Açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddiasının her türlü delille ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3808 E. 2025/3990 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Açığa imza hâlinde boş belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ileri süren taraf bunu kural olarak yazılı delille ispat etmek zorundaysa da, önceden imzalanmış boş kâğıdın sonradan hukuka aykırı biçimde doldurularak belgenin sahte üretildiği iddiası bu kuralın istisnasıdır ve tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir; belgedeki imza ve kaşe düzeninin imza sirküleriyle birebir örtüşmesi ile tarafların davranışlarının hayatın olağan akışına aykırılığı, belgenin bu yolla üretildiği sonucuna varmaya elverişlidir.
Ele alınan sorunlar
Dayanak hisse devir sözleşmesinin önceden imzalanmış boş kâğıdın doldurulmasıyla üretilip üretilmediği ve bu iddianın ispat usulü → ret
İddia: Davalı, şirket işleri için önceden imzalamış olduğu boş kâğıdın sonradan sahte olarak doldurulup sözleşme hâline getirildiğini, böyle bir sözleşmeyi imzalamadığını ve para tahsil etmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Açığa imza hâlinde, boş belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ya da imzalı bir belgenin düzenlenme amacının farklı olduğunu ileri süren taraf bu iddiasını kural olarak yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Ancak somut olayda davalı, önceden imzalanmış boş kâğıdın sonradan hukuka aykırı biçimde doldurulmak suretiyle devir sözleşmesi hâline getirildiğini, dolayısıyla sahte olarak üretildiğini ileri sürmektedir; bu durum yazılı delille ispat kuralının istisnası niteliğinde olduğundan iddia tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Sözleşme üzerinde yazı yaşı incelemesi yaptırılmamış olsa da, gerçek kişiler arasındaki hisse devrine ilişkin sözleşmede şirket kaşesinin bulunması, kaşe üzerine imza atılması ve sözleşmenin geçerliliği için tek imza yeterliyken tıpkı imza sirkülerinde olduğu gibi üçer ayrı imza atılmış olması, iddiayı doğrulamaktadır; nitekim sunulan imza sirkülerinde de alt alta iki kaşe ve her kaşenin üzerinde ve hizasında tarafların üçer imzası bulunmakta olup, dayanak sözleşme çıplak gözle incelendiğinde dahi imza sirkülerinin birebir aynısı olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının büyük meblağ ödeyerek hisse satın almasından kısa süre sonra oğlunun hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılması, davacının bu devirlerden haberdar olmamasının düşünülemeyeceği ve buna rağmen icra takip tarihine kadar üç yıla yakın süre devrin gerçekleştirilmesi veya bedelin iadesi için hiçbir girişimde bulunmaması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenlerle dayanak sözleşmenin, davalının daha önce imzaladığı boş kâğıdın sonradan hukuka aykırı olarak doldurulmasıyla üretildiği sonucuna varılır ve dava reddedilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddiasında ispat rejimi ve bu iddianın hangi karinelerle sonuca bağlanabileceği bakımından bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açığa imza↗ beyaza imza↗ yazılı delil kuralı ve istisnası↗ sahtelik iddiası↗ hayatın olağan akışı↗ limited şirket hisse devri↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3808 E. , 2025/3990 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/68 Esas, 2024/604 Karar
HÜKÜM
Ret
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.06.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, ... Gıda ... Ltd. Şti'nin %30 paylı ortağı olduğunu, davalı ile müvekkili arasında yapılan 05/12/2011 tarihli protokol ile müvekkilinin, davalının ... Gıda'da sahip olduğu %30 hissenin %15'ini 1.000.000-USD nakit ödemek suretiyle satın aldığını, davalının hisse bedelini müvekkilinden nakit olarak tahsil ettiğini, protokolün 3. maddesi uyarınca davalının 15 gün içerisinde protokolü noterde tasdik ettirerek ortaklar kurulundan karar alıp pay defterine işlenmesini ve ticaret siciline tescilini taahhüt ettiğini, ancak davalının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine protokolün 4. maddesi gereği hisse bedelini iade etmesi gerekirken iade etmediğini, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ise de davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin böyle bir sözleşmeyi imzalamadığını ve davacıdan iddia edildiği gibi bir para tahsil etmediğini, sahte olduğu kanaatinde oldukları sözleşme aslının davacı tarafça dosyaya sunulması gerektiğini, söz konusu sözleşmenin imzalandığı ve paranın verildiği tarihte davacı ve şirketler borca batık olduğundan davacının bu miktarda bir para ödeme gücünün bulunmadığını, müvekkili ile davacının oğlu ...'in şirket hisselerini 24.01.2012 tarihinde ... ve ...'e devrettiklerini, davacı ile böyle bir devir sözleşmesi bulunsaydı davacının oğlunun 24.01.2012 tarihli devir işlemine onay vermesinin beklenemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) 61. maddeye göre, davalının zenginleşmesi gerçekleşmemiş bir sebebe dayandığından, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanına girecek olup, davacının verdiği miktarı talep edebileceği, davalının 20/12/2011 tarihinde temerrüde düştüğü, 24/07/2014 takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 1.000.000-USD asıl alacak ve 114.171,23-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.114.171,23-USD alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı vekili tarafından, müvekkili tarafından şirket işleri için önceden imzalanmış olan boş kağıdın sonradan sahte olarak üretilip doldurularak sözleşme haline getirildiği ileri sürüldüğü, açığa imza halinde, boş belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ya da imzalı bir belgenin düzenlenme amacının farklı olduğunu ileri süren taraf bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, ancak somut olayda davalı tarafça, önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak üzeri doldurulmak suretiyle devir sözleşmesi haline getirildiği, dolayısıyla sahte olarak üretildiğinin ileri sürüldüğü, bu durumun, yazılı delil ile ispat kuralının istisnası niteliğinde olduğundan, iddianın tanık dahil her türlü delille ispatlanmasının mümkün olduğu, dayanak hisse devir sözleşmesi üzerinde mahkemece yazı yaşı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olsa da, sözleşmenin incelenmesinde;
davacı ve davalının üçer adet imzasının bulunduğu, davacı ve davalının birer imzasının ise şirket kaşesi üzerinde yer aldığı, gerçek kişiler arasında gerçekleşen hisse devrine ilişkin sözleşmede şirket kaşesinin bulunması ve kaşe üzerine imza atılması, ayrıca tek imza sözleşmenin geçerliliği için yeterli olmasına rağmen tıpkı imza sirkülerinde olduğu gibi üç ayrı imza atılması hususları, davalı tarafın şirket işleri için önceden imzalanmış boş kağıdın sonradan davacının bilgi ve iradesi dışında doldurulduğu iddiasını doğruladığı, nitekim davalı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan şirkete ait 20.07.2010 tarihli imza sirkülerinin incelenmesinde; alt alta gelecek şekilde iki yerde şirkete ait kaşenin bulunduğu, her kaşenin üzerinde ve hizasında davacı ile davalının üçer imzasının bulunduğu, davaya dayanak hisse devir sözleşmesinde de aynı şekilde iki kaşe yer almakta, yine kaşe üzerinde ve yanında tarafların üçer imzasının bulunduğu görülmekte olup, dayanak hisse devir sözleşmesinin çıplak gözle incelenmesinde dahi şirkete ait imza sirkülerinin birebir aynısı olduğunun anlaşıldığı, davacının büyük meblağda para ödeyerek hisse satın almasından kısa bir süre sonra, davacının oğlunun mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılması, hayatın olağan akışına uygun düşmediği, dayanak hisse devir sözleşmesi 05.12.2011 tarihli olup, davalının bu sözleşme tarihinden yaklaşık 3 ay sonra şirket hisselerinin bir kısmını dava dışı kişiye devretmiş olmasına rağmen, oğlunun da aynı tarihlerde şirkette ortak olmasına ve kendi hisselerini devretmesine rağmen, davacının bu devirden haberdar olmamasının düşünülemeyeceği gibi, bu duruma rağmen davacının 24.07.2014 icra takip tarihine kadar 3 yıla yakın bir süre hisse devir işleminin gerçekleştirilmesi veya ödediği bedelin iadesi için hiç bir girişimde bulunmaması da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle dayanak sözleşmenin, davalının daha önceden imzalamış olduğu boş kağıdın sonradan hukuka aykırı olarak doldurularak sözleşme haline getirilmek suretiyle üretildiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi kapsamında ödenmiş olan devir bedelinin, hisse devrinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle iadesi istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164089700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz