Başkasına ait kalite sertifikasının etikette kullanılması ve tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6339 E. 2025/4283 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Başkasına özgülenmiş bir kalite sertifikasının, o nitelik ve kaliteye sahip olmayan ürünlerin etiketlerinde kullanılması haksız rekabet teşkil eder ve satıcı, ürünleri kendisi imal etmese de etiketlerin kullanımından sorumludur. Zarar, haksız rekabet konusu satışlardan elde edilen kazancın tamamı değildir; sertifika satışta tek etken olmadığından TBK 50/2 uyarınca hâkimce takdir edilen bir bölümü zararı oluşturur. Haksız rekabetin ref'ine karar verilerek etiketlerin kaldırılması sağlandığında, henüz satışa arz edilmemiş stok ürünler yönünden doğmamış zarar için ayrıca tazminata ve imhaya hükmedilemez. Talebin TBK 50 uyarınca takdiren indirilen kısmı için davalı lehine vekâlet ücreti tayin edilmez.
Ele alınan sorunlar
Davacıya özgülenmiş kalite sertifikasının davalı ürünlerinin etiketlerinde kullanılmasının haksız rekabet teşkil etmesi → kabul
İddia: Davalı, dava konusu etiketlerin ürünleri kendisinin imal etmediğini, tedarikçilerce hatalı olarak sınırlı sayıda üründe kullanıldığını, etiketlerin ürünlere artı değer katmadığını ve satış değerini etkilemediğini savunmuştur.
Gerekçe: Ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin kalite sertifikası ve ona özgülenen numara davacıya aittir. Davalının sattığı ürünler aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadığı hâlde, bu sertifikaya sahipmiş gibi davacıya ait sertifikanın ürün etiketlerinde kullanılması haksız rekabet teşkil eder ve davacının maddi zararını doğurur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Maddi tazminatın miktarı — sertifikanın satışta tek etken sayılamaması → kısmi kabul
İddia: Davacı, belirsiz alacak davası kapsamında maddi tazminat talep etmiş; davalı ise etiketlerin ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına etki etmediğini savunmuştur.
Gerekçe: Sertifika, bebek kıyafeti satışı yapan taraflar bakımından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmakla birlikte ürünün satışında tek etken değildir. Bu nedenle davalının haksız rekabete konu satışlardan elde ettiği toplam kazancın tamamı değil, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren üçte biri davacının uğradığı zararı oluşturur; maddi tazminat hakkaniyet gereği bu tutar üzerinden belirlenir, fazlaya ilişkin istem reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Henüz satılmamış stok ürünler yönünden tazminat ve ürünlerin imhası talebi → ret
İddia: Davacı, haksız rekabete konu ürünlere el konulmasını, imhasını ve stoktaki ürünler nedeniyle de tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Davalının henüz satmadığı stoktaki ürünler yönünden haksız rekabetin ref'ine karar verilerek sertifika etiketlerinin kaldırılmasına hükmedilmiş; böylece davacının bu ürünlerden doğabilecek zararı bertaraf edilmiştir. Henüz satışa arz edilmeyen ve dolayısıyla davacı nezdinde doğmamış zarar nedeniyle ayrıca maddi tazminata hükmedilemez; aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına da karar verilemez ve bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Manevi tazminat koşullarının gerçekleşmesi → kısmi kabul
İddia: Davacı manevi tazminat talep etmiş; davalı ise eylemin haksız rekabet oluşturmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Davalının haksız rekabet eylemi davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek nitelikte olduğundan davacının manevi zararı doğmuştur; hakkaniyete uygun tutarda manevi tazminata hükmedilir, fazlaya ilişkin istem reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Takdiren indirilen maddi tazminat kısmı yönünden davalı lehine vekâlet ücreti → ret
İddia: Davalı, reddedilen tazminat kısmı yönünden lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini istinaf sebebi yapmıştır.
Gerekçe: Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca hâkimin takdiri ile belirlendiğinden, bu kısım yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki sertifika kullanımının haksız rekabet sayılması ve zararın TBK 50/2 uyarınca takdiri holding'i üzerinden doğar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet↗ kalite sertifikası↗ haksız rekabetin ref'i↗ men↗ maddi tazminat↗ manevi tazminat↗ zararın takdiren belirlenmesi (TBK 50)↗ taleple bağlılık ilkesi↗ belirsiz alacak davası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6339 E. , 2025/4283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2177 Esas, 2024/1275 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinini bebek tekstili ürettiğini, merkezi ...'da bulunan "... .. & Co. ..." enstitüsü tarafından verilen ".." kalite sertifikasına sahip olduğunu, sertifika kuruluşunun sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası verdiğini, müvekkilinin özel sertifika numarasının "..." olduğunu, davalının kendisine ait bir kalite sertifikası olmadığı halde, farklı şehirlerde 80'den fazla mağazasında davacı ürünlerine birebir benzer bebek tekstili ürünleri üzerinde davacıya ait sertifikanın hatta davacının özel numarasının basılı olduğu şekilde müvekkilinin sertifika kimliğini izinsiz kullandığını, birebir aynı ürünleri imal edip satışa sunduğunu, bu şekilde haksız rekabete neden olduğunu, bu durumun delil tespit dosyası ile tespit edildiğini ileri sürerek davalının haksız rekabetinin tespitine, men'ine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik belirsiz alacak davası kapsamında 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın delil tespit tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı tarafça dava konusu edilen etiketlerin kısmen kullanıldığı ürünleri doğrudan imal etmediğini, tedarikçi firmalara ürettirdiğini, etiketlerin tedarikçi firmaların ürettiği bir kısım üründe kullanıldığının, delil tespitinden sonra öğrenildiğini, o tarih itibariyle stoklarda bulunan ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin derhal söküldüğünü, davacının iddiasının aksine dava konusu ihtilafın davacıya ait bir markanın taklidi suretiyle sahte ürün üretilmesi olmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğunu, ürünlerin hiçbirisinin taklit veya sahte ürün olmayıp tamamen yasal şekilde üretilmiş ve tescil edilmiş markalı ürünler olduğunu, bu ürünlerin sınırlı sayıdaki bir kısmında tedarikçi firmalar tarafından hatalı bir şekilde ...
