6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticaret unvanının terkini

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4006 E. 2025/2299 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanının terkini basiretli tacir ticaret unvanı marka hakkına tecavüz kaldırma ve yeniden hüküm ortalama tüketici terkin tacir iltibas

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tescilsiz markasal kullanımlarının unlu mamuller hizmetlerinde olduğu, davacının markasının ise "ayakkabı-terlik" emtiasında tanınmış kabul edildiği, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün görünmediği, bu itibarla fiili durumda davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayarak şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da ayırt edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunmadığı, davalı ticaret unvanının davalı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin somut olayda gerçekleşmediği, bu itibarla davalının ticaret unvanı kullanımının davacı markasının işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... esas unsurlu pek çok markası mevcut olduğu gibi ... markasının da tanınmış marka olduğu, bilişim uzmanının da bulunduğu bilirkişi raporunda; davalının internet sitesinde ve sosyal medyada ... şeklindeki markasal kullanımları tespit edildiği, ... alan adının da 27.07.2020'de tahsis edildiğinin belirlendiği, davacının ... tanınmış markası olmasına rağmen davalının ... şeklindeki markasal kullanımları nedeni ile grup şirketi izlenimi verilerek ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurulabileceği ve karışıklığa neden olacağı, bilirkişi raporundaki tespitlerin de bu yönde olduğu dikkate alındığında davacının markaya tecavüzün tespiti, meni, refi talebinin kabulü gerekirken reddinin yerinde görülmediği, öte yandan davacının, ... ibaresinin ticaret unvanından terkinini de talep ettiği, tarafların faaliyet alanları farklı ise de; davacının ticaret unvanı ile 1994 yılında kurulduğu, davalının ise 22.07.2020'de ticaret unvanı ile sicile tescil edildiği, her iki ticaret unvanının çekirdek unsurunun ... olduğu, davalının basiretli tacir olarak iltibas yaratmayacak ticaret unvanı seçmekte özenli davranması gerekirken davacı şirketin grup şirketi izlenimi oluşturacak şekilde unvanda ... ibaresini tescil ettirmesinin yerinde olmadığı, unvan terkini koşullarının da oluştuğu dikkate alındığında davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün tespit'i, men'i ve davalı ticaret unvanının terkin istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Somut olayda davalı ticaret unvanının davacı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını unlu mamuller hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25. sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markanın işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği, ilgili sektörler dikkate alındığında davacının tanınmış markasının tanınmışlığından faydalanma ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri de göz önüne alınarak davacı markasının tescilli ve tanınmış olduğu sınıflarda davalı tarafından kullanıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığından davalının ticaret unvanının terkini talebi yönünden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Davacının, davaya mesnet markalarından doğan haklarına davalının markasal kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin tespiti iddiasına gelince; davalının dava tarihinde “...” ibareli markası bulunmadığı ancak “...” unvanı ile sicile tescil edildiği, ticaret unvanında yer verilen “...” ek unsurunun davalının internet sitesinde ve sosyal medyada “...” şeklinde markasal olarak kullanıldığı ve fakat tecavüz iddiasına konu edilen bu unvanın fiili kullanımının davacı markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti için davalının markasal kullanımları ve ticaret unvanının tescilli olduğu faaliyet alanları ile davacı markalarının sınıfsal olarak karşılaştırıldığında söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığından marka hakkına tecavüz iddiasından kaynaklanan talebinde reddi gerekirken yazılı gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/4006 E.  ,  2025/2299 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yaptığını, 2003/34747 sayı ile tescilli "..." ibareli markanın maliki olduğunu, bu bağlamda sektöründe bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, ancak davalı şirketin, davacı şirketin tescilli "..." ibareli markasını ticari unvanında kullandığını, davalının davacı şirketin markasını kullanarak haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu ileri sürerek markadan doğan haklara tecavüzün önlenmesini, men'ini ve 30.03.2021 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile de dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari ünvanındaki "..." ibaresinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 46.

maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ticari unvanında geçen "..." ibaresinin, şirketin kurucu ortakları olan ...'ın isimlerinin ilk ikişer harfinden alınarak oluşturulduğunu, davalı şirketin gıda üzerine faaliyet gösterdiğini, iş yerinde "..." ibaresinin ön planda olmadığını, gıda alanında "..." olarak tanındığını, tüm tabelalarında, ambalaj, basılı evrak ve reklamlarında "..." ibaresini kullandığını, işletme adı olan "..." ibaresi ile tanındığını, taraflar arasında "..." ibaresi dışında başkaca hiçbir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tescilsiz markasal kullanımlarının unlu mamuller hizmetlerinde olduğu, davacının markasının ise "ayakkabı-terlik" emtiasında tanınmış kabul edildiği, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün görünmediği, bu itibarla fiili durumda davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayarak şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da ayırt edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunmadığı, davalı ticaret unvanının davalı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin somut olayda gerçekleşmediği, bu itibarla davalının ticaret unvanı kullanımının davacı markasının işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... esas unsurlu pek çok markası mevcut olduğu gibi ... markasının da tanınmış marka olduğu, bilişim uzmanının da bulunduğu bilirkişi raporunda; davalının internet sitesinde ve sosyal medyada ... şeklindeki markasal kullanımları tespit edildiği, ... alan adının da 27.07.2020'de tahsis edildiğinin belirlendiği, davacının ... tanınmış markası olmasına rağmen davalının ... şeklindeki markasal kullanımları nedeni ile grup şirketi izlenimi verilerek ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurulabileceği ve karışıklığa neden olacağı, bilirkişi raporundaki tespitlerin de bu yönde olduğu dikkate alındığında davacının markaya tecavüzün tespiti, meni, refi talebinin kabulü gerekirken reddinin yerinde görülmediği, öte yandan davacının, ...

ibaresinin ticaret unvanından terkinini de talep ettiği, tarafların faaliyet alanları farklı ise de; davacının ticaret unvanı ile 1994 yılında kurulduğu, davalının ise 22.07.2020'de ticaret unvanı ile sicile tescil edildiği, her iki ticaret unvanının çekirdek unsurunun ... olduğu, davalının basiretli tacir olarak iltibas yaratmayacak ticaret unvanı seçmekte özenli davranması gerekirken davacı şirketin grup şirketi izlenimi oluşturacak şekilde unvanda ... ibaresini tescil ettirmesinin yerinde olmadığı, unvan terkini koşullarının da oluştuğu dikkate alındığında davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün tespit'i, men'i ve davalı ticaret unvanının terkin istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Somut olayda davalı ticaret unvanının davacı marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını unlu mamuller hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25. sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markanın işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği, ilgili sektörler dikkate alındığında davacının tanınmış markasının tanınmışlığından faydalanma ve iltibas ihtimalinin bulunmadığı, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri de göz önüne alınarak davacı markasının tescilli ve tanınmış olduğu sınıflarda davalı tarafından kullanıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığından davalının ticaret unvanının terkini talebi yönünden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Davacının, davaya mesnet markalarından doğan haklarına davalının markasal kullanımının tecavüz teşkil ettiğinin tespiti iddiasına gelince; davalının dava tarihinde “...” ibareli markası bulunmadığı ancak “...” unvanı ile sicile tescil edildiği, ticaret unvanında yer verilen “...” ek unsurunun davalının internet sitesinde ve sosyal medyada “...” şeklinde markasal olarak kullanıldığı ve fakat tecavüz iddiasına konu edilen bu unvanın fiili kullanımının davacı markalarından doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespiti için davalının markasal kullanımları ve ticaret unvanının tescilli olduğu faaliyet alanları ile davacı markalarının sınıfsal olarak karşılaştırıldığında söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün olmadığından marka hakkına tecavüz iddiasından kaynaklanan talebinde reddi gerekirken yazılı gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165719200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.