İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5516 E. 2025/3630 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alım (iştira) hakkı↗ 6361 sayılı kanun 9/2↗ iade davası↗ haklı fesih↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ faktoring↗ el koyma↗ finansal kiralama↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sözleşmeden doğan dava↗ sözleşmenin feshi↗ ek prim↗ fesih↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/272 E., 2022/695 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 16.10.2014 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında davalıya 2 adet paletli ekskavatorun teslim edildiğini, sözleşmesinin sona ereceği tarihin 27.10.2017 olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun (6361 sayılı Kanun) 32. maddesinde sözleşme sona erdiğinde satın alma hakkının kullanılmayan kiracının kiralananı derhal geri vermekle yükümlü olduğunun açıkça düzenlendiğini, müvekkili tarafından yükümlülüğü altında bulunmamasına karşın ihtarname ile kiracıya satın alma hakkını kullanması için tekrar süre verildiğini ancak yine olumlu bir yanıt alamadığını ileri sürerek... tescil plakalı paletli ekskavatorların müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Finansal Kiralama Sözleşmesine konu kira bedellerinin tamamı ve devir bedelinin ödendiğini, ilgili sözleşmenin feshedilmediğini, müvekkilinin alım hakkından vazgeçmediğini, davacının davasında bahsettiği ihtarın taraflarına ulaşmadığını, alım hakkının kullanılacağının yazılı olarak kiralayana bildirilmemiş olmasının tek başına kiralayana malın iadesi davası açma ve mala tedbiren el koyma hakkı vermeyeceğini, kaldı ki devir bedelinin de kısmen ödendiğini, bunun dahi devir iradelerini ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aleyhine keşide edilen ihtarnamenin 1. maddesinde satın alma hakkının kullanılarak ekipmanların mülkiyetinin devralınması aksi halde satın alma hakkının kullanılmasından vazgeçilmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, dolayısıyla davalı kiralayanın satın alma hakkına ilişkin şartların oluştuğunun bizzat davacı kiralayan tarafından kabul edildiği, bu haliyle sigorta primlerinin ödenmemesinin satın alma hakkını ortadan kaldırdığı yönündeki davacı iddiasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı, yine sözleşmenin 38. maddesinde sigorta primlerinin ödenmemesi haklı fesih sebebi olarak düzenlenmiş ise de söz konusu ihtarnamede bu fesih hakkının kullanılacağına dair bir ihtarın bulunmadığı, davalının devir bedelini ödediği, davacının 6361 sayılı Kanun'un 23/2 hükmü uyarınca tek taraflı bildirim ile sicilde işlem yapabileceği de gözetilerek davalının satın alma hakkını kullanmaya hak kazandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 19/a hükmünde kiracının süre sonunda satın alma hakkını kiralanan satın alma bedeli olarak gösterilen tutarı bir defada nakden ödemek suretiyle kullanacağının kararlaştırıldığı, davalının söz konusu devir bedelini ödediği, dolayısıyla davalının sözleşmede kararlaştırılan şekilde satın alma hakkını kullandığı, davacının davalının sözleşmeden kaynaklanan sigorta vb. borçları nedeniyle sözleşmeyi fesih hakkını kullanmayıp sonrasında mülkiyeti devir alma hakkını kullanmak için davalıya ihtarname çekip borcun ödenmediğini ileri sürerek alacak kalemleri için icra takibi başlattıktan sonra malın iadesi için dava açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, finansal kiralama konusu makinelerin iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava finansal kiralama konusu makinelerin satın alma hakkının kullanılmadığı iddiasıyla açılan iade istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde sigorta primlerinin ödenmemesinin satın alma hakkını ortadan kaldırdığının ve bu gerekçeyle feshedilmemiş sözleşmede kiralanan malın iadesinin istenmesinin TMK'nın 2. maddesi bağlamında hakkın kötüye kullanılması olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de karar yerinde görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
6361 sayılı Kanun'un 32. maddesinde sözleşme sona erdiğinde, sözleşmeden doğan satın alma hakkını kullanmayan veya bu hakkı bulunmayan kiracının finansal kiralama konusu malı derhâl geri vermekle mükellef olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 31/1 hükmünde ise finansal kiralama bedelinin ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde kiracıya otuz günlük süre verileceği ancak sözleşmede, süre sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmışsa bu sürenin altmış günden az olamayacağı bedelin verilen sürede ödenmemesi hâlinde sözleşmenin feshedilebileceği düzenlenmiştir. Bunun yanında yine 6361 sayılı Kanun'un 31/2 hükmünde ise taraflardan birinin sözleşmeye aykırı harekette bulunduğu hâllerde, bu aykırılık nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumlarda sözleşmenin feshedilmesi mümkün kılınmıştır.
Somut olayda taraflar arasında imzalanan 16.10.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin "Kiracının Sigorta Primlerini Ödemede Temerrüde Düşmesi" başlıklı 38. maddesinde kiracının ödemekle yükümlü olduğu sigorta primlerini ödemede temerrüde düşmesi veya sigorta primlerinin kiralayan tarafından karşılanması halinde kiracının verilecek beş günlük sürede primleri temerrüt faiziyle birlikte tam olarak ödenmemesi durumunda bunun 6361 sayılı Kanun'un 31/2. hükmü kapsamında sayılacağı ve bu halde kiracıya ek süre tanınmaksızın sözleşmenin tek yanlı olarak feshedilebileceği belirtilmiş; davacı tarafından davalıya 09.12.2019 tarihinde noter kanalıyla gönderilen ihtarnamede ise detaylı dökümü belirtilen sigorta primi ve serbest olarak adlandırılan kalemlerle birlikte bunların temerrüt faizlerinin ve kira temerrüt borçlarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 gün içinde ödenmemesi halinde satın alma hakkından vazgeçilmiş ve sözleşmenin de feshedilmiş sayılacağının ihtar edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde Mahkemece, taraflar arasındaki 16.10.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin 38. maddesi uyarınca sigorta prim bedelinin kiralayan tarafından ödenmesi halinde ödenen bedelin kiracı tarafından kiralayana iadesi için 5 günlük süre verileceği, şayet geri ödeme olmazsa Kanun'un 31/2 hükmünün uygulanacağının kararlaştırılmış olması ve Kanun'un 31/2 maddesinde sözleşmenin feshi için süre öngörülmediği gibi 31/1 hükmündeki sürenin de kiralama bedeline ilişkin olarak düzenlenmiş olması karşısında; dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre de kira bedellerinin ödenmesinde temerrüde düşülmediği hususunun tespit edilmiş olmasına göre, davacı tarafından çekilen ihtarnamenin gerek sözleşme ve gerekse de Kanun'un 31/2 hükmüne uygun geçerli bir fesih iradesi içerdiği anlaşılmakla, 09.10.2019 tarihli ihtarname sigorta primleri özelinde incelenip, anılan hükümler ve gönderilen ihtarname çerçevesinde birlikte değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/5516 E. , 2025/3630 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/114 Esas, 2024/1135 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/272 E., 2022/695 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 16.10.2014 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında davalıya 2 adet paletli ekskavatorun teslim edildiğini, sözleşmesinin sona ereceği tarihin 27.10.2017 olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun (6361 sayılı Kanun) 32. maddesinde sözleşme sona erdiğinde satın alma hakkının kullanılmayan kiracının kiralananı derhal geri vermekle yükümlü olduğunun açıkça düzenlendiğini, müvekkili tarafından yükümlülüğü altında bulunmamasına karşın ihtarname ile kiracıya satın alma hakkını kullanması için tekrar süre verildiğini ancak yine olumlu bir yanıt alamadığını ileri sürerek...
tescil plakalı paletli ekskavatorların müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Finansal Kiralama Sözleşmesine konu kira bedellerinin tamamı ve devir bedelinin ödendiğini, ilgili sözleşmenin feshedilmediğini, müvekkilinin alım hakkından vazgeçmediğini, davacının davasında bahsettiği ihtarın taraflarına ulaşmadığını, alım hakkının kullanılacağının yazılı olarak kiralayana bildirilmemiş olmasının tek başına kiralayana malın iadesi davası açma ve mala tedbiren el koyma hakkı vermeyeceğini, kaldı ki devir bedelinin de kısmen ödendiğini, bunun dahi devir iradelerini ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aleyhine keşide edilen ihtarnamenin 1. maddesinde satın alma hakkının kullanılarak ekipmanların mülkiyetinin devralınması aksi halde satın alma hakkının kullanılmasından vazgeçilmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, dolayısıyla davalı kiralayanın satın alma hakkına ilişkin şartların oluştuğunun bizzat davacı kiralayan tarafından kabul edildiği, bu haliyle sigorta primlerinin ödenmemesinin satın alma hakkını ortadan kaldırdığı yönündeki davacı iddiasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağı, yine sözleşmenin 38.
maddesinde sigorta primlerinin ödenmemesi haklı fesih sebebi olarak düzenlenmiş ise de söz konusu ihtarnamede bu fesih hakkının kullanılacağına dair bir ihtarın bulunmadığı, davalının devir bedelini ödediği, davacının 6361 sayılı Kanun'un 23/2 hükmü uyarınca tek taraflı bildirim ile sicilde işlem yapabileceği de gözetilerek davalının satın alma hakkını kullanmaya hak kazandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 19/a hükmünde kiracının süre sonunda satın alma hakkını kiralanan satın alma bedeli olarak gösterilen tutarı bir defada nakden ödemek suretiyle kullanacağının kararlaştırıldığı, davalının söz konusu devir bedelini ödediği, dolayısıyla davalının sözleşmede kararlaştırılan şekilde satın alma hakkını kullandığı, davacının davalının sözleşmeden kaynaklanan sigorta vb. borçları nedeniyle sözleşmeyi fesih hakkını kullanmayıp sonrasında mülkiyeti devir alma hakkını kullanmak için davalıya ihtarname çekip borcun ödenmediğini ileri sürerek alacak kalemleri için icra takibi başlattıktan sonra malın iadesi için dava açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, finansal kiralama konusu makinelerin iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava finansal kiralama konusu makinelerin satın alma hakkının kullanılmadığı iddiasıyla açılan iade istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde sigorta primlerinin ödenmemesinin satın alma hakkını ortadan kaldırdığının ve bu gerekçeyle feshedilmemiş sözleşmede kiralanan malın iadesinin istenmesinin TMK'nın 2. maddesi bağlamında hakkın kötüye kullanılması olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de karar yerinde görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
6361 sayılı Kanun'un 32. maddesinde sözleşme sona erdiğinde, sözleşmeden doğan satın alma hakkını kullanmayan veya bu hakkı bulunmayan kiracının finansal kiralama konusu malı derhâl geri vermekle mükellef olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 31/1 hükmünde ise finansal kiralama bedelinin ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde kiracıya otuz günlük süre verileceği ancak sözleşmede, süre sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmışsa bu sürenin altmış günden az olamayacağı bedelin verilen sürede ödenmemesi hâlinde sözleşmenin feshedilebileceği düzenlenmiştir. Bunun yanında yine 6361 sayılı Kanun'un 31/2 hükmünde ise taraflardan birinin sözleşmeye aykırı harekette bulunduğu hâllerde, bu aykırılık nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumlarda sözleşmenin feshedilmesi mümkün kılınmıştır.
Somut olayda taraflar arasında imzalanan 16.10.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin "Kiracının Sigorta Primlerini Ödemede Temerrüde Düşmesi" başlıklı 38. maddesinde kiracının ödemekle yükümlü olduğu sigorta primlerini ödemede temerrüde düşmesi veya sigorta primlerinin kiralayan tarafından karşılanması halinde kiracının verilecek beş günlük sürede primleri temerrüt faiziyle birlikte tam olarak ödenmemesi durumunda bunun 6361 sayılı Kanun'un 31/2. hükmü kapsamında sayılacağı ve bu halde kiracıya ek süre tanınmaksızın sözleşmenin tek yanlı olarak feshedilebileceği belirtilmiş; davacı tarafından davalıya 09.12.2019 tarihinde noter kanalıyla gönderilen ihtarnamede ise detaylı dökümü belirtilen sigorta primi ve serbest olarak adlandırılan kalemlerle birlikte bunların temerrüt faizlerinin ve kira temerrüt borçlarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 5 gün içinde ödenmemesi halinde satın alma hakkından vazgeçilmiş ve sözleşmenin de feshedilmiş sayılacağının ihtar edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde Mahkemece, taraflar arasındaki 16.10.2014 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin 38. maddesi uyarınca sigorta prim bedelinin kiralayan tarafından ödenmesi halinde ödenen bedelin kiracı tarafından kiralayana iadesi için 5 günlük süre verileceği, şayet geri ödeme olmazsa Kanun'un 31/2 hükmünün uygulanacağının kararlaştırılmış olması ve Kanun'un 31/2 maddesinde sözleşmenin feshi için süre öngörülmediği gibi 31/1 hükmündeki sürenin de kiralama bedeline ilişkin olarak düzenlenmiş olması karşısında; dosyada yer alan bilirkişi raporuna göre de kira bedellerinin ödenmesinde temerrüde düşülmediği hususunun tespit edilmiş olmasına göre, davacı tarafından çekilen ihtarnamenin gerek sözleşme ve gerekse de Kanun'un 31/2 hükmüne uygun geçerli bir fesih iradesi içerdiği anlaşılmakla, 09.10.2019 tarihli ihtarname sigorta primleri özelinde incelenip, anılan hükümler ve gönderilen ihtarname çerçevesinde birlikte değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164186500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz