6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmaktan müteselsil sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5927 E. 2025/4038 K. ·

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Anonim şirketin dördüncü dönem geçici vergi beyannamesi ile kurumlar vergisi beyannamesi arasındaki, karşılık ayırma koşullarının gerçekleştiği ispatlanamayan ve kısa dönemde öngörülemeyecek tutarlardan kaynaklanan izah edilemeyen fark, şirketin zarara uğratıldığını gösterir; bu zarardan kusurlu yönetim kurulu üyeleri, dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinden yararlanma koşulları oluşmadıkça müteselsilen sorumludur ve pay sahipleri, şirketin uğradığı zararın kendilerine değil şirkete ödenmesini talep edebilir; kısmi dava açılıp talep artırılmamışsa hüküm dava değeri üzerinden kurulur.

Ele alınan sorunlar

Şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı ve zarar miktarının ispatı → kabul

İddia: Davacı pay sahipleri, davalı yöneticilerin özensiz, tedbirsiz ve sadakat yükümüne aykırı yönetimleriyle şirketin mal varlığını erittiklerini, şirketi olağan faaliyet zararına uğrattıklarını ve kendilerine fahiş ücret, prim ve ikramiye sağladıklarını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Şirket kayıtları üzerinde üç ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. 2014 yılı dördüncü dönem geçici vergi beyannamesinde bildirilen dönem net zararı ile kurumlar vergisi beyannamesinde bildirilen dönem net zararı arasındaki 3.037.293,26 TL tutarındaki fark izaha ve ispata muhtaç olup, kanun gereği arada yüzde ondan fazla fark bulunmaması gerekir. Bu farkın bir bölümünü oluşturan şüpheli ticari alacak karşılığı bakımından, karşılık ayırma koşullarının yerine geldiği davalılarca ispatlanamamıştır; kalan bölümü oluşturan satılan ticari mallar maliyeti gideri de iki beyanname arasındaki kısa dönemde bu derece öngörülemez tutarlara ulaşamayacağından izaha muhtaçtır. Üçüncü bilirkişi raporunda şirketin 4.847.347,19 TL zarara uğradığı ve öz varlığının yüzde doksana yakın kısmını kaybettiği, sorumluluğun şartlarından zarar unsurunun gerçekleştiği tespit edilmiş olup, diğer raporlardaki tespitlerle de uyumlu bu miktara itibar edilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Yöneticilerin kusuru, müteselsil sorumluluk ve bireysel indirim sebeplerinden yararlanma → kabul

İddia: Davalılar, yönetim kurulu üyelerinden bazılarının ortak olmadığını, bağımsız üye sıfatıyla görev yaptıklarını, icrai veya temsil yetkileri bulunmadığını, her üyenin ancak kendisine zararın yükletilebileceği ölçüde sorumlu olacağını ve bu üyelere husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.

Gerekçe: Davalı yöneticilerin şirketin zarara uğramasında kusurları bulunmakta olup, görev süreleri farklı olan üyeler de şirket yöneticisi olarak sorumludur. Davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinden yararlanma koşulları oluşmadığından, davalılar zarardan müteselsilen sorumludur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Pay sahibinin, şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesini talep edebilmesi → kabul

Gerekçe: Davacı ortaklar, şirketin uğradığı zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesini talep edebilirler. Dava 100.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açılmış ve zarar miktarı yönünden talep artırılmadığından, hüküm dava değeri üzerinden kurulmalıdır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Şirket zararının vergi beyannameleri arasındaki izah edilemeyen farkla ortaya konulması ve yöneticilerin dış ilişkideki müteselsil sorumluluğu bakımından bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu şirket zararı müteselsil sorumluluk bireysel indirim sebepleri şüpheli ticari alacak karşılığı pay sahibinin dolaylı zarar davası kısmi dava

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/5927 E.  ,  2025/4038 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/368 Esas, 2024/1073 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların .. .. Sistemleri San ve Tic A.Ş.'nin %10'ar hisse ile toplam %30 pay sahibi olduklarını, davalıların 2014 yılında görev yapan yönetim kurulu üyeleri olduklarını, ... dışındaki davalıların aynı zamanda şirketin toplam %70 payına sahip olduğunu, yönetim kurulu başkanı davalı ..., davalılar ... ve ...'un 2014 yılının tamamında görev yaptıklarını, davalı ...'nın 03.07.2014'e kadar ve davalı ...'in ise 16.12.2014'e kadar görev yaptığını, ... .... A.Ş.'nin ürettiği "..." markalı jeneratörlerin ülke çapında tekel hakkına sahip distribütörü olduğunu, davalıların özensiz, tedbirsiz ve sadakat yükümüne aykırı yönetim anlayışları sebebiyle şirketin neredeyse tüm mal varlığını 2014 yılı içinde erittiklerini, 3.000.000,00 TL sermayeli şirketi 2014 yılında sermayesinin yaklaşık 2,5 katı oranında 7.272.462,69 TL tutarında olağan faaliyet zararına uğrattıklarının 2014 yılı gelir tablosunda görüldüğünü, davalıların bunu kasıtlı olarak yaptıklarını, zira müvekkillerince Bakırköy 6.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/277 E. sayılı dosyasıyla açılan şirketin haklı nedenle feshi davasında, müvekkillerinin paylarının şirket tarafından alınmasına hükmedilmesi ihtimaline binaen, davalıların şirket mal varlığını tamamen bitirme yoluna gittiklerini, davalıların bu zararı yaratırken, 2014 yılı içinde üst düzey yöneticilere (kendilerine) şirketten 1.906.255,37 TL tutarında ücret, prim ve ikramiye gibi menfaatler sağladıklarını, bu tutarın sermayenin 2/3'üne tekabül ettiğini, yönetim organı ile üst düzey yöneticilere sağlanacak mali hakların makul ölçüde ve dürüstlük kuralına göre belirlenmesi gerektiğini, mali hakların amacını aşarak şirket mal varlığının transferi anlamına gelecek boyuta ulaştığını, davalıların şirketi içine soktukları durumdan gelecekte de çıkma ihtimalinin ortadan kalktığını ve kâr kaybını sürekli hale getirdiklerini, davalıların bir yandan da "..." markalı jeneratörleri tamamı kendilerine ait ...

Jeneratör ... A.Ş. üzerinden pazarlamaya devam ettiklerini, bu hususların her iki şirketin defterlerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını, davalıların sadece 2014 yılının olağan faaliyet zararı (7.272.462,68 TL) ve 2014 yılı içinde üst düzey yöneticilere (kendilerine) ödenen 1.906.255,37 TL fahiş ücret, prim ve ikramiye gibi menfaatler nazara alındığında dahi şirketi en az 9.178.718,05 TL zarara uğrattıklarını, bu miktara şirketin yeni bir distribütörlüğe talip olmaması, yeni bir bayilik aramaması nedeniyle oluşan yüklü miktardaki kar kaybının ve müşteri portföyünün eritilmesinden doğan ağır zararın dahil olmadığını, şirketin uğradığı toplam zarar miktarının tespit edilerek, davalıların zararın tamamını tazmin etmeleri gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile şirkete ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'nın yönetim kurulu üyeliğine (YK) başlama tarihinin 03.01.2013, sona erme tarihinin 03.07.2014 davalı ...'in başlama tarihinin 01.04.2010, sona erme tarihinin 16.12.2014, diğer müvekkilleri ..., ... ve ...'in başlama tarihinin 01.04.2010 olduğunu ve halen devam ettiğini, buna göre müvekkili ...'nın şirket ortağı olmadığı, bağımsız YK üyesi olduğunu, icrai veya temsil yetkisinin olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 557. maddesine göre her YK üyesi kendisine zararın yükletilebileceği ölçüde sorumlu olacağından her hangi bir zarar olsa bile davalı ...'nın katkı sağlamasının mümkün olmadığını, davacıların dava dilekçesindeki genel talep nedenleri dikkate alındığında hiç bir şirkette ortak olmadığından kendisine sağlayacağı bir menfaat bulunmadığını ve ayrıca 2014 yılının tamamında görev yapmadığı da gözetilerek, bu davalıya husumet yöneltilemeyeceğini;

müvekkili ...'in de fayda sağlandığı iddia edilen şirkette ortak olmadığını, ayrıca davaya konu şirkette de hali hazırda (dava açılan dönemin tümünü kapsayacak şekilde) ortaklığının bulunmadığını, onun da dışarıdan ve bağımsız YK üyesi olduğunu, şirketteki aktif icrai görevinin YK üyeliğinden değil şirkette bir dönem yaptığı genel müdürlük görevinden kaynaklandığını, müvekkilinin kendisine sağladığı bir menfaat de olmadığından ve dava dilekçesindeki genel taleplerle çeliştiğinden müvekkili .. ..'e husumet yöneltilemeyeceğini, genel kurul toplantısında davalıların ibra edildiğini, davacıların ibra etmeme yönünde oy kullandıkları belli olmadığından bu davayı açma haklarının bulunmadığını, müvekkillerine huzur hakkı da dahil hiç bir ücret ödenmediğini, distribütörlük sözleşmesinin dava dışı şirket tarafından sonlandırılmasının istenilmesi karşısında çaba gösterilmediğinin doğru olmadığını, davacıların aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurduklarını ve şirkete zarar verdiklerini, davacıların şirketin işleyişini engellemek için her genel kurul toplantısından sonra iptal davası açtıklarını, ayrıca şirketin feshi için dava açtıklarını ve davacıların amacının aynı alanda faaliyet gösteren kendi şirketlerine rakip olarak gördükleri şirketin işleyişini engellemek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, varsa zararın miktarı ve davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları hususunda toplanan deliller ve özellikle şirket kayıtları üzerinden yapılan incelemeler neticesinde üç bilirkişi heyetinden ayrı ayrı rapor alındığı, 1. bilirkişi heyet raporunda, 2014 yılı 4. dönem geçici vergi beyannamesinde 1.810.053,93 TL dönem net zararı raporlanmasına rağmen, 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde 4.847.347,19 TL dönem net zararının raporlandığı, aradaki (4.847,347,19-1.810,053,93=) 3.037.293,26 TL tutarındaki farkın izaha ve ispata muhtaç olduğu, kanun gereği arada % 10'dan fazla fark olmaması gerektiği, bu husus izah edilemediği takdirde, şirketin zarara uğratılma ihtimalinin bulunduğu kanaatinin bildirildiği, 2.

bilirkişi heyet raporunda, kurumlar vergisi beyannamesindeki yıl sonu zararı 4.847.347,19 TL iken 4. dönem beyannamedeki zararın 1.810.053,93 TL olduğu, aradaki farkın 3.037.293,26 TL’ye denk geldiği, bu tutar farkının karşılık giderlerindeki 1.289.491,77 TL ve satılan ticari mallar maliyeti (-) ve 1.747.799,98 TL giderden kaynaklandığı, karşılık giderlerindeki 1.289.491,77 TL tutarındaki artışın da şüpheli ticari alacak karşılığındaki artıştan ileri geldiği, şüpheli ticari alacak ayırma koşulları yerine geldiği durumda şüpheli ticari alacak karşılığının dönem sonunda ayrılmasından kaynaklı bir yönetici sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, satılan ticari mallar maliyeti (-) 1.747.799,98 TL gider ile bilançodaki maliyet gider karşılığındaki 1.747.800,00 TL’lik hesap ile ilişkili olduğu, "2014 yılı ....

satış gelir tahakkuk maliyeti" açıklaması ile kaydedildiği, bu hesapta kayıtlı olan 1.747.799,98 TL'nin oldukça yüksek bir tutar olduğu, satılan malın maliyet hesabını oluşturan alt hesapların, direkt işçilik, direkt malzeme ve genel üretim giderlerinden oluştuğu, 4. dönem vergi beyannamesiyle kurumlar vergisi beyannamesi arasındaki dönemde bu derece öngörülemez rakamlar olmaması gerektiği ve bu farkın izaha muhtaç olduğunun bildirildiği, yargılamada şüpheli ticari alacak ayırma koşullarının yerine geldiği hususunun davalılarca ispatlanamadığı, 3. bilirkişi raporunda ise, şirketin 2014 yılında 4.847.347,19 TL zarara uğradığı, öz varlığının %90'a yakın kısmını kaybettiğinin tespit edildiği, sorumluluk şartlarından zarar unsurunun dava dışı şirket bakımından gerçekleştiği kanatinin bildirildiği, bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre, şirketin 4.847.347,19 TL zarara uğratıldığının anlaşıldığı, esasen diğer raporlarda yapılan tespitlerle de uyumlu 3.

bilirkişi raporunda tespit edilen 4.847.347,19 TL zarar miktarına itibar edildiği, davalı yöneticilerin şirketin zarara uğramasında kusurlarının bulunduğu, davalılardan ... ve ...'in de şirket yöneticisi olarak sorumlu oldukları, davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinden yararlanma koşullarının oluşmadığı, davacı ortakların şirketin uğradığı zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesini talep edilebilecekleri değerlendirilerek, davacıların davayı 100.000,00 TL üzerinden açtıkları ve zarar miktarı yönünden talep arttırılmadığından dava değeri üzerinden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ...

. Sistemleri Sanayi ve Tic. A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 557 maddesine göre davalıların birlikte eylemleri nedeniyle zararın oluştuğu, bu nedenle kusurlarının ayrılamayacağı, bu nedenle talep olunan tüm zarardan müteselsilen sorumlu tutulmalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, şirketin öz kaynaklar toplamının ise 2014 yılı zarar miktarı olan 4.847.347,19 TL tutarında %93,26 oranında azaldığı, sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin bu zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı, davalıların söz konusu zarardan müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü ile kısmi davada talep olunan 100.000,00 TL'nin dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayanan tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 04.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164129600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/368 E. 2024/1073 K.

Yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğratmasından müteselsil sorumluluk

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu üyeleri, TTK 369/1 uyarınca tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etme ve şirket menfaatini dürüstlük kuralına göre gözetme yükümlülüğü altındadır; bağımsız veya icrai yetkisi bulunmayan üye sıfatı, bu özen yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda ortak/yönetici oldukları başka bir şirketin lehine, yönettikleri şirketin faaliyet alanını haklı sebep göstermeksizin daraltmaları ve etkili bir çözüm üretmeksizin şirketi atıl bırakmaları, kusur ve illiyet bağının varlığını gösterir; bu durumda şirketin zarara uğradığının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi hâlinde TTK 553 gereği sorumluluk doğar. Birden çok yönetim kurulu üyesinin birlikte eylemiyle oluşan zarardan, kusurları ayrılamıyorsa TTK 557 uyarınca müteselsil sorumluluk uygulanır; farklılaştırılmış teselsül ilkesi bu durumda uygulama alanı bulmaz. Genel kurul ibra kararı, TTK 558/2 uyarınca yalnızca ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır; muhalif kalan pay sahiplerinin dava hakkı devam eder. Ayrıca istinaf karar harcının tamamlanması için gönderilen tebligatta hakim tarafından imzalanan muhtıraya yer verilmemişse, bu geçerli bir muhtıra tebliği sayılmaz ve buna dayanan istinaftan vazgeçilmiş sayılma kararı hukuka aykırıdır.

Emsal değeri

Aynı gerçek kişilerin hem zarar gören şirketin hem de rakip/tedarikçi şirketin yönetiminde bulunması ve bu ilişki içinde zarar gören şirketin faaliyet alanının etkisiz bırakılması durumunda, bağımsız veya icrai yetkisi olmayan yönetim kurulu üyelerinin de özen yükümlülüğü kapsamında sorumlu tutulabileceğine ve bu tür durumlarda kusurun ayrılamaması nedeniyle tam müteselsil sorumluluğun (farklılaştırılmış teselsül yerine) uygulanacağına ilişkin değerlendirmesi bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu özen ve bağlılık yükümlülüğü farklılaştırılmış teselsül müteselsil sorumluluk ibranın etkisi muhtıra tebliği kesin süre bağımsız yönetim kurulu üyesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/368

KARAR NO 2024/1073

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/09/2020

NUMARASI 2015/460 Esas - 2020/472 Karar

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/07/2024

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın, davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, müvekkillerinin ... San ve Tic A.Ş.'nin %10'ar hisse ile toplam %30 pay sahibi olduklarını, davalıların 2014 yılında görev yapan yönetim kurulu üyeleri olduklarını, ... dışındaki davalıların aynı zamanda şirketin toplam %70 payına sahip olduğunu, yönetim kurulu başkanı davalı ..., davalılar ... ve ...'un 2014 yılının tamamında görev yaptıklarını, davalı ...'nın 03/07/2014'e kadar ve davalı ...'in ise 16/12/2014'e kadar görev yaptığını; ... Jen. A.Ş.'nin ürettiği "..." markalı jeneratörlerin ülke çapında tekel hakkına sahip distribütörü olduğunu, şirketin 250'den fazla uzman personele ve ülke çapında yaygın bir satış ağına sahip olduğunu; davalıların özensiz, tedbirsiz ve sadakat yükümüne aykırı yönetim anlayışları sebebiyle şirketin neredeyse tüm mal varlığını 2014 yılı içinde erittiklerini;

3. 000.000-TL'ye sermayeli şirketi 2014 yılında sermayesinin yaklaşık 2,5 katı oranında 7.272.462,69-TL tutarında olağan faaliyet zararına uğrattıklarının 2014 yılı gelir tablosunda görüldüğünü, davalıların bunu kasıtlı olarak yaptıklarını, zira müvekkillerince Bakırköy 6. ATM'nin 2015/277 esas sayılı dosyasıyla açılan şirketin haklı nedenle fesih davasında, müvekkillerinin paylarının şirket tarafından alınmasına hükmedilmesi ihtimaline binaen, davalıların şirket mal varlığını tamamen bitirme yoluna gittiklerini, davalıların bu zararı yaratırken, 2014 yılı içinde üst düzey yöneticilere (kendilerine) şirketten 1.906.255,37-TL tutarında ücret, prim ve ikramiye gibi menfaatler sağladıklarını, bu tutarın sermayenin 2/3'üne tekabül ettiğini, yönetim organı ile üst düzey yöneticilere sağlanacak mali hakların makul ölçüde ve dürüstlük kuralına göre belirlenmesi gerektiğini, mali hakların amacını aşarak şirket mal varlığının transferi anlamına gelecek boyuta ulaştığını, bu tutarın davalılar tarafından tazmin edilerek şirkete verilmesini istediklerini;

davalıların, dava dışı ... A.Ş.'nin distribütörlük sözleşmesinin süresi sonunda yenilenmeyeceğine ilişkin bildirimde bulunmasına karşılık başka bir firmanın distribütörlüğünü alma yönünde hiç bir çalışma yapmadıklarını, şirketin 250'ye yakın uzman personelinin boş oturmasına ve şirketin ülke çapındaki yaygın satış ağının tamamıyla atıl kalarak ortadan kalkmasına neden olduklarını; yapılan görüşmelerde distribütörlük sözleşmesinin tamamen feshi yerine İstanbul Avrupa yakası ve Trakya bölgesi ile sınırlandırılması hususunda anlaşıldığını, bu nedenle bazı bölge müdürlüklerinin ve büroların kapatıldığının ve personel sayısının azaltıldığının vurgulandığını, davalıların kazanç kaybını önlemek için kasten tedbir almadığını, tecrübeli personelini haklarını ödeyerek işten çıkardığını, böylece davalıların şirketi içine soktukları durumdan gelecekte de çıkma ihtimalinin ortadan kalktığını ve kar kaybını sürekli hale getirdiklerini, söz konusu ...

A.Ş.'nin tüm hisselerinin davalılara ait olduğunu, davalıların bir yandan "..." markalı jeneratörleri tamamı kendilerine ait ... A.Ş. üzerinden pazarlamaya devam ettiklerini, bir yandan da müvekkillerinin ortağı olduğu davaya konu ... A.Ş.'yi tamamen atıl ve ticaret yapamaz hale getirdiklerini, bu hususların her iki şirketin defterlerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını; TTKnın 369'a göre yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat borcunun olduğunu; TTK 553'e göre yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri takdirde, kusurlarının bulunmadığını ispat etmedikçe şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumu olduklarını;

davalıların sadece 2014 yılının olağan faaliyet zararı (7.272.462,68-TL) ve 2014 yılı içinde üst düzey yöneticilere (kendilerine) ödenen 1.906.255,37-TL fahiş ücret, prim ve ikramiye gibi menfaatler nazara alındığında dahi şirketi en az 9.178.718,05-TL zarara uğrattıklarını, bu miktara şirketin yeni bir distribütörlüğe talip olmaması, yeni bir bayilik aramaması nedeniyle oluşan yüklü miktardaki kar kaybının ve müşteri portföyünün eritilmesinden doğan ağır zararın dahil olmadığını, şirketin uğradığı toplam zarar miktarının tespit edilerek, davalıların zararının tamamını tazmin etmeleri gerektiğini ileri sürerek, HMK 107'ye göre açılmış belirsiz alacak davası nitelindeki işbu davada, şirketin uğradığı toplam zarar miktarının mahkeme tarafından tespiti ile davalıların bu zarar miktarının tamamını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000-TL'nin müteselsilen şirkete ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, müvekkili Mustafa'nın yönetim kurulu üyeliğine başlama tarihinin 03/01/2013, sona erme tarihinin 03/07/2014; müvekkili ...'in başlama tarihinin 01/04/2010, sona erme tarihinin 16/12/2014; diğer müvekkilleri ..., ... ve ...'in başlama tarihinin 01/04/2010 olduğunu ve halen devam ettiğini; buna göre müvekkili ...'nın şirket ortağı olmayıp, bağımsız YK üyesi olduğunu, icrai veya temsil yetkisinin olmadığını, TTKnın 557 maddeye göre her YK üyesinin kendisine zararın yükletilebileceği ölçüde sorumlu olacağından her hangi bir zarar olsa bile davalı ...'nın katkı sağlamasının mümkün olmadığını, davacıların dava dilekçesindeki genel talep nedenleri dikkate alındığında hiç bir şirkette ortak olmadığından kendisine sağlayacağı bir menfaat bulunmadığını ve ayrıca 2014 yılının tamamında görev yapmadığı da gözetilerek, müvekkili ...'ya husumet yöneltilemeyeceğini;

müvekkili ...'in de fayda sağlandığı iddia edilen şirkette ortak olmadığını, ayrıca davaya konu şirkette de hali hazırda (dava açılan dönemin tümünü kapsayacak şekilde) ortaklığının bulunmadığını, onun da dışarıdan ve bağımsız YK üyesi olduğunu, şirketteki aktif icrai görevinin YK üyeliğinden değil şirkette bir dönem genel müdürlük görevinden kaynaklandığını, müvekkilinin kendisine sağladığı bir menfaat de olmadığından ve dava dilekçesindeki genel taleplerle çeliştiğinden müvekkili ...'e husumet yöneltilemeyeceğini; genel kurul toplantısında davalıların ibra edildiğini, davacıların ibra etmeme yönünde oy kullandıkları belli olmadığından, bu davayı açma haklarının bulunmadığını; iddia edilen zarar miktarlarının gerçeği yansıtmadığını, ticari zararın YK üyelerinin sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağını, şirketin mali durumundaki olumsuz görüntünün piyasa koşulları ile kurlarda meydana gelen değişikliklerden kaynaklandığını, yine pazarlama ve genel yönetim giderleri içinde ücretler ile iş akdi feshedilmek zorunda kalınan personele ödenen tazminatlar bulunduğunu, müvekkillerinin de bunda kusurlu olmadığını;

müvekkillerine huzur hakkı da dahil hiç bir ücret ödenmediğini, davacıların iddia ettiği miktarın üst düzey yönetici profesyonellere ödenen maaşlardan ibaret olduğunu; faaliyet raporunda belirtildiği üzere 2014 yılında 14 üst düzey yöneticinin çalıştığı ve 1.960.255,37-TL'nin de onların 1 yıllık maaşları, varsa prim ikramiye gibi ödemeler olduğunu; distribütörlük sözleşmesinin dava dışı şirket tarafından sonlandırılmasının istenilmesi karşısında çaba gösterilmediğinin doğru olmadığını, buna göre denetçinin talebi üzerine, riskin erken saptanması ve yönetimiyle ilgili YK kararı alınarak kurul oluşturulduğunu, yapılan tespitler neticesinde sözleşmenin feshi yerine bayilik alanının sınırlandırılması suretiyle ilgili şirketle anlaşma yapıldığını;

bu kapsamda şirketin zararına sebebiyet vermemek için şubeler ve irtibat bürolarının kapatıldığını; davacıların aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirket kurduklarını ve şirkete zarar verdiklerini, davacıların şirketin işleyişini engellemek için her genel kurul toplantısından sonra iptal davası açtıklarını, ayrıca şirketin feshi için dava açtıklarını ve davacıların amacının aynı alanda faaliyet gösteren kendi şirketlerine rakip olarak gördükleri şirketin işleyişini engellemek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları, varsa zararın miktarı ve davalıların zarardan sorumlu olup olmadıkları hususunda toplanan deliller ve özellikle şirket kayıtları üzerinden yapılan incelemeler neticesinde üç bilirkişi heyetinden ayrı yarı rapor alındığı;

1. bilirkişi heyet raporunda, 2014 yılı 4. dönem geçici vergi beyannamesinde 1.810.053,93-TL dönem net zararı raporlanmasına rağmen, 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde 4.847.347,19-TL dönem net zararının raporlandığı, aradaki (4.847,347,19-1.810,053,93=) 3.037.293,26-TL tutarındaki farkın izaha ve ispata muhtaç olduğu, kanun gereği arada % 10'dan fazla fark olmaması gerektiği, bu husus izah edilemediği takdirde, şirketin zarara uğratılma ihtimalinin bulunduğu kanaatinin bildirildiği;

2. bilirkişi heyet raporunda, kurumlar vergisi beyannamesindeki yıl sonu zararı 4.847.347,19-TL iken 4. dönem beyannamedeki zararın 1.810.053,93-TL olduğu, aradaki farkın 3.037.293,26-TL’ye denk geldiği, bu tutar farkının karşılık giderlerindeki 1.289.491,77-TL ve satılan ticari mallar maliyeti (-) ve 1.747.799,98-TL giderden kaynaklandığı, karşılık giderlerindeki 1.289.491,77-TL tutarındaki artışın da şüpheli ticari alacak karşılığındaki artıştan ileri geldiği, şüpheli ticari alacak ayırma koşulları yerine geldiği durumda şüpheli ticari alacak karşılığının dönem sonunda ayrılmasından kaynaklı bir yönetici sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, satılan ticari mallar maliyeti (-) 1.747.799,98-TL gider ile bilançodaki maliyet gider karşılığındaki 1.747.800-TL’lik hesap ile ilişkili olduğu, 2014 yılı jen.

satış gelir tahakkuk maliyeti açıklaması ile kaydedildiği, bu hesapta kayıtlı olan 1.747.799,98-TL'nin oldukça yüksek bir tutar olduğu, satılan malın maliyet hesabını oluşturan alt hesapların, direkt işçilik, direkt malzeme ve genel üretim giderlerinden oluştuğu, 4. dönem vergi beyannamesiyle kurumlar vergisi beyannamesi arasındaki dönemde bu derece öngörülemez rakamlar olmaması gerektiği ve bu farkın izaha muhtaç olduğunun bildirildiği; yargılamada şüpheli ticari alacak ayırma koşullarının yerine geldiği hususunun davalılarca ispatlanamadığı;

3. bilirkişi raporunda ise, şirketin 2014 yılında 4.847.347,19-TL zarara uğradığı, öz varlığının %90'a yakın kısmını kaybettiğinin tespit edildiği, sorumluluk şartlarından zarar unsurunun dava dışı şirket bakımından gerçekleştiği kanatinin bildirildiği; bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre, şirketin 4.847.347,19-TL zarara uğratıldığının anlaşıldığı, mahkemece esasen diğer raporlarda yapılan tespitlerle de uyumlu 3. bilirkişi raporunda tespit edilen 4.847.347,19-TL zarar miktarına itibar edildiği; davalı yöneticilerin şirketin zarara uğramasında kusurlarının bulunduğu, davalılardan ... ve ...'in de şirket yöneticisi olarak sorumlu oldukları, davalı yönetim kurulu üyeleri bakımından dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinden yararlanma koşullarının oluşmadığı, davacı ortaklarca şirketin uğradığı zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesini talep edilebilecekleri değerlendirilerek, davacıların davayı 100.000-TL üzerinden açtıkları ve zarar miktarı yönünden talep arttırılmadığından dava değeri üzerinden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 100.000-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ...

Tic. A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmiştir.Mahkemece 12/01/2021 tarihli ek karar ile; eksik istinaf karar harcının muhtıranın tebliğine rağmen davalılar vekili tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle, istinaf kanun yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili, kur farkı giderlerinin gider kaydedilmemesi nedeniyle doğmuş bir zarar ve müvekkillerine izafe edilecek bir kusur bulunmadığını; bu kapsamda 2013 yılında cari hesaplarda kur değerlemesinin sehven yapılmadığını,ancak 2014 yılında kur değerlendirmesi yapıldığını, 2014 yılı geçici vergi beyanı ile kurumlar vergisi beyanına kabul edilemeyen giderlerdeki 1.349.756,13-TL'lik farkın bu nedenden kaynaklandığını, kabul anlamına gelmemek üzere kur farkı hesabının hatalı yapılmasının muhasebe standartlarına aykırılık olarak eleştiri konusu yapılabileceğini ancak sorumluluk davasında zarar olarak kabul edilemeyeceğini; 2014/4 dönem kurumlar geçici vergi beyannamesiyle 2014 yılı kurumlar vergi beyannamesi arasındaki farkın yönetim kurulunun kusuru ile sebep olduğu zarar olarak kabulünün mümkün olmadığını;

bu kapsamda 3.037.293,26-TL'lik farkın geçici vergi beyanı sonrasında yıl sonu kapanış kayıtlarına ilişkin kontrollerde tespit edildiği ve sebebinin açıklandığını, buna göre geçici vergi beyanı sonrasında yıl sonu kapanış kayıtlarına ilişkin kontrollerde cari dönemde hasılatları gelir tablosuna aktırılan satışlara ilişkin 1.747.799,98-TL’lik stok maliyetinin stok hesaplarından çıkarılarak gelir tablosuna aktarılmadığının tespit edildiğini, sözkonusu maliyetin kurumlar vergisinde karşılık yoluyla gider olarak dikkate alındığını ve izleyen dönemde ayrılan karşılık stok hesabı ile karşılıklı olarak kapatıldığını; 2014 yılında dava ve icra safhasına intikal eden 1.289.491,77-TL alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrıldığını (1.747.799,98-TL+ 1.289.491,77-TL=3.037.291,75);

sigorta primlerine yönelik yapılan değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, çünkü 148.026,84-TL'nin sigorta şirketi tarafından tespit edildiğini; bu kapsamda kıdem tazminatlarındaki artışın 30 beyaz yakalı personele yapılan ödemeden kaynaklandığını, prim bonus ödemelerinin satış tutarları üzerinden satış personeline belli orandaki ödemeler olduğunu, özel maliyet amortisman giderlerindeki artışın VUK hükümlerine uygun yapıldığını ve nakit çıkışı olmadığını, vinç giderlerinin faaliyetten kaynaklandığını ve 2013'te nakliye giderleri hesabındaki bu kalemin 2014'te ayrı bir gider kalemi olarak kayıt edildiğini, araç kiralama giderlerindeki artışın gerçek ticari işlem olduğunu, personel yiyecek yardımının da kanuni sınırlar dahilinde personele verilen yemek kuponlarına ilişkin olduğunu, ilan ve reklam giderlerindeki artışın da belediye tarafından tahsil edilen harcamalardan oluştuğunu;

buradaki artışın kusur izafe edilebilecek bir artış olmadığını; yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemeler kapsamında, 2014 yılında şirketin genel müdürü ...e yapılan ödemenin bu görevi nedeniyle yapılan ücret olduğunu, kendisine yönetim kurulu üyeliği nedeniyle herhangi bir huzur hakkı ödemesi yapılmadığını; yine üst düzey yöneticilere ödendiği belirtilen 1.906.255,37-TL'nin şirkette görevli profesyonel yöneticilerin maaş tutarlarından oluştuğunu, YK üyeleri ile ilgili olmadığını ve YK huzur hakkı ödemesinden kaynaklanan gider bulunmadığını; TTK uyarınca müvekkillerin sorumluluğu bulunmadığını, yönetimde aktif rol oynamayan müvekkillerine dava yöneltilmeyeceğini, 31/01/2013-03/07/2014 tarihleri arasında YK üyesi olan ...'nın şirket ortağı olmayıp, bağımsız üyesi olduğunu, icrai bir yetkisinin bulunmadığını, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı gibi YK'ya destek olan bir kısım komitelerin içinde yer almak dışında doğrudan sahip olduğu icracı yetkileri bulunmadığını;

dolayısıyla ...'nın yılın tamamında görev yapmadığı da dikkate alınarak kendisine sorumluluk yüklenemeyeceğini; yine her hangi bir şirkette ortak olmayan ...'e husumet yöneltilemeyeceğini; davalılar ibra edildiğinden davacıların dava hakkı bulunmadığını; davanın kabulünün TTK m.553'e de aykırı olduğunu; bu kapsamda zararın tek başına yöneticilerin sorumluluğunu doğurmadığını, bunun için illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılık unsurlarının da gerçekleşmesi gerektiğini, gerekçeli kararda hangi yöneticinin hangi eylemi ile hangi zarardan sorumlu olduğunun açıklanmadığını; TTK’nın kabul ettiği farklılaştırılmış teselsül prensibi uyarınca, zarara sebep olan yönetim kurulu üyelerinin zararın tamamından tam teselsül olarak değil farklılaştırılmış teselsül ilkesine göre, zarara katkıları oranında sorumlu olacaklarını;

davacıların zarar ile yönetim kurulu üyelerinin eylemleri arasında illiyet bağı ve kusuru olduğunu ispatlamaları gerektiğini ancak davacıların bu hususları ispat edemediğini ve aynı taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2014/1589 esas ve 2020/738 karar sayılı kararında ispatlanamayan davanın reddine karar verdiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesinde, tebligatın muhtıra içermeden boş bir şekilde tarafına tebliğ edildiğini, hakim tarafından imzalanan muhtıra gönderilmesi gerektiğini ve tebligatın usulsüz olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayanan tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece 12/01/2021 tarihli ek kararla muhtıra tebliğine rağmen kesin süre içinde eksik harç yatırılmadığından istinaf yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, davalılar vekilinin gerekçeli karara karşı 23/11/2020 tarihli dilekçesiyle süresinde istinaf başvurusunda bulunduğu, davalılar vekilinden 200-TL gider avansı ve eksik kalan 1.654-TL istinaf karar harcının tamamlamasının istenildiği, tebligatın davalılar vekiline 20/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği,davalılar vekiline hakim tarafından düzenlenen muhtıra tebliğ edilmediği, sadece tebligat zarfında yer verilen uyarının geçerli bir bildirim olmadığından 15/01/2021 tarihinde eksik gider avansı ve peşin harç süresinde tamamlandığından,12/01/2021 tarihli ek karar kaldırılarak istinaf başvurusu esastan incelenmiştir.6102 sayılı TTK'nın yönetim kurulu üyelerine ilişkin "Özen ve bağlılık yükümlülüğü" başlıklı 369/1 maddesinde yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında oldukları;

"Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" başlıklı 553. maddesinde (birinci fıkra) kurucuların, yönetim kurulu üyelerin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları; (ikinci fıkra) kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişilerin, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacakları ve üçüncü fıkrasında da hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacağı;

bu sorumlu olmama durumunun gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamayacağı; "Teselsül ve başvuru" başlıklı 557. maddesinde birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacakları; ikinci fıkrasında davacının birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebileceği ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebileceği ve birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenebileceği; "İbranın etkisi" başlıklı 558/2 maddesine göre şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği kabul edilmiştir.Buna göre, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilebilmesi için üyelerin hukuka aykırı eylem-işlemi bulunmalı, bu eylem-işlemlerinde davacı tarafça ispat edilen kusurlarının bulunması, bunun sonucu olarak ortaya bir zarar çıkmalı ve zararla üyelerin eylem-işlemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Davacı taraf, dava dilekçesinde YK üyesi olan davalıların 3.000.000-TL sermayeli şirketi 7.272.462,68-TL zarara uğrattıklarını belirtmiştir. Mahkemece 3 ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, son heyet raporu doğrultusunda şirketin 4.847.347,19-TL zarara uğratıldığı belirlendiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında ve davalıların yöneticisi olduğu şirketle davacı ortaklar arasında 2012 yılından beri devam eden uyuşmazlıkların olduğu tespit edilmiştir. Tarafların delil olarak dayandıkları Bakırköy 6. ATM'nin 2015/277 esas ve 2019/827 karar sayılı dosyasında , 19/03/2015 dava tarihinde, eldeki davada davacılar tarafından ... A.Ş.ne karşı şirketin feshi davası açtıkları 19/09/2019 tarihinde mahkemece şirketin yapılan yargılamada toplanan deliller neticesi fesih şartları oluştuğu ,şirket vekilinin de davayı kabul ettiği gerekçesiyle şirketin feshine karar verildiği;

karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2019/2228 E., 2022/240 K. sayılı ve 17/02/2022 tarihli kararıyla şirketin 3 yıldır faaliyetsiz olduğu ve devam etmesi gereken ekonomik bir değer bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,temyiz yoluna başvurulmadan 15/06/2022'de kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.31/12/2014 itibariyle Dava dışı ... A.Ş.'nin davacıların ayrı ayrı %10, davalılar ..., ... ve ...'un ayrı ayrı %11,67 hisse sahibi olduğu ve geri kalan hisselerin de dava dışı 3 ortağa ait bulunduğu; 2014 yılında YK başkanının davalılar ..., yardımcısının ..., üyelerin ..., ... ve ... olduğu; davalı ...'nın ortak olmadığı ve YK üyeliğinden istifasının 03/07/2014 tarihli YK toplantısında kabul edildiği;

16/09/2014 tarihli YK toplantısında yeni yönetim kurulunun seçilmesi için olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasına ve mahkemeden kayyum atanmasının istenilmesine karar verildiği ve davalı ...'in de 01/04/2010'da başlamış olan YK üyeliğinin 16/12/2014'te sona erdiği görülmüştür.En son olarak 31/01/2014 olağanüstü genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle YK üyesi seçilmiş davalıların aralarındaki görev-yetki paylaşımı 04/02/2014 tarihli YK kararında kararlaştırılmıştır. Buna göre davalı ... YK başkanı ve davalı ... başkan vekili seçilmiş; davalılar ..., ... ve ...'a müşterek imza yetkisi verilmiş ve 2 milyon euroya kadar çift imza, 1 milyon euroya kadar tek imza yetkisi verilmiştir. 2013 yılına ait 13/05/2014 tarihli (ertelenen) olağan GK toplantısında, finansal tabloların tasdik edildiği, YK üyeleri davalılar, dava dışı ...

ile ...'un ibra edildiği, davacıların ibra kararına muhalif kaldıkları; 10/07/2014 tarihli yönetim kurulu kararında riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi kurulmasına, Burak, Elif, Yunus ve Av. ...'un seçilmesine, her 2 ayda bir YK'na rapor verilmesine ve denetçiyle paylaşılmasına; 14/10/2014 tarihli karar ile, ...-... ... A.Ş. tarafından 30/06/2014 tarihinde gönderilen ve 02/07/2014 tarihinde tebliğ edilen bayilik sözleşmesinin 31/12/2014 tarihinde sona erdirileceğine ilişkin ihtarnameye, denetçinin isteği üzerine kurulan riskin erken tespiti komitesinin 08/08/2014 tarihli raporundaki hususlar dikkate alınarak cevap verilmesine; 27/10/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile, bayilik bölgesinin kısıtlanması nedeniyle kullanılmayacak kiralanan araçların sözleşmelerinin ...

A.Ş.'nin göstereceği firmalara veya şirkete devredilmesine,malzeme stoğunun da 3. Kişilere veya ...'e satılmasına, ihtiyaç fazlası personelin belirlenerek yasal haklarının verilerek iş akitlerinin fesh edilmesine; 16/12/2014 tarihli olağanüstü GK'da, ..., ... ve ...'un 3 yıl için YK üyesi seçildiği; 17/12/2014 tarihinde saat 08:30'daki yönetim kurulu kararı ile, ...'ın YK başkanı ve ...'in başkan vekili seçilmesine, her üç YK üyesine de müşterek imzayla yetki verilmesine, 2 milyon euroya kadar çift imza, 1 milyon euroya kadar tek imza yetkisi verildiği; aynı tarihli saat 15:30'daki toplantıda ise ...'ın YK başkanı ve ...'in başkan vekili seçilmesine ve şirketin çift imzayla temsiline; İstanbul Tuzla, Ankara, İzmir şubelerinin ve Adana, Antalya, Bodrum, Bursa, Marmaris, Trabzon irtibat bürolarının kapatılmasına karar verilmiştir.

08/11/2019 tarihli bilirkişi heyeti kök ve 05/03/2020 tarihli ek raporunda; şirketin 2014 yılı dönem zararının, 2013 yılına nazaran 4.740.817,47-TL tutarında ve %4.450,23 oranında, öz kaynaklar toplamının ise 4.847.347,19-TL tutarında %93,26 oranında azaldığı, sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı; 2014/4. dönem Kurumlar Geçici Vergi Beyannamesindeki gelir tablosunda şirket zararının 1.810.053,93-TL, 2014 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesindeki gelir tablosunda ise şirket zararının 4.847.347,19-TL olarak beyan edildiği, iki beyanname arasındaki farkın 3.037.293,26-TL olduğu, bu farkın 2014 yılı dönem zararını düşük gösterilmesi gayesiyle gelirlerde artış, giderlerde azaltma olarak yapıldığı kanaatine varıldığı;

2014 yılı gelir tablosunda 1.880.120,80-TL gelir tahakkuku yapılarak gelirin arttırıldığı, 1.289.491,77-TL tutarındaki şüpheli alacaklara karşılık ayrılmayarak giderlerin azaltıldığı; bu işlemle geçici vergi beyannamesinde şirketin 4.847.349,19-TL olan reel zararının 1.810.053,93-TL olarak gösterildiği ancak Bağımsız Denetim şirketinin yapılan yanlışlıkları tespiti üzerine gerekli düzeltmeler yapılarak kurumlar vergisi beyannamesinde reel zararın 4.847.347,19-TL olarak beyan edildiği; 2014 yılı 4. dönem geçici vergi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen giderlerin 182.711,74-TL, 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde ise 1.532.467,87-TL olarak beyan edildiği;

1. 349.756,13-TL fark için davalılar vekili tarafından 2013 yılında alınan kararla zarar oluşmaması için kur farkının gider olarak dikkate alınmadığı, 2014 yılında ise bu tutarın kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına aktarıldığının belirtildiği, buradan kur farkı gider fazlasının kayıt edilmeyerek şirketin 2013 yılı gerçek zararının 1.349.756,13-TL eksik beyan edildiğinin anlaşıldığı; bu uygulamayla şirket yönetimi tarafından 2013 yılı şirket zararının düşük gösterildiği, gerçek zararın şirket hissedarlarından gizlendiği kanaatine varıldığı; 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde şirket net aktiflerinin 1.751.648,91-TL olmasına rağmen 148.026,84-TL değer üzerinden sigorta yaptırıldığı, yönetimin hasar riskine karşı gerekli sigorta tedbirini almadığı;

yönetimin satışlardaki ve satışların maliyetindeki azalmalara karşın gerekli tedbirleri almadığı ve faaliyet giderlerinin azalmasını sağlayamadığı; şirket zararının düşük gösterilmesi gayesiyle gelirlerde artış, giderlerde azaltma yoluna gidildiği; 2014 yılında YK üyelerinden sadece ...'ya (1120.47 YK üyesi meslek koduyla yani genel müdür koduyla değil) 330.474,55-TL brüt ücret ödendiği, diğer üyelere ücret, huzur hakkı vs ödenmediği ve nihayet şirketin 2014 yılı zarar miktarının 4.847.347,19 TL olduğu belirlenmiştir. ... şirketinin bir kısım davalıların ortak ve yöneticisi oldukları ... San. ve Tic. A.Ş.'nin ürettiği jeneratörlerin satış ve pazarlamasını Türkiye çapında tek satıcı olarak yürütmekte iken ,sözleşmenin, ...

A.Ş. tarafından sonlandırıldığı ancak sonrasında belirtilen şirketle İstanbul Avrupa yakası ile Trakya'yı kapsayacak yeni bir bayilik sözleşmesi imzalandığı ve bu nedenle de şirketin yönetim kurulunda aldığı kararla, bu yerler dışındaki birimlerin kapatılmasına karar verilmiştir.Ticaret sicil kayıtlarına göre, ... A.Ş.'nin ortakları davalılar ..., ..., ... ve başkaca davacılar dışında ortakları bulunmaktadır.Davalı ..., ... ve ... aynı zamanda ... şirketinin yetkilisidir.Ayrıca ... Ticaret Ltd. Şti. de, ... A.Ş.'yle aynı ortaklık ve yetkili yapısını haizdir. Bu şirketin faaliyet konusu da, aynen davaya konu şirket gibi jeneratör ve ekipmanlarının satışı ile pazarlanmasıdır.Her iki şirkette de, davacıların ortaklığı bulunmamaktadır.TTK 369/1 gereğince yönetim kurulu üyeleri, özen ve bağlılık yükümlüğü kapsamında görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.

Eldeki davada, taraflar arasında 2012 yılından itibaren başlamış hem davaya konu şirket hem de tarafların ortak oldukları diğer şirketler nedeniyle çeşitli uyuşmazlıklar bulunduğu her iki tarafın da kabulündedir. Davacılar bu davada, davalıların özne ve sadakat yükümlüğü çerçevesinde, şirketi 2014 yılında zarara uğrattıklarını ileri sürmüşlerdir. Buna göre şirket, davalı yönetim kurulu üyelerinden ..., ... ve ...'un hem ortak hem de yönetici olduğu dava dışı ... A.Ş.'nin ürettiği jeneratör ve aksamlarını, Türkiye'deki tek satıcı olarak satmaktayken, bu sözleşmenin o şirketten gelen taleple sonlandırıldığı ve şirketin sadece İstanbul Avrupa ve Trakya'da söz konusu faaliyetine devam edeceği kararlaştırılmıştır.

Distrübütörlük sözleşmesinin nedensiz sonlandırıldığı,haklı bir sebebin varlığı davalılar tarafından ortaya konulmamıştır. Burada her ne kadar iki şirket-tüzel kişilik söz konusu olsa da, her iki şirketin de karar alma organlarının aynı gerçek kişiler yani davalılar ..., ... ve ...'tan oluştuğunun dikkate alınması gerekir. Her ne kadar yönetim kurulu kararıyla riskin erken saptanması komitesi kurulmuş ise de, üretici şirketin mallarını satmaktan başka iştigal konusu olmayan ... şirketi yöneticilerinin yeni iş alanları veya yeni bayilik bulmamak yani etkili bir çözüm bulamadıkları gibi davacılar ile ortaklıkları bulunan şirketi faaliyetsiz bırakmak amacıyla zarara uğrattıklarının kabulü gerekir.Davalıların, şirketin aktifliğini sona erdirmeye yönelik olarak hareketsiz kaldıkları anlaşılmaktadır.

Ayrıca aynı davalıların yani ..., ... ve ...'un davaya konu şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ... Ticaret Ltd. Şti.'de de ortak ve yönetici oldukları tespit edildiğine göre ; davalı yöneticilerin şirketi atıl bırakarak zarara uğratma bilinciyle hareket ettikleri sabit olduğundan davalıların sorumluluğuna gidilmesi yerindedir. Davalılar vekili;davalı ...'un03/01/2013-03/07/2014 ve ...'nun da 01/04/2010-16/12/2014 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, şirket ortağı olmadıklarından diğer davalılar gibi elde edecekleri bir menfaat olmadığını ileri sürmüş ise de ; her iki yönetim kurulu üyesi açısından da TTK 369'daki özen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini ispat eden ve bilirkişilerce tespit edilen zararın oluşmasını engelleyici her hangi bir tasarrufta bulunmadıkları anlaşılmasına göre bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davalılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri 05/03/2020 tarihli ek raporda karşılanmıştır.Geçici kurumlar vergisindeki hatanın sonradan düzeltildiği belirtilmiş ise de, şirketin hesaplarının yanlış gösterilmesinde yöneticilerin sorumluluğunun bulunduğu, zira doğru olmayan finansal tablolardan dolayı şirket, ortakları ve alacaklıları zarar görecektir.

Şirketin faaliyetinin azalmasına rağmen gider kalemlerinin artmasında da davalıların, zarara sebep olan eylemlerinin etkili olduğu, özellikle tüm ülkeye yönelik sona eren bayilik sözleşmesi sonucunda çalışanlara işçilik alacaklarının ödenmesinin sebebi,faaliyet alanının kapanmasıdır.bulunmamasıdır. TTK nın 558/2'ye uygun ve somut olarak davalılar ibra edilmediğinden davalıların ibra edildiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Somut olayda ;TTKnın 557 maddesine göre davalıların birlikte eylemleri nedeniyle zararın oluştuğu ;bu nedenle kusurlarının ayrılamayacağı talep olunan tüm zarardan müteselsilen sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Buna göre şirketin öz kaynaklar toplamının ise 2014 yılı zarar miktarı olan 4.847.347,19-TL tutarında %93,26 oranında azaldığı, sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin bu zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığından, davalıların söz konusu zarardan müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü ile ;kısmi davada talep olunan 100.000-TL nin davadışı şirkete ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne; 12/01/2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına; Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 6.831-TL istinaf karar harcından 1.713,3‬0-TL peşin harcın mahsubuna kalan 5.117,7‬0‬-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye ödenmesine, Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacılar tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.10/07/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.