değerlendirmesinin dava konusu kısmi tutar üzerinden değil, uyuşmazlığın bütünü (talep edilen toplam zarar) üzerinden yapılması gerektiği yönündeki tespit ile, sipariş belgesi bulunmayan ticari ilişkilerde ileri tarihli çeklerin tek başına satım akdinin tamamlandığını göstermeyeceği yönündeki ispat yükü değerlendirmesi bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: satıcının temerrüdü menfi zarar kısmi dava ispat yükü avans çeki cari hesap ticari defter delili kesinlik/istinaf-temyiz sınırı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1894

KARAR NO 2024/1887

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/11/2024 (Ek Karar) - 12/09/2024 (Gerekçeli Karar)

NUMARASI 2023/130 Esas - 2024/632 Karar

DAVA

Tazminat (Rücuen Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/12/2024

İstinaf talebinin reddine ilişkin ek kararın ve davanın reddine ilişkin gerekçeli kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 09.09.2014 tarihinden bu yana devam ettiği, anlaşmaya göre, müvekkil şirket ödemeleri çek ile yaptığını akabinde çek bedeli kadar ürün sevkiyatının davalı firma tarafından yapılması gerektiğini, 2020 ve 2021 yılı bağlantılarına göre, müvekkil şirketçe bedeli ödenen ve sevkiyatı yapılması kararlaştırılan ürünlerin davalı firma tarafından eksik teslim edildiğini, 2020 yılı bağlantılarına göre, sevkiyatı yapılacak müvekkil şirketçe ödemesi yapılan ürünlerin, davalı tarafından sadece bir kısmının sevkiyatı sağlandığı,150 adet revna duvara sıfır klozet, 150 adet revna duvara sıfır rezervuar, 192 adet revna asma klozet, 432 adet yeni lal alttan çıkışlı klozet ve 432 adet lal rezervuarın teslimatı yapılmadığını, 2021 yılı bağlantılarına göre ise, sevkiyatı yapılacak müvekkil şirketçe ödemesi yapılan ürünlerin, davalı tarafından yine sadece bir kısmının sevkiyatı sağlandığı 230 adet revna duvara sıfır klozet, 230 adet revna duvara sıfır rezervuar, 192 adet revna asma klozet, 600 adet crystal asma klozet, 540 adet yeni lal alttan çıkışlı klozet, 540 adet lal rezervuar, 180 adet bedensel engelli lavabo, 720 adet pisuar, 492 (420472) adet Ergo 4 40*50 lavabo (delikli) ekstra, 308 (280428) adet Ergo 1 35*45 lavabo ekstra, 360 adet revna tam ayak extra, 360 adet hela taşı, 60 adet bedensel engelli klozet, 60 adet bedensel engelli * rezervuar, 120 adet revna asma klozet ve 15 adet ara bölmenin teslimatı yapılmadığını, davalı firmanın eksik teslim ettiği ürünlerin, başka bir firmadan daha fazla bedelle temin edilmesi nedeniyle müvekkilin uğradığı menfi zararın tazmini için, müvekkil şirket ile davalı arasında bulunan sözleşmeden döndüğümüzün tespiti ve kısmi dava hükümleri kapsamında fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı firmanın sebep olduğu menfi zararın tazmini için şimdilik 5.000-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; söz konusu ürünlerin ne zaman ne şekilde sipariş edildiği, davalının bu siparişleri yerine getireceğini vaat edip etmediği, ürün bedellerinin ne olduğu, verilen çeklerin hangi ürüne ilişkin olduğu, sevkiyatın ne zaman yapılması gerektiği gibi temel konularda bilgi ve belge olmadığını, sadece bazı çek tahsilat makbuzlarıyla gerçekleşen satışlara ilişkin fatura suretleri sunulduğunu, taraflar arasında dava dilekçesinde belirtilen ürünlerin alım satımı konusunda yazılı ya da sözlü herhangi bir sözleşme olmadığı gibi, bu ürünlerin sipariş edildiği , bedellerinin ödendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin, lavabo, klozet, küvet gibi ürünleri çeşitli ebat ve niteliklerde sipariş üzerine üretip sattığını, sipariş davalı tarafından onaylandığı takdirde üretime geçilerek ve kararlaştırılan tarihte teslim edildiğini, bazı müşterilerden siparişlerini oluşturmadan önce ileride sipariş gerçekleşir, ürün üretilir ve teslim edilirse fatura bedelinden düşülmek üzere ileri tarihli çekler alındığını, ancak bu çekler belirli bir ürüne ilişkin olmadığından, çeklerin alınması, taraflar arasında bedeli, nitelikleri, ifa zamanı belirlenmiş somut bir ürüne ilişkin sözleşme yapıldığı anlamına gelmediğini, sadece önden çek almanın muhakkak, teslim borcu doğurmadığını, davacıdan da açıklanan şekilde zaman zaman sipariş olmaksızın ileri tarihli çekler alınmış, bu çekler cari hesaba emanet olarak işlenmiş, bilahare siparişler gelip onaylanıp üretim yapılıp alım satım gerçekleşince çek bedelleri fatura borçlarından düşülmek suretiyle hesaplaşıldığı,sipariş yoksa çeklerin iade edildiğini,nitekim davacı 2022 yılının bahar aylarında fiyatlardaki artış nedeniyle yeni sipariş vermeyeceğini söyleyince, müvekkilin dürüst bir tacir olarak daha önce sipariş olmaksızın emanet hesabına kaydettiği 10 adet çeki Kadıköy ...

Noterliğinin 13.06.2022 tarih, ... sayılı ‘Emanet Tutanağı’ ile Notere tevdi etmiş, teslim alması için de tevdi tutanağını davacı şirkete tebliğ ettiğini davacı, çeklerin Notere tevdiinden 1 ay 7 gün sonra sanki bu çekler hala elimizdeymiş ve sanki bunlara ilişkin siparişleri varmış gibi Eskişehir ... Noterliği aracılığıyla (20.07.2022 tarih, ... sayılı) temerrüt ihtarnamesi çektiğini, davacı vekili delil olarak çok sayıda fatura sunmuş ise de,bunlar gerçekleşen satışlara ilişkin olup, fatura bedelleri tahsil edilmiş, faturalara konu ürünler teslim edilmiş ve cari hesap “sıfırlanmış” olduğundan bu sunumun sebebi anlaşılamadığını, öte yandan, bedel ve ifa zamanı belli değilse, başka bir firmadan yapılan alım bedelinin fazla olup olmadığı hakkında hüküm kurulamayacağını, ürünlere özgü bir sözleşme olmadığından bedel de ifa zamanı da olmadığını, bir an için davacı vekilinin öne sürdüğü gibi çekler teslim edilir edilmez sevkiyatın da yapılması gerektiği sonucuna varılırsa çeklerin hangi ürüne mahsup edileceği gibi bir sorun ortaya çıktığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; tarafların ticari defterlerinin ticari defterlerinin sahibi lehine delil kabiliyetinin bulunduğunu, 2020 yılı sonu itibariyle davacı ile davalı taraf hesap bakiyeleri arasında -1,17 TL gibi önemsiz fark bulunduğunu, davalı tarafın yasal defterleri incelendiğinde 13.06.2022 tarihi itibariyle hesap bakiyesi vermediği, taraflar arasında alacak borç bulunmadığını, davacının yasal defterleri ve dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde davacının iddia ettiği sözleşmenin detayları bulunmadığını, sevkiyatı kararlaştırılan ürünlerin davalı ile anlaşıldığına dair belgelerin, sipariş mektuplarının dosya arasında bulunmadığını, davalının sunduğu çeklerin iadesinde ilişkin noter emanet tutanağı incelendiğinde davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu ve dosyadaki delillerle ispat edilemediğini, davacının yemin deliline dayandığı ve yemin delili de hatırlatıldığını ancak bu delile ilişkin verilen kesin sürede beyanda bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; taraflar arasında bulunan anlaşmaya göre, müvekkili şirket ödemeleri çek ile yapmakta ve akabinde çek bedeli kadar ürün sevkiyatının davalı firma tarafından yapılması gerektiğini, yazılı sözleşme bulunmadığını, ticari faaliyetin işleyişini izah etmek gerekirse, tahsilat makbuzlarının üzerine güncel şart ve liste iskontoları ile fabrika satış personeli tarafından not alınmakta ve o şartlarda mal sevkiyatı yapıldığını, süreç bir noktada bağlantı listeleri üzerinden ilerlemekte olup bağlantı numaralarını içerir listeler dosyada mübrez olduğunu, başlangıçtan uyuşmazlık aşamasına kadar bu şekilde devam etmiş ve taraflar işleyişi bu şekilde sürdürdüğünü, bağlantı listelerinin ispata yarar kabul edilmemesi hatalı olduğunu, 2020 ve 2021 yılı bağlantılarına göre, müvekkili şirketçe bedeli ödenen ve sevkiyatı yapılması kararlaştırılan ürünlerin davalı firma tarafından eksik teslim edilmiş olup bu ürünlerin detayları tarafımızca dosya kapsamına sunulduğunu, bu nedenle davalı firmaya, müvekkili şirket tarafından bedeli ödenen ve teslimatı yapılmayan tüm ürünlerin müvekkili şirkete sevkiyatının yapılmasını, aynen ifanın mümkün olmaması halinde sevkiyatı yapılması kararlaştırılan ürünlerin rayiç bedeline karşılık gelen toplam bedelin tarafına ödenmesi konulu bir ihtarname gönderildiğini, teslim edilmeyen ürünler, başka firmalardan daha yüksek bedelle temin edildiğinden müvekkili firmanın ciddi bir zarara uğradığını, başka firmalardan tedarik ettiği ürünlere ait faturaların dosyada mevcut olduğunu, menfi zarar talep ettiklerini müvekkili şirketin, davalının teslim edeceği ürünlere güvenerek başka bir firma ile anlaşmadığı, davalının ürünleri hiçbir şekilde teslim etmemesi üzerine aynı ürünleri daha fazla ücret ödeyerek başka firmalardan aldığı ve hal böyle iken zarara uğradığını bilirkişiler tarafından bu yolda bir inceleme yapılmadığını, tahsilat makbuzlarının üzerine güncel şart ve liste iskontoları ile fabrika satış personeli tarafından not alınmakta ve o şartlarda mal sevkiyatı yapıldığını belirterek menfi zararlarının tesbiti için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; satıcının temerrüdü hükümlerine dayalı açılan zarar tazmini davasıdır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı; 2020 ve 2021 yılları itibariyle teslim edilecek malların eksik teslim edildiğini ileri sürerek; teslim edilmeyen ürünlerin diğer firmalardan daha fazla bir bedel ile satın alındığını aradaki farkın menfi zararını teşkil ettiğini, bu zararın davalı tarafından tazmini gerektiğini ileri sürmektedir. Ticari ilişkinin 2022 yılında sona erdiği;Davalı tarafın başvurusu nedeniyle düzenlenen 13.06.2022 tarihli Noter tesbit tutanağından davacı tarafından keşide edilen 04.06.2022 keşide tarihli 120.000-TL, 13.08.2022 tarihli 150.000-TL, 12.09.2022 tarihli 200.000-TL bedelli, 08.10.2022 tarihli 120.000-TL bedelli, 05.11.2022 tarihli 120.000-TL bedelli, 12.11.2022 tarihli 150.000-TL bedelli, 03.12.2022 tarihli 120.000-TL bedelli, 10.12.2022 tarihli 150.000-TL bedelli, 12.12.2022 tarihli 200.000-TL bedelli olmak üzere toplamda 1.480.000-TL bedelli 10 adet çeklerin Noter'e tevdi edilerek durumun karşı yana bildirildiği anlaşılmaktadır.

TBK nın 213 maddesi; "Borcunu ifa etmeyen satıcı, alıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen satılanın yerine, bir başkasını satın almak için dürüstlük kurallarına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir."hükmünü haizdir.

20. 09.2023 tarihli mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesi hazırlanan raporda tarafların 2020, 2021, 2022 yılları BA-BS formlarının mutabık olduğu, 10 adet çekin iadesiyle cari hesap borcunun sıfırlandığı belirtilmiştir. Esasen taraflar arasında cari hesaptan kaynaklanan bir uyuşmazlık yoktur. Davalı tarafından düzenlenen faturalar içeriği malların teslim edildiği ve bedelinin daha evvel verilen çeklerin mahsubu suretiyle tahsil edildiği anlaşılmaktadır.Bedeli ödendiğinde ve teslim alındığında ihtilaf olmayan ticari ilişkide sunulan bu faturalar ile bir çözüm sağlanmayacaktır. Alınan bilirkişi raporlarında bu konuda çelişki olsa dahi sonuca etkili olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Davacı vekili bağlantılarla ticari ilişkinin yürüdüğünü ileri sürse de eksik teslimat yapıldığı ileri sürülen 2020 ve 2021 yılına ilişkin sipariş formları sunulmamıştır. Davacı alıcı davalıya sipariş verildiğini, siparişin kabul edildiğini, davalı satıcıyı temerüde düşürdüğünü ispat yükü altındadır. Tarafların arasında devamlılık arz eden bir ticari ilişki bulunduğu anlaşılmakta ise de; çeşitli ürünlerin satışı sözkonusu olduğundan davacının siparişi olmadan davalı da üretime geçemeyecektir. Dosyaya bilirkişi incelemesinde sunulan davacı tarafından düzenlenen 17.06.2022, 30.06.2022 tarihli sipariş fişleri olduğu ve hayatın olağan akışına göre de sipariş verilmeden sevkiyat yapılamayacağına göre davacının davalıya sipariş verdiği, siparişin davalı tarafından kabul edildiği halde sevk edilmediği iddiası ispata muhtaç durumdadır.

Öte yandan taraflar arasında ki ticari ilişkide; davacının davalıya birden fazla kez ileri tarihli çekler verdiği yine aynı bilirkişi raporunda tesbit edildiği ve dava dilekçesine ekli olarak sunulduğuna göre 24.12.2020 tarihinde 2.000.000-TL bedelli çek verildiği, bu çeklerin davalının 2021 yılı faturalarına kullanıldığı,yine 15.11.2021 tarihinde 960.000-TL, 23.12.2021 tarihli 1.100.000-TL, çek tahsilat makbuzları bulunduğu tesbit edilmiştir.Davalının davacıdan aldığı bu çekleri emanet hesabında izlediği, davacının bir kısım başka tedarikçilerden ürünler aldığı belirlenmiş ise de; bu ürünlerin davalının teslimden kaçındığı ürünler yerine alındığı belirlenememektedir.Yine;davalı tarafından Notere tevdi edilen çeklerin iadesinden önce davalının 29.1.2022 tarihinde 1.000.000-TL bedelli çekleri aldığı gözetildiğinde bu çeklerin ileri tarihli alımlar için alındığı, 2020 ve 2021 yılları bağlantıları için verilmiş olamayacağının kabulü gerektiğinden davacı vekilinin zararın hesaplanması gerektiğine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davacının devamlılık arz eden ticari ilişkide alımlarından evvel toplu çekleri davalıya verdiği ,davacının davalıya sipariş verdiğini kanıtlar belge sunmadığı ,ticari hayatta olağan bir uygulama olan avans çekleri verilmesinin muhakkak satım akdinin tamamlandığını kabule yarar olmadığı , davacının satıcının temerrüdünün gerçekleştiğini ispata yarar deliller sunmadığı belirlenmekle davacı davasını ispat edememiştir.Davacı tarafın , eksik teslimat yapıldığı iddiasıyla oluşan zararını 5.000-TL olarak kısmi dava açtığı, kararın kesin olduğundan bahisle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de kararın uyuşmazlığın bütünü düşünüldüğünde kesin olmadığı, bilirkişi raporunda davacının 2020 yılı için teslim edilmeyen ürünlerin güncel değerinin 729.487-TL olduğu, 2021 yılı ürünlerin ise 2.227.319-TL olduğunu ileri sürdüğü, miktar itibariyle her koşulda istinaf ve temyiz sınırını aştığı gözetilerek ek kararın kaldırılarak,istinaf başvurusu esastan incelenmiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/130 Esas - 2024/632 Karar sayılı ve 13/11/2024 tarihli istinaf talebinin reddine ilişkin ek kararın KALDIRILMASINA, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının yatırılan 855,2‬0-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 427,60-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

20/12/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.