6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yenilik doğurucu hak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6094 E. 2025/4433 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yenilik doğurucu hak limited şirket ortaklığı karar nisabı muhalefet şerhi iyiniyet kuralı hukuki menfaat butlan esas sözleşme yokluk hakkın kötüye kullanılması olağanüstü genel kurul genel kurul kararının iptali şirket müdürü iyiniyet cy/cy şerhi dava şartı yokluğu dürüstlük kuralı usulden reddi limited şirket taahhütname eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 607

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI : 2018/282 E., 2021/78 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 326 hissenin sahibi olduğunu, 22.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, bu genel kurulda alınan (6) numaralı kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını ileri sürerek 22.09.2018 tarihinde yapılan şirket olağanüstü genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; karara muhalefet şerhi verilmediğini, dolayısıyla dava şartı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu karara ret oyu verdiği ancak muhalefetinin bulunmadığı, bu hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından karar alındıktan sonra işbu karara karşı muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmadığı, ayrıca bu hususun yazılı olarak da bildirilmediği, alınan karara karşı davacı tarafından usulüne uygun bir muhalefet şerhi konulmadığından dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirket ortaklarına ek ödeme yükümlülüğü getiren 6 numaralı olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince, davacının dava konusu edilen karara muhalefetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu 22.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda gündemin 6. maddesi ile alınan karar, "Gündemin 5. maddesinde Maden İşleri Genel Müdürlüğünce gönderilen yazıya istinaden 73198-73199-73200-73201 sayılı ruhsatların... Üretim Pazarlama Tic.ve San.Ltd. Şti. Adına devir ve tescili için gerekli olan mali yeterliliğin sağlanması için şirket müdürü sayın ...'un hazırlamış olduğu mali yeterlilik için şirket ortakları tarafından şirket banka hesabına yatırılacak tutarların gösterildiği metin okundu. Söz alan olmadı. Oylamaya geçildi. Mali yeterlilik için gerekli meblağların bir ay içerisinde banka hesabına yatırılmasına ilişkin karar 326 red oyuna karşılık 534 kabul oyunun çıkması sonucu kabul edilmiştir. Şirket ortaklarının hisselerine göre banka hesabına yatırılması gerek meblağlar aşağıda belirtilmiştir. ... 13 hisseye karşılık 39.559,00 TL, ... 326 hisse karşılık 992.018,00 TL, .. .. 3 hisseye karşılık 9.129,00 TL, .. .. 3 hisseye karşılık 9.129,00 TL, .. .. 431 hisseye karşılık 1.311.533,00 TL, . .. .. 13 hisseye karşılık 39.559,00 TL, ... 103 hisseye karşılık 313.429,00 TL, .. ..'nın varisleri 11 hisseye karşılık 33.473,00 TL'dir" şeklinde olup şirket bu kararla tüm ortaklara payları oranında ek ödeme yükümlülüğü getirmiştir.

Bu kararın iptali için açılan davanın muhalefete ilişkin dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusu esastan reddedilmişse de; iptali istenen iş bu karar; limited şirket ortaklarına payları oranında ek ödeme yükümlülüğü getiren bir genel kurul kararıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 573/2 hükmü uyarınca, limited şirket ortakları sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket ana sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerine ilişkin getirilen "sonradan ödeme" kenar başlıklı TTK'nın 607. maddesi uyarınca ise; şirket sözleşmesini değiştiren, ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayı ile alınabilir. Dava konusu genel kurul kararıyla tüm ortaklara, şirketteki payları oranında ek ödeme (edim) yükümlülüğü getirildiğinden, böyle bir kararın alınabilmesi tüm ortakların olumlu oy kullanmalarına bağlıdır. Diğer bir ifade ile, ek ödeme yükümlülüğü tüm ortaklara getirildiğinden, böyle bir karar, ancak oy birliği ile alınabilir.

Somut olayda ise, ek ödeme yükümlülüğü öngören dava konusu genel kurul kararı, oy çokluğu ile alındığından karar yok hükmündedir. Belirtmek gerekirse, şirket genel kurul kararının ortaya çıkması; iki unsurun kümülatif olarak bulunmasına bağlıdır. Söz konusu unsurlardan bir, genel kurul toplantısı, diğeri ise, toplantı ve karar nisabıdır, yani iradedir. Bu unsurlar genel kurul kararının meydana gelmesi için gerekli olan kurucu şekli nitelikteki unsurlardır (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Altıncı bası, Oniki Levha, İstanbul 2012, s. 67 vd.). Dava konusu karar için TTK'nın 607. maddesinde öngörülen karar nisabı sağlanmadığından, yokluk gündeme gelmektedir.

Bilindiği üzere, hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararlarının sakatlık halleri de; iptal edilebilirlik, butlan ve yokluktur. İptal edilebilirlikten farklı olarak butlan ve yokluk hukuki bir menfaatı olan herkes tarafından belli bir süre ile sınırlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. Meğerki butlanın ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını oluştursun. Yoklukta ise böyle bir sınırlama söz konusu değildir. Yani butlandan farklı olarak yokluk dürüstlük kuralına aykırı olarak da ileri sürülebilir. Hatta sakatlık hallerinden yokluk ve butlanın varlığı dosyadan anlaşıldığında da mahkemece resen dikkate alınmak durumundadır (bkz. Moroğlu, s. 131 ve 132 ile, s. 156 - 166). Zira iptal edilebilirlik yenilik doğurucu bir hak olmasına rağmen, butlan ve yokluk açıklayıcı niteliktedirler.

Somut olayda, şirket hisselerinin toplam 903 adet olduğu ve dava konusu genel kurul kararı 326 ret oyuna karşılık 534 olumlu oyla ve dolayısıyla oy çokluğuyla alındığı, karar nisabı olan oy birliğinin sağlanmadığı sabit olduğundan, mahkemece yapılması gereken; şirket ana sözleşmesi getirtilerek, sözleşmede dava konusuyla ilgili ek ödeme (edim) yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, varsa ana sözleşmede öngörülen yükümlülüğün artırılıp artırılmadığı tespit edildikten sonra; şayet ana sözleşmede bu yönde bir hüküm yoksa veya olmakla birlikte ana sözleşmede öngörülen yükümlülük artırılmışsa dava konusu gündemin 6. maddesi ile alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, şayet ek ödeme yükümlülüğü sözleşme de var ve dava konusu kararla yükümlülükte artırılmamışsa bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hükümler ve hukuki durum gözetilmeden ve araştırılmadan eksik inceleme ile davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4622 E. 2012/4242 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanık delili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3268 E. 2022/7113 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kayyım tayını

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14545 E. 2018/5484 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6094 E.  ,  2025/4433 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1600 Esas, 2024/1046 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI 2018/282 E., 2021/78 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 326 hissenin sahibi olduğunu, 22.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, bu genel kurulda alınan (6) numaralı kararın kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını ileri sürerek 22.09.2018 tarihinde yapılan şirket olağanüstü genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; karara muhalefet şerhi verilmediğini, dolayısıyla dava şartı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu karara ret oyu verdiği ancak muhalefetinin bulunmadığı, bu hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından karar alındıktan sonra işbu karara karşı muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmadığı, ayrıca bu hususun yazılı olarak da bildirilmediği, alınan karara karşı davacı tarafından usulüne uygun bir muhalefet şerhi konulmadığından dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirket ortaklarına ek ödeme yükümlülüğü getiren 6 numaralı olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince, davacının dava konusu edilen karara muhalefetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu 22.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda gündemin 6. maddesi ile alınan karar, "Gündemin 5. maddesinde Maden İşleri Genel Müdürlüğünce gönderilen yazıya istinaden 73198-73199-73200-73201 sayılı ruhsatların... Üretim Pazarlama Tic.ve San.Ltd. Şti. Adına devir ve tescili için gerekli olan mali yeterliliğin sağlanması için şirket müdürü sayın ...'un hazırlamış olduğu mali yeterlilik için şirket ortakları tarafından şirket banka hesabına yatırılacak tutarların gösterildiği metin okundu. Söz alan olmadı. Oylamaya geçildi. Mali yeterlilik için gerekli meblağların bir ay içerisinde banka hesabına yatırılmasına ilişkin karar 326 red oyuna karşılık 534 kabul oyunun çıkması sonucu kabul edilmiştir.

Şirket ortaklarının hisselerine göre banka hesabına yatırılması gerek meblağlar aşağıda belirtilmiştir. ... 13 hisseye karşılık 39.559,00 TL, ... 326 hisse karşılık 992.018,00 TL, .. .. 3 hisseye karşılık 9.129,00 TL, .. .. 3 hisseye karşılık 9.129,00 TL, .. .. 431 hisseye karşılık 1.311.533,00 TL, . .. .. 13 hisseye karşılık 39.559,00 TL, ... 103 hisseye karşılık 313.429,00 TL, .. ..'nın varisleri 11 hisseye karşılık 33.473,00 TL'dir" şeklinde olup şirket bu kararla tüm ortaklara payları oranında ek ödeme yükümlülüğü getirmiştir.

Bu kararın iptali için açılan davanın muhalefete ilişkin dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusu esastan reddedilmişse de; iptali istenen iş bu karar; limited şirket ortaklarına payları oranında ek ödeme yükümlülüğü getiren bir genel kurul kararıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 573/2 hükmü uyarınca, limited şirket ortakları sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket ana sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerine ilişkin getirilen "sonradan ödeme" kenar başlıklı TTK'nın 607.

maddesi uyarınca ise; şirket sözleşmesini değiştiren, ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayı ile alınabilir. Dava konusu genel kurul kararıyla tüm ortaklara, şirketteki payları oranında ek ödeme (edim) yükümlülüğü getirildiğinden, böyle bir kararın alınabilmesi tüm ortakların olumlu oy kullanmalarına bağlıdır. Diğer bir ifade ile, ek ödeme yükümlülüğü tüm ortaklara getirildiğinden, böyle bir karar, ancak oy birliği ile alınabilir.

Somut olayda ise, ek ödeme yükümlülüğü öngören dava konusu genel kurul kararı, oy çokluğu ile alındığından karar yok hükmündedir. Belirtmek gerekirse, şirket genel kurul kararının ortaya çıkması; iki unsurun kümülatif olarak bulunmasına bağlıdır. Söz konusu unsurlardan bir, genel kurul toplantısı, diğeri ise, toplantı ve karar nisabıdır, yani iradedir. Bu unsurlar genel kurul kararının meydana gelmesi için gerekli olan kurucu şekli nitelikteki unsurlardır (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Altıncı bası, Oniki Levha, İstanbul 2012, s. 67 vd.). Dava konusu karar için TTK'nın 607. maddesinde öngörülen karar nisabı sağlanmadığından, yokluk gündeme gelmektedir.

Bilindiği üzere, hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararlarının sakatlık halleri de; iptal edilebilirlik, butlan ve yokluktur. İptal edilebilirlikten farklı olarak butlan ve yokluk hukuki bir menfaatı olan herkes tarafından belli bir süre ile sınırlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. Meğerki butlanın ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını oluştursun. Yoklukta ise böyle bir sınırlama söz konusu değildir. Yani butlandan farklı olarak yokluk dürüstlük kuralına aykırı olarak da ileri sürülebilir. Hatta sakatlık hallerinden yokluk ve butlanın varlığı dosyadan anlaşıldığında da mahkemece resen dikkate alınmak durumundadır (bkz. Moroğlu, s. 131 ve 132 ile, s. 156 - 166). Zira iptal edilebilirlik yenilik doğurucu bir hak olmasına rağmen, butlan ve yokluk açıklayıcı niteliktedirler.

Somut olayda, şirket hisselerinin toplam 903 adet olduğu ve dava konusu genel kurul kararı 326 ret oyuna karşılık 534 olumlu oyla ve dolayısıyla oy çokluğuyla alındığı, karar nisabı olan oy birliğinin sağlanmadığı sabit olduğundan, mahkemece yapılması gereken; şirket ana sözleşmesi getirtilerek, sözleşmede dava konusuyla ilgili ek ödeme (edim) yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, varsa ana sözleşmede öngörülen yükümlülüğün artırılıp artırılmadığı tespit edildikten sonra; şayet ana sözleşmede bu yönde bir hüküm yoksa veya olmakla birlikte ana sözleşmede öngörülen yükümlülük artırılmışsa dava konusu gündemin 6. maddesi ile alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, şayet ek ödeme yükümlülüğü sözleşme de var ve dava konusu kararla yükümlülükte artırılmamışsa bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hükümler ve hukuki durum gözetilmeden ve araştırılmadan eksik inceleme ile davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1167400200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.