Tasarımın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/274 E. 2025/2873 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası↗ yoksun kalınan kâr↗ tescilsiz tasarım↗ sicilden terkin↗ alacak davası↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ maddi tazminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından asıl dava yönünden temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin kuyumculuk sektöründe faaliyet gösterdiğini, toptan ve perakende olarak altın takı ve ziynet eşyası üretmekte, dağıtmakta ve satmakta olduğunu, davalının, davacıya ait 2011-03151, 2012-00018, 2012-01122, 2012-05212, 2013-02256, 2013-06725 sayılı tescilli tasarımları taklit ettiğini, davacının bir kısım tescilli tasarımları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer ürünlerin izinsiz olarak imal edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tasarımların tescil şartlarını taşımadığını ileri sürerek davalıya ait 2011/... numaralı 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32 ve 35; 2011/... numaralı 2, 7 ve 10; 2012/... numaralı 6 ve 7; 2012/... numaralı 2 ve 10 numaralı çoklu tasarımların hükümsüzlük ve terkinlerine karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, değişik iş dosyası ile yapılan tespitin davalı şirket adresinde değil, ... isimli şahıs işletmesinde yapıldığını, davanın bu nedenle husumetten reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacının ürünlerini üretmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ürünlerin anonim değil kendilerine ait olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde birleşen davada davalı adına kayıtlı 2012/00018-2, 7 ve 10 çoklu, 2011/03151- 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32, 35; 2012/05212- 6 çoklu; 2012/01122- 10 çoklu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özellikleri taşımadığı gerekçesi ile hükümsüzlüklerine, sicilden terkin edilmelerine, asıl dava yönünden yapılan incelemede asıl davada davacı adına tescilli 2012/05212-7 ve 2012/01122-2 çoklu tasarımların koruma altında bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 59 ve 81. maddeleri kapsamında koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı ve uygulandığı ürünün genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerini satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak fiillerinin tasarım tescil sahibinin haklarını ihlal niteliğini taşıdığı, davalı katalogunda bulunan ürünlerin anılan Kanun maddesindeki ihlal şartlarını gerçekleştiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, yapılan hesaplama ile 88.440,39 TL maddi tazminatının ve 10.000,00 TL manevi zararının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hüküm asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket vekilince asıl davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava tasarım tescilinin ihlali nedeniyle tazminat talebine ilişkin olup birleşen dava tasarımların hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde tescilli tasarımlarına tecavüz iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, maddi tazminat talebini SMK'nın 150. maddesine dayandırarak aynı Kanun'un 151. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmıştır. Buna göre davacı, SMK'nın 151/2-c hükmü gereğince sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli nispetinde yoksun kaldığı zararın tazminini talep etmiştir. Bu durumda, dava değeri, dava açılışı sırasında davacı yanca belirlenebilir, öngörülebilir bir nitelik taşımaktadır. Hal böyle olunca davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, aynı Kanunun 109. maddesinde belirtilen kısmi dava şeklinde davanın açılması gerekmektedir. Bu aşamada hemen belirtmek gerekir ki, SMK'nın 151/3 hükmü uyarınca yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. Bilirkişinin belirleyeceği lisans bedeli üzerinden hesaplanacak olan tazminat yönünden, kısmi dava söz konusu olduğu için, davacı HMK'nın 176. maddesi uyarınca bir defaya mahsus ıslah yapabilecektir. Açılan kısmi davada ikinci bir ıslah dilekçesi sunmak mümkün olmadığına göre davacı yanca 23.12.2006 tarihinde mahkemeye sunulan ilk dilekçede belirlenen miktar ve şartların Mahkemece esas alınması gerekirken, daha sonra 26.04.2024 tarihinde mahkemeye sunulan dilekçe nazara alınarak nihai olarak 88.440,39 TL maddi tazminata hükmedilmesi usul ve evvelki Dairemiz bozma kararına aykırılık oluşturmaktadır.
3.Kabule göre de, birleşen dava hakkında mahkemece 29.06.2017 tarihinde verilen karar birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiş olup, Dairemizin 12.09.2022 tarih 2021/1351 E., 2022/5742 K. sayılı ilamı ile birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Hal böyleyken, Mahkemece birleşen davaya yönelik olarak Dairemiz ilamına da atıf yapmak suretiyle yeniden hüküm tesisine gerek olmadığına dair karar verilmesi gerekirken önceki kararın aynısının yazılması suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de bozma sebep ve şekline göre eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1351 E. 2022/5742 K.
Ortak:tescilsiz tasarım · sicilden terkin · maddi ve manevi tazminat · terkin · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… 18-2, 7 ve 10 çoklu, 2011/03151- 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32, 35; 2012/05212- 6 çoklu; 2012/01122- 10 çoklu tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» özellikleri taşımadığı gerekçesi ile hükümsüzlüklerine, «sicilden terkin» edilmelerine, asıl dava yönünden yapılan incelemede asıl davada davacı adına tescilli 2012/05212-7 ve 2012/01122-2 çoklu tasarımların koruma altında bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 59 ve 81. maddeleri kapsamında koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı ve uygulandığı ürünün genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerini satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak fiillerinin tasarım tescil sahibinin haklarını ihlal niteliğini taşıdığı, davalı katalogunda bulunan ürünlerin anılan Kanun maddesindeki ihlal şartlarını gerçekleştiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, yapılan hesaplama ile 88.440,39 TL «maddi tazminatının» ve 10.000,00 TL manevi zararının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
… ı ve ziynet eşyası üretmekte, dağıtmakta ve satmakta olduğunu, davalının, davacıya ait 2011-03151, 2012-00018, 2012-01122, 2012-05212, 2013-02256, 2013-06725 sayılı «tescilli tasarımları» taklit ettiğini, davacının bir kısım tescilli tasarımları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer ürünlerin izinsiz olarak imal edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00 TL «maddi tazminatın» ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde «tescilli tasarımlarına» tecavüz iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, «maddi tazminat» talebini SMK'nın 150. maddesine dayandırarak aynı Kanun'un 151. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmıştır.
Benzer bu kararda… 18-2, 7 ve 10 çoklu, 2011/03151- 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32, 35; 2012/05212- 6 çoklu; 2012/01122- 10 çoklu tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» taşımadığı anlaşılmakla, hükümsüzlüklerine, «sicilden terkin» edilmelerine, hükümsüzlük şartları kanıtlanamayan 2012/05212-7 ve 2012/01122-2 çoklu tasarımlar bakımından davanın reddine, hükümsüzlük davası bakımından «ilan» imkanı düzenlenmemiş olduğundan, ilan isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazları bakımından, dava, tasarım hakkına tecavüz nedeniyle «maddi-manevi tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle tazminat davasının tümden reddine ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, asıl davada davacı, 2011-03151, 2012-00018, 2012-01122, 2012-05212, 2013-02256, 2013-06725 sayılı «tescilli tasarımlara» tecavüz edilmesi nedeniyle maddi-manevi tazminat talebinde bulunmuş, asıl davada davalı ise açmış olduğu birleşen davada, asıl dava konusu davacının tescilli tasar …
… ğu belirtilmiş olup, 02.12.2016 tarihli bilirkişi ek raporunda ise 2012/00018-2 sayılı tasarımın davalı tarafından aynısının üretilerek piyasaya sunulması nedeniyle «maddi-manevi tazminat» hesabı yapılmış ve «son» olarak alınan 23.05.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda ise 2012/00018-2 sayılı tasarımın yeni olma özelliğine sahip olmadığı belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · ilan · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… arklı bulunan tasarımlar haricindeki tasarımlara ilişkin hükümsüzlük şartlarının oluştuğu gerekçesiyle asıl dava yönünden, tasarıma tecavüzden ötürü maddi ve manevi «tazminat davalarının» ayrı ayrı reddine, birleşen dava yönünden ise davalı- karşı davacı TS Alyans...
… 18-2, 7 ve 10 çoklu, 2011/03151- 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32, 35; 2012/05212- 6 çoklu; 2012/01122- 10 çoklu tasarımların yenilik ve «ayırt edicilik» taşımadığı anlaşılmakla, hükümsüzlüklerine, «sicilden terkin» edilmelerine, hükümsüzlük şartları kanıtlanamayan 2012/05212-7 ve 2012/01122-2 çoklu tasarımlar bakımından davanın reddine, hükümsüzlük davası bakımından «ilan» imkanı düzenlenmemiş olduğundan, ilan isteminin reddine karar verilmiştir.
… ğu belirtilmiş olup, 02.12.2016 tarihli bilirkişi ek raporunda ise 2012/00018-2 sayılı tasarımın davalı tarafından aynısının üretilerek piyasaya sunulması nedeniyle «maddi-manevi tazminat» hesabı yapılmış ve «son» olarak alınan 23.05.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda ise 2012/00018-2 sayılı tasarımın yeni olma özelliğine sahip olmadığı belirtilmiştir.
Her ne kadar mahkemece bilirkişi kök ve ek raporlarına göre hüküm kurulmuşsa da, hükümsüz kılınmayan tasarımlara tecavüz olup-olmadığı yönünde tespit raporu ile mahkemece dosyaya kazandırılan raporlar arasında çelişki bulunmakta olup raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek, tecavüzün bulunduğunun tespiti halinde tazminat hesabı yapılarak hüküm kurulması gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2025/274 E. , 2025/2873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM
Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından asıl dava yönünden temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin kuyumculuk sektöründe faaliyet gösterdiğini, toptan ve perakende olarak altın takı ve ziynet eşyası üretmekte, dağıtmakta ve satmakta olduğunu, davalının, davacıya ait 2011-03151, 2012-00018, 2012-01122, 2012-05212, 2013-02256, 2013-06725 sayılı tescilli tasarımları taklit ettiğini, davacının bir kısım tescilli tasarımları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer ürünlerin izinsiz olarak imal edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tasarımların tescil şartlarını taşımadığını ileri sürerek davalıya ait 2011/... numaralı 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32 ve 35; 2011/... numaralı 2, 7 ve 10; 2012/... numaralı 6 ve 7; 2012/... numaralı 2 ve 10 numaralı çoklu tasarımların hükümsüzlük ve terkinlerine karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, değişik iş dosyası ile yapılan tespitin davalı şirket adresinde değil, ... isimli şahıs işletmesinde yapıldığını, davanın bu nedenle husumetten reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacının ürünlerini üretmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ürünlerin anonim değil kendilerine ait olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde birleşen davada davalı adına kayıtlı 2012/00018-2, 7 ve 10 çoklu, 2011/03151- 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10, 11, 14, 18, 20, 21, 22, 26, 29, 30, 32, 35; 2012/05212- 6 çoklu; 2012/01122- 10 çoklu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özellikleri taşımadığı gerekçesi ile hükümsüzlüklerine, sicilden terkin edilmelerine, asıl dava yönünden yapılan incelemede asıl davada davacı adına tescilli 2012/05212-7 ve 2012/01122-2 çoklu tasarımların koruma altında bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 59 ve 81. maddeleri kapsamında koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı ve uygulandığı ürünün genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerini satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak fiillerinin tasarım tescil sahibinin haklarını ihlal niteliğini taşıdığı, davalı katalogunda bulunan ürünlerin anılan Kanun maddesindeki ihlal şartlarını gerçekleştiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, yapılan hesaplama ile 88.440,39 TL maddi tazminatının ve 10.000,00 TL manevi zararının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hüküm asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirket vekili ve katılma yolu ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket vekilince asıl davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava tasarım tescilinin ihlali nedeniyle tazminat talebine ilişkin olup birleşen dava tasarımların hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı, dava dilekçesinde tescilli tasarımlarına tecavüz iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, maddi tazminat talebini SMK'nın 150. maddesine dayandırarak aynı Kanun'un 151. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmıştır. Buna göre davacı, SMK'nın 151/2-c hükmü gereğince sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli nispetinde yoksun kaldığı zararın tazminini talep etmiştir. Bu durumda, dava değeri, dava açılışı sırasında davacı yanca belirlenebilir, öngörülebilir bir nitelik taşımaktadır. Hal böyle olunca davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, aynı Kanunun 109.
maddesinde belirtilen kısmi dava şeklinde davanın açılması gerekmektedir. Bu aşamada hemen belirtmek gerekir ki, SMK'nın 151/3 hükmü uyarınca yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. Bilirkişinin belirleyeceği lisans bedeli üzerinden hesaplanacak olan tazminat yönünden, kısmi dava söz konusu olduğu için, davacı HMK'nın 176. maddesi uyarınca bir defaya mahsus ıslah yapabilecektir. Açılan kısmi davada ikinci bir ıslah dilekçesi sunmak mümkün olmadığına göre davacı yanca 23.12.2006 tarihinde mahkemeye sunulan ilk dilekçede belirlenen miktar ve şartların Mahkemece esas alınması gerekirken, daha sonra 26.04.2024 tarihinde mahkemeye sunulan dilekçe nazara alınarak nihai olarak 88.440,39 TL maddi tazminata hükmedilmesi usul ve evvelki Dairemiz bozma kararına aykırılık oluşturmaktadır.
3.Kabule göre de, birleşen dava hakkında mahkemece 29.06.2017 tarihinde verilen karar birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiş olup, Dairemizin 12.09.2022 tarih 2021/1351 E., 2022/5742 K. sayılı ilamı ile birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Hal böyleyken, Mahkemece birleşen davaya yönelik olarak Dairemiz ilamına da atıf yapmak suretiyle yeniden hüküm tesisine gerek olmadığına dair karar verilmesi gerekirken önceki kararın aynısının yazılması suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de bozma sebep ve şekline göre eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin ve katılma yolu ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165866100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz