6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefilin sözleşme ve zamanaşımı savunmalarının reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1256 E. 2024/220 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar TBK 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Sözleşme öncesinde borçlu/kefile sözleşme içeriğinin öğrenilmesine imkan sağlandığını gösteren bilgilendirme belgesi ve kefilin imzasıyla teyidi varsa, genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler bakımından yeterli bilgilendirme yapıldığı kabul edilir ve sözleşmenin geçersizliği iddiası reddedilir. Müteselsil kefil, asıl borçlunun mirasçısı sıfatıyla değil kefalet sorumluluğuyla takip edilebileceğinden, alacaklının önce asıl borçlunun (varsa) hayat sigortasına başvurması zorunlu değildir; alacaklı doğrudan müteselsil kefili takip edebilir. Kat ihtarı kefile tebliğ edilememişse, kefilin temerrüdü takip tarihinde oluşur ve bu tarihe kadar akdi faiz, bu tarihten sonra temerrüt faizi uygulanır; KMH alacaklarında TCMB'nin ilan ettiği oranların esas alınması halinde faizin fahiş olduğu iddiası yerinde görülmez.

Ele alınan sorunlar

Zamanaşımı def'i → ret

İddia: Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu alacak, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davalı vekilinin zamanaşımı def'i yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel işlem koşulu denetimi ve bilgilendirme yükümlülüğü → ret

İddia: Davalı vekili, genel kredi sözleşmesinin müzakereye kapalı maddelerden oluştuğunu, müvekkiline değişiklik yapma ve müzakere etme imkanı sağlanmadığını, sözleşmenin genel işlem şartlarını içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava konusu genel kredi sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanmış olmakla genel işlem koşulu denetimine tabidir. Sözleşmenin imzası öncesinde asıl borçlu imzasını içeren el yazılı belgeye göre sözleşme öncesinde bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı, davalı kefilin de sözleşmenin kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiğini, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzasıyla teyit ettiği anlaşılmakla, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hayat sigortasına öncelikle başvuru zorunluluğu iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, asıl borçlunun vefatı nedeniyle davacının öncelikle varsa asıl borçlunun hayat sigortasına başvurması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı müteselsil kefil sıfatını taşımakta olup, takip ve dava davalının asıl borçlunun mirasçısı sıfatına değil, kefalet sorumluluğuna dayanmaktadır. Alacaklının asıl borçluyu takip etmeden ya da rehni paraya çevirmeden doğrudan müteselsil kefili takip edebilmesi mümkün bulunduğundan, davalının hayat sigortası şirketinin sorumluluğuna yönelik savunmaları bu davada inceleme konusu yapılamaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temerrüt tarihi ve faiz oranının fahiş olduğu iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, temerrüt gerçekleşmediğinden hesaplanan faizin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edildiği, davalı kefile ise tebliğ edilemediği; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı kefile kat ihtarı tebliğ edilememiş olması nedeniyle temerrüdün takip tarihinde oluştuğu tespit edilerek asıl alacağa takip tarihine kadar akdi faiz işletilmiştir. Davalı kefil takip tarihi itibariyle temerrüte düşmüş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da takip tarihine kadar olan dönem için akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmış, temerrüt faizi uygulanmamıştır. Alacağın KMH'ya ilişkin olması nedeniyle TCMB'nin tespit ve ilan ettiği KMH hesaplarına uygulanacak akdi ve temerrüt faiz oranları esas alınmış olup, TCMB tarafından belirlenen faiz oranlarının fahiş olduğunun ileri sürülmesi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefile kat ihtarının tebliğ edilememesi halinde temerrüt tarihinin takip tarihi olarak kabulü ile müteselsil kefilin sorumluluğunun asıl borçlunun hayat sigortasına başvuru zorunluluğuna bağlanamayacağı yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar, TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet genel işlem koşulu zamanaşımı temerrüt kat ihtarı KMH (kredili mevduat hesabı) akdi faiz icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı TBK 146

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1256

KARAR NO 2024/220

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/03/2021

NUMARASI 2019/317 Esas 2021/256 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/02/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili banka ile ... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesiyle ...'a kredili mevduat kredisi kullandırdığını, davalının sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını,kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalıya 07.02.2019 tarihli kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, bu nedenle borçlular hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini,davalının kefalet limitiyle sorumlu olduğunu belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uyulmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşme içeriği bakımından bilgilendirilmediğini,sözleşmenin genel işlem şartları içermesi nedeniyle geçersiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, fahiş oranda faiz hesaplandığını, alacak muaccel olmadığı gibi müvekkiline usulüne uygun ihtar yapılmadığından faiz talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, davalı kefilin asıl borçludan sonra temerrüte düşürülmediği,borçlu yönünden ihtarın sonuçsuz kaldığı beklenmeksizin kefile tebligat yapıldığı, bu sebeple bilirkişinin asıl alacağı 337.521,79-TL olarak belirlerken işlemiş temerrüt faizini sıfır olarak belirlediği, bu hatalı olup, sözleşme gereğince borçlu daha önce temerrüte düşürülmese dahi ödenmeyen taksitler sebebiyle temerrüt faizi yerine işlemiş akdi faizin kat tarihi ile takip tarihi arasında işlemeye devam edeceği nazara alınarak, mahkemece akdi faiz oranı üzerinden 7.281,79-TL faiz ve BSMV hesaplandığı,alacağın likit olması ve davalının itirazının haksız olduğu nazara alınarak asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle;

davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının kısmen iptali ile takibin 330.240-TL asıl alacak, 7.281,79-TL kat tarihi ile takip tarihi arasında işleyen akdi faiz ve BSMV'si ile 485-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 338.006,79-TL üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde bildirilen faiz cinsi ve miktarıyla faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; genel kredi sözleşmesinin müzakereye kapalı maddelerden oluştuğunu, müvekkiline değişiklik yapma ve müzakere etme imkanı sağlanmadığını, sözleşmenin genel işlem şartlarını içermesi nedeniyle hükümsüz olduğunu, delil sözleşmesinin eşitlik ilkesine aykırı olarak banka lehine düzenlendiğini, asıl borçlu olan müvekkilinin babasının vefat ettiğini,hayat sigortası yapılmışsa davacının öncelikle buna başvurması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, temerrüt gerçekleşmediğinden hesaplanan faizin fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı müteselsil kefilin itirazının iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında akdedilen 30.05.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşme gereğince borçlu şirkete KMH kredisi açıldığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 07.02.2019 tarihli kat ihtarının keşide edildiği, kat ihtarının asıl borçluya 11.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı kefile ise tebliğ edilemediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı kefile kat ihtarının tebliğ edilememiş olması nedeniyle temerrütün takip tarihinde oluştuğu tespit edilerek asıl alacağa takip tarihine kadar akdi faiz işletilmek suretiyle, TCMB'nin tespit ve ilan ettiği yıllık %27 oranında KMH akdi faizi uygulanarak davacının takip tarihi itibariyle 330.240-TL asıl alacak, 6.935,04-TL işlemiş faiz, 346,75-TL BSMV ve 485-TL masraf olmak üzere 338.006,79-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan dava konusu alacak, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğundan, davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde değildir. Dava konusu genel kredi sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra imzalanmış olmakla, genel işlem koşulu denetimine tabidir. Somut olayda sözleşmenin imzası öncesinde 27.05.2014 tarihli el yazılı ve asıl borçlu imzasını içeren belgeye göre sözleşme öncesinde bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı, davalı kefilin de sözleşmenin kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiğini, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzasıyla teyit ettiği anlaşılmakla, davalı kefilin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır.Aksi yöndeki davalı vekilinin sözleşmenin geçersizliğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilince, asıl borçlunun vefatı nedeniyle davacının öncelikle varsa asıl borçlunun hayat sigortasına başvurması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak davalı müteselsil kefil sıfatını taşımakta olup, takip ve dava, davalının asıl borçlunun mirasçısı sıfatına değil, kefalet sorumluluğuna dayanmaktadır. Alacaklının asıl borçluyu takip etmeden ya da rehni paraya çevirmeden doğrudan müteselsil kefili takip edebilmesi mümkün bulunduğundan, davalının hayat sigortası şirketinin sorumluluğuna yönelik savunmalarının bu davada inceleme konusu yapılamayacağından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, Davalı kefil takip tarihi itibariyle temerrüte düşmüş olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da takip tarihine kadar olan dönem için akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmış,temerrüt faizi uygulanmamıştır.Alacağın KMH na ilişkin olduğundan TCMB'nin tespit ve ilan ettiği KMH hesaplarına uygulanacak akdi ve temerrüt faiz oranları esas alınmış olup, TCMB tarafından belirlenen faiz oranlarının fahiş olduğunun ileri sürülmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin faiz oranı ve miktarına yönelik istinaf nedeni de haklı bulunmamış davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 23.088,78-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 5.772,19‬‬-TL harcın mahsubu ile kalan 17.316,59‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/02/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116565 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.