6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tahsilatın teminatı zayıf olan alacağa mahsubu (TBK 100/2)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5931 E. 2025/3688 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Alacağın bir bölümü ipotekle, bir bölümü kefaletle teminat altına alınmışsa ve alacaklı ipotek limiti kapsamında kalan alacağını ilamsız takibe konu etmemişse, yapılan tahsilat TBK 100/2 uyarınca ipotek limiti kapsamındaki alacağa değil, teminat değeri daha zayıf olan kefaletle temin edilmiş alacağa mahsup edilir; itirazın iptali davasında takip konusu alacak bu mahsup esasına göre belirlenir.

Ele alınan sorunlar

Yapılan tahsilatların hangi alacağa mahsup edileceği ve buna göre takip konusu alacak miktarı → kısmi kabul

İddia: Temlik alan davacı, ilk derece mahkemesince belirlenen alacak miktarına ve mahsup değerlendirmesine itiraz ederek istinaf yoluna başvurmuştur.

Gerekçe: Temlik eden banka, her iki davalı yönünden ipotek limiti kapsamında kalan alacağını ilamsız icra takibine konu etmemiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 100/2 hükmü uyarınca çek tahsilat tutarları, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip edilen ve ipotek limiti kapsamında kalan alacağa mahsup edilemez; bu tahsilatın, ipoteğe göre teminat değeri daha zayıf konumda kalan, kefaletle temin edilmiş alacağa mahsup edilmesi gerekir. Buna göre çeklerden doğan tahsilat ilamsız icra takibinden doğan alacağa mahsup edilmiş; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan cebri satış sonucu elde edilen tahsilat ise ipotekli dosya borcuna mahsup edilmiştir. Denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan bu hesaplama sonucunda davalıların itirazlarının kısmen yerinde olmadığı belirlenmiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesindeki TBK 100/2 uyarınca tahsilatın teminatı zayıf olan alacağa mahsup edilmesi kuralı üzerinden doğar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali genel kredi sözleşmesi müteselsil kefalet ipotek limiti mahsup alacağın temliki icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 100/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/5931 E.  ,  2025/3688 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1191 Esas, 2024/1191 Karar

KARAR İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/81 E., 2023/915 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Temlik eden davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ... şubesi ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde gerçek kişi davalının müteselsil kefaletinin bulunduğunu, kredilerin ödenmemesi ve kat ihtarnamesi ile alacağın tahsil edilememesi üzerine ipotek teminatı dışında kalan alacak ile ilgili ihtiyati haciz kararı alınarak genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, davalılar tarafından borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda, temlik eden bankanın takip tarihi itibariyle 697.042,35 TL alacağının bulunduğu, takipten sonra yapılan ödemeler nedeni ile dava tarihindeki alacak miktarının 373.444,70 TL asıl alacak, 29.756,90 TL işlemiş faiz ve 1.487,85 TL BSMV olmak üzere toplam 404.689,45 TL olduğu, sonrasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipteki cebri icra satışı sonucunda 345.872,50 TL'lik tahsilatın ipotekli dosya borcuna mahsubunun gerektiği, temlik eden bankanın her iki davalı yönünden ipotek limiti olan 1.600.000,00 TL kapsamı dahilinde kalan alacağını ilamsız icra takibine konu etmediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100/2.

hükmü uyarınca, çek tahsilat tutarlarının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan ipotek limiti kapsamında kalan alacağa mahsup edilemeyeceği, bu tahsilatın, ipoteğe göre teminat değeri daha zayıf konumda kalan kefaletle temin edilen alacağa mahsup edilmesi gerektiğinden çeklerden doğan tahsilatın ilamsız icra takibinden doğan alacağa mahsup edildiği, buna göre davalıların itirazlarının kısmen yerinde olmaması nedeni ile davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul 4. Dairesinin 2014/33089 Esas sayılı dosyasında 373.444,70 TL asıl alacak, 29.756,90 TL işlemiş faiz ve 1.487,85 TL BSMV olmak üzere toplam 404.689,45 TL alacak için itirazın iptaline, dava tarihinden itibaren 373.444,70 TL asıl alacağa yıllık %48 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanarak takibin devamına, %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, temlik alan davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, temlik alan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (temlik alan) davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164329800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1191 E. 2024/1191 K.

Kısmi ödemelerin TBK 100/2 uyarınca mahsubu ve rehin açığına mahsup talebi

Gerekçe özeti

İpotek limiti dışında kalan alacak için başlatılan ilamsız icra takibinde, icra takip tarihinden önce yapılan kısmi ödemeler TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edilir; takip tarihinden sonra yapılan kısmi tahsilatlar da aynı yöntemle işleyen faiz ve masraflara mahsup edilerek kalan alacak belirlenir. Alacağın bir kısmı rehin ile güvence altına alınmış ise TBK 100/2 uyarınca borçlunun yaptığı ödemeyi güvencesi daha iyi olan (rehinli) kısma mahsup ettirme hakkı bulunmadığından, kısmi tahsilatlar teminatsız (ilamsız) alacaktan mahsup edilebilir; sonradan ortaya çıkan rehin açığı ayrıca takibe konu edilebilir.

Emsal değeri

Kararın, alacağın bir kısmının rehinle teminatlandırıldığı hallerde TBK 100/2 uyarınca kısmi ödemelerin teminatsız alacağa mahsup edilebileceği ve rehin açığının ayrıca takibe konu edilebileceği yönündeki tespiti, benzer temlik/ipotek/kefalet ilişkili itirazın iptali davalarında mahsup sırasına ilişkin emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali TBK m.100 kısmi ödemenin mahsubu rehin açığı müteselsil kefalet ipoteğin paraya çevrilmesi icra inkar tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1191

KARAR NO 2024/1191

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/12/2023

NUMARASI 2023/81 Esas 2023/915 Karar

DAVA

İtirazın İptali(genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın temlik alan davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı temlik eden banka vekili, müvekkili bankanın Galata şubesi tarafından davalı şirket lehine ve diğer davalının müteselsil kefaleti ile genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, kredilerin ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından İstanbul ...Noterliğinin 07/11/2014 tarih ve .. yevmiye nolu ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçildiğini, limit ipoteği teminatı dışında kalan alacak ile ilgili ihtiyati haciz kararının alınarak İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, davalılar tarafından borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, müvekkillerinin davacı bankadan kullandıkları kredi borcuna karşılık olarak müşteri çeklerini davacı bankaya teslim ettiklerini, buna göre borcun verilen çekler ile ödendiğini, bu durumun müvekkilinin ticari defter ve belgeleri ile sabit olduğunu, çekin bir ödeme vasıtası olduğundan kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacı ile verildiğinin kabulü gerektiğini, icra takibinde talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, borcun likit olmadığını, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili 14/06/2016 tarihli cevap dilekçesinin ıslahına ilişkin dilekçesi ile; davacının müvekkillerine kullandırdığı kredilerden kaynaklanan alacağına karşılık ipotek verildiğini ve bununla ilgili İstanbul ...

İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, İ.İ.K'nun 45.maddesi gereğince öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması gerektiğini, rehin tutarının borcun ödemeye yetmemesi halinde ilamsız takip yapılabileceğini, davacının ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibi sonuçlandırmadan doğrudan ilamsız icra takibi başlatmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkili tarafından müşteri çeklerinin borcuna karşılık davacı bankaya verildiğini ve borcun bu çekler ile ödendiğini, alacağın likit olmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI VE SÜREÇ

Mahkemece ilk olarak verilen 26/09/2019 Tarih 2015/582 Esas 2019/1176 Karar sayılı karar ile, İstanbul ...İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası ile; davacı tarafından davalılar aleyhine 924.318,45 TL asıl alacak, 27.113,34 TL % 48 oranda hesaplanan işlemiş faiz, 1.355,67- TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 952.787,46 -TL için ilamsız icra takibi yapıldığı, kat tarihi olan 07/11/2014 tarihi itibariyle alacağın 2.524.318,45-TL olduğu, ihtarnamenin davalılara tebliği ve verilen süre sonu itibariyle 13/11/2014 tarihinde temerrüdün başladığı, temerrüt tarihine göre bilirkişilerin 22/11/2016 tarihli raporlarında yapılan hesaplamaya göre davacı alacağının 2.538.454,63-TL olduğu, takip tarihine kadar 261.7409,10-TL tahsilat yapıldığı, 13/11/2014 temerrüt tarihinden 11/12/2014 takip tarihine kadar %48 faiz oranına göre yapılan tahsilatların mahsubundan sonra takip tarihi itibariyle alacağın 696.333,71-TL olduğu, takip tarihinden dava tarihine kadar toplam 456.385,90-TL'lik tahsilat yapıldığı, bu miktarın da davacı alacağından mahsubu sonucunda takip tarihi itibariyle alacağın 239.947,81-TL olduğu ve bu miktar için yapılan itirazın iptali gerektiği, davacı bankanın sunduğu faiz genelgesine göre akdi faizin %32 olduğu ve genel kredi sözleşmesinin 10.maddesine göre %50 fazlasının %48 oran hesaplandığı, davalılar tarafından davacıya sunulan çeklerin tahsil edilenlerin tahsil tarihine göre talep edilen alacaktan mahsubunun yapıldığı 239.947,81-TL asıl alacak için itirazın iptali ile, takip tarihinden itibaren bu miktar asıl alacağa yıllık %48 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazla talebin reddine,itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Davalıların adli yardım talebi red edildiğinden istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmediği, Dairemizin 2022/2118 Esas-1564 Karar sayılı 10.11.2022 tarihli karar ile "davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile" TBK'nın 100. maddesine göre icra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce, yapılan kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz, takip masraflarına mahsup edileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce icra dosyası üzerinde işlem yapılamayacağından, icra takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra giderleri hakkında mahkemece bir karar verilmesi gereklidir Davacı vekilinin icra takip tarihi itibariyle yapılan borç hesabının dikkate alınması gerektiğine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamaktadır.

Davacı müteselsil kefil bakımından da rehin tutarını düşerek ilamsız takip başlattığından bu konudaki talebi ile bağlı sayılmalıdır. TBK m.100/II’ye göre, “Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir” Hüküm kısmi ifayı kabul eden veya kabul etmek zorunda kalan alacaklıyı, zarara uğramaktan korumayı amaçlamaktadır. İlk derece mahkemesince takip tarihinden sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler düşülerek kalan alacağa hükmedildiği belirtilmiş ise de hüküm verilen miktara ne şekilde ulaşıldığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, sonuç itibariyle benimsendiği belirtilen rapora da uygun karar verilmemiştir.

İkinci bilirkişi kurulunun ilk bilirkişi raporundaki bankacı bilirkişinin çıkartılarak hukukuçu bilirkişinin yanına yeni bir bankacı bilirkişi katılarak yeniden rapor alınması yoluna gidildiği ancak bu heyetten alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda TBK'nun 100.maddesi uyarınca bir hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; kısmi ödemelerin TBK'nın 100.maddesine uygun şekilde hesaplama yapılması; TBK 100/2 maddesi üzerinde de durularak kalan borç tutarının hesaplattırılarak kalan alacağa hükmedilmesi gerekirken mahkemece, yetersiz bilirkişi raporlarına dayalı olarak gerekçesi de belirtilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, istinaf nedeni yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına" karar verilmiştir.

Dairemizin kaldırma kararı üzerine, mahkemece bilirkişi kurulu oluşturularak yeniden hesaplama yaptırılmış; mahkemece alınan bilirkişi raporu benimsenerek, temlik eden bankanın takip tarihi itibariyle 697.042,35-TL alacaklı olduğu, takipten sonraki ödemeler nedeniyle; dava tarihi itibariyle alacak miktarının 373.444,70 TL asıl alacak, 29.756,90 TL işlemiş faiz ve 1.487,85 TL BSMV olmak üzere toplam 404.689,45-TL olduğu, dava tarihinden sonra İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan takip dosyasında yapılan, cebri icra satışı sonucunda 345.872,50- TL'lik tahsilatın ipotekli dosya borcuna mahsubu gerektiği, temlik eden bankanın her iki davalı yönünden ipotek limiti 1.600.000-TL kapsamı dahilinde kalan alacağını ilamsız icra takibine konu etmediği, TBK'nın 100/2.

maddesi uyarınca, davalının tahsile verdiği çek tahsilat tutarlarının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan ipotek limiti kapsamında kalan alacağa mahsup edilemeyeceği, bu tahsilatın, ipoteğe göre teminat değeri daha zayıf konumda kalan kefaletle temin edilen alacağa mahsup edilmesi gerektiğinden çeklerden doğan tahsilatın ilamsız icra takibinden doğan alacağa mahsup edildiği, buna göre davalıların itirazlarının kısmen yerinde olmadığından davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul ...Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 373.444,70- TL asıl alacak, 29.756,90 TL işlemiş faiz ve 1.487,85 TL bsmv olmak üzere toplam 404.689,45 TL alacak için itirazın iptaline, dava tarihinden itibaren 373.444,70-TL asıl alacağa yıllık %48 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanarak takibin devamına, %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

Temlik alan davacı vekili; takipten önce, takipten sonra tahsil edilen bedellerin mahsup şekli ve hesaplama yöntemi hatalı olduğunu, bilirkişi heyetince 1.600.000-TL tutarındaki ipotek limitine konu teminatların paraya çevrilmesi neticesinde varsa ortaya çıkan rehin açığı tutarından takipten önce ve takipten sonra gerçekleşen tahsilatların mahsubu imkanı bulunduğu halde, bir başka ifade ile teminatların mevcut durumu ve paraya çevrilip çevrilmediğinin denetimi ile, şayet paraya çevrilmiş ise mevcut tahsilatların bu rehin açığı bedelinden mahsubu yoluna gitmeleri gerektiği halde, bunun uygulanmamış olması neticesinde takip talebi ile işbu davada hükmedilen alacaklar arasında farklılık ortaya çıktığını, yargılamanın geldiği aşama itibariyle rehinli takibe konu varlıkların paraya çevrilmiş olması ve rehin açığının oluşması halinde artık mahsup işlemine konu edilen tahsilatların, teminatsız olması hasebiyle tercihen yargılama konusu ilamsız icra takibe konu alacaklardan mahsubu yoluna gidilmesi yersiz olacağını, kararın kaldırılarak karar tarihi itibariyle ilamsız takip talebinde belirtilen tutardaki alacağın varlığı dava dışı Banka kayıtları ile sabit olmuş olmakla davanın tam olarak kabulü yönünde hüküm verilmesi gerektiğini, şayet mevcut tahsilatların yargılama konusu icra takip dosyasına konu edilen alacaklarından mahsubu yönteminin benimsenmeye devam edilecek olması halinde, hesap kat tarihinden itibaren işleyen temerrüt faizlerinin hesaplanarak TBK'nın 100.

Madde hükmü çerçevesinde gelen tahsilatlardan öncelikle faiz, BSMV ve masraflara mahsubu, bakiye bir tahsilatı kalması halinde bundan sonra anaparadan mahsubu yoluna gidilmesi gerektiğini, dosyada gerçekleştirilen inceleme tahtında bu yönde bir yöntem benimsenip benimsenmemiş olduğu anlaşılamadığını, kararın kaldırılarak, TBK nın 100 madde hükümlerine uygun olarak yeniden hesaplama yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; ipotek limiti dışında kalan alacak için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı tarafından davalılar aleyhine 924.318,45- TL asıl alacak, 27.113,34- TL % 48 oranda hesaplanan işlemiş faiz, 1.355,67-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 952.787,46-TL için ilamsız icra takibi yapıldığı, kat tarihi olan 07/11/2014 tarihi itibariyle alacağın 2.524.318,45-TL olduğu, ihtarnamenin davalılara tebliği ve verilen süre sonu itibariyle 13/11/2014 tarihinde temerrüdün başladığı, temlik eden bankanın kat ihtarnamesinde 2.524.318,45-TL asıl alacaktan 1.600.000-TL'yi mahsup ederek, bu miktarı ipotekli takibe, kalan 924.318,45-TL'yi de elde ki davaya konu ilamsız icra takibine konu etmiştir.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak, dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşeceğine göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur.(Yargıtay HGK'nın 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli;

2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edilmesi gereklidir. Dairemizin kaldırma kararından sonra; karar gereği bilirkişi kurulu tarafından TBK'nın 100.maddesi gereği icra takip tarihinden evvel yapılan kısmi ödeme tutarı 261.709,10-TL tutar, temerrüt tarihi olan 13.11.2014 tarihindeki kalan ve davacının talebiyle bağlı olduğu 924.318,45-TL asıl alacağa ilk ödeme tarihine kadar davacının talebi olan %48 oranda temerrüt tarihi işletilerek alacağa ilave edilmiş, kısmi ödeme bu miktardan düşülerek, kalan asıl alacaklara aynı yöntemle işleyen faiz eklenerek her bir ödeme tarihi itibariyle kalan alacağın hesaplaması yapılmış, icra takip tarihi itibariyle alacaklı bankanın talep edebileceği asıl alacak tutarının 696.068,35-TL, işlemiş faizin 928-TL, 46-TL BSMV olmak üzere toplam alacak 697.042,35-TL olarak hesaplanmıştır.

İcra takip tarihinden sonra davalı tarafça tahsile verilen çekler nedeniyle 456.385,90-TL kısmi tahsilatlar yapıldığı; icra takip tarihinden sonra bu kez icra vekalet ücreti, icra takip masrafları da dahil edilerek yapılan hesaplamada, yine tahsil tarihine kadar işleyen faizler ilave edilerek dava tarihi itibariyle kalan alacak tutarı 373.444,70-TL olmak üzere toplam 404.689,45-TL mahkemece hükmedilen alacağa ulaşılmıştır. Bilirkişi kurulunun hesaplama yönteminde bir hesaplama hatası görülmemiştir. İcra takibine konu edilen miktar ile itirazın iptaline karar verilen kısım arasında ki fark, alacaklı bankanın kısmi ödemeleri hiç mahsup etmemesinden kaynaklanmıştır. Temlik alan davacı vekili; gelinen aşamada ipotekli takibin sona erdiği rehin açığı tutarına mahsup edilebileceği ileri sürmüş ise de TBK nın 100/2 maddesi uyarınca yapılan kısmi tahsilatın icra takip tarihlerinden sonra ortaya çıkan rehin açığı tutarının ayrıca takibe konu edilmesi mümkün bulunduğu, icra takibine konu edilen teminatı olmayan alacaktan mahsup edilebileceği sonucuna varılarak istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne-reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına , Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/09/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.