6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki asıl davada temyiz dilekçesinin reddi; teminat çekinde onama

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5929 E. 2025/3967 K. ·

Diğer usuli işlemKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen değer, kararın verildiği tarihteki kesinlik sınırının altında kalıyorsa o dava yönünden temyiz dilekçesi reddedilir. Esasa ilişkin olarak; asıl sözleşmede yer almasa da ek sözleşmede teminat mektubunun uzatılmasının teminatı olarak verileceği kararlaştırılan çek, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin teminatı sayılır; teminat mektubunun koşulsuz olması yalnızca bankanın ödeme yükümlülüğüne ilişkin olup taraflar arasındaki ilişkide hak ileri sürülmesini engellemez ve teminatın başka bir amaçla verildiğini ileri süren taraf bu iddiasını yazılı delille ispat etmelidir.

Ele alınan sorunlar

Asıl dava yönünden temyize konu değerin kesinlik sınırının altında kalması → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez; temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Somut olayda asıl dava konusu teminat mektubunun değeri dava tarihi itibarıyla 341.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davaya konu çekin sözleşmenin teminatı olarak verilip verilmediği ve borçlu olunmadığının tespiti → kabul

İddia: Davalı, taraflar arasındaki sözleşmede çekle ilgili hüküm bulunmadığını, çekin vadesinin sözleşme tarihinden iki buçuk yıl sonra olmasının onun teslim veya avans teminatı olma niteliğiyle bağdaşmadığını, çekin sözleşmeyle ilgisi bulunduğuna dair yazılı delil sunulmadığını savunmuştur.

Gerekçe: Asıl sözleşmede teminat mektubu ve çek verileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmasa da, verilen teminat mektubunun metninde bunun asıl sözleşme kapsamındaki malların on iki aylık garanti dönemi için düzenlendiği ve tazmin talebinin garantinin ihlali hâline münhasır olduğu belirtilmiştir; ayrıca asıl sözleşmenin eki olarak düzenlenen sözleşmenin 3. maddesinde, teminat mektubunun yenilenmesinin ve sona erme tarihinden önce geçerliliğinin uzatılmasının teminatı olarak aynı tutarlı çekin verilmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre teminat mektubu, teslim edilen ürünlerin garanti süresinde ortaya çıkacak ayıp ve arızalardan doğan zararın tazmini için; birleşen davaya konu çek ise teminat mektubunun süresinin uzatılmasının teminatı olarak verilmiştir. Teminat mektubunun koşulsuz olması yalnızca bankanın ödeme yükümlülüğüne ilişkindir; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında birbirlerine karşı hak ileri sürmelerini engellemez. Davalı ürünlerle ilgili herhangi bir arıza veya ayıp bildiriminde bulunmamış, buna ilişkin delil de sunmamıştır. Davalı teminat mektubu ve çekin başka bir ticari ilişkinin devamı noktasında güven amacıyla verildiğini ileri sürmekteyse de, mevcut sözleşmeler karşısında bu iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekirken yazılı delil sunmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Hem temyize konu değerin kesinlik sınırı altında kalmasının sonucu hem de koşulsuz teminat mektubu ile teminat çekinin sözleşme ilişkisine bağlanması bakımından bağlayıcı nitelikte bir Yargıtay kararıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı menfi tespit koşulsuz banka teminat mektubu teminat çeki ek sözleşme yazılı delille ispat

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/5929 E.  ,  2025/3967 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1626 Esas, 2024/992 Karar

HÜKÜM

Asıl ve birleşen davanın kabulü (Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle)

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 13.01.2017 tarihli sözleşme kapsamında 718.535,00 euro bedelli ürünün davalıya satıldığını, ürünlerin müvekkilince davalıya sigortalı ve sağlam olarak teslim edildiğini, davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra ürünlerin bir yıllık garanti dönemi için sözleşme değerinin %10'u kadar 71.487,25 euro tutarında teminat mektubu istemesi üzerine satış hacmi dikkate alınarak Ziraat Bankası tarafından müvekkilinin talebi ile 71.487,25 euro bedelli teminat mektubunun davalıya verildiğini, davalının müvekkiline ayıp ve arıza bildiriminde bulunmadığını, ancak bu mektubun davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak garantinin ihlal edildiğinden bahisle nakde çevrilmeye çalışıldığını ileri sürerek dava konusu teminat mektubu nedeni ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 13.01.2017 tarihli sözleşme kapsamında “bir yıllık garanti dönemi” için sözleşme değerinin %10'u kadar 71.487,25 euro tutarında teminat mektubu ve yine gönderilecek olan ürünler için ürünlerin teslim edilmemesi ihtimaline karşı yapılan avans ödemesinin temini amacıyla davanın konusunu oluşturan teminat mektubu ile aynı bedel olan 71.487,25 euro çek istendiğini, satış hacmi dikkate alındığında bu taleplerin müvekkili tarafından makul bulunup kabul edildiğini, davalıya çekin iadesi için ihtar gönderilmesine rağmen çekin hala müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek 71.487,25 euro miktarındaki çek hakkında müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; teminat mektubunun Kuveyt'teki proje için verildiğini, bahse konu teminat mektubunun bankaya dayanak oluşturmak için sözleşmeye bağlandığını, bunun yanında zaten teminat mektubunun türüne bakıldığında tamamen sözleşmedeki edimlerin ifasından bağımsız olan koşulsuz teminat mektubunun seçilmesinin de aslında tarafların bahse konu teminat mektubunun sözleşmeyle alakası olmadığını baştan belirlemelerinden ileri geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmede çekle ilgili herhangi bir hüküm olmadığını, davacının bahse konu çeki sözleşmeye bağlamaya çalıştığını, ancak çekin ürünlerin teslim edilmemesi ihtimaline karşı verildiği düşünülse bile, 13.01.2017 tarihinde akdedilmiş bir sözleşmeyle ilgili ürünlerin teslim edilmemesi, eksiksiz olarak teslim edilmemesi ya da avans ödemesinin temini için verildiği iddia olunan çekin vadesinin 13.07.2019 olmasının taraflar arasında gerçekleşen ticarette iddia olunan hususlara hizmet edebilme özelliğinin olmadığını ortaya koyduğunu, malların teslim edilmemesi ya da eksik teslim edilmemesi ya da avans ödemesinin temini için müvekkil şirketin vade tarihi iki buçuk yıl sonra olan çeki kabul edemeyeceğini, çekin sözleşme ile ilgisi olduğuna dair iddia ile ilgili yazılı delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 13.01.2017 tarihli, 718.535,00 euro tutarında ürünün davalıya satımı için sözleşme düzenlendiği, sözleşmeye konu ürünlerin 12.04.2017 tanzim tarihli sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği, davaya konu 14.04.2017 tarih ve .... seri no.lu banka teminat mektubunun incelenmesinde sözleşmeye konu ürünlerin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12 ay süreyle geçerli garanti dönemi için koşulsuz bir banka teminat mektubu olduğu, işverenin garantinin ihlal edildiğini bankaya ihbar eden yazılı müracaatı üzerine bu tutarın koşulsuz olarak işverene ödeneceğinin taahhüt edildiği, dava tarihi itibariyle 12 aylık garanti süresinin dolmadığı, kaldı ki teminat mektubunun koşulsuz olduğu, davacının işbu teminat mektubundan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik davasının yasal bir dayanağının bulunmadığı, birleşen davanın konusunu oluşturan çekin ön yüzünde “teminat” ibaresi yazılmış ise de, sözleşme metninde çeke, çek üzerinde de sözleşmeye bir atıf yapılmadığı, bir kambiyo senedi olan çekin üzerinde yer alan “teminat” ifadesinin çekin mücerret bir ödeme aracı olma vasfını etkilemeyeceği, davacının, davaya konu çekin değinilen sözleşmenin bir teminatı olarak verildiği iddiasını yasal deliller ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.01.2017 tarihli, 718.535,00 euro tutarlı asıl sözleşmede teslimi kararlaştırılan ürünlerde ortaya çıkabilecek arıza ve ayıplar nedeniyle davalının zararını tazmin edebilmesi amacıyla davalıya teminat mektubu ve çek verileceği hususunda herhangi bir düzenlenmeye yer verilmemiş ise de, davalıya verilen dava konusu 14.04.2017 tarihli 71.487,25 euro limitli, 15.04.2018 tarihine kadar geçerli teminat mektubunun metninde 13.01.2017 tarihli sözleşme kapsamındaki malların 12 aylık garanti dönemi için düzenlendiği, tazmin talebinin garantinin ihlal edilmesi haline münhasır olduğunun belirtildiği, bunun dışında taraflar arasındaki 13.01.2017 tarihli asıl sözleşmenin eki olarak düzenlenen 12.04.2017 tarihli sözleşmenin 3.

maddesinde 71.487,25 euro bedelli teminat mektubunun yenilenmesi ve sona erme tarihinden önce geçerliliğinin uzatılmasının teminatı olarak birleşen davanın konusunu oluşturan aynı tutarlı çekin davalıya verilmesinin kararlaştırıldığı, bahsi geçen çekin 13.07.2019 tarihli ve 71.487,25 euro tutarında olduğu, ön yüzünde teminat çeki olduğunun yazıldığı, 13.01.2017 tarihli sözleşme ile 12.04.2017 tarihli ek sözleşme ve teminat mektubu metnine göre teminat mektubunun davalıya teslim edilen ürünlerin garanti süresinde ortaya çıkacak ayıp ve arızalar nedeniyle oluşan zararın tazmini için düzenlendiği, yine birleşen davanın konusunu oluşturan çekin de teminat mektubunun süresinin uzatılmasının teminatı olarak davalıya verildiği sonucuna varıldığı, davanın erken açıldığından söz edilemeyeceği, teminat mektubunun koşulsuzluğunun bankanın ödeme yükümlülüğüne ilişkin olduğu, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında birbirlerine karşı hak ileri sürmelerini engellemeyeceği, davalı tarafından ürünlerle ilgili herhangi bir arıza veya ayıp bildiriminde bulunulmadığı gibi buna ilişkin dosyaya bir delil de ibraz edilmediği, davalı, teminat mektubu ve çekin taraflar arasındaki başka bir ticari ilişkinin devamı noktasında güven amacıyla verildiğini iddia etmekte ise de bahsi geçen 13.01.2017 ve 12.04.2017 tarihli sözleşme karşısında davalının buna ilişkin iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekirken bu hususta da yazılı bir delil sunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, teminat mektubu nedeniyle, birleşen dava ise çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Asıl dava konusu 71.487,25 euro bedelli teminat mektubunun değeri dava tarihi itibariyle 341.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede ise; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava yönünden verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden birleşen dava davalısına yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1164056300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Diğer usuli işlem

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1626 E. 2024/992 K.

Teminat mektubu ve çekin garanti amaçlı verildiğinin ispatı

Gerekçe özeti

Bir teminat mektubu veya çekin, taraflar arasındaki asıl sözleşmede açıkça düzenlenmemiş olsa da, teminat mektubu metninde ve/veya sözleşmenin eki niteliğindeki ek sözleşmede belirtilen amaca (garanti dönemindeki ayıp/arıza tazmini, teminatın süresinin uzatılması gibi) hizmet ettiği tespit edilebiliyorsa, bu belgelerin başka bir ticari ilişki için güven amacıyla verildiği iddiası yazılı delille ispatlanmadıkça kabul edilmez; ispat yükü bu iddiayı ileri süren tarafa aittir. Teminat mektubunun koşulsuz olması, muhatap banka ile lehdar arasındaki ödeme ilişkisine dair olup, teminat mektubunu verenle lehdar arasındaki asıl hukuki ilişki bakımından menfi tespit davası açılmasına engel değildir; garanti süresinin dolmamış olması da, muhatabın süre içinde tazmin talebinde bulunmuş olması halinde davanın erken açıldığı sonucunu doğurmaz.

Emsal değeri

Koşulsuz teminat mektubunun bankaya karşı koşulsuzluğunun, mektubu veren ile lehdar arasındaki asıl ilişkide hak ileri sürülmesine engel olmadığı ve garanti süresi dolmadan tazmin talebinde bulunulmuşsa erken açılmış sayılamayacağı yönündeki değerlendirme; ayrıca teminat amacının sözleşme/ek sözleşme metninden çıkarılabildiği hallerde karşı tarafın farklı bir amaç iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği yönündeki ispat yükü dağılımı bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: menfi tespit davası koşulsuz banka teminat mektubu teminat çeki ispat yükü garanti süresi kambiyo senedi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1626

KARAR NO 2024/992

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/09/2020

NUMARASI 2018/300 Esas - 2020/333 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

Birleşen İstanbul 2 Asliye Ticareet Mahkemesi

2019/180-343 Esas - Karar Sayılı Dosya;

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 27/06/2024

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davalarda davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Asıl davada davacı vekili;

13. 01.2017 tarihinde taraflar arasındaki anlaşma kapsamında 718.535-Euro bedelli ürünün davalıya satılmasının kararlaştırıldığını, satış konusu ürünlerin müvekkili şirket tarafından görevlendirilen ... Ltd Şti tarafından Kocaeli Derince limanı gümrük alanına sigortalı ve sağlam olarak 28.05.2017 tarihinde teslim edildiğini, davalı ... şirketi tarafından sözleşmenin imzalanmasından sonra ürünlerin "bir yıllık garanti dönemi" için sözleşme değerinin %10'u kadar 71.487,25-Euroluk teminat mektubu istendiğini ve satış hacmi dikkate alınarak talebin müvekkili tarafından kabul edildiğini, davalı şirkete satışa konu ürünlerin "bir yıllık garanti dönemi" için ... Bankası tarafından müvekkilinin talebi ile keşide edilen 71.487,25-Euro bedelli teminat mektubunun verildiğini, davalının müvekkiline ayıp ve arıza bildiriminde bulunmadığını, ancak bu mektubun davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak garantinin ihlal edildiğinden bahisle nakde çevrilmeye çalışıldığını, belirterek dava konusu teminat mektubu nedeni ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki 13/01/2017 tarihli sözleşme kapsamında "bir yıllık garanti dönemi" için sözleşme değerinin %10'u kadar 71.487,25-Euro tutarlı teminat mektubu ve yine gönderilecek olan ürünler için yapılan avans ödemesinin temini (ürünlerin teslim edilmemesi ihtimaline karşı) amacıyla davanın konusunu oluşturan teminat mektubu ile aynı bedel olan 71.487,25 Euro'luk çek istendiğini, satış hacmi dikkate alındığında bu taleplerin müvekkili tarafından makul bulunup kabul edildiğini, teminat mektubunun davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak sözde garantiyi ihlal ettikleri gerekçesi nakde çevrilmeye çalışıldığını, bunun için muhatap bankaya tazmin talebinde bulunulduğunu, ancak taraflarınca İstanbul 13.

ATM'nin 2018/300 Esas sayılı dosyası üzerinden teminat mektubunun paraya çevrilmemesi ve borçlu olmadıklarının tespiti için tedbir talepli menfi tespit davası açıldığını, ilgili teminat mektubuna tedbir konulduğunu, teminat mektubuna ilişkin yargılamanın devam ettiğini, davalı şirkete çekin iadesi için ihtar gönderilmesine rağmen çekin hala müvekkiline iade edilmediğini belirterek ... Bankası Sultanbeyli Şubesi ... Seri Numaralı 13.07.2019 vade tarihli 71.487,25 Euro miktarındaki çek hakkında müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

CEVAP

Asıl davada davalı vekili;

13. 01.2017 tarihli sözleşmeden bağımsız ve asıl olmak üzere Kuveyt'de ...'in projesinin taşeronu olarak projenin başında olan müvekkili ile davalı arasında ayrıca bahse konu projenin tamamlanmasını konu alan şifai bir anlaşma bulunduğunu, sözleşme çerçevesinde malların teminatı için ya da davacının iddia ettiği gibi 1 yıllık garanti süresi için herhangi bir teminat istenmediğini, zira malların zaten limana sigortalı olarak geldiğini, iddia olunan teminat mektubu ve çekin taraflar arasında var olan Kuveyt'deki proje için güven temini amacıyla verildiğini, adı geçen teminat mektubunun bahse konu sözleşmeye bağlanmasının nedeninin yalnızca banka için dayanak oluşturmak olduğunu, zira bankanın belirli bir sözleşmeye atfen teminat mektubu verebildiğini, bunun yanında zaten teminat mektubunun türüne bakıldığında tamamen sözleşmedeki edimlerin ifasından bağımsız olan koşulsuz teminat mektubunun seçilmesinin de aslında tarafların bahse konu teminat mektubunun sözleşmeyle alakası olmadığını baştan belirlemelerinden ileri geldiğini, müvekkilinin 2.650.000-Euro zarara uğratıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili;

taraflar arasında akdedilen sözleşmede çekle ilgili herhangi bir hüküm olmadığını, davacının bahse konu çeki sözleşmeye bağlamaya çalıştığını, ancak kabul olmamakla birlikte bir kez olsun çekin ürünlerin teslim edilmemesi ihtimaline karşı verildiği düşünülse bile, 13.01.2017 tarihinde akdedilmiş bir sözleşmeyle ilgili ürünlerin teslim edilmemesi, eksiksiz olarak teslim edilmemesi ya da avans ödemesinin temini için verildiği iddia olunan çekin vadesinin 13.07.2019 olmasının ne akla ne mantığa, ne de taraflar arasında gerçekleşen ticarette iddia olunan hususlara hizmet edebilme özelliğinin olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, malların teslim edilmemesi ya da eksik teslim edilmemesi ya da avans ödemesinin temini için müvekkil şirketin vade tarihi iki buçuk yıl sonra olan çeki kabul etmesinin mümkün olmadığını, çekin sözleşme ile ilgisi olduğuna dair iddia ile ilgili yazılı delil sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 13.01.2017 tarihli, 718.535 Euro tutarında ürünün davalıya satımı için sözleşme düzenlendiği, sözleşmeye konu ürünlerin 12.04.2017 tanzim tarihli sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği, davaya konu 14.04.2017 tarih ve ... seri nolu banka teminat mektubunun incelenmesinde, 13.01.2017 tarihli sözleşmeye konu ürünlerin 10.05.2017 tarihinden itibaren 12 ay süreyle geçerli garanti dönemi için koşulsuz bir banka teminat mektubu olduğu, işverenin garantinin ihlal edildiğini bankaya ihbar eden yazılı müracaatı üzerine bu tutarın koşulsuz olarak işverene ödeneceğinin taahhüt edildiği, dava tarihi itibariyle 12 aylık garanti süresinin dolmadığı, kaldı ki teminat mektubunun koşulsuz olduğu, davacının işbu teminat mektubundan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik davasının yasal bir dayanağının bulunmadığı, birleşen davanın konusunu oluşturan çekin ön yüzünde "teminat" ibaresi yazılmış ise de, sözleşme metninde çeke atıfta bulunulmadığı gibi, çek üzerinde de sözleşmeye bir atıfta bulunulmadığı, bir kambiyo senedi olan çekin üzerinde yer alan teminat ifadesinin çekin mücerret bir ödeme aracı olma vasfını etkilemeyeceği, davacının davaya konu çekin değinilen sözleşmenin bir teminatı olarak verildiği iddiasını yasal deliller ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davada davacı vekili; teminat mektubunun koşulsuz olmadığını, veriliş sebebinin teminat mektubunun metninde açıkça yazdığını, teminat mektubunun ürünlerin bozulması ve arızanın müvekkili tarafından giderilememesi veya ürünün değiştirilememesi nedeniyle ortaya çıkacak zararın tazmini için verildiğini, keyfi olarak bozdurulacak bir teminat mektubu olmadığını, teminat mektubunun bozdurulması halinde davalının sebepsiz yere zenginleşeceğini, teminat mektubunun koşulsuz olarak verildiğinin kabulü halinde bile teminat mektubunun iptali için her zaman dava açılabileceğini, müvekkilinin edimlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, müvekkiline dava tarihine kadar veya davadan sonra hiç bir şekilde garanti ihlali yapıldığına ve zararın giderilmesi gerektiğine dair ayıp ihbarı yapılmadığını, mahkemenin dava tarihi itibariyle teminat mektubunun süresinin dolmadığı gerekçesinin de doğru olmadığını, teminat mektubunun süresinin dolması halinde davalının mektubu bozdurma hakkının kendiliğinden sona ereceğini ve davalının istese dahi mektubu bozduramayacağını, kaldı ki davalının süre dolmadan önce tazmin talebinde bulunduğunu, davalının cevap dilekçesinde beyanları ile ispat külfetinin yer değiştirdiğini, davalının teminat mektubunun taraflar arasındaki şifahi anlaşma üzerine güven için verildiğini iddia ettiğini, ancak taraflar arasında 13/01/2017 tarihli ve eki sözleşme haricinde başkaca bir sözleşme bulunmadığını, davalının teminat mektubunun ve çekin ayni ya da nakdi bir borç için verilmediğini ikrar ettiğini, çek ve teminat mektubunun 2 yıllık ürün garantisi için verildiğini, müvekkilinin sadece mal sattığını, davalıdan bir ürün satın aşmadığı gibi davalıdan borç da almadığını, 12/07/2017 tarihli ek sözleşmenin 3.

maddesinde teminat mektubunun bir senelik daha yenilenmemesi ihtimaline binaen iki yıllık garanti sürecindeki sorumluluğa karşı çekin davalıya verildiğinin belirtildiğini, çekin teminat mektubu ile aynı bedelde olmasının bu hususu ispatladığını, taraflar arasındaki yegane ilişkin belli olduğunu, başkaca bir ilişki bulunmadığını, davalı firmanın devam eden süreçte ürünlerin montajını tamamlamayarak davalının asıl işvereni ile ihtilaflı duruma düştüğünü, devam eden süreçte de Kuveyt'den sınırdışı edildiğini, hem teminat mektubunun hem de çekin ayıbın ortaya çıkması ve bu ayıbın talebe rağmen giderilmemesi halinde paraya çevrilebileceğini, ancak bu hususta yapılan herhangi bir bildirim bulunmadığını, çekin garanti süresinin ikinci yılı için verildiği hususunun sözleşmede açıkça belirtildiğini, kaldı ki çekin ve teminat mektubunun Kuveyt'deki proje için güven telkini amacıyla verildiği iddia edilerek davalı tarafından talil edildiğini, bu durumda ispat külfetinin tamamen yer değiştirdiğini, çekin vadesinin ana sözleşme tarihi olan 13/01/2017 tarihinden yaklaşık 2,5 yıl sonraya gelmesinin sebebinin 12/07/2017 tarihli ek sözleşme ile davalıya teslim edilmesi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Asıl ve birleşen davada davalı vekili; tazminat talebinde bulunmalarına rağmen mahkemece tazminata hükmedilmediğini, kanun gereği re'sen tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, teminat mektubu nedeniyle, birleşen dava ise çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 13/01/2017 tarihli sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen ürünlerin ortaya çıkabilecek ayıp ve arızaların 12 ay süre ile garantisinin teminatını teşkil etmek üzere asıl davanın konusunu oluşturan teminat mektubunun düzenlendiğini, bu süre içerisinde ürünlerle ilgili herhangi bir ayıp ya da arıza bildiriminde bulunulmadığını belirterek teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davacı, birleşen dava dilekçesi ve 29/07/2019 tarihli yazılı beyanında ise davalının müvekkiline yaptığı avans ödemeleri nedeniyle davalıya ürünlerin teslim edilmesinin ve teslim edilecek ürünletin 2 yıllık garantisinin teminatı olarak birleşen davanın konusu olan çekin davalıya verildiğini, malların davalıya teslim edildiğini, davalının ürünlerde herhangi bir ayıp bildiriminde bulunmadığını belirterek birleşen davanın konusunu oluşturan çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin sözleşme kapsamında teslim edilecek malların teminatı ya da garanti süresi için herhangi bir teminat istemediğini, bahsi geçen teminat mektubu ve çekin taraflar arasında var olan Kuveyt'deki proje için güven temini amacıyla verildiğini, teminat mektubunun banka için dayanak oluşturması amacıyla sözleşmeye bağlandığını belirterek asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında 13.01.2017 tarihli, 718.535 Euro tutarında ürünün davalıya satımı için sözleşme düzenlendiği, sözleşmeye konu ürünlerin 12.04.2017 tanzim tarihli sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği hususları ihtilaf dışı olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu teminat mektubu ve çekin davalıya teslim edilen mallarda garanti süresinde ortaya çıkacak ayıp ve arıza nedeniyle doğacak arızaların teminatını teşkil etmek üzere düzenlenip düzenlenmediği, bahsi geçen çek ve teminat mektubunun taraflar arasındaki başka bir sözleşme kapsamında güven amacıyla verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır.Taraflar arasındaki 13.01.2017 tarihli, 718.535-Euro tutarlı asıl sözleşmede teslimi kararlaştırılan ürünlerde ortaya çıkabilecek arıza ve ayıplar nedeniyle davalının zararını tazmin edebilmesi amacıyla davalıya teminat mektubu ve çek verileceği hususunda herhangi bir düzenlenmeye yer verilmemiş ise de davalıya verilen dava konusu 14/04/2017 tarihli 71.487,25-Euro limitli, 15/04/2018 tarihine kadar geçerli teminat mektubunun metninde 13/01/2017 tarihli sözleşme kapsamındaki malların 12 aylık garanti dönemi için düzenlendiği, tazmin talebinin garantinin ihlal edilmesi haline münhasır olduğu belirtilmiştir.Bunun dışında taraflar arasındaki 13/01/2017 tarihli asıl sözleşmenin eki olarak düzenlenen 12/04/2017 tarihli sözleşmenin 3.

maddesinde 71.487,25-Euro bedelli teminat mektubunun yenilenmesi ve sona erme tarihinden önce geçerliliğinin uzatılmasının teminatı olarak birleşen davanın konusunu oluşturan aynı tutarlı çekin davalıya verilmesi kararlaştırılmıştır. Bahsi geçen çek 13/07/2019 tarihli ve 71.487,25-Euro tutarında olup ön yüzünde teminat çeki olduğu yazılıdır. Bahsi geçen 13/01/2017 tarihli sözleşme ile 12/04/2017 tarihli ek sözleşme ve teminat mektubu metnine göre teminat mektubunun davalıya teslim edilen ürünlerin garanti süresinde ortaya çıkacak ayıp ve arızalar nedeniyle oluşan zararın tazmini için düzenlendiği, yine birleşen davanın konusunu oluşturan çekin de teminat mektubunun süresinin uzatılmasının teminatı olarak davalıya verildiği sonucuna varılmaktadır.

Mahkemece davanın açıldığı tarihte teminat mektubunun süresinin dolmadığı, bu nedenle davanın erken açıldığı kabul edilmiş ise de davalının teminat mektubunun tazmini talebinde bulunduğu dikkate alındığında davanın erken açıldığından söz edilmesi mümkün değildir. Yine kararın gerekçesinde teminat mektubunun koşulsuz olduğu belirtilmiş ise de teminat mektubunun koşulsuz olması, bankanın ödeme yükümlülüğüne ilişkin olup, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında birbirlerine karşı hak ileri sürmesine engel değildir. Davalı tarafından ürünlerle ilgili herhangi bir arıza veya ayıp bildiriminde bulunulmadığı gibi buna ilişkin dosyaya bir delil de ibraz etmemiştir. Diğer taraftan davalı, teminat mektubu ve çekin taraflar arasındaki başka bir ticari ilişkinin devamı noktasında güven amacıyla verildiğini iddia etmekte ise de bahsi geçen 13/01/2017 ve 12/04/2017 tarihli sözleşme karşısında davalının buna ilişkin iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekirken bu hususta da yazılı bir delil ibraz edilmemiştir.

Bu durumda mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken asıl ve birleşen davanın reddi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davacının asıl davada teminat mektubundan, birleşen davada ise çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/300 Esas - 2020/333 Karar sayılı 17/09/2020 tarihli asıl ve birleşen davaya ilişkin kararının HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Asıl davanın kabulüne; ... Bankası Sultanbeyli İstanbul Girişimci Şubesi tarafından keşide edilen 14/04/2017 tarih ... nolu 71.487,25-Euro bedelli teminat mektubu nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Birleşen davanın kabulüne; ... Bankası Sultanbeyli Şubesi ... seri nolu 13/07/2019 tarihli 71.487,25-Euro bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;

"Asıl dava yönünden; alınması gereken 24.100,52‬-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 5.823,43-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 18.277,09‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 5.859,33‬‬‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 171,50-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 53.150-TLnispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen dava yönünden; alınması gereken 30.820,42-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 7.248,02-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 23.572,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 7.292,42‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 56,70-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı lehine takdir olunan 65.418,66-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," Davacı tarafından yatırılan 118,6‬0-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde kendisine iadesine, Asıl davada alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Birleşen davada alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından sarf edilen 76,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/06/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.