Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5418 E. 2025/3835 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resen inceleme↗ ihtarat↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ bilirkişi ücreti↗ ticari itibar↗ kesin süre↗ dürüstlük kuralı↗ ticaret unvanı↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ bilirkişi incelemesi↗ ticaret sicili↗ ortalama tüketici↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/227 E., 2021/93 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına kayıtlı "..." ibareli markaları mevcutken, davalı tarafından "..." ibaresinin kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı firmanın "..." ibaresini kullanımının ortalama hedef kitle nezdinde iltibas yol açacak şekilde sattığı ürünlerde kullanıldığını, bu kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini ve davacıyı zarara uğrattığını, davacının 1952'den beri faaliyet gösterdiği tatlı sektöründe, davalının ... ibaresini kullanımının müvekkilinin unvanında ve markalarında yer alan ... ibaresi ile karıştırıldığı ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, ayrıca davalı yetkililerinin karıştığı olay nedeniyle iki firmanın ülke genelinde toplumda ciddi bir tepki ve karışıklık oluşturduğunu, bu durumun müvekkilinin ticari itibarının kaybına ve zararına yol açtığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men'ini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1991 yılında ticaret unvanı tescillenen müvekkilinin 2005/05073 no.lu markasının olduğunu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 03.03.2020 tarihli duruşmada dosyanın davanın esası yönünden inceleme yapılması için bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği, ayrıca bu süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesi yaptırılmayacağı hususunda ihtaratta bulunulduğu, davacı tarafından iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davalı vekili tarafından bilirkişi delilinden vazgeçilmesi talebinde bulunulduğu, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ve toplanan delillerden faydalanılarak resen inceleme yapıldığı, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin 24.08.2000 tarihinde, davalı şirketin ise 11.07.1991 tarihinde tescil edildiği, her iki tarafından özelikle tatlı ve baklava sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, davalı tarafından ... isimli iş yerinin bulunduğu broşür ve kataloglarda ... ve ... büyük yazılarak ... & ... ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullanıldığı, taraf markaları arasında tescil itibariyle davacı markalarının ..., davalı markasının ise ... & ... ... olduğu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar ... ve ... benzese de davalı markasının önünde yer alan ... & ... isimlerinin markayı davacı markalarından farklı kıldığı bu haliyle markalar arasında benzerlik olmadığı, fakat, davalı tarafından gerek iş yerinde gerekse broşürlerde kullanımların ... olarak tek başına veya ... hakim unsur olarak öne çıkartılmak suretiyle kullanıldığı, davalı bu kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu ve tek başına ... veya hakim unsur olarak ...'nun kullanılması nedeniyle davacıya ait ... markasına yaklaşıldığı, bu bakımından ortalama tüketici nezdinde her iki markanın ayniyet derecesinde benzer olması nedeniyle iltibasa yol açtığı, davacının ... esas unsurlu çok sayıda tescilli markası olması nedeniyle, davalının kullanımlarının davacı markasının tanınmışlığı ve itibarından faydalanmaya yönelik ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebebiyet verecek şekilde ve her iki markanın aynı firmanın markalarıymış izlenimi uyandırabileceği, davalının bu kullanımlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 55. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, haksız rekabetin tespiti, men'i ve giderilmesine, davalının markanın tescilli olduğu hali dışında tek başına "..." ibaresini öne çıkaracak şekilde kullanımının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının 43. sınıfta ve tatlı emtiasında 30. sınıfta olduğu, davalının 2005/05073 numaralı ... & ... ... markasının 05, 29, 30 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin ticaret unvanının 24.08.2000 tarihinde, davalı şirketin ise 11.07.1991 tarihinde tescil edildiği, davalının davaya konu markasal kullanımının 43 ve 30. sınıflarda olduğu göz önüne alındığında, davacının 43 ve 30. sınıfta tescilli markasının 2017/44892 numaralı ...+şekil markası ile 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli ... ...+şekil, 2018/16733 sayılı ... +şekil markaları olduğu, davacının 2007/34066 numaralı ... markasının 30. sınıfta, 2007/06637 numaralı ... Klasik markasının 29,30 32. sınıflarda olduğu ancak tatlı emtiasında tescilli olmadığı, davalının tek başına ... ibareli tescilli markasının 40. sınıfta tescilli olduğu, 43. sınıfta sadece 2017/44892 numaralı ...+şekil markası bulunduğu, davalının 43. ve 30. sınıf yönünden marka tescili ve unvanından kaynaklanan öncelik hakkı bulunduğu, markanın kullanıldığı 43. sınıfta restorancılık hizmet sınıfı ile, 30. sınıfta tatlı emtiasında kullanım yönünden, davalının tescile dayalı olarak kullandığı, ...&... ... ibareli markasal kullanım ile, davacının 43. sınıfta tescilli ...+şekil markası ve 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli ... ...+şekil markası ve ... +şekil markasının iltibas ve marka kullanımının tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıya ait "..." ibareli markalarına yönelik marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, giderilmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davacı, "..." ibareli markaları mevcutken, davalı tarafından "..." ibaresinin kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı firmanın "..." ibaresini kullanımının iltibasa yol açacak şekilde sattığı ürünlerde kullanıldığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men'ini talep etmiştir. Davalı, 1991 yılında ticaret unvanının tescillendiğini, 2005/05073 no.lu markasının bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davacı şirketin 24.08.2000, davalı şirketin ise 11.07.1991 tarihinde tescil edildiği, her iki şirketin özellikle tatlı ve baklava sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, davalı tarafından "..." isimli iş yerinin bulunduğu broşür ve kataloglarda "..." ve "..." büyük yazılarak "... & ..." ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullanıldığı, davacı markalarının "..." davalı markasının ise "... & ... ..." olduğu, ancak davalı tarafından gerek iş yerinde gerekse broşürlerde "..." olarak tek başına veya "..." hakim unsur olarak öne çıkartılmak suretiyle kullanıldığı, davalının bu kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu, davacıya ait markalara yaklaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalının 43. ve 30. sınıf yönünden marka tescili ve unvanından kaynaklanan öncelik hakkı bulunduğu, markanın kullanıldığı 43. sınıfta restorancılık hizmet sınıfı ile, 30. sınıfta tatlı emtiasında kullanım yönünden davalının markasını tescile dayalı olarak kullandığı, "...&... ..." ibareli markasal kullanım ile, davacının 43. sınıfta tescilli "...+şekil" markası ve 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli "... ...+şekil" markası ve ... +şekil markasının iltibas yaratmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince ticaret sicil kayıtları ve marka tescil tarihleri değerlendirilerek öncelik hakkının davalı şirkette olduğu sonucuna ulaşılmışsa da, davacının talebi davalının kullanımlarının davacının markaları ile iltibasa yol açacağı yönündedir. Somut olayda davalı şirketin tescilli markası "...&... ..." şeklinde olmasına rağmen davalı şirketin markasını "..." olarak veya "..." ibareleri büyük yazılarak "... & ..." ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullandığı, gerek iş yerinde gerekse broşürlerde "..." ibaresinin hakim unsur olarak öne çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu, davacıya ait markalara yaklaşıldığı, iltibasa sebep olduğu ve kullanımın haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5418 E. , 2025/3835 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1587 Esas, 2024/1210 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/227 E., 2021/93 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket adına kayıtlı "..." ibareli markaları mevcutken, davalı tarafından "..." ibaresinin kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı firmanın "..." ibaresini kullanımının ortalama hedef kitle nezdinde iltibas yol açacak şekilde sattığı ürünlerde kullanıldığını, bu kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini ve davacıyı zarara uğrattığını, davacının 1952'den beri faaliyet gösterdiği tatlı sektöründe, davalının ... ibaresini kullanımının müvekkilinin unvanında ve markalarında yer alan ... ibaresi ile karıştırıldığı ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, ayrıca davalı yetkililerinin karıştığı olay nedeniyle iki firmanın ülke genelinde toplumda ciddi bir tepki ve karışıklık oluşturduğunu, bu durumun müvekkilinin ticari itibarının kaybına ve zararına yol açtığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men'ini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1991 yılında ticaret unvanı tescillenen müvekkilinin 2005/05073 no.lu markasının olduğunu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 03.03.2020 tarihli duruşmada dosyanın davanın esası yönünden inceleme yapılması için bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği, ayrıca bu süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesi yaptırılmayacağı hususunda ihtaratta bulunulduğu, davacı tarafından iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davalı vekili tarafından bilirkişi delilinden vazgeçilmesi talebinde bulunulduğu, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ve toplanan delillerden faydalanılarak resen inceleme yapıldığı, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin 24.08.2000 tarihinde, davalı şirketin ise 11.07.1991 tarihinde tescil edildiği, her iki tarafından özelikle tatlı ve baklava sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, davalı tarafından ...
isimli iş yerinin bulunduğu broşür ve kataloglarda ... ve ... büyük yazılarak ... & ... ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullanıldığı, taraf markaları arasında tescil itibariyle davacı markalarının ..., davalı markasının ise ... & ... ... olduğu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar ... ve ... benzese de davalı markasının önünde yer alan ... & ... isimlerinin markayı davacı markalarından farklı kıldığı bu haliyle markalar arasında benzerlik olmadığı, fakat, davalı tarafından gerek iş yerinde gerekse broşürlerde kullanımların ... olarak tek başına veya ... hakim unsur olarak öne çıkartılmak suretiyle kullanıldığı, davalı bu kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu ve tek başına ...
veya hakim unsur olarak ...'nun kullanılması nedeniyle davacıya ait ... markasına yaklaşıldığı, bu bakımından ortalama tüketici nezdinde her iki markanın ayniyet derecesinde benzer olması nedeniyle iltibasa yol açtığı, davacının ... esas unsurlu çok sayıda tescilli markası olması nedeniyle, davalının kullanımlarının davacı markasının tanınmışlığı ve itibarından faydalanmaya yönelik ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebebiyet verecek şekilde ve her iki markanın aynı firmanın markalarıymış izlenimi uyandırabileceği, davalının bu kullanımlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 55. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, haksız rekabetin tespiti, men'i ve giderilmesine, davalının markanın tescilli olduğu hali dışında tek başına "..." ibaresini öne çıkaracak şekilde kullanımının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının 43. sınıfta ve tatlı emtiasında 30. sınıfta olduğu, davalının 2005/05073 numaralı ... & ... ... markasının 05, 29, 30 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin ticaret unvanının 24.08.2000 tarihinde, davalı şirketin ise 11.07.1991 tarihinde tescil edildiği, davalının davaya konu markasal kullanımının 43 ve 30. sınıflarda olduğu göz önüne alındığında, davacının 43 ve 30. sınıfta tescilli markasının 2017/44892 numaralı ...+şekil markası ile 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli ... ...+şekil, 2018/16733 sayılı ... +şekil markaları olduğu, davacının 2007/34066 numaralı ...
markasının 30. sınıfta, 2007/06637 numaralı ... Klasik markasının 29,30 32. sınıflarda olduğu ancak tatlı emtiasında tescilli olmadığı, davalının tek başına ... ibareli tescilli markasının 40. sınıfta tescilli olduğu, 43. sınıfta sadece 2017/44892 numaralı ...+şekil markası bulunduğu, davalının 43. ve 30. sınıf yönünden marka tescili ve unvanından kaynaklanan öncelik hakkı bulunduğu, markanın kullanıldığı 43. sınıfta restorancılık hizmet sınıfı ile, 30. sınıfta tatlı emtiasında kullanım yönünden, davalının tescile dayalı olarak kullandığı, ...&... ... ibareli markasal kullanım ile, davacının 43. sınıfta tescilli ...+şekil markası ve 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli ... ...+şekil markası ve ...
+şekil markasının iltibas ve marka kullanımının tecavüz oluşturmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıya ait "..." ibareli markalarına yönelik marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, giderilmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davacı, "..." ibareli markaları mevcutken, davalı tarafından "..." ibaresinin kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı firmanın "..." ibaresini kullanımının iltibasa yol açacak şekilde sattığı ürünlerde kullanıldığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men'ini talep etmiştir. Davalı, 1991 yılında ticaret unvanının tescillendiğini, 2005/05073 no.lu markasının bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davacı şirketin 24.08.2000, davalı şirketin ise 11.07.1991 tarihinde tescil edildiği, her iki şirketin özellikle tatlı ve baklava sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, davalı tarafından "..." isimli iş yerinin bulunduğu broşür ve kataloglarda "..." ve "..." büyük yazılarak "... & ..." ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullanıldığı, davacı markalarının "..." davalı markasının ise "... & ... ..." olduğu, ancak davalı tarafından gerek iş yerinde gerekse broşürlerde "..." olarak tek başına veya "..." hakim unsur olarak öne çıkartılmak suretiyle kullanıldığı, davalının bu kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu, davacıya ait markalara yaklaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;
davalının 43. ve 30. sınıf yönünden marka tescili ve unvanından kaynaklanan öncelik hakkı bulunduğu, markanın kullanıldığı 43. sınıfta restorancılık hizmet sınıfı ile, 30. sınıfta tatlı emtiasında kullanım yönünden davalının markasını tescile dayalı olarak kullandığı, "...&... ..." ibareli markasal kullanım ile, davacının 43. sınıfta tescilli "...+şekil" markası ve 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli "... ...+şekil" markası ve ... +şekil markasının iltibas yaratmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince ticaret sicil kayıtları ve marka tescil tarihleri değerlendirilerek öncelik hakkının davalı şirkette olduğu sonucuna ulaşılmışsa da, davacının talebi davalının kullanımlarının davacının markaları ile iltibasa yol açacağı yönündedir.
Somut olayda davalı şirketin tescilli markası "...&... ..." şeklinde olmasına rağmen davalı şirketin markasını "..." olarak veya "..." ibareleri büyük yazılarak "... & ..." ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullandığı, gerek iş yerinde gerekse broşürlerde "..." ibaresinin hakim unsur olarak öne çıkartıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu, davacıya ait markalara yaklaşıldığı, iltibasa sebep olduğu ve kullanımın haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164647400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz