6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Başkasına ait kalite sertifikasının etikette kullanılması ve tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6339 E. 2025/4283 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Başkasına özgülenmiş bir kalite sertifikasının, o nitelik ve kaliteye sahip olmayan ürünlerin etiketlerinde kullanılması haksız rekabet teşkil eder ve satıcı, ürünleri kendisi imal etmese de etiketlerin kullanımından sorumludur. Zarar, haksız rekabet konusu satışlardan elde edilen kazancın tamamı değildir; sertifika satışta tek etken olmadığından TBK 50/2 uyarınca hâkimce takdir edilen bir bölümü zararı oluşturur. Haksız rekabetin ref'ine karar verilerek etiketlerin kaldırılması sağlandığında, henüz satışa arz edilmemiş stok ürünler yönünden doğmamış zarar için ayrıca tazminata ve imhaya hükmedilemez. Talebin TBK 50 uyarınca takdiren indirilen kısmı için davalı lehine vekâlet ücreti tayin edilmez.

Ele alınan sorunlar

Davacıya özgülenmiş kalite sertifikasının davalı ürünlerinin etiketlerinde kullanılmasının haksız rekabet teşkil etmesi → kabul

İddia: Davalı, dava konusu etiketlerin ürünleri kendisinin imal etmediğini, tedarikçilerce hatalı olarak sınırlı sayıda üründe kullanıldığını, etiketlerin ürünlere artı değer katmadığını ve satış değerini etkilemediğini savunmuştur.

Gerekçe: Ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin kalite sertifikası ve ona özgülenen numara davacıya aittir. Davalının sattığı ürünler aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadığı hâlde, bu sertifikaya sahipmiş gibi davacıya ait sertifikanın ürün etiketlerinde kullanılması haksız rekabet teşkil eder ve davacının maddi zararını doğurur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Maddi tazminatın miktarı — sertifikanın satışta tek etken sayılamaması → kısmi kabul

İddia: Davacı, belirsiz alacak davası kapsamında maddi tazminat talep etmiş; davalı ise etiketlerin ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına etki etmediğini savunmuştur.

Gerekçe: Sertifika, bebek kıyafeti satışı yapan taraflar bakımından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmakla birlikte ürünün satışında tek etken değildir. Bu nedenle davalının haksız rekabete konu satışlardan elde ettiği toplam kazancın tamamı değil, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren üçte biri davacının uğradığı zararı oluşturur; maddi tazminat hakkaniyet gereği bu tutar üzerinden belirlenir, fazlaya ilişkin istem reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Henüz satılmamış stok ürünler yönünden tazminat ve ürünlerin imhası talebi → ret

İddia: Davacı, haksız rekabete konu ürünlere el konulmasını, imhasını ve stoktaki ürünler nedeniyle de tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davalının henüz satmadığı stoktaki ürünler yönünden haksız rekabetin ref'ine karar verilerek sertifika etiketlerinin kaldırılmasına hükmedilmiş; böylece davacının bu ürünlerden doğabilecek zararı bertaraf edilmiştir. Henüz satışa arz edilmeyen ve dolayısıyla davacı nezdinde doğmamış zarar nedeniyle ayrıca maddi tazminata hükmedilemez; aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına da karar verilemez ve bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Manevi tazminat koşullarının gerçekleşmesi → kısmi kabul

İddia: Davacı manevi tazminat talep etmiş; davalı ise eylemin haksız rekabet oluşturmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Davalının haksız rekabet eylemi davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek nitelikte olduğundan davacının manevi zararı doğmuştur; hakkaniyete uygun tutarda manevi tazminata hükmedilir, fazlaya ilişkin istem reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Takdiren indirilen maddi tazminat kısmı yönünden davalı lehine vekâlet ücreti → ret

İddia: Davalı, reddedilen tazminat kısmı yönünden lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini istinaf sebebi yapmıştır.

Gerekçe: Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca hâkimin takdiri ile belirlendiğinden, bu kısım yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki sertifika kullanımının haksız rekabet sayılması ve zararın TBK 50/2 uyarınca takdiri holding'i üzerinden doğar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet kalite sertifikası haksız rekabetin ref'i men maddi tazminat manevi tazminat zararın takdiren belirlenmesi (TBK 50) taleple bağlılık ilkesi belirsiz alacak davası

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 50/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6339 E.  ,  2025/4283 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/2177 Esas, 2024/1275 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinini bebek tekstili ürettiğini, merkezi ...'da bulunan "... .. & Co. ..." enstitüsü tarafından verilen ".." kalite sertifikasına sahip olduğunu, sertifika kuruluşunun sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası verdiğini, müvekkilinin özel sertifika numarasının "..." olduğunu, davalının kendisine ait bir kalite sertifikası olmadığı halde, farklı şehirlerde 80'den fazla mağazasında davacı ürünlerine birebir benzer bebek tekstili ürünleri üzerinde davacıya ait sertifikanın hatta davacının özel numarasının basılı olduğu şekilde müvekkilinin sertifika kimliğini izinsiz kullandığını, birebir aynı ürünleri imal edip satışa sunduğunu, bu şekilde haksız rekabete neden olduğunu, bu durumun delil tespit dosyası ile tespit edildiğini ileri sürerek davalının haksız rekabetinin tespitine, men'ine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik belirsiz alacak davası kapsamında 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın delil tespit tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı tarafça dava konusu edilen etiketlerin kısmen kullanıldığı ürünleri doğrudan imal etmediğini, tedarikçi firmalara ürettirdiğini, etiketlerin tedarikçi firmaların ürettiği bir kısım üründe kullanıldığının, delil tespitinden sonra öğrenildiğini, o tarih itibariyle stoklarda bulunan ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin derhal söküldüğünü, davacının iddiasının aksine dava konusu ihtilafın davacıya ait bir markanın taklidi suretiyle sahte ürün üretilmesi olmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğunu, ürünlerin hiçbirisinin taklit veya sahte ürün olmayıp tamamen yasal şekilde üretilmiş ve tescil edilmiş markalı ürünler olduğunu, bu ürünlerin sınırlı sayıdaki bir kısmında tedarikçi firmalar tarafından hatalı bir şekilde ...

etiketlerinin kullanıldığını, bu etiketlerin söz konusu ürünlere hiçbir artı değer katmayan, satış değerini etkilemeyen, tüketicilerde hiçbir bilinirliği olmayan ve hatta sıradan tüketicinin bilemeyeceği bir özellik olduğunu, bu etiketlerin ürünlerde kullanılmasının ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına etki etmediğini, satışı yapılan ürünlerin davacı ürünleri ile karıştırılmaya uygun olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sattığı ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin "... ." kalite sertifikasının davacıya ait olduğu, ... kodlu sertifikanın davacıya özgülendiği, bu haliyle davacıya ait sertifikanın davalı tarafından satılan ürünlerin aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadan kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürün etiketlerinde kullanılmasına yönelik eylemin, haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle davacının maddi zararının oluştuğu, sertifikanın bebek kıyafeti satışı yapan davacı ve davalı şirket açısından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmasıyla birlikte, sertifikanın ürünün satışında tek etken olmamasından dolayı davalının sattığı ürünlerden dolayı gerçekleşen satışlar nedeniyle davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı 497.028,59 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50.

maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince takdiren 1/3'ünün davacının uğradığı zararı oluşturacağından, hakkaniyet gereği maddi tazminatın 165.676,20 TL olarak belirlendiği, davalının henüz satmadığı elindeki mevcut ürünler yönünden haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden stoktaki ürünler için sertifika etiketlerinin kaldırılması kararı ile bu yönde davacının uğrayacağı zarar bertaraf edildiğinden ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına ilişkin olarak karar verilemeyeceği, takdiren indirim yapılması ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararlar kapsamında davalı lehine vekalet ücreti tayin edilmediği, davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle de manevi zararı oluştuğundan takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ürünlerinde davacıya ait ...

sertifika numaralı "... .." sertifikasını kullanması nedeniyle davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının ürünlerinde davacıya ait sertifikayı kullanmaktan men'ine, davalının ürünlerinde bulunan davacıya ait sertifikaya sahip olduğunu belirten etiket, yazı ve sair ibarelerin ürünlerden kaldırılmasına, davalının davacıya ait sertifikayı kendisine aitmiş gibi kullandığı haksız rekabete konu ürünlere el konulması ve imhası talebi hakkında, haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 165.676,20 TL maddi tazminatın 11.02.2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin hakkaniyet gereği reddine, stoktaki ürünlerden dolayı ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 30.000,00 TL manevi tazminatın 11.02.2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." numaralı "..." sertifikasının davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kullanım hakkı bulunmadığı, işbu davadan önce davalıya ait iki mağazada yapılan delil tespitinde ve davalının internet sitesi üzerinde yapılan tespitte, davacının sahip olduğu sertifikanın, davalının sattığı ürünler üzerinde etiket olarak kullanıldığının belirlendiği, davalı eyleminin haksız rekabet fiilini oluşturduğu, davacının sahip olduğu sertifikanın haksız bir şekilde kullanıldığı ürünleri satması nedeniyle etiketlerin kullanımından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, etiketlerin kullanımının haksızlığı belirli ise de, yapılan satışlarda tek etken olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının müşteri kitlesinin sadece bu etiketin varlığı nedeniyle anılan ürünleri satın aldığı ve etiketin kullanıldığı belirli olan modellerin tamamında etiketin kullanıldığının kabul edilemeyeceği, bu itibarla TBK'nın 50.

maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacı yararına 165.676,20 TL maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, ayrıca henüz satışa arz edilmeyen dolayısıyla henüz davacı nezdinde doğmayan zarar nedeniyle maddi tazminata hükmedilemeyeceği gibi haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden, ürünlerin imhası talebi hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olduğu, yine davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmekle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan manevi tazminat şartlarının mevcut olduğu, maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı TBK'nın 50. maddesine göre takdiren belirlendiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164517700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2177 E. 2024/1275 K.

Kalite sertifikasının izinsiz kullanımı nedeniyle haksız rekabet tazminatı

Gerekçe özeti

Bir tarafın sahip olduğu kalite sertifikasının, izinsiz olarak diğer tarafça satılan ürünler üzerinde etiket olarak kullanılması, o tarafın müstesna niteliğe sahip olduğu zannını uyandırmaya elverişli olduğundan ve karıştırılmaya yol açtığından TTK 55/1-a,3-4 kapsamında haksız rekabet teşkil eder. Bu tür haksız rekabette zararın tam ispatı güç olduğundan TTK 56/1-e ve TBK 50 uyarınca hakim, davalının elde ettiği kazancı esas alarak, ancak kullanılan işaretin/sertifikanın satışta tek etken olmadığını, kalite, fiyat, marka ve tüketim alışkanlıkları gibi başka faktörlerin de bulunduğunu gözeterek hakkaniyete uygun bir oranda tazminat belirleyebilir. Haksız rekabetin men'ine ve ref'ine karar verilip henüz satışa sunulmayan stoktaki ürünlerden ihlal unsurunun kaldırılmasına hükmedildiğinde, bu ürünler için ayrıca zarar doğmadığından maddi tazminat ve imha talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğrudur. Haksız rekabet nedeniyle kişilik haklarının ihlali sabit olduğunda TBK 58 uyarınca manevi tazminat şartları oluşur.

Emsal değeri

Kararın, üçüncü kişiye ait kalite sertifikasının izinsiz kullanımının TTK 55/1-a,3-4 kapsamında haksız rekabet oluşturacağı ve bu tür davalarda zararın tam ispatının güçlüğü nedeniyle davalının kazancı üzerinden TBK 50 ve TTK 56/1-e uyarınca hakkaniyete göre tazminat belirlenebileceği yönündeki değerlendirmesi, benzer sertifika/ etiket kullanımı ihtilaflarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşıyabilir.

Kavramlar: haksız rekabet kalite sertifikası TTK 55/1-a TBK 50 hakkaniyete uygun zarar belirleme TTK 56/1-e kazanç esaslı tazminat haksız rekabetin ref'i manevi tazminat

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2177

KARAR NO 2024/1275

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/09/2021

NUMARASI 2019/484 Esas - 2021/698 Karar

DAVA

Tespit ve Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin özellikle bebek tekstilinde kalitesiyle tercih edilen köklü bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin kalite sertifikalarından birinin de ...'da bulunan "...." enstitüsü tarafından verilen, "..." sertifikası olduğunu, bu sertifika şartları gereği, müvekkilinin daha fazla maliyetle sağlığa zararlı olabilecek hiç bir içerik kullanılmadan üretim yaptığını ve ürünlerin Enstitü tarafından detaylı testlerden geçirilerek satışa sunulabildiğini, sertifika kuruluşunun sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası verdiğini, müvekkilinin özel sertifika numarasının "..." olduğunu, davalının , farklı şehirlerde 80'den fazla mağazası bulunan... mağazalarının sahibi olduğunu,davacı ürünlerine benzer bebek tekstili ürünlerinde davacıya ait sertifikanın hatta davacının özel numarasının basılı olduğu;

davalının, müvekkilinin sertifika kimliğini izinsiz kullanarak müvekkilinin kendi sertifikasıyla ürettiği orijinal ürünlere bire bir benzer olarak üretildiğini, ürün bazında müvekkilinin ürünleriyle karıştırılmaya elverişli olarak taklit edildiğini, İstanbul 7. ATM'nin 2019/287 D. iş sayılı delil tespiti dosyası üzerinden davalının haksız rekabet eylemlerinin tespit edildiğini,internetteki haksız kullanımlara ilişkin noter kanalıyla e-tespit yaptırıldığını, davalının kalite sertifikası olmadığı halde kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürünler üzerinde sertifika sembolü kullanmasının açıkça tüketicileri yanılttığını ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespitine, men'ine,maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabete konu tüm ürünlerine ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçlarına el konulmasına ve bunların imhasına, şimdilik belirsiz alacak davası kapsamında 10.000-TL maddi ve 200.000-TL manevi tazminatın delil tespit tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

TALEP ARTIRIM

Davacı vekili 15/06/2021 tarihli talep artırım dilekçesinde, bilirkişi raporu doğrultusunda 10.000-TL olan maddi tazminat taleplerini 425.022,13-TL olarak artırdıklarını belirterek, dava dilekçesindeki diğer talepleri ile birlikte 425.022,13-TL maddi ve 200.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının tamamen dava dışı tedarikçi firmaların hatasından kaynaklanan ve çok sınırlı sayıdaki üründe yer alan etiket kullanımını adeta marka taklidi gibi göstermeye çalıştığını, müvekkilinin, davacı tarafça dava konusu edilen etiketlerin kısmen kullanıldığı ürünleri doğrudan üretmediğini, tedarikçi firmalara ürettirdiğini, etiketlerin tedarikçi firmaların ürettiği bir kısım üründe kullanıldığının, delil tespitinden sonra öğrenildiğini ve o tarih itibariyle stoklarda bulunan ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin derhal söküldüğünü, davacının iddiasının aksine dava konusu ihtilafın davacıya ait bir markanın taklidi suretiyle sahte ürün üretilmesi olmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğunu, davacının yaptırdığı delil tespitinde tamamen varsayımdan hareket edilerek davacının ....

etiketi kullanıldığını iddia ettiği tüm ürünlerin şirket stoklarındaki miktarları tespit edilerek bu ürünlerde de etiketlerin kullanılmış olabileceğinin beyan edildiğini, ürünlerin hiçbirisinin taklit veya sahte ürün olmayıp tamamen yasal şekilde üretilmiş ve tescil edilmiş markalı ürünler olduğunu, bu ürünlerin sınırlı sayıdaki bir kısmında tedarikçi firmalar tarafından hatalı bir şekilde ... etiketlerinin kullanıldığını, bu etiketlerin söz konusu ürünlere hiçbir artı değer katmayan, satış değerini etkilemeyen, tüketicilerde hiçbir bilinirliği olmayan ve hatta sıradan tüketicinin bilinmesinin mümkün olmadığı bir özellik olduğunu, bu etiketlerin ürünlerde kullanılmasının ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına neden olmadığını, satışı yapılan ürünlerin davacı ürünleri ile karıştırılmaya uygun olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, etiketler söküldükten sonra da ürünlerin aynı hız ve değerde satıldığını, zarar iddiasının doğru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının sattığı ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin "...." kalite sertifikasının davacıya ait olduğu ve .... kodlu sertifikanın davacıya özgülendiğinin davalının kabulünde olduğu, bu haliyle davacıya ait sertifikanın davalı tarafından satılan ürünlerin aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadan kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürün etiketlerinde kullanılmasına yönelik eylemin, haksız rekabet teşkil ettiği; bu nedenle davacının maddi zararının oluştuğu, değişik iş delil tespiti dosyasındaki rapordaki tespitler ile bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamada davalının sattığı ve stoktaki ürünler üzerinden ayrı ayrı hesaplama yapılarak nihai olarak zarar miktarının yarısının talep edilebileceği belirtilmiş ise de, davacıya ait sertifikanın davalının sattığı ürünlerde kullanılmasına ilişkin haksız rekabet eylemi nedeniyle ürünün satışında sertifikanın tek etken olmaması, farklı etkenler ile tüketim tercih ve alışkanlıklarının belirleyici olmasından dolayı raporda belirlenen miktara itibar edilmediği, zararın tam olarak tespiti mümkün olmadığından, sertifikanın bebek kıyafeti satışı yapan davacı ve davalı şirket açısından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmasıyla birlikte, sertifikanın ürünün satışında tek etken olmamasından dolayı davalının sattığı ürünlerden dolayı gerçekleşen satışlar nedeniyle davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı 497.028,59-TL'nin TBK nın 50/2 maddesi gereğince takdiren 1/3'ünün davacının uğradığı zararı oluşturacağından, hakkaniyet gereği maddi tazminatın 165.676,20-TL olarak belirlendiği;

davalının henüz satmadığı elindeki mevcut ürünler yönünden haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden stoktaki ürünler için sertifika etiketlerinin kaldırılması kararı ile bu yönde davacının uğrayacağı zarar bertaraf edildiğinden ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı; aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığı; takdiren indirim yapılması ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararlar kapsamında davalı lehine vekalet ücreti tayin edilmediği; davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle de manevi zararı oluştuğundan takdiren 30.000-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının ürünlerinde davacıya ait ....

sertifika numaralı "..." sertifikasını kullanması nedeniyle davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine; davalının ürünlerinde davacıya ait sertifikayı kullanmaktan men'ine; davalının ürünlerinde bulunan davacıya ait sertifikaya sahip olduğunu belirten etiket, yazı ve sair ibarelerin ürünlerden kaldırılmasına; davalının davacıya ait sertifikayı kendisine aitmiş gibi kullandığı haksız rekabete konu ürünlere el konulması ve imhası talebi hakkında, haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına; 165.676,20-TL maddi tazminatın 11/02/2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin hakkaniyet gereği reddine;

stoktaki ürünlerden dolayı ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına;

30. 000-TL manevi tazminatın 11/02/2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; kararın tirajı 50.000'in üzerinde olan ulusal gazetede bir kez ilanına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili , mahkemenin dava konusu sertifikanın ürünün tercih edilmesinde ilk etken olmaması yönündeki kabulünün haksız olduğunu; sertifikanın, bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere davalının ürün satışını %100 arttırdığını, bu nedenle mahkemenin davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı olan 497.028,59-TL karın TBK 50/2 gereğince 1/3'ünün müvekkilinin uğradığı zararı oluşturacağı yönündeki kararının doğru olmadığını; davalının mağazalarında satılan "...", "...", "..." ve "..." markalı bebek ürünlerinin daha düşük kalitede olmasına rağmen üzerinde müvekkiline ait sertifikanın kullanılmasının sahte sertifikalı ürünlerin satışını artırmada etki ettiğinin bilirkişi tarafından tespit edildiğini;

mahkemenin stoktaki ürünler bağlamında herhangi bir zararın söz konusu olmadığı yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalının sertifika etiketini kullanması sonucu satılan ürünlerden elde ettiği haksız kazancının 497.028,59x0,50=248.514,30-TL ve stoktaki ürünlerden elde edeceği haksız kazancının da 353.015,66x0,50=176.507,83-TL olduğu gözetilerek maddi tazminat verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2- Davalı vekili, müvekkilinin oekotex etiketlerinin basılı olduğu iddia edilen ürünleri üretmeyip,tedarikçilerden temin ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin haksız rekabet eylemini gerçekleştirmediğini; bu etiketlerin tedarikçilerin ürettiği bir kısım üründe kullanıldığını delil tespiti sonrasında öğrenildiğini ve derhal gereği yapılarak o tarih itibariyle stoklardaki ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin söktürüldüğünü, satışın durdurulduğunu; ürünlerden elde edilen toplam kazanç miktarının 1/3'ü oranında maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira satıştaki en önemli etkenin sertifika olmadığını, tüketicilerin böyle bir sertifikanın varlığını dahi bilmediğini, mahkemece 1/3 oranda tazminata hükmedildiğini;

manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini; bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, eğer sertifika olmasaydı müvekkilinin bu ürünlerin satışından ne oranda gelir elde edeceğine dahi değinilmediğini; reddedilen maddi tazminat yönünden müvekkili lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen harcın tamamının müvekkilinden alınmasının HMK nın 326 maddesine aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise;

haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken TTK'nın 55(1)-a maddesinde, "...3.

Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," eylemi haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Somut olayda, "..." numaralı "..." sertifikası davacı adına kayıtlı olup,davalının kullanım hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu sertifika, zararlı madde gerekliliklerini karşıladığına dair güvence veren bir sertifika olup, sertifika kuruluşu, sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası vermektedir.

Bu husus taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davanın açılmasından önce İstanbul 7. ATM tarafından davalıya ait iki mağazada yapılan delil tespitinde ve yine Beyoğlu .... Noterliği tarafından davalının internet sitesi üzerinde yapılmış tespitte, davacının sahip olduğu sertifikanın, davalının sattığı ürünler üzerinde etiket olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalı da, mahkemece yapılmış tespitle birlikte bu durumdan haberdar olduklarını belirterek, sonrasında etiketlerin söküldüğünü ve ürünlerin kaldırıldığını beyan etmektedir. Davalının söz konusu eyleminin TTK 55/1,(a),3-4'teki haksız rekabet fiilini oluşturduğu sabittir. (Yargıtay 11. HD'nin 2010/3046 E., 2011/14657 K. sayılı ve 31/10/2011 tarihli ilamı)Her ne kadar davalı vekili, eylemin ürün tedarikçilerinden kaynaklandığını, müvekkilinin bir ilgisi olmadığını savunmakta ise de, davacının sahip olduğu sertifikanın haksız bir şekilde kullanılan ürünleri satması nedeniyle ,etiketlerin kullanımından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamıştır.

Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu, TTK 56(1)-e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime tanımıştır.TBK'nın 50. maddesinde ise, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediği takdirde, hakimin olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir.

Eldeki davada, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde maddi tazminat hesabı davacının aktifindeki azalma üzerinden değil, davalının kazancı üzerinden hesaplanmıştır.Ancak her iki tarafın da istinaf başvuru nedenleri arasında bu husus ileri sürülmemiştir.Davalı vekili müvekkilinin iki mağazasındaki ürünlerden hareketle, müvekkilinin sattığı aynı model tüm ürünlerin davacının sertifikasını taşıdığı kabulüyle yapıldığından hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.Buna göre,etiketlerin kullanımı haksız olduğu belirli ise de ; yapılan satışlarda tek etken olarak kabul edilemeyeceği gibi ,davalının müşteri kitlesinin sadece bu etiketin varlığı nedeniyle anılan ürünleri satın aldığı,etiketin kullanıldığı belirli olan modellerin tamamında etiketin kullanıldığı kabul edilemeyecektir.TBK'nın 50.

maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacı yararına 165.676,20-TL maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davaya konu sertifikanın kullanılmasıyla, davacı tarafından davalının sattığı ürünlerin satışında %100 etkili olduğu, davalı tarafından ise hiç bir etkisinin olmadığı ileri sürülmüştür. Ebeveynler tarafından bebek ürünlerinin tercihinde davaya konu sertifika gibi kayıtların bir tercih sebebi yaratacağı muhakkak ise de ,kalite ,fiyat,marka,tüketim alışkanlıkları gibi etkenlerin de mevcut olduğu dikkate alındığında,sertifikanın etkisi somut ve tam olarak ortaya konulamayacağından,mahkemece maddi tazminata etkili olarak yapılan değerlendirme yerinde bulunmuştur.

Öte yandan mahkemece, stokta bulunan ürünler açısından, haksız rekabetin refi kararı verildiğinden henüz satışa sunulmamış mallar nedeniyle davacının bir zarara uğramayacağından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Haksız rekabetin menine karar verildiği ; hüküm fıkrasının bu kısmı ile henüz satışa arz edilmeyen ürünlerden sertifikaların kaldırılmasını içerdiğinden davacının sertifikasının kullanılması nedeniyle davacı bir zarara uğramayacaktır. Henüz davacı nezdinde doğmayan zarar nedeniyle maddi tazminata hükmedilemeyeceği gibi ,haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden ,ürünlerin imhası talebi hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerindedir.

TTK.nın 56/1-e hükmü, TBK 58.maddede belirtilen koşulların varlığı halinde manevi tazminata hükmedilebileceğini düzenlemiştir.Davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmekle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan manevi tazminat şartları mevcuttur.Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı TBK nın 50 maddesine göre takdiren belirlendiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği,davanın kısmen kabulüne karar verilen hallerde alınacak harç hesabının davanın kabul-red oranına göre değil ;kabul edilen miktar üzerinden hesaplanıp ,davada haksız çıkan taraftan tahsili gerektiğinden davalı vekilinin yargı gideri hesabı ve vekalet ücretine ilişkin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 13.366,64-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 3.341,66‬-TL harcın mahsubu ile kalan 10.024,98‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

19/09/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.