Simsarlık ücretine hak kazanmak için malikin yetki vermesi gerekmez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1073 E. 2024/120 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Simsarlık Sözleşmesinden Kaynaklanan Ücret Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 18/19/46/57 (simsarlık) — Sınır Cetveli / Negatif Alan
Gerekçe özeti
Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, malikin rızası veya simsara yetki verilmesi koşuluna bağlı olmaksızın simsar ile sözleşme yapan taraf arasında kurulur ve yazılı şekilde yapılması yeterlidir; sözleşme konusu taşınmazın, sözleşmede öngörülen süre içinde taraflardan biri (veya belirtilen yakınları) tarafından kiralanması/satın alınması halinde simsar ücrete hak kazanır. Tacir olan tarafın, sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık gibi sürelerin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek ücret ödemekten kaçınması kabul edilemez.
Ele alınan sorunlar
Simsarlık sözleşmesi kurulması için malikin rızası/yetki vermesi gerekip gerekmediği → kabul
İddia: Davacı vekili, simsarlık sözleşmesi açısından taşınmaz maliki ile simsar arasında bir sözleşme bulunmasına ya da simsara yetki verilmesine gerek bulunmadığını, dava dışı şirket ile malik arasındaki yetki sözleşmesinin dayanak sözleşmenin geçerliliğine etkisi olmadığını belirtmiştir.
Gerekçe: TBK 520 uyarınca simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşmenin kurulması imkânını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı bir sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine kural olarak vekalete ilişkin hükümler uygulanır ve taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Simsarlık sözleşmesi simsar ile sözleşme yapan taraf arasında kurulur; bu sözleşmenin yapılabilmesi için malikin rızasına veya simsara yetki verilmesine gerek yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sözleşmedeki 1 yıllık sürenin ticari hayatın olağan akışına aykırı olup olmadığı ve ücret talebine engel olup olmadığı → kabul
İddia: Davacı vekili, taşınmazın inşaat halinde olduğu ve kira sözleşmesi ile arasında 45 gün süre bulunduğu dikkate alındığında, davalının uzun süre sözleşmeyle bağlı kalmasının beklenemeyeceği gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taşınmaz, sözleşmede kararlaştırılan 1 yıllık süre içerisinde davalı tarafından kiralanmış olmakla simsarın ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Davalının tacir olduğu da gözetildiğinde, sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık sürenin çok uzun bir süre olması nedeniyle davacının ücret talep edemeyeceği gerekçesi yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Simsarlık ücret alacağının miktarı ve icra inkar tazminatı talebi → kabul
İddia: Davacı vekili, sözleşme gereği ücret alacağının 20.390-TL olduğunu belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Davacı simsar, taşınmazın sözleşmede kararlaştırılan 12.000-TL aylık kira bedeline istinaden yıllık 144.000-TL kira bedelinin %12+KDV'si olan 20.390,40-TL ücrete hak kazanmıştır. Alacak likit olup davalı da itirazında haksız bulunmakla, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin kurulması ve simsarın ücrete hak kazanması için malikin rızasının veya simsara yetki verilmesinin gerekmediğine, tacir tarafın sözleşmedeki sürenin uzunluğunu ücret ödememe gerekçesi yapamayacağına ilişkin tespitleri bakımından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
simsarlık sözleşmesi↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ yer gösterme↗ yazılı şekil şartı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1073
KARAR NO 2024/120
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/03/2021
NUMARASI 2020/649 Esas - 2021/349 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/01/2024
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 08/03/2017 tarihli simsarlık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilince sözleşmede yer alan dükkanın davalıya gösterildiğini, davalının düşüneceğini söyleyerek müvekkilinden süre istediğini, ancak davalıya gösterilen taşınmazın müvekkili devre dışı bırakılarak davalı tarafından kiralandığının öğrenildiğini, cevabı ihtarnamedeki davalı ifadesine göre dükkanın bir başka emlakçı aracılığıyla davalı tarafça taşınmaz malikinden kiralandığını, taraflar arasında imzalanan 08/03/2017 tarihli sözleşmeye göre, davalıya gösterilen taşınmazın 1 yıl içinde kendi şahsı, ortağı veya çalışanı bulunduğu şirket ve şirket ortakları, temscilcisi olduğu şirketten franchise almak isteyen şahıs veya şirketler, şirketlerin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhrı hısımları ile arkadaşları, akrabaları kiraladığı takdirde aylık kira bedeli olan 12.000-TL'nin yıllık tutarı olan 144.000-TL'nin %12'si olan 17.280-TL+KDV'nin davalı tarafından müvekkiline hizmet bedeli olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalıya keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını, davalının cevabi ihtarnamesinde 3.600-TL hak edebileceğinin belirtildiğini, davalının kira sözleşmesindeki kira bedelinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin taşınmaz malikinden kiralamayla ilgili herhangi bir yetki almasına gerek olmadığını, davalı aleyhine simsarlık ücret alacağı için 20.390-TL üzerinden İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin Mart 2017 tarihinde kiralık iş yeri ararken internette bir ilan görerek davacı ile tanıştığını, davacının kendisine inşaatı henüz bitmemiş dükkan vasıflı bir taşınmaz olduğundan bahsederek yer gösterme tutanağını imzalattığını, davacının inşaat halindeki taşınmazı hızlıca gösterdiğini, müvekkilinin taşınmazı inceleme fırsatı bulamaması ve taşınmaz inşaat halinde olduğundan o gün kiralama işlemi yapmadığını, taşınmazın kiralanması için tek yetkili olduğu öğrenilen İnterno firması aracılığıyla aylık 2.500-TL üzerinden taşınmazın 01.05.2017 tarihinde kiralandığını, davacının kiralamada yetkisinin bulunmadığını, davacının hile yaparak imzalattığı belgenin yerin gösterildiğine dair olduğunu ve kendisinin yetkili olduğunu söylediğini, hile nedeniyle müvekkilinin sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilince yetkili emlakçıya komisyon ödenmiş olup davacının atlatılmadığını, davacının yer gösterme tutanağına sonradan fahiş bir kira bedeli yazarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; taşınmaz maliki tarafından dava dışı şirkete verilmiş yetki sözleşmesi başlıklı belgeye göre dava dışı şirket haricinde bir şirket ile yetki sözleşmesi yapılmasının anlaşmaya aykırı olacağının anlaşıldığı, bu yetki sözleşmesinin tarihinin davacı şirket tarafından sunulan sözleşmeden daha önce olduğu, davacının yetkili olarak taşınmazı davalıya göstermediği, bu nedenle de ücrete hak kazanamayacağı sonucuna varıldığı, sözleşmenin ticari hayatın olağan akışına göre çok uzun bir süre ihtiva etmesi, davacı tarafından ise bu sözleşmeden yaklaşık 6 ay sonrasında farklı bir şirket aracılığı ile taşınmazın kiralandığı gözetilmekle, hakkaniyet gereği davacının davalıdan ücret talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddi ile koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; taşınmazın davalıya gösterildiğine dair bir uyuşmazlık bulunmadığını, dava dışı İnterno şirketi ile taşınmaz maliki arasında yetki sözleşmesi imzalanmasının dayanak sözleşmenin geçerliliğine etkisi bulunmadığı gibi söz konusu belgenin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunu, taşınmazın sözleşme tarihinde inşaat halinde olduğu gibi kira sözleşmesinin imzalandığı tarih ile arasında 45 gün süre bulunduğu dikkate alındığında, davalının uzun süre sözleşme ile bağlı kalmasının beklenemeyeceği gerekçesinin yerinde olmadığını, simsarlık sözleşmesi açısından taşınmaz maliki ile simsar arasında bir sözleşme bulunması ya da simsara yetki verilmesine gerek bulunmadığını, davalının simsarlık sözleşmesine aykırı davranışından doğan borçtan sorumluluğunun devam ettiğini, sözleşme gereği ücret alacağının 20.390-TL olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının kiralama yetkisi olmadığı halde yeri kiralamaya çalışarak ve bu durumu müvekkilinden saklayarak hile yoluna başvurduğunu, bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu yönden kaldırılarak davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 520. maddesi uyarınca; simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı bir sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine kural olarak vekalete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Simsarlık sözleşmesi simsar ile sözleşme yapan arasında kurulur. Simsarlık sözleşmesi yapılabilmesi için malikin rıza ve simsara yetki vermesine gerek yoktur.
Somut olayda taraflarca imzalanan 08.03.2017 tarihli sözleşmede, sözleşme konusu taşınmazın kiralamak amacıyla görüldüğü belirtilmiş olup, taşınmazın aylık kira bedelinin 12.000-TL olarak gösterildiği, sözleşmede ayrıca ".. yukarıda adresleri yazılı gayrimenkuller ile tarafımıza mail yoluyla bildirilen gayrimenkullerden birini 1 yıl içinde şahsım, ortağı veya çalışanı bulunduğum şirket ve şirket ortakları, temsilcisi olduğum şirketten franchise almak isteyen şahıs veya şirketler, şirketin ortak olduğu kuruluşlar ya da kan ve sıhri hısımlarım ile arkadaşlarım ve akrabalarım satın aldığı takdirde, yukarıda yazılı satış bedelinin %3+KDV'sini, kiraladığı takdirde yukarıda yazılı olan yıllık kira bedelinin %12+KDV'sini ve ayrıca buna ilaveten devir/hava parası olan yerlerde de devir/hava parası tutarının %10'u oranındaki hizmet bedelini, simsarlık ücretini ...'e ödemeyi kabul ve taahhüt ediyoruz .." şeklinde düzenleme yer aldığı, taşınmazın davacı tarafça davalıya gösterildiğinin, dolayısıyla hizmetin verildiğinin davalının kabulünde olduğu, ancak davalı tarafça davacının devre dışı bırakılması suretiyle taşınmazın başka bir simsar aracılığıyla 01.05.2017 tarihli kira sözleşmesiyle kiralanmış olduğu anlaşılmaktadır.
Sözleşmede, taşınmazın 1 yıllık süre içerisinde davacının şahsı adına kiralanması halinde davacı simsarın ücrete hak kazanacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla taşınmaz davalı tarafından kiralanmış olmakla, simsarın ücrete hak kazandığının kabulü gerekmekte olup, davalının tacir olduğu da gözetildiğinde, sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık sürenin çok uzun bir süre olması nedeniyle davacının ücret talep edemeyeceği gerekçesi yerinde değildir. Diğer yandan yukarıda da belirtildiği üzere, simsarlık sözleşmesi yapılabilmesi için malikin rıza ve simsara yetki vermesine gerek de yoktur. Bu durumda davacı simsar, taşınmazın sözleşmede kararlaştırılan 12.000-TL aylık kira bedeline istinaden yıllık 144.000-TL kira bedelinin %12+KDV'si olan 20.390,40-TL ücrete hak kazanmış olup, mahkemece davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca alacak likit olup davalı da itirazında haksız bulunmakla, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kabulüne, karar sonucuna göre davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun konusu kalmadığından, bir karar verilmesine yer olmadığına, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/649 Esas - 2021/349 Karar sayılı 23/03/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin 20.390-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına, Kabul edilen alacağın %20'si oranında 4.078-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;
"Alınması gereken 1.392,84-TL harçtan davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 246,27-TL ve icra veznesine yatırılan 101,95-TL olmak üzere toplam 348,22-TL harcın mahsubu ile kalan 1.044,62-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 379,62-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 170,60-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 59,30-TL, davalı 59,30-TL) istek halinde kendilerine iadesine, Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/01/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116421 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi