Ayıplı ürün satışında ortak kusur ve müterafik kusur değerlendirmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1395 E. 2024/310 K. ·
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ayıplı Ürün Nedeniyle Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Satıcının sunduğu ürün kataloğunun kullanım koşulları, tolerans değerleri ve montaj kriterleri konusunda yeterli ve açıklayıcı bilgi içermemesi; alıcının ise ürünü hatalı monte etmesi ve gerekli teknik önlemleri (sızdırmazlık, drenaj) almaması hâlinde, ürünün arızalanması sonucu oluşan zarardan her iki tarafın eşit oranda müterafik kusurlu sayılabileceği kabul edilir. İhtarnamede tebliğ şerhi bulunmaması hâlinde temerrüt tarihi, karşı tarafın cevabi ihtarname tarihi esas alınarak belirlenebilir.
Ele alınan sorunlar
Kompansatör patlamasından kaynaklanan zararda tarafların kusur oranının belirlenmesi → kısmi kabul
İddia: Davacı vekili, patlamanın davalının ayıplı ürünü ve eksik/yetersiz ürün kataloğundan kaynaklandığını, montaj hatası bulunmadığını, müvekkiline kusur atfının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş; davalı vekili ise hasarın tamamen davacının hatalı montajından kaynaklandığını, müvekkilinin sözleşmesel sorumluluğu bulunmadığını, kusurun eşit paylaştırılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Satışı yapılan ürünün TSE belgesinin bulunmadığı ve bu hususun satış öncesinde davalı tarafça davacıya bildirildiği, davacının bunu bilerek ürünü satın aldığı, montajın davacı tarafından yapıldığı, hasara neden olayın davacının hatalı montaj uygulamasından ve tesisat odasında gerekli sızdırmazlık ve drenaj uygulaması yapmamasından kaynaklandığı sabittir. Davalı tarafça davacıya ürün ile birlikte montaj kılavuzu ve ürüne ilişkin bilgileri içeren katalog verilmiş olmakla birlikte, ilk patlama sonrasında davalının teknik ekibinin verdiği bilgi doğrultusunda montaj hatası giderildiği savunulmasına karşın aynı arızanın ikinci kez meydana geldiği, davalının ikinci patlamayı ürün yorulmasına bağlaması karşısında bu konuda da davacıyı uyarmadığı anlaşılmaktadır. Delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunda dava konusu üründe üretim hatası bulunduğu, ilgili parçanın 10 bar basınca dayanıklı olması gerekirken şebeke basıncının maksimum 8 bar kaldırdığı tespit edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalının ürün kataloğunda yeterli ve açıklayıcı bilgi bulunmadığı, sıcaklık-işletme basınç dayanım ilişkisinin grafikle verilmediği, kullanım alanını daraltan kısıtlamaların açıkça yazılmadığı belirlenmiştir. Bu durumda olayın meydana gelmesinde tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüt tarihinin ihtarname içeriğine göre belirlenmesi → ret
İddia: Davalı vekili, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede miktar bildirimi bulunmadığından temerrüdün gerçekleşmediğini, temerrüt tarihinin cevabi ihtarname tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı tarafça keşide edilen 05.05.2016 tarihli ihtarnamede ürünün yenisi ile değiştirilmesi ve patlama sonucu oluşan zararın karşılanması talep edilmiş olup, tebliğ şerhi sunulmadığından davalının 17.05.2016 cevabi ihtarname tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Satıcının ürün kataloğunda montaj/kullanım kriterlerini yeterince açıklamamasının, alıcının hatalı montajıyla birlikte eşit kusur olarak değerlendirilebileceğine ilişkin kusur paylaşımı değerlendirmesi yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müterafik kusur↗ ayıplı ürün↗ delil tespiti↗ temerrüt↗ bilirkişi raporu↗ kusur oranı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1395
KARAR NO 2024/310
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
DAVA
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/02/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin ... inşaat projesinde yüklenici olarak inşaatın mekanik sistemlerinin imalat ve montaj işini üstlendiğini, davalı şirketin bahse konu projede kullanılmak üzere müvekkili şirkete DKK 10 rekorlu kauçuk kompansatör ürünü sattığını, müvekkili şirketin kompansatör montajını yapmasından bir müddet sonra 30/04/2016 tarihinde üründe patlama meydana geldiğini, davalı görevlilerinin olay yerinde inceleme yaparak bağlantıların hatalı olduğunu bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin bu kez bağlantıları davalı şirket görevlilerinin istediği şekilde yaptığını, ancak söz konusu ürünün gece saatlerinde patlayarak blok içinde yer alan dairelere su bastığını ve projede tamamlanan imalatlara zarar verdiğini, davalıya keşide edilen Bakırköy ...
Noterliğinin 05/05/2016 tarihli ihtarı ile ayıplı ürünün değiştirilmesi ve patlama nedeniyle uğranılan zararın talep edildiğini, ihtardan sonuç alınamadığından müvekkilince yaptırılan delil tespiti sonucunda İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2016/1702 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, cihazın 10 bar basınca dayanıklı olması gerekirken şebekenin 8 barı kaldırabileceği, dolayısıyla cihazda üretim hatası tespit edildiğini, bu nedenle oluşan zarardan ayıplı ürün satan davalının kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının şikayeti üzerine müvekkili şirketin teknik birimi tarafından inceleme yapılarak montaj hatası tespit edildiğini, hatta bağlanan kompansatörlerin belli noktalarda hattın ağırlığını taşımak zorunda kaldığının görüldüğünü, montaj yetersiz olmasına rağmen 2 ay boyunca aşırı zorlamalara maruz kalarak ve herhangi bir kılavuzlama yapılmadan çalışıldığını ve bu süreçte ürünün yorulduğunu, sonrasında yapılan düzeltmelerin de yetersiz olması nedeniyle ürünlerin bütünlüğünün bozulduğunu, ürünün montaj talimatının internet sitesinde ve ürünle birlikte sunulduğunu, davacı şirketin ürün tesliminden kaçınması nedeniyle ürün üzerinde müvekkili şirketçe inceleme yapılamadığını, oluşan zarardan sorumlu olmadığını, usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının davalıdan davaya konu ürünleri satın aldığı, ürünlerin montajının davacı tarafça yapıldığı, teknik bilirkişilerce de tespit edildiği üzere, davalının sattığı ürüne ilişkin ürün kataloğunun kullanıcıları net bilgilendirmek ve yönlendirmekten uzak olduğu, muğlak bilgiler verdiği, ürünün tolerans ölçülerini verip montajının nasıl yapılmasına ilişkin gerekli bilgilendirmeleri açıkça yazmadığı ve davalının bu hususta kusurlu olduğu, davacının, davalıdan satın aldığı ürünün, dava dışı firma ile yaptığı sözleşme kapsamında verilen teknik şartname koşullarına uygun olmadığı, kalitesiz, ölçüsüz ve bilgi eksikliği ile montajını yaptığı, patlamanın, yanlış ve uygun olmayan montajdan kaynaklandığı ve davacının bu hususta kusurlu olduğu, davacı ve davalının eşit kusurlu olduğu kanaati oluştuğundan, bilirkişilerce tespit edilen zarar bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalının 17.05.2016 tarihinde temerrüte düştüğü gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulü ile 9.650-TL’nın 17/05/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; ürünün montajından bir müddet sonra patlama olduğunu ve ilk patlama sonrasında davalı tarafın belirttiği şekilde kurulum (montaj) yapılmasına rağmen ikinci patlamanın meydana geldiğini, bu durumun montaj işleminde hata bulunmadığını gösterdiğini, davalı tarafın müvekkiline ayıplı ürün sattığını, davalı tarafın, sattığı ürünün su soğutmalı klima dış ünite hatlarının 90 derece sıcaklıkta 10 bar basınca dayanacak şekilde kullanılabileceğini taahhüt ettiğini, ancak mevcut sistemde en yüksek basınç 8,5 bar ve 50 derecede çalışmasına rağmen üründe patlama meydana geldiğini, tespit bilirkişi raporuna rağmen hatalı bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, montaj şekli ve uyulması gereken kriterler ile maksimum montaj kaçıklığı toleranslarının davalı şirketin ürün kataloğunda gösterilmediğini, ayrıca ürün kılavuzunda 10 bar basınca dayanıklı olduğu belirtilerek satıldığını, zararın davalı şirketin eksik ürün kataloğu ve ayıplı ürünü neticesinde meydana geldiğini, müvekkili şirkete kusur atfının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin proje sahibine tazminat ödediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile delil tespiti dosyasında alınan rapor arasında ki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davalı vekili; dava konusu hasar yanlış montajdan kaynaklandığından müvekkili şirketin sözleşmesel sorumluluğu olmadığını, montajın üstlenilmediğini, davacı tarafından teklif istendiğinde TSE belgesinin olmadığının söylendiğini, projede imalat ve montaj işini üstlenen davacı bu işi daha önce defalarca yerine getirmiş olup, montaj konusunda ayrıca bilgilendirme ve eğitime gerek duymayacağının beklendiğini, montaj desteği istenilmediğinden ürün özelliklerinin davacıya katalog ile birlikte gönderildiğini, davacının başkaca bilgi ve belge istememesi ve bu hali ile ürünü satın almaya karar vermesi ile müvekkilinin sözleşmesel bir sorumluluğunun kalmadığını, teknik rapora göre talimata uyulmadığı açık olup, bilirkişi raporunda da teknik rapordaki değerlendirmelerin doğruluğunun teyit edildiğini, montaj talimatının yetersiz olduğundan bahisle müvekkiline kusur atfının mümkün olmadığını, asıl işveren kusurunun davacı ve davalı arasında eşit şekilde bölünmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun üründen kaynaklı hasar ile sınırlı olduğunu, ayrıca davacı tarafından gönderilen ihtarnamede miktar bildirimi olmadığından, temerrüdün gerçekleşmediğini, temerrüt tarihinin cevabi ihtar tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı tarafça davacıya satışı yapılan kompansatörün patlaması sonucu oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda; dava dışı ...'ya ait inşaatın mekanik tesisat işini üstlenen davacının, inşaatta kullanmak üzere davalıdan davaya konu kompansatörü satın aldığı, ürün montajının alıcı davacı tarafından yapıldığı, davaya konu olay tarihinden yaklaşık iki ay kadar önce kompansatörde patlama meydana geldiği, olayın davacı tarafından davalıya bildirilmesi üzerine davalı teknik personelinin yerinde inceleme yaparak montajın ve bağlantıların hatalı olduğunu belirttikleri, davacı tarafça ürün bağlantılarının düzeltildiği, ancak ilk olaydan 2 ay kadar sonra kompansatörde ikinci kez patlama meydana geldiği, bu patlama sonucu çıkan suların dairelere sirayet etmesi nedeniyle dairelerde hasar oluştuğu anlaşılmaktadır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;
olayın davacının hatalı montajından kaynaklandığı, ancak ürün kataloğunun yeterli bilgileri içermemesi nedeniyle davalının da müterafik kusuru bulunduğu, tarafların eşit derecede kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; kompansatörün basınçlı suya dayanamayarak su taşmasının meydana geldiği, ilgili parçanın 10 bar basınca dayanıklı olması gerekirken şebeke basıncının maksimum 8 bar kaldırdığı, ürünün üretim hatası nedeniyle çalışma basıncına mukavemetsiz kalması sonucu hasarın meydana geldiği, olay nedeniyle daire ve ortak alanlarda meydana gelen hasar bedelinin 16.100-TL, mekanik tesisat onarım malzeme ve işçilik bedelinin ise 3.200-TL olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; olayın meydana gelmesinde hatalı montaj yapan ve mekanik tesisat odasında sızdırmazlık ve drenaj yapmayarak suyun dairelere sirayet etmesine neden olan davacı ile birlikte, ürün kataloğunda sıcaklık-işletme basınç dayanım ilişkisini grafikle göstermeyen, ürünün her şart altında 10 bar basınca dayanacağını düşünmeye sevk eden bilgi veren, montaj şekli ile uyulması gereken kriterler ve maksimum montaj kaçıklığı toleranslarını vermeyen davalının da kusurlu olduğu, bu nedenle davacı ile davalının oluşan zarardan eşit oranda kusurlu oldukları, dava dışı asıl işveren ...'nın da gerekli kontrolleri yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunun kabulünde davacı ve davalı ile dava dışı ...'nın yine zarardan eşit olarak sorumlu oldukları, olay nedeniyle oluşan zarar miktarının 16.100-TL inşaat hasar bedeli ve 3.200-TL mekanik tesisat hasar bedeli olmak üzere toplam 19.300-TL olduğu belirtilmiştir.
Satışı yapılan ürünün TSE belgesinin bulunmadığı, bu hususun satış öncesinde davalı tarafça davacıya bildirildiği, davacının da bunu bilerek ürünü satın aldığı, montajın davacı tarafından yapıldığı, hasara neden olayın da davacının hatalı montaj uygulamasından ve tesisat odasında gerekli sızdırmazlık ve drenaj uygulaması yapmaması nedeniyle patlama sonucu çıkan suyun daire ve ortak alanlara sirayet etmesinden kaynaklandığı sabittir. Davalı tarafça davacıya ürün ile birlikte montaj kılavuzu ve ürüne ilişkin bilgileri içeren katalog verilmiştir. Ancak davaya konu olmayan ilk patlama sırasında davalının teknik ekibinin verdiği bilgi neticesinde montajdaki hatanın giderildiği savunulmasına karşın aynı patlamanın ikinci kez meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Davalı ise ikinci patlamanın, daha evvel yapılan hatalı montaj neticesi ürün yorulmasına bağlı olduğunu savunduğu, ancak bu konuda da davacıyı uyarmadığı açıktır. Delil tespiti dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu üründe üretim hatası bulunduğu, ilgili parçanın 10 bar basınca dayanıklı olması gerekirken, şebeke basıncının maksimum 8 bar kaldırdığı tespit edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, davalının ürün kataloğunda yeterli ve açıklayıcı bilgi bulunmadığı, sıcaklık-işletme basınç dayanım ilişkisinin grafikle verilmediği, ürün kataloğunun kullanıcıyı net bilgilendirmekten uzak olduğu, kullanım alanını daraltan kısıtlamaların açıkça yazılmadığı ve eksik bilgi verildiği belirlenmiştir.
Bu durumda mahkemece olayın meydana gelmesinde tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,davacı tarafça keşide edilen 05.05.2016 tarihli ihtarnamede ürünün yenisi ile değiştirilmesi ve patlama sonucu oluşan zararın karşılanması talep edilmiş olup,tebliğ şerhi sunulmadığından davalının 17.05.2016 cevabi ihtarname tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü de yerinde olduğundan istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 659,19-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 164,80-TL harcın mahsubu ile kalan 494,39-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/02/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116904 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi