6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TBK 598/3'teki on yıl kefaletin düşüm süresidir, zamanaşımı değildir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6853 E. 2025/4666 K. · · İlk derece: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

TBK 598/3 uyarınca kefalet on yıl ile sınırlıdır ve bu süre zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresidir; sürenin dolmasıyla kefalet kendiliğinden sona erer. 818 sayılı BK döneminde kefalet süresine ilişkin düzenleme bulunmadığından, TBK ile getirilen bu düzenleme 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürür ve hak sahibine TBK'nın yürürlüğünden itibaren bir yıllık ek süre tanınır. Hesabın kat edildiği tarihten itibaren on yıldan fazla süre geçtikten sonra kefiller aleyhine başlatılan takipte kefalet sona ermiş sayılır; ayrıca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Ele alınan sorunlar

Kefaletin on yıllık süre ile sınırlı olması, bu sürenin niteliği ve TBK öncesi kefaletlere uygulanması → ret

İddia: Davacı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğunu ileri sürmüş; davalılar ise borcun bulunmadığını, bulunsa dahi zamanaşımının dolduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Takip tarihinden önce, hesabın kat edildiği tarihten itibaren on yıldan fazla süre geçmiştir. TBK'nın 598/3 hükmü uyarınca kefalet on yıl ile sınırlandırılmış olup bu süre zamanaşımı değil, kefaletin düşüm süresidir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda kefalet süresine ilişkin bir düzenleme yapılmamış ise de, TBK ile getirilen düzenleme 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürür; anılan hüküm gereğince süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenleme getirilmişse hak sahibine bir yıllık ek süre tanınır ve TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bu bir yıllık süre de geçmiştir. Bu hâliyle davalıların kefaleti sona ermiştir. Ayrıca BK'nın 125. ve TBK'nın 146. maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımı defi de yerindedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

TBK 598/3'teki on yıllık sürenin zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu ve 6101 sayılı Kanun 5/2 uyarınca TBK öncesi kefaletlere de bir yıllık ek süreyle uygulanacağı yönünden emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (BK 125, TBK 146).
Hak düşürücü süre
Kefalet, TBK 598/3 uyarınca on yıl ile sınırlıdır; bu süre zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olup dolmasıyla kefalet sona erer. TBK'nın yürürlüğünden önce doğmuş kefaletler bakımından 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca hak sahibine bir yıllık ek süre tanınır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet kefaletin düşüm süresi zamanaşımı defi genel kredi sözleşmesi hesap kat kanunun geçmişe yürümesi itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 598/36098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 146 · 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun — 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 5/2 · 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) — 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) 125

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6853 E.  ,  2025/4666 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/319 Esas, 2024/1296 Karar

HÜKÜM

İstinaf başvurusunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/283 E., 2021/891 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, .. .. .. Bankası A.Ş. tarafından 08.01.2019 tarihinde müvekkiline temlik edilen alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalıların müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlunun dava dışı ... A.Ş. olduğunu, 31.12.1998 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini, 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, ödenmemesi üzerine İstanbul 31. İcra Dairesinin 2018/8790 E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalıların zamanaşımı ve alacağa ilişkin itirazda bulunduğunu ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, davalılar ile aralarında imzalı sözleşmeler olup faiz oranının mevzuata ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde, bankaya hiçbir borçları olmadığını, icra takibinde, dayanak kredi sözleşmelerinin sunulmadığını, ...'nin kredi sözleşmesi imzalamadığını, sunulması halinde imzayı kabul etmediklerini, ...'nin ise ticari hayattan elini çekeli yaklaşık 25 yıl olduğunu, böyle bir borcun varlığından haberdar olmadığını, olsa bile zamanaşımının dolduğunu, talep edilen faizin haksız şart hükmünde olup, hakimin müdahalesini gerektirdiğini bildirerek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı ... yargılama sırasında vefat etmiş, mirasçıları mirası red ettiklerinden terekeye temsilci atanmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, takip tarihinden önce hesap kat tarihinden itibaren 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598/3. hükmü uyarınca kefaletin 10 yıl ile sınırlandırıldığı, bu sürenin zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'nun (6101 sayılı Kanun) 5/2 hükmü uyarınca "süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenlenme getirilmiş ise hak sahibine 1 yıllık ek süre tanındığı" TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıllık sürenin de geçtiği, her ne kadar 818 sayılı Borçlar Kanunu'nunda (BK) kefalet süresine ilişkin düzenleme yapılmamış ise de, TBK ile getirilen düzenlemenin 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürüdüğü, bu haliyle davalıların kefaletinin sona erdiği, zamanaşımı definin yerinde olduğu, BK'nın 125.

ve TBK'nın 146. maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefiller hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165710500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/319 E. 2024/1296 K.

Müteselsil kefaletin TBK 598/3 uyarınca 10 yılda kendiliğinden sona ermesi

Gerekçe özeti

Gerçek kişi tarafından verilen müteselsil kefalet, TBK 598/3-4 uyarınca sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer ve kefil bu süre doluncaya kadar takip edilebilir; 6101 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca bu süre başlangıç itibariyle dolmuşsa hak sahibine yürürlük tarihinden itibaren 1 yıllık ek süre tanınır. Bu başvuru süresi hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen nazara alınabilir. Ayrıca, TMSF tarafından devralınmamış tasfiye halindeki bir bankanın alacakları Fon alacağı sayılmaz; 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesindeki atıf hükümleri arasında 141. madde (20 yıllık zamanaşımı) yer almadığından bu bankalardan temlik alınan alacaklarda genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.

Emsal değeri

Gerçek kişi kefaletlerinde TBK 598/3-4 uyarınca 10 yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve resen gözetilmesi gerektiği ile TMSF'ce devralınmamış tasfiye halindeki bankaların Fon alacağı sayılamayacağı ve 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımından yararlanılamayacağı yönündeki tespitler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: müteselsil kefalet kefaletin kendiliğinden sona ermesi hak düşürücü süre 6101 sayılı Kanun geçiş hükümleri Fon alacağı zamanaşımı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/319

KARAR NO 2024/1296

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/11/2021

NUMARASI 2020/283 Esas 2021/891 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024

Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, ... A.Ş. tarafından 08.01.2019 tarihinde müvekkiline temlik edilen alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalıların müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlunun dava dışı ...A.Ş. olduğunu, 31.12.1998 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini, 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, ödenmemesi üzerine İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalıların zamanaşımı ve alacağa ilişkin itirazda bulunduğunu ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, davalılar ile aralarında imzalı sözleşmeler olup faiz oranının mevzuata ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

CEVA

Davalı vekili, bankaya hiçbir borçları olmadığını, icra takibinde, dayanak kredi sözleşmelerinin sunulmadığını, ...'nin kredi sözleşmesi imzalamadığını, sunulması halinde imzayı kabul etmediklerini, ...'nin ise ticari hayattan elini çekeli yaklaşık 25 yıl olduğunu, böyle bir borcun varlığından haberdar olmadığını, olsa bile zamanaşımının dolduğunu, talep edilen faizin haksız şart hükmünde olup, hakimin müdahalesini gerektirdiğini bildirerek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.Davalı ... yargılama sırasında vefat etmiş ,mirasçıları mirası red ettiklerinden terekeye temsilci atanmıştır.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece ; takip tarihinden önce hesap kat tarihinden itibaren 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, TBK'nın 598/3. Maddesi uyarınca kefaletin 10 yıl ile sınırlandırıldığı , bu sürenin zaman aşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu, 6101 sayılı yasanın 5/2. Maddesi uyarınca "süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenlenme getirilmiş ise hak sahibine 1 yıllık ek süre tanındığı," 6098 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıllık sürenin de geçtiği, her ne kadar 818 sayılı yasada kefalet süresine ilişkin düzenleme yapılmamış ise de, 6098 sayılı yasa ile getirilen düzenlemenin 6101 sayılı yasanın 5/2. Maddesi uyarınca geçmişe yürüdüğü, bu haliyle davalıların kefaletinin sona erdiği, zaman aşımı definin yerinde olduğu, Yargıtay 11.

HDnin 2020/2427 Esas 3905 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, ... Bankası'nın tasfiyeye girdiği, ...'a devredilmiş bir banka olmadığı, 5020 sayılı Yasa ile 4389 sayılı Yasaya eklenen Ek 5.madde gereği davacının 20 yıllık süreden yararlanma imkanı var iken bu maddenin Anayasa Mahkemesi'nce 2009 yılında iptal edildiği, böylece 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulama yeri bulunmadığı, BK'nın 125. ve TBK'nın 146. maddesi gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna dayanılarak davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davaya konu alacağın ... Bankası A.Ş.'den temlik alınmış olup 20 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu, 5020 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 27.maddesi ile 4389 sayılı Bankacılık Kanunu'na eklenen EK MADDE 5. Md uyarınca vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş krediler hakkında Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümlerinin uygulanacağını, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesi uyarınca Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, hesap kat ihtarının davalılara 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takip tarihi 22.02.2018 olup 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, ayrıca temlik eden banka tarafından hem asıl borçlu hem de kefiller hakkında işlemlerde bulunulmuş olup zamanaşımının kesildiğini, asıl borçlu tarafından ...

Bankası A.Ş.'ne 22.02.1999 tarihli borç ödeme önerisi sunulduğunu, TBKnın154/1 maddesi uyarınca zaman aşımının kesildiğini, asıl borçlu ve kefiller hakkında İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, fiili hacze gidildiğini, menkul haczi yapıldığını, davalılar hakkında yedieminlik görevini yerine getirmediklerinden, İcra Ceza Mahkemesine şikayette bulunulduğunu, TBKnın 154 maddesi uyarınca zamanaşımının kesildiğini, ... hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulduğundan İdare Mahkemesinde 2006 yılında yürütmenin durdurulmasının istendiğini, 20 yıl olan zamanaşımı süresinin dolmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 598/3. maddesi''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. Maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde hükmünü haizdir.6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''.....TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir.

Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde, 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.Tüm bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinin ...Bankası AŞ ile davadışı şirket ve davalı müteselsil kefil tarafından 6.7.1998 tarihinde akdedildiği, hesabın 31.12.1998 tarihinde kat edildiği, İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, buna göre TBK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce müteselsil kefile başvuru süresi olan 10 yıllık sürenin dolduğu, 01.07.2013 tarihi itibariyle de 1 yıllık ek sürenin dolduğu, buna göre icra takip tarihi olan 7.3.2018 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan,bu sürenin resen nazara alınarak davanın süre aşımından reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.5411 sayılı kanunun 132/8 maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan Fon bankalarının alacakları Fon alacağı niteliğinde değildir.

Temlik eden Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. bu kapsamda TMSF tarafından devralınmadığından Fon bankası değildir.5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yeterli teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya.... hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123,134,136,137,138,140,142 ve 165’inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, dahil bankalarınca uygulanır.” denilmiştir.

Söz konusu maddede Fon alacaklarında zamanaşımının 20 yıl olduğunu düzenleyen 141. maddeye atıf yapılmamıştır. Buna göre davacı banka fonun maddede yazılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de 141.maddeye açık atıf olmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Esasen, TBK’nın 598/3. maddesi gereği kefaletin kendiliğinden sona ermesi hali gerçekleştiğinden uygulanacak zamanaşımı süresinin de incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Davacı vekilinin; alacağın ... Bankasından temlik alındığından zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin müteselsil kefaletin sona erdiğine ilişkin gerekçesinde ve kararında isabetsizlik bulunmayıp, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/09/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.