etiketlerinin kullanıldığını, bu etiketlerin söz konusu ürünlere hiçbir artı değer katmayan, satış değerini etkilemeyen, tüketicilerde hiçbir bilinirliği olmayan ve hatta sıradan tüketicinin bilemeyeceği bir özellik olduğunu, bu etiketlerin ürünlerde kullanılmasının ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına etki etmediğini, satışı yapılan ürünlerin davacı ürünleri ile karıştırılmaya uygun olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sattığı ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin "... ." kalite sertifikasının davacıya ait olduğu, ... kodlu sertifikanın davacıya özgülendiği, bu haliyle davacıya ait sertifikanın davalı tarafından satılan ürünlerin aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadan kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürün etiketlerinde kullanılmasına yönelik eylemin, haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle davacının maddi zararının oluştuğu, sertifikanın bebek kıyafeti satışı yapan davacı ve davalı şirket açısından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmasıyla birlikte, sertifikanın ürünün satışında tek etken olmamasından dolayı davalının sattığı ürünlerden dolayı gerçekleşen satışlar nedeniyle davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı 497.028,59 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50.
maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince takdiren 1/3'ünün davacının uğradığı zararı oluşturacağından, hakkaniyet gereği maddi tazminatın 165.676,20 TL olarak belirlendiği, davalının henüz satmadığı elindeki mevcut ürünler yönünden haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden stoktaki ürünler için sertifika etiketlerinin kaldırılması kararı ile bu yönde davacının uğrayacağı zarar bertaraf edildiğinden ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına ilişkin olarak karar verilemeyeceği, takdiren indirim yapılması ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararlar kapsamında davalı lehine vekalet ücreti tayin edilmediği, davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle de manevi zararı oluştuğundan takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ürünlerinde davacıya ait ...
sertifika numaralı "... .." sertifikasını kullanması nedeniyle davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının ürünlerinde davacıya ait sertifikayı kullanmaktan men'ine, davalının ürünlerinde bulunan davacıya ait sertifikaya sahip olduğunu belirten etiket, yazı ve sair ibarelerin ürünlerden kaldırılmasına, davalının davacıya ait sertifikayı kendisine aitmiş gibi kullandığı haksız rekabete konu ürünlere el konulması ve imhası talebi hakkında, haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 165.676,20 TL maddi tazminatın 11.02.2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin hakkaniyet gereği reddine, stoktaki ürünlerden dolayı ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 30.000,00 TL manevi tazminatın 11.02.2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." numaralı "..." sertifikasının davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kullanım hakkı bulunmadığı, işbu davadan önce davalıya ait iki mağazada yapılan delil tespitinde ve davalının internet sitesi üzerinde yapılan tespitte, davacının sahip olduğu sertifikanın, davalının sattığı ürünler üzerinde etiket olarak kullanıldığının belirlendiği, davalı eyleminin haksız rekabet fiilini oluşturduğu, davacının sahip olduğu sertifikanın haksız bir şekilde kullanıldığı ürünleri satması nedeniyle etiketlerin kullanımından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, etiketlerin kullanımının haksızlığı belirli ise de, yapılan satışlarda tek etken olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının müşteri kitlesinin sadece bu etiketin varlığı nedeniyle anılan ürünleri satın aldığı ve etiketin kullanıldığı belirli olan modellerin tamamında etiketin kullanıldığının kabul edilemeyeceği, bu itibarla TBK'nın 50.
maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacı yararına 165.676,20 TL maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, ayrıca henüz satışa arz edilmeyen dolayısıyla henüz davacı nezdinde doğmayan zarar nedeniyle maddi tazminata hükmedilemeyeceği gibi haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden, ürünlerin imhası talebi hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olduğu, yine davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmekle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan manevi tazminat şartlarının mevcut olduğu, maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı TBK'nın 50. maddesine göre takdiren belirlendiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164517700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz