Delilinden vazgeçen davalı ödeme savunmasını ispat edemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5937 E. 2025/5263 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kendisine kesin süre verilmesine rağmen ödeme savunmasına ilişkin belge ve delilleri sunmayan, bilirkişinin incelenmesini gerekli gördüğü ticari defter ve kayıtlar bakımından bu delile dayanmadığını açıkça bildiren ve banka kayıtlarının celbi için hiçbir somut veri belirtmeyen davalı, ödeme savunmasını ispatlamış sayılmaz; alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatına da hükmedilir. Borçlunun bulunduğu yerdeki terör eylemleri, ticari defter ve kayıtlara ilişkin zayi belgesi vb. delillerle desteklenmedikçe sözleşmeden doğan borç bakımından mücbir sebep veya aşırı ifa güçlüğü teşkil etmez. İtirazın iptali davası bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.
Ele alınan sorunlar
İtirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması → ret
İddia: Davalı vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Dava, bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Ödeme savunmasının kesin süre içinde ispatlanamaması ve delilden vazgeçme → kabul
İddia: Davalı, hisse devri sırasında borç bulunmadığının belirtildiğini, devirden sonra ortaya çıkan borçları ödediğini ve ödemelerin devir bedelini aştığını, kendisinin borçlu değil alacaklı olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Davalı, ödeme savunmasını kendisine verilen kesin süre sonunda sunduğu ve bildirdiği belge ve deliller ile ispatlayamamıştır. Alınan bilirkişi raporunda şirket defterleri, banka kayıtları ve vergi kayıtlarının incelenebileceğinden bahsedilmesine rağmen davalı, şirket ticari defterleri ve diğer resmî kayıtların incelenmesi deliline dayanmamış, bu belgelerin incelenmesine gerek olmadığını bildirmiş; davacı da bu aşamadan sonra savunmanın ve delillerin genişletilmesine muvafakati bulunmadığını belirtmiştir. Toplanan belge ve delillere göre davalı, kabul ettiği borca ilişkin ödeme savunmasını ispatlayamamış olup alacak likittir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Terör olaylarının mücbir sebep veya aşırı ifa güçlüğü teşkil edip etmediği → ret
İddia: Davalı, işletmenin bulunduğu yerin yoğun terör saldırısı altında bulunduğunu, işletmenin işlevsiz kaldığını ve borcu ifa etmesinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Davalı, sözleşmeye göre kendisinin ödememesi gerekirken ödediğini ileri sürdüğü ödemeler bakımından, tensip zaptıyla ve her iki duruşmada kesin süreli olarak verilen ara kararlara ve hatta istinaf dilekçesine rağmen kime, nereye, hangi ödemeleri yaptığına dair herhangi bir delil sunmamıştır. Sözleşmede düzenlenen banka yapılandırmalarından doğacak fark ve ileride çıkacak bilinmeyen borçlar hükmünden hangi borçların anlaşılması gerektiği belirli olmayıp davalı, bu borçların hangileri olduğunu ne yargılama ne istinaf aşamasında açıklamıştır. Bilirkişinin ticari defterlerin incelenmesi gerektiği görüşüne karşı davalı, incelenmesine gerek olmadığını belirterek o delile dayanmadığını açıkça ikrar etmiştir. Bilirkişi banka kayıtlarının getirtilerek incelenmesi gerektiğini ifade etmiş, davalı kayıtların celbini istemiş; fakat yargılama boyunca kendisine verilen bilgi ve belge sunma süreleri içinde hangi bankanın hangi hesap numarasından hangi kaydın isteneceği hususunda hiçbir somut veri belirtmemiştir. Davalı terör olayları nedeniyle işletmenin zarar gördüğünü ve hiçbir kayda ulaşılamadığını iddia etmekte ise de bu iddiasını destekleyecek ticari defter ve kayda ilişkin zayi belgesi vb. ibraz etmemiştir. Bu nedenle işletmenin bulunduğu yerdeki terör eylemleri, davalının sözleşmeden doğan borcu için mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü teşkil etmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Terör olaylarının, defter ve kayıtlara ilişkin zayi belgesi gibi delillerle desteklenmedikçe sözleşmesel borç bakımından mücbir sebep veya aşırı ifa güçlüğü sayılmayacağı ve delilinden açıkça vazgeçen davalının ödeme savunmasını ispat edemeyeceği yönünden emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- İtirazın iptali davası bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ ödeme savunması↗ ispat yükü↗ kesin süre↗ delilden vazgeçme↗ likit alacak↗ icra inkâr tazminatı↗ mücbir sebep↗ aşırı ifa güçlüğü↗ zayi belgesi↗ hak düşürücü süre↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5937 E. , 2025/5263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2069 Esas, 2024/1133 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/761 E., 2018/1022 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.09.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Özel Sağlık Hiz... Ltd. Şti. (Yeni Unvanı: ... Özel Sağlık... Ltd. Şti.) bünyesinde bulunan Özel ... Hospital Hastanesi'ndeki hisselerini davalı ... ve dava dışı ...'ya 21.02.2014 tarihli noter sözleşmesiyle devrettiğini, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, devrin ortaklar kurulunca onaylanarak Ticaret Sicil Gazatesi'nde yayınlandığını, davalının devir nedeniyle 1.100.000,00 TL borcunu ödemediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının süresinden sonra itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, dava konusu hisse devralınırken herhangi bir borcun bulunmadığının belirtildiğini; ancak devirden sonra hastanenin birçok borcu olduğu ve farklı bankalardan çek keşide edildiğinin ortaya çıktığını, alacaklıların müvekkilinden alacaklarını talep etmesi üzerine tüm borçları ödemeye çalıştığını, ödemelerin hisse devir bedelinin üzerine çıktığını, müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğunu, aksi kabul edilmemekle birlikte borcu olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin borcu ifa etmesinin mümkün olmadığını, hastanenin bulunduğu Cizre/Şırnak'ın yoğun terör saldırısı altında bulunduğunu, hastanenin çalışıp borçlarını ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, hastanenin işlevsiz kaldığını, ticari yaşamının son bulduğunu ve hastane kullanılamaz hale geldiğinden oluşan zararın tazmini amacıyla müvekkilinin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na yaptığı başvurunun sonucunun beklendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ödeme savunmasını verilen kesin süre sonunda sunduğu-bildirdiği belge ve deliller ile ispatlayamadığı, alınan bilirkişi raporunda şirket defterleri, banka kayıtları ve vergi kayıtlarının incelenebileceğinden bahsedilmesine rağmen davalının, şirket ticari defterleri ve diğer resmi kayıtların incelenmesi delilline dayanmadığı, bu belgelerin incelenmesine gerek olmadığını bildirdiği, davacının da bu aşamadan sonra savunmanın ve delillerin genişletilmesine muvafakatları olmadığını belirttiği, toplanan belge ve delillere göre davalının kabul ettiği borcun ödeme savunmasını ispatlayamadığı, alacağın likit olduğu, davalı vekilinin 03.07.2018 tarihli dilekçesindeki menfi tespit talebi konusunda harcı yatırılarak açılan bir dava bulunmadığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.100.000,00 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı, davalıya tensip zaptıyla her iki duruşmada kesin süreli olarak verilen ara kararlara rağmen ve hatta istinaf dilekçesinde dahi sözleşmeye göre kendisinin ödememesi gerekirken ödediği, kime-nereye hangi ödemeleri yaptığına dair herhangi bir delil sunmadığı, sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen banka yapılandırmalarından doğacak fark ve ileride çıkacak bilinmeyen borçlar hükmünden hangi borçların anlaşılması gerektiğinin belirli olmadığı, davalının bu borçların da hangi borçlar olduğunu, ne yargılama ne de istinaf aşamasında açıklamadığı, bilirkişinin ticari defterlerin incelenmesi gerektiği görüşü hususunda da incelenmesine gerek olmadığını belirtilerek o delile dayanılmadığının açıkça ikrar edildiği, bilirkişinin banka kayıtlarının getirtilerek incelenmesi gerektiğini ifade ettiği, davalının dilekçesinde kayıtların celbini istediği fakat yargılama boyunca kendisine verilen bilgi-belge sunma süreleri içinde hangi bankanın hesap numarasından hangi kaydın isteneceği hususunda hiç bir somut veri belirtmediği, davalı, terör olayları nedeniyle hastanenin zarar gördüğünü, hiç bir kayda ulaşılamadığını iddia etmekte ise de bu iddiasını destekleyecek herhangi bir ticari defter ve kayda ilişkin zayi belgesi vs.
ibraz etmediği, bu nedenle hastanenin bulunduğu yerdeki terör eylemlerinin davalının sözleşmeden doğan borcu için mücbir sebep ve aşırı ifa güçlüğü teşkil etmeyeceği, davalının savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1173528000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz