Kâr payı davası yöneticiye değil ortağı olunan şirkete yöneltilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6630 E. 2025/4185 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ortağın doğrudan zararı niteliğindeki kâr payı alacağı isteminin muhatabı, ortağı olduğu şirkettir; dava şirket yerine yöneticiye yöneltilmişse esasa girilmeden pasif husumet yokluğundan reddedilmelidir. Yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat isteminde, davanın mahiyeti ve delil listesi gerektiriyorsa şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmelidir; bilirkişi incelemesi sırasında defterlerin ibrazından kaçınılmış olması yeterli değildir, davalıya HMK 220/3'teki sonuç ihtar edilerek ibraz için kesin mehil verilmeli, ibraz edilmezse sunulan banka hesap hareketleri değerlendirilerek ve gerektiğinde isticvaba başvurularak karar verilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Kâr payı alacağı isteminin muhatabı ve pasif husumet yokluğu → ret
İddia: Davacı, ortağı olduğu şirkette kendisine hiç kâr payı ödemesi yapılmadığını ileri sürerek ödenmeyen ortaklık kâr paylarının hisse oranında kendisine ödenmesini şirket müdürü olan davalıdan talep etmiştir. Davalı ise kâr payı talebinin şirkete yöneltilmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Doğrudan zarar niteliğindeki, sermaye payına uygun kâr payı ödemesine ilişkin talebin muhatabının davacının ortağı olduğu şirket olması gerekirken, dava davalı yöneticiye yöneltilmiştir. Kâr payı alacağından dolayı açılan davanın şirket yerine davalı yöneticiye yöneltilmesi isabetli olmayıp, bu dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken davanın esasına girilerek reddine karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetici sorumluluğuna dayalı tazminatta ticari defterlerin ibrazı ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları → kabul
İddia: Davacı, şirket müdürü olan davalının tek başına karar aldığını, şirket kazançlarını gizlediğini ve haksız kazanç elde ettiğini ileri sürerek şirketin ve kendisinin uğradığı zararın tazminini istemiş; delil olarak banka hesap hareketlerine dayanarak bunların bilirkişice incelenmesini talep etmiştir.
Gerekçe: HMK'nın 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. HMK'nın 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220/3 hükmünde ise belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmemesi ve aynı sürede delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermemesi ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr edip teklif edilen yemini kabul veya icra etmemesi hâlinde mahkemenin, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebileceği düzenlenmiştir. Bilirkişilerce yerinde inceleme yapılmış ve raporda şirket yetkilisinin ticari defterleri incelemeye ibraz etmekten kaçındığı belirtilerek defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamamış ise de, davacının delil listesine ve davanın mahiyetine göre şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerekir. Bu nedenle davalıya, ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3 hükmünde belirtilen husus ihtar edilerek kesin mehil verilmesi; süresi içerisinde defter kayıtlarının ibrazı hâlinde şirket defterlerinin, davacının somutlaştırdığı banka hesap hareketleriyle karşılaştırmalı şekilde bilirkişiye incelettirilmesi, aksi hâlde sunulan banka hesap hareketleri de değerlendirilerek rapor alınması, gerektiğinde davalının isticvabına başvurulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kâr payı alacağı davasının şirkete yöneltilmesi gerektiği ve pasif husumet yokluğu hâlinde esasa girilmeden ret verilmesi gerektiği; ayrıca ticari defterlerin ibrazında HMK 220/3 ihtarlı kesin mehil usulünün uygulanması gerektiği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Taraf sıfatı (pasif husumet): kâr payı alacağı davası, ortağı olunan şirkete yöneltilmelidir
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı alacağı↗ doğrudan zarar↗ pasif husumet↗ yönetici sorumluluğu↗ ticari defterlerin ibrazı↗ kesin mehil↗ isticvap↗ eksik inceleme↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11819 E. 2015/8490 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine davacı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, «kayyım» ücretlerinin davalı şirket özkaynaklarından karşılanmasının uygun olacağı gerekçesiyle davanın bir kez daha kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1928 E. 2019/1901 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, 60.000,00 TL alacağın 18/03/1999 tarihinden itibaren % 220 «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan tahsiline dair verilen karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6630 E. , 2025/4185 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/2084 Esas, 2024/1266 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1030 E., 2021/750 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile yeğeni olan davalının, ... marka cep telefonlarının teknik servisi ve bayisi olarak, 2013 yılında ... Elektronik Teknik Ser. Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti. 'yi kurduklarını, davadışı şirkette, müvekkilinin %30, aynı zamanda şirket müdürü davalının da %70 hisse sahibi olduğunu, müdürlük görevini yerine getirirken, davalının davacıya danışmadan tek başına karar aldığını ve alınan kararlar hakkında davacıya bilgi vermediğini, davacının davalı tarafından şirketten kovulduğunu, davacıya şu ana dek hiç bir kâr payı ödemesi yapılmadığını, şirket kazançlarının davacıdan gizlendiğinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davalının haksız kazançlar elde ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 553/1 hükmüne göre davalının şirkete ve davacıya verdiği zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik şirket ve müvekkilince uğranılan zararlar nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminatın şirkete ödenmesine, şirkete kayyım atanmasına ve ödenmeyen ortaklık kâr paylarının ticari faiziyle birlikte hisse oranında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat ve kâr payı alacağı taleplerini şirkete yöneltmesi gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bugüne kadar genel kurul toplantılarında alınan kararlara muhalefet etmediğini ve itirazda bulunmadığını, davacının tazminatın hangi sebeplerden dolayı talep edildiğini, maddi zararın sebebini ve varlığını açıklamadığını, şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesine göre kâr payı dağıtılması hususunda bir karar alınmadığını, şirket bilançoları incelendiğinde dağıtımı yapılacak bir kârın da olmadığının görüleceğini, davacının şirkete borcunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, şirket gelirleri ve şirket ortakları tarafından yapılan maddi katkıların, özkaynak ilavelerinin ancak şirketin kira, malzeme, işçi ücretleri vs giderlerini karşıladığı, şirketin dağıtılacak kârının tespit edilemediği, şirket özkaynaklarının sürekli negatif olduğu, borca batık durumda bulunduğunun ve zarar ettiğinin tespit edildiği, bu zarardan şirket müdürü davalının TTK'nın 626 ve 553. maddeleri gereğince sorumlu olduğunu gösterir kusurlu hareketin ve kusurlu hareket ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, davacının davadışı şirkete yönetim kayyımı atanmasının şirkete karşı açtığı dava ile istenebileceği, şirkete yöneltilmiş bir dava bulunmadığından davacının bu talebinin ihtiyati tedbir mahiyetinde olduğu, yaklaşık ispatın gerçekleşmemesi ve yasal koşulların oluşmaması nedeniyle bu talebin de reddedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının yönetici olduğu davadışı şirkete verdiği zararlardan dolayı sorumluluğuna dayalı tazminat istemi ile kar payının tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davacının kâr payının tahsili istemi yönünden; doğrudan zarar niteliğindeki sermaye payına uygun kâr payı ödemesine ilişkin talebin muhatabının davacının ortağı olduğu şirket olması gerekirken, davalı yöneticiye dava yöneltilmiştir. Kâr payı alacağından dolayı açılan davanın şirket yerine davalı yöneticiye yöneltilmesi isabetli olmayıp, bu dava yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın esasına girilerek reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Davacının davalı yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemi yönünden; davacı, dava dilekçesinde delil olarak banka hesap hareketlerine dayanmasını müteakip, 08.02.2021 havale tarihli dilekçesiyle banka hesap ekstrelerinin bilirkişiler tarafından detaylı olarak incelenmesini talep etmiş, 10.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise, davalı yöneticinin zarara sebebiyet verdiğini iddia ettiği eylemleri somutlaştırmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 219. maddesi kapsamında taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Anılan Kanun'un 222/1 hükmü gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK'nın 220/3 hükmünde belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Somut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmış, ara karar kapsamında bilirkişilerce inceleme yapılıp rapor sunulmuş ve raporda davalı şirket yetkilisinin ticari defterleri incelemeye ibraz etmekten kaçındığı belirtilerek şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamış ise de, şirketin ticari defter ve kayıtlarının da davacının delil listesine göre ve davanın mahiyeti itibariyle incelenmesi gerektiğinden, davalıya ticari defter ve kayıtların ibrazı için HMK'nın 220/3 hükmü uyarınca bu maddede belirtilen husus ihtar edilerek kesin mehil verilmesi, süresi içerisinde defter kayıtlarının ibraz edilmesi halinde davacının iddiaları bakımından şirket defterlerinin, davacının somutlaştırdığı banka hesap hareketleriyle karşılaştırmalı şekilde bilirkişiye incelettirilerek, aksi halde sunulan banka hesap hareketleri de değerlendirilerek rapor alınması, gerektiğinde davalının isticvabına başvurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1166450100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz