TBK 598/3'teki on yıl kefaletin düşüm süresidir, zamanaşımı değildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6853 E. 2025/4666 K. · · İlk derece: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
TBK 598/3 uyarınca kefalet on yıl ile sınırlıdır ve bu süre zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresidir; sürenin dolmasıyla kefalet kendiliğinden sona erer. 818 sayılı BK döneminde kefalet süresine ilişkin düzenleme bulunmadığından, TBK ile getirilen bu düzenleme 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürür ve hak sahibine TBK'nın yürürlüğünden itibaren bir yıllık ek süre tanınır. Hesabın kat edildiği tarihten itibaren on yıldan fazla süre geçtikten sonra kefiller aleyhine başlatılan takipte kefalet sona ermiş sayılır; ayrıca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Ele alınan sorunlar
Kefaletin on yıllık süre ile sınırlı olması, bu sürenin niteliği ve TBK öncesi kefaletlere uygulanması → ret
İddia: Davacı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğunu ileri sürmüş; davalılar ise borcun bulunmadığını, bulunsa dahi zamanaşımının dolduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Takip tarihinden önce, hesabın kat edildiği tarihten itibaren on yıldan fazla süre geçmiştir. TBK'nın 598/3 hükmü uyarınca kefalet on yıl ile sınırlandırılmış olup bu süre zamanaşımı değil, kefaletin düşüm süresidir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefalet süresine ilişkin bir düzenleme yapılmamış ise de, TBK ile getirilen düzenleme 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürür; anılan hüküm gereğince süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenleme getirilmişse hak sahibine bir yıllık ek süre tanınır ve TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu bir yıllık süre de geçmiştir. Bu hâliyle davalıların kefaleti sona ermiştir. Ayrıca BK'nın 125. ve TBK'nın 146. maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı defi de yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
TBK 598/3'teki on yıllık sürenin zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu ve 6101 sayılı Kanun 5/2 uyarınca TBK öncesi kefaletlere de bir yıllık ek süreyle uygulanacağı yönünden emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (BK 125, TBK 146).
- Hak düşürücü süre
- Kefalet, TBK 598/3 uyarınca on yıl ile sınırlıdır; bu süre zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olup dolmasıyla kefalet sona erer. TBK'nın yürürlüğünden önce doğmuş kefaletler bakımından 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca hak sahibine bir yıllık ek süre tanınır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ kefaletin düşüm süresi↗ zamanaşımı defi↗ genel kredi sözleşmesi↗ hesap kat↗ kanunun geçmişe yürümesi↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6853 E. , 2025/4666 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/319 Esas, 2024/1296 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/283 E., 2021/891 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, .. .. .. Bankası A.Ş. tarafından 08.01.2019 tarihinde müvekkiline temlik edilen alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalıların müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlunun dava dışı ... A.Ş. olduğunu, 31.12.1998 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini, 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, ödenmemesi üzerine İstanbul 31. İcra Dairesinin 2018/8790 E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalıların zamanaşımı ve alacağa ilişkin itirazda bulunduğunu ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, davalılar ile aralarında imzalı sözleşmeler olup faiz oranının mevzuata ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, bankaya hiçbir borçları olmadığını, icra takibinde, dayanak kredi sözleşmelerinin sunulmadığını, ...'nin kredi sözleşmesi imzalamadığını, sunulması halinde imzayı kabul etmediklerini, ...'nin ise ticari hayattan elini çekeli yaklaşık 25 yıl olduğunu, böyle bir borcun varlığından haberdar olmadığını, olsa bile zamanaşımının dolduğunu, talep edilen faizin haksız şart hükmünde olup, hakimin müdahalesini gerektirdiğini bildirerek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı ... yargılama sırasında vefat etmiş, mirasçıları mirası red ettiklerinden terekeye temsilci atanmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, takip tarihinden önce hesap kat tarihinden itibaren 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598/3. hükmü uyarınca kefaletin 10 yıl ile sınırlandırıldığı, bu sürenin zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'nun (6101 sayılı Kanun) 5/2 hükmü uyarınca "süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenlenme getirilmiş ise hak sahibine 1 yıllık ek süre tanındığı" TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıllık sürenin de geçtiği, her ne kadar 818 sayılı Borçlar Kanunu'nunda (BK) kefalet süresine ilişkin düzenleme yapılmamış ise de, TBK ile getirilen düzenlemenin 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürüdüğü, bu haliyle davalıların kefaletinin sona erdiği, zamanaşımı definin yerinde olduğu, BK'nın 125.
ve TBK'nın 146. maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefiller hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165710500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz