Azınlığı etkisizleştiren sermaye artırımı ve kâr dağıtılmamasının dürüstlüğe aykırılığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6544 E. 2025/4587 K. · · İlk derece: İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Teknik iflas riski (TTK 376) ve somut bir yatırım/işletme ihtiyacı bulunmadan, azınlık pay sahibinin oranını ve etkisini düşüren sermaye artırımı TTK 445 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olup iptal edilir; kâr payı dağıtılmamasının yalnızca piyasa koşullarına dayandırılması da dürüstlüğe aykırıdır. Buna karşılık emsal uygulamaya göre makul olan huzur hakkı kararı iptal edilmez.
Ele alınan sorunlar
Sermaye artırımına ilişkin (8 nolu) kararın iptali (TTK 445) → kabul
İddia: Davacı, ihtiyaç olmadığı halde sermayenin artırıldığını ve bu suretle şirketteki pay oranının/etkisinin azaltılmasının amaçlandığını ileri sürerek kararın iptalini talep etmiştir.
Gerekçe: Davalı şirketin TTK 376 kapsamında teknik iflas riskinin bulunmadığı, nakit sermaye artırımını gerektirecek herhangi bir yatırım veya işletme projesinin varlığına ilişkin somut bir gerekçe gösterilmediği, artırımla davacının pay oranının düşerek şirketteki etkisinin azaltıldığı anlaşıldığından, sermaye artırımına ilişkin karar TTK 445 kapsamında afaki iyiniyet/dürüstlük kuralına aykırı olup iptal edilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kâr payı dağıtılmamasına ilişkin (7 nolu) kararın iptali → kabul
İddia: Davacı, şirketin kârının yedek akçelere eklenerek ve belli ortaklara huzur hakkı/ikramiye ödenerek pay sahibinin kârdan mahrum bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin mali yapısı ile taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında, şirket kârının sermaye artırımında dahi kullanılmaması ve iptale konu kararda sadece piyasa koşullarının dayanak gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırılık taşır; kâr payı dağıtımı ticari işletmenin gereği olduğundan bu kararın iptali gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Huzur hakkına ilişkin (9 nolu) kararın iptali talebinin reddi → ret
İddia: Davacı, yöneticilerin yoğun mesai harcamadığını ve huzur hakkı bedelinin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Huzur hakkı miktarının emsal şirket uygulamasına göre makul olduğu, huzur hakkına ilişkin genel kurul kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bir yönü bulunmadığı anlaşıldığından bu karara ilişkin iptal talebi reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Teknik iflas riski ve somut yatırım ihtiyacı bulunmadan azınlık pay sahibinin etkisini azaltan sermaye artırımının dürüstlük kuralına (TTK 445) aykırı olup iptal edileceği; kâr dağıtılmamasının salt piyasa koşullarına dayandırılmasının dürüstlüğe aykırılık oluşturacağı yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye artırımının iptali↗ afaki iyiniyet / dürüstlük kuralı (TTK 445)↗ teknik iflas (TTK 376)↗ kâr payı dağıtımı↗ huzur hakkı↗ pay sahibinin sulandırılması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6544 E. , 2025/4587 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairei
SAYISI 2021/868 Esas, 2024/1460 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
(Yeniden hüküm kurulmak suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/944 E., 2020/742 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yaklaşık %25 hissedarı olan müvekkilinin 28.03.2018 günü yapılan olağan genel kurul toplantısında 7. maddesinde kâr dağıtım talebinin reddedildiğini, oysa ki şirketin kârlarının tümüyle yedek akçelere eklenmesi ve sadece belli ortaklara huzur hakkı ve ikramiye ödeyerek pay sahibinin kârdan mahrum bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, gündemin 8. maddesinde ise şirketin sermayesinin ihtiyaç olmadığı halde 17.580.000,00 TL'den 25.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, yapılan sermaye artırımı ile müvekkilin şirketteki etkisinin azaltılmasının amaçlandığını, yine gündemin 9. maddesinde yönetim kurulu üyelerine aylık 20.000,00 TL net huzur hakkı ödenmesi kararlaştırılmışsa da yöneticilerin yoğun mesai harcamadıklarını ve tespit edilen huzur hakkı bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek 28.03.2018 günlü davalı şirket genel kurul kararının 7, 8 ve 9.
maddelerinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; huzur hakkının yönetim kurulu üyelerinin kanundan doğan hakkı olduğunu, bunun için şirketin kâr etmesine dahi gerek olmadığını, fahişlik iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira 2012 ile 2018 yılları arasında 10.000,00 TL net huzur hakkı ödemesi yapılırken 2018 yılına ilişkin olağan toplantıda enflasyon farkı nazara alınarak miktarın 20.000,00 TL'ye çıkarılmasının normal olduğunu, şirketin borçlanmasını önlemek ve kârlılığı sağlamak adına kar payı dağıtımının yapılmamasının şirketin menfaatine olduğunu, öte yandan bankalara kredi borcu altına girmektense sermaye artırımına gidilmesinin şirketin sermaye yapısını güçlendirdiğini, kaldı ki mevcut banka borçlarının tamamına yönetim kurulu üyelerinin kefil olması nedeniyle şahsi mal varlıklarının riske girdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantının sermaye arttırımına ilişkin 8 numaralı gündem maddesi yönünden; davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376. maddesi kapsamında öz kaynak yapısı incelenmekle 2014-2017 yılları arasında hiçbir dönemde iflas riskinin bulunmadığı, şirketin nakit sermaye artırımını gerektirecek herhangi bir yatırım veya işletme projesinin varlığına dair herhangi bir delil ve savunma getirilmediği, sürekli artan miktarda kredi kullanımının söz konusu olduğu ve bu kredi borçlarının çevrilebilmesi için yeterli nakdin sağlanamadığı, artırılması istenen sermaye bedelinin tahsili beklenen şirket alacakları ile sair alacaklara binaen kredi bakiyeleri içerisinde çok küçük bir etkisinin olacağı, diğer yandan davacının hissesinin artırıma bağlı olarak %25'ten %18'e düştüğü, dolayısıyla davacı hissedarın şirketteki gücünün etkisizleştirilmeye çalışıldığı, TTK'nın 445.
maddesi bağlamında sermaye arttırımının afaki iyiniyet kuralına aykırı olduğu, bu durumda toplantıda alınan 8 numaralı kararın iptali gerektiği, toplantının 9 numaralı gündem maddesi yönünden; yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödemelerinin 2012 yılından bu yana 10.000,00 TL iken 2018 yılına ilişkin olağan toplantıda 20.000,00 TL'ye çıkarılmasında ortaklığın mali durumu, yöneticilerin yapmış olduğu işin kapsam ve mahiyeti dikkate alınarak herhangi bir usulsüzlük, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık görülmediği, toplantının 7 numaralı gündem maddesi yönünden ise; şirketin 2017 dönemi net kârının 2016 yılına nazaran %14,02 oranında azalış gösterdiği, şirketin bir önceki yıla göre kârlılığının düşmesi karşısında önlem olarak kâr dağıtımı yapılmamasında herhangi bir beis görülmemiş olup 7.
maddeye ilişkin talebin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ... ... Otomotiv Ticaret A.Ş.'nin 27.03.2018 tarihinde yapılmış olan 2017 yılı genel kurul toplantısında alınan 8. maddenin iptaline, genel kurulun 7 ve 9. maddelerine ilişkin iptal davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantının 8. gündem maddesi yönünden; davalı şirketin teknik iflas riskinin olmadığı, şirketin nakit sermaye arttırımını gerektirecek herhangi bir yatırım veya işletme projesinin varlığına ilişkin somut bir gerekçede bulunmadığı, genel kurulca alınan sermaye arttırımına ilişkin kararın iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu, toplantının 9. gündem maddesi yönünden; huzur hakkı miktarının emsal şirket uygulamasına göre makul olduğu, huzur hakkına ilişkin genel kurul kararının kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı bir yön bulunmadığı, genel kurulca alınan huzur hakkına ilişkin kararın iptali isteminin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, toplantının 7.
gündem maddesi yönünden ise; davalı şirketin incelenen mali yapısı ve taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında şirket kârının sermaye arttırımında da kullanılmamasının, iptale konu kararda sadece piyasa koşullarının dayanak gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığı, kâr payı dağıtımının ticari işletmenin gereği olduğu, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince genel kurulca alınan kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararın iptali isteminin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ...
... Otomotiv Ticaret A.Ş.'nin 27.03.2018 tarihinde yapılmış olan 2017 yılı genel kurul toplantısında alınan 7 ve 8 numaralı maddelerin iptaline, genel kurulun 9. maddesine ilişkin iptal davasının reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1167468800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz