Gerçek kişi kefaletinde on yıllık sürenin dolmasıyla kefaletin sona ermesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6502 E. 2025/3976 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Gerçek kişi tarafından süresiz olarak verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer ve bu süre dolduktan sonra kefil takip edilemez; TBK ile ilk defa öngörülen bu hak düşürücü süre, 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca TBK'nın yürürlüğünden önce kurulmuş kefalet sözleşmelerine de uygulanır. Kefaletin verilmesinden on yıldan uzun süre sonra başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemi reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Süresiz verilen gerçek kişi kefaletinin on yıllık sürenin geçmesiyle sona erip ermediği → ret
Gerekçe: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 598. maddesi uyarınca bir gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; kefalet on yıldan fazla süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5. maddesi, Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresinin ilk defa öngörülmüş olması hâlini düzenlediğinden, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda yer almayıp TBK'nın 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin hak düşürücü süre, Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş sözleşmelere de uygulanır. Somut olayda kefalet 08.05.1997 tarihinde süresiz olarak verilmiş, takip ise 23.05.2017 tarihinde başlatılmış olduğundan davalının kefaleti sona ermiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
TBK 598'deki on yıllık sürenin, Kanun'un yürürlüğünden önce kurulmuş kefalet sözleşmelerine 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi aracılığıyla uygulanacağı yönünden bağlayıcı nitelikte bir onama kararıdır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TBK 598); bu hak düşürücü süre, 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca TBK'nın yürürlüğünden önce kurulmuş kefalet sözleşmeleri bakımından da geçerlidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ süresiz kefalet↗ hak düşürücü süre↗ kanunun geçmişe etkisi↗ genel kredi sözleşmesi↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6502 E. , 2025/3976 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/1466 Esas, 2024/1359 Karar
HÜKÜM
Davanın reddi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden ....Bankası A.Ş. ile dava dışı .....Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi (GKS) akdedildiğini, davalının bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçluya zikredilen GKS kapsamında kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kredinin 08.05.1997 tarihli GKS kapsamında kullandırıldığı, kefaletin süresiz verildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinin, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmünü havi olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5.maddesinin ise "Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar.
Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz." hükmünü içerdiği, somut olayda, kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle TBK yürürlükte değil ise de 6101 sayılı Kanun'un anılan hükmü gereğince 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda yer almayıp TBK'nın 598/3 hükmünde öngörülen, kefalet sözleşmesinden doğan alacağa ilişkin hak düşürücü sürenin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmelere de uygulanacağının açık olduğu, kefaletin 08.05.1997 tarihinde verildiği, dava konusu takibin ise 23.05.2017 tarihinde başlatıldığı gözetildiğinde davalının kefaletinin sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı ... harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ....'ye iadesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164083200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz