Zamanaşımına uğramış bonoda zamanaşımı temel ilişkiye göre belirlenir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6026 E. 2025/4223 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bono zamanaşımına uğradıktan sonra temel ilişkiye dayanılıyorsa, imzası inkâr edilmeyen senet temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı sayılır ve alacak her türlü delille ispatlanabilir; süresinde ileri sürülen zamanaşımı defi ise senede göre değil temel ilişkiye göre değerlendirilir. Temel ilişki ortaklık sözleşmesinden veya ortakların birbirleriyle ya da ortaklıkla ilişkisinden doğuyorsa TBK 147/4 uyarınca beş yıllık zamanaşımı uygulanır ve şirket alacağı için senet verilmişse süre senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Ele alınan sorunlar
Temel ilişkinin ortaklar arası alacak olması ve beş yıllık zamanaşımı süresinin dolması → ret
İddia: Davacı vekili, davalının bonodan dolayı borçlu olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, bononun hisse devri ve mutabık kalınan masraflar karşılığında verildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Gerekçe: Taraflar arasındaki temel ilişki şirket ortakları arasındaki alacaktan kaynaklanmakta olup bono bu borç için düzenlenmiştir. Ortaklar arasındaki alacaktan doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Borcun doğumu ve ileri sürülüş tarihlerine göre beş yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur; bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı niteliği ve zamanaşımının temel ilişkiye göre belirlenmesi → ret
İddia: Davalı vekili, takibe konu bononun vade tarihinden sekiz yıl sonra takibe konu edildiğini ve zamanaşımına uğradığını ileri sürerek zamanaşımı definde bulunmuştur.
Gerekçe: Zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bono, temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğindedir; temel ilişkideki alacağın tanık dahil her türlü delile başvurularak ispatlanması gerekir. Davalı süresinde zamanaşımı defini ileri sürdüğünden zamanaşımı, temel ilişkiye göre belirlenir. TBK'nın 147/4 hükmü uyarınca bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Gerek hisse devrinden gerekse ortaklıktan doğan alacak olarak kabul edilsin, temel ilişkideki alacak beş yıllık zamanaşımına tabidir; şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar. Vade tarihinden itibaren beş yıllık süre dolduktan sonra icra takibi başlatıldığından zamanaşımı definin kabulü ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Zamanaşımına uğramış bonoya dayalı itirazın iptali davasında zamanaşımının temel ilişkiye göre belirlenmesi ve ortaklık/ortaklar arası alacaklarda TBK 147/4'ün uygulanması yönünden emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; ortaklığın müdürleri, temsilcileri ve denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar TBK 147/4 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Şirket alacağı için senet verilmişse zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı defi↗ yazılı delil başlangıcı↗ temel ilişki↗ bono↗ ortaklar arası alacak↗ hisse devri↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6026 E. , 2025/4223 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/405 Esas, 2024/966 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline olan borcuna karşılık 28.09.2012 tarihinde 31.12.2012 vade tarihli, 17.200,00 euro bedelli bono verdiğini, bu bononun vadesinde ödenmediğini, davalı ile müvekkilin eşi ...'ın 08.02.2012 tarihinde ...ve Hayvansal Sağlık Ürünleri Gıda Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurduklarını ve şirketi münferiden temsile yetkili olarak müvekkili ...'ı atadıklarını, müvekkili tarafından şirket için yapılan masraflar konusundan mutabık kalındığını, davalının şirketin diğer hissedarı olan ...'a ait olan hisse devri ve mutabık kalınan masraflar için dava konusu bonoyu verdiğini, daha sonra müvekkilinin davalıya ...'a ait olan hisseleri 02.10.2012 tarihinde vekâleten devir ettiğini, davalının bonodan dolayı borçlu olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak, takibe konu bononun vade tarihinden 8 yıl sonra takibe konu edildiğini ve zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak
davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki temel ilişkinin şirket ortakları arasındaki alacaktan kaynaklandığı, bononun bu borca yönelik olarak düzenlendiği, ortaklar arasındaki alacaktan doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, borcun doğumu ve ileri sürülüş tarihlerine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bono temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, tanık dahil her türlü delile başvurularak temel ilişkideki alacağın ispatlanması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147/4 hükmü uyarınca, bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı tarafça süresinde zamanaşımı defii ileri sürdüğünden zamanaşımı defiinin temel ilişkiye göre belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda gerek hisse devrinden gerekse ortaklıktan doğan alacak olarak kabul edilsin temel ilişkide alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, 31.12.2012 tarihinden itibaren 5 yıl zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2020 yılında icra takibi başlatıldığından zamanaşımı defiinin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1165347500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz