6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Seçici dağıtımda önelli fesih sözleşmeye uygunsa haksız değildir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/5938 E. 2025/3892 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Tedarikçinin belirlediği kriterlere uyan işletmeye, ürünlerin kendi işletmesinde kullanılması ve yalnızca son kullanıcılara satılması koşuluyla yetki verdiği, internet üzerinden satışı kural olarak yasakladığı ilişki, kanunda düzenlenmeyen isimsiz bir sözleşme olup geniş anlamda tedarik sözleşmesi niteliğindedir ve tek satıcılık gibi tekel hakkı vermez. Sözleşmede her iki tarafa tanınan fesih hakkının önel verilerek kullanılması sözleşmeye uygun olduğundan haksız fesih oluşturmaz; feshin kötüye kullanıldığını ve rakiplere ayrımcılık yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin hukuki niteliği ve önel verilerek yapılan feshin haksız olup olmadığı → ret

İddia: Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğini ve haksız feshedildiğini, davalının bayiler arasında ayrımcılık yaparak internet üzerinden satış yapan şirketlere kendi satış fiyatının altında ürün verdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki satıma yönelik genel ilişkinin temelini oluşturan sözleşme, özünde davacıya davalıdan satın aldığı ürünleri üçüncü kişilere satma ve bu satış sayesinde gelir sağlama amacıyla değil, davalı tarafından pazarlanan ürünlerin davacıya ait kuaför işletmesinde kullanılması ve ancak bu işletmede satılması amacıyla düzenlenmiştir; davacı sözleşmede profesyonel saç bakım danışmanı olarak isimlendirilmiş olup sözleşmenin tarafı olması işlettiği salonun niteliklerinden kaynaklanmaktadır. Ürünlerin internet üzerinden satılmasına kural olarak izin verilmemiş, bu yönde ayrıca yetkilendirme aranmış, kriterlerin davalı tarafından belirleneceği kararlaştırılmış ve davacının satış yapacağı kişilerin son kullanıcı olması öngörülmüştür; taraflar arasında sunulan sözleşme öncesinde de hukuki ilişki bulunduğu ve davacının bu ilişkide kararlaştırılan hususlara aykırı davrandığına yönelik kabulü mevcuttur. Bu hâliyle ilişki, kanunda öngörülen düzenlemeler içinde yer almayan isimsiz bir sözleşme olup, özellikle son kullanıcı niteliğindeki alıcılara yönelik işlem yapma zorunluluğu yüklemesi nedeniyle geniş anlamda tedarik sözleşmesi olarak nitelendirilir; tedarik eden konumundaki davalı, davacının işyerini kriterlerine uygun kabul ederek belirli markalı ürünlerin bu işyerinde tercihen tüketicilere yönelik kullanım ve satışı konusunda yetki vermiş, tüketici niteliği taşımayan alıcılara satışları ise kısıtlamıştır; taraflar arasında tek satıcılık gibi tekel niteliği taşıyan bir ilişki bulunmamaktadır. Sözleşmenin, her iki tarafa hak tanıyan sözleşme hükmüne uygun olarak üç ay önel verilmek suretiyle feshi geçerlidir. Davalının bir çalışanının kendi yakını konumundaki bayileri öne geçirmek amacıyla sözleşmeyi sona erdirdiği ve onlara uygun fiyatla mal temin ettiği ispatlanamamış; davacı özellikle fiyatlandırma yönünden kendi durumunu internet satış kanallarıyla karşılaştırmıştır. Bu nedenle dava ispat edilememiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Seçici dağıtım niteliğindeki tedarik ilişkisinin hukuki nitelendirilmesi ve sözleşmeye uygun önelli feshin haksız fesih sayılmaması yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
isimsiz sözleşme geniş anlamda tedarik sözleşmesi seçici dağıtım tek satıcılık önelli fesih fesih hakkının kötüye kullanılması haksız rekabet ispat yükü

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/5938 E.  ,  2025/3892 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/1261 Esas, 2024/1194 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/865 E., 2023/803 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış bir bayan kuaförü olduğunu, işletmesinde dünyaca tanınmış markaların ürünlerini kullandığını ve bunları kullanmasından dolayı kozmetik markalarının tanıtım ve satışı için ciddi promosyon teklifleri aldığını, davalı Şirket ile müvekkili arasında "..." ürünlerinin tanıtım, pazarlaması ve satışının yapılması amacıyla 2006 yılından beri “... profesyonel saç bakım danışmanı sözleşmesi” kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, 2018 yılına kadar bu ticari ilişkinin her yıl yenilenerek devam ettiğini ve bu sürede 1.500.000,00 TL civarında ciro elde edildiğini, davalının 28.08.2018 tarihli ihtarnamesi ile bu sözleşmeyi üç ay sonrasından geçerli olmak üzere feshettiğini, müvekkilinin 26.09.2019 tarihli cevabi ihtarnamesi ile feshin kabul edilmediğini bildirildiğini, genel işlem koşulları içerir sözleşmenin ilgili hükümlerinin geçerli sayılmayacağını ve rekabetin korunması hakkında kanun gereği ne şekilde davranılması gerektiğinin detaylı olarak bildirildiğini, buna cevap olarak davalı tarafından 08.10.2018 tarihli ihtarname keşide edilerek fesih iradesinin tekrar edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğini ve haksız feshedildiğini, ayrıca rekabetin korunması hakkında kanun hükümlerine aykırı olduğunu, Rekabet Kurumu'na 27.11.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davalının 2018 yılında görevde olan müdürünün bayiler arasında ayrımcılık yaptığını, internet üzerinden satış yapan şirketlere ucuz ürün vererek kendi satış fiyatının altında mal tedariki sağladığını ileri sürerek haksız rekabetin ve sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile haksız rekabetin men’ine, ref’ine, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın ve sözleşme süresince davalının sözleşmeye ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan zarar olarak şimdilik şimdilik 50.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin, sözleşme ile her iki tarafa tanınan fesih hakkının müvekkili tarafından kullanılması suretiyle feshedildiğini, taraflar arasında 2006 yılında imzalanan bir sözleme bulunmadığını, taraflar arasında 20.03.2018 tarihli sözleşmenin bulunduğunu ve sözleşmenin temel unsurunun davalı ürünlerinin profesyonel elemanlar tarafından uygulanmasını sağlamak olduğunu, davacının bu amaçla seçilmiş kuaförlerden olduğunu, davacının söz konusu markalı ürünleri kullanmasının amaçlandığı ve üçüncü kişilere satışının ise 4 madde ile kısıtlandığını, seçici dağıtım sisteminde yer almayan kişi ve kişilere satışının engellendiğini, sözleşmenin her iki tarafa tanınan fesih imkanının kullanılması suretiyle sona erdirildiğini, davacının kendisine verilen ürünleri internet üzerinden satışa sunduğunun belirlendiğini ve bunun üzerine üç aylık önel verilmek suretiyle sözleşmenin sona erdirildiğini, davacının sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının genel işlem koşulu iddialarının kabul edilebilir olmadığını, haksız rekabete ilişkin şartların da oluşmadığını, davacının iddia ettiği somut fiillere yönelik delil sunmadığını, davacının müşteri kazandırma iddiasının da doğru olmadığını, ürünü kullanan kişilerin müvekkilinin tanınmışlığı sebebiyle bu ürünleri kullandıklarını, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 57 ve 58.

maddeleri gereğince tazminat şartlarının oluşmadığını, bunun için önce rekabetin korunması mevzuatın aykırılık hususun belirlenmesi gerektiğini ve bunun Rekabet Kurumunun yetkisinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında satıma yönelik genel ilişkinin temelini oluşturduğu anlaşılan sözleşmenin özünde davacıya davalıdan satın aldığı ürünleri üçüncü kişilere satma ve bu satış sayesinde gelir sağlama amacıyla düzenlenmediği, aksine davalı tarafından pazarlanan ürünlerin davacıya ait kuaför işletmesinde kullanılmasını ve ancak bu işletmede satışını amaçladığı, davacının sözleşmede profesyonel saç bakım danışmanı olarak isimlendirildiği, bu sözleşmenin tarafı olmasının işlettiği kuaför salonunun niteliklerinden kaynaklandığı, ürünlerin internet üzerinden satılmasına kural olarak izin verilmediği, bu yönde ayrıca yetkilendirilmesi gerektiği, sözleşmenin 3.1 maddesi gereğince kriterlerin davalı tarafından belirleneceği, davacının sözleşme ile satış yapacağı kişilerin son kullanıcı olmasının kararlaştırıldığı, taraflar arasında sunulan sözleşme öncesinde de hukuki ilişki bulunduğu ve davacının bu ilişkide kararlaştırılan hususlara aykırı davrandığına yönelik kabulü bulunduğu, bu haliyle taraflar arasındaki ilişkinin kanunda öngörülen düzenlemeler içinde yer almayan isimsiz bir sözleşme olduğu, özellikle son kullanıcı niteliğindeki alıcılara yönelik işlem yapma zorunluluğu yükleyerek geniş anlamda tedarik sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, tedarik eden durumundaki davalının davacının işyerini kriterlerine uygun kabul ederek belirli markalı ürünlerin belirtilen işyerinde tercihen tüketicilere yönelik kullanım ve satışı konusunda yetki verdiği, tüketici niteliği taşımayan alıcılara yönelik satışların ise kısıtlandığı bir sözleşme yapısı oluşturulduğu, taraflar arasında tek satıcılık gibi tekel niteliği taşıyan bir ilişki bulunmadığı, davalı tarafından 3 ay önel verilerek sözleşmenin feshinin her iki tarafa hak tanıyan sözleşme hükmüne uygun olduğu, davalının bir çalışanının kendi yakını durumunda bulunan bayilere yönelik öne geçirme amacıyla sözlemeyi sona erdirme ve onlara uygun fiyatla mal temin etme hususlarının ispatlanamadığı, özellikle fiyatlandırmaya yönelik olmak üzere davacının internet satış kanalları ile kendi durumunu karşılaştırdığı, bilirkişi kök ve ek raporları hüküm vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut olayda davalının eski bir çalışanının internet satış kanallarına düşük fiyatla ürün vererek davacının kazancına engel olduğu, haksız rekabet edecek şekilde sözleşmenin davalı tarafça haksız fesih edildiği iddiasında bulunulduğu, davalının da davacıya son kullanıcılar dışında ki müşterilere satış yaptığının belirlenmesi nedeniyle sözleşmenin önel verilerek sözleşme hükmüne uygun olarak fesih edildiğini savunduğu, sözleşmede her iki yana süre vererek sözleşmeyi fesih hakkı tanındığı, sözleşme hükmüne uygun olarak kullanılan fesih hakkının kötüye kullanıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiği, davacı sözleşmenin bu hükmünün haksız şart olup hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürse de sözleşmenin her iki yanının tacir sıfatını haiz olduğu, mehil vererek sözleşmeyi fesih hakkının her iki yana tanındığı ve bu hükmün dürüstlük kuralına aykırı, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı, sözleşmede davacıya ait işyerinde davalı ürünlerinin her bir çeşit üründen altı adedi aşmamak üzere, davalı tarafından belirlenecek fiyatlardan satım hakkı tanındığı, davacı e-ticaret sitelerine daha düşük fiyattan ürün verildiğini ve bu şekilde davalının haksız fiyat politikası ile davacıya zarar verdiğini ileri sürdüğü, davalının davacı ile aynı konumda olmayan mecralarda farklı fiyat politikası uygulamasının ticari koşullarda mümkün olduğu, aynı konumda, işyerinde yapılacak satışlara ilişkin ise ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir iddia ve delil bulunmadığı, sözleşme ile aynı tarihte imzalanan protokol ile davacının protokol imzalanmadan evvelki dönemde ürünleri sözleşmeye aykırı şekilde seçici dağıtım ağı dışına sattığını ve bu ihlalin kanıtları ile birlikte davalı tarafından tespit edilerek kanıtlandığını kabul ettiği, davacının davacı ile aynı konumda olan "profesyonel saç bakım danışmanı" olan bir üye ile ayrım yapıldığına ilişkin bir iddiası bulunmadığı, davacı tarafça iddia olunan satış fiyatlarının farklılığının aynı mecralara ilişkin olmadığı ve haksız rekabet koşullarının mevcut olmadığı, davacının taleplerinin tarafların bağlı olduğu sözleşmeyi aşan talepler olduğu ve sözleşmeye uygun şekilde yapılan fesihte fesih hakkının kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı, davacı vekili davalı hakkında Rekabet Kurulu tarafından davalıya 4054 sayılı Kanuna aykırılıkları nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiğini ve Mahkemece bu yolda araştırma yapılmadığını ileri sürmüş ise de, Rekabet Kurulu tarafından davacının şikayeti nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği, anılan Kanun gereğince Rekabet Kurulu tarafından verilen ihlal kararı da bulunmadığı, eldeki dava sırasında başlatılan başka bir soruşturma nedeniyle ihlal kararı verilmesinin eldeki davaya etkisi olmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, haksız rekabetin, sözleşmenin feshinin haksız olduğunun ve rekabet hukukuna aykırı davranışların tespiti, men'i, ref'i ile maddi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1163704100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/1261 E. 2024/1194 K.

Seçici dağıtım sözleşmesinde usulüne uygun fesih ve haksız rekabet iddiası

Gerekçe özeti

Taraflara karşılıklı olarak süre verilerek fesih hakkı tanınan ve her iki tarafın da tacir sıfatını haiz olduğu ticari sözleşmelerde, bu hükmün dürüstlük kuralına aykırı veya haksız şart sayılabilmesi için fesih hakkının kötüye kullanıldığının, bunu ileri süren tarafça ispatlanması gerekir; salt sözleşmeye uygun şekilde kullanılan fesih hakkı haksız rekabet oluşturmaz. Aynı şekilde, tedarikçinin farklı satış mecralarına (iş yeri satışı-internet satışı gibi) farklı fiyat politikası uygulaması, aynı konumdaki alıcılar arasında ayrımcılık yapıldığına ilişkin delil bulunmadıkça haksız rekabet teşkil etmez. Ayrıca, davalı hakkında başka bir soruşturma kapsamında verilmiş ve eldeki uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan bir idari para cezası veya Rekabet Kurulu kararının, kurulun somut şikâyet üzerine soruşturma açılmasına yer olmadığına karar verdiği hallerde, eldeki davanın ispatına etkisi bulunmaz.

Emsal değeri

Karşılıklı fesih hakkı tanınan tacirler arası sözleşmelerde fesih hakkının haksız şart sayılamayacağı ve farklı satış mecralarına uygulanan fiyat farkının, aynı konumdaki alıcılar arasında ayrımcılık ispatlanmadıkça haksız rekabet oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmesi bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: haksız rekabet genel işlem koşulu seçici dağıtım sözleşmesi fesih hakkının kötüye kullanılması ispat yükü Rekabet Kurulu kararı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/1261

KARAR NO 2024/1194

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/11/2023

NUMARASI 2019/865 Esas - 2023/803 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/09/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacının Beşiktaş ilçesinde tanınmış bir bayan kuaförü olduğunu, işletmesinde dünyaca tanınmış markaların ürünlerini kullandığını ve bunları kullanmasından dolayı kozmetik markalarının tanıtım ve satış için ciddi promosyon teklifleri aldığını, davalı şirket ile davacı arasında "..." ürünlerinin tanıtım, pazarlaması ve satışının yapılması amacıyla 2006 yılından beri “... profesyonel saç bakım danışmanı sözleşmesi” kapsamında ticari ilişki bulunduğunu, 2018 yılına kadar bu ticari ilişkinin her yıl yenilenerek devam ettiğini, bu sürede 1.500.000-TL civarında ciro elde edildiğini, davalının Beşiktaş ... Noterliği'nin 28.08.2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile bu sözleşmeyi üç ay sonrasından geçerli olmak üzere fesih ettiğini,Beyoğlu ...

Noterliği'nin 26.09.2019 tarihli ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile feshin kabul edilmediğinin bildirildiğini, genel işlem koşulları içerir sözleşmenin ilgili hükümlerinin geçerli sayılmayacağını ve rekabetin korunması hakkında kanun gereği ne şekilde davranılması gerektiğinin detaylı olarak bildirildiğini, buna cevap olarak davalı tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 08.10.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve fesih iradesinin tekrar edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğini, ayrıca rekabetin korunması hakkında kanun hükümlerine aykırı olduğunu, Rekabet Kurumuna 27.11.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davalının 2018 yılında görevde olan müdürünün bayiler arasında ayrımcılık yaptığını, internet üzerinden satış yapan firmalara ucuz ürün vererek kendi satış fiyatının altında mal tedariki sağladığını, 2006- 2018 yılları arasındaki performansının dikkate alınmayarak değerlendirme yapıldığını belirtilerek şimdilik 50.000-TL zararının tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, sözleşme ile her iki tarafa tanınan fesih hakkının davalı tarafından kullanılması suretiyle feshedildiğini, taraflar arasında 2006 yılında imzalanan bir sözleme bulunmadığını, taraflar arasında 20.03.2018 tarihli sözleşmenin bulunduğunu, sözleşmenin temel unsurunun davalı ürünlerinin profesyonel elemanlar tarafından uygulanmasını sağlamak olduğunu, davacının bu amaçla seçilmiş kuaförlerden olduğunu, davacının söz konusu markalı ürünleri kullanmasının amaçlandığı, üçüncü kişilere satışının ise 4 madde ile kısıtlandığını, seçici dağıtım sisteminde yer almayan kişi ve kişilere satışının engellendiğini, sözleşmenin her iki tarafa tanınan fesih imkanının kullanılması suretiyle sona erdirildiğini, davacının kendisine verilen ürünleri internet üzerinden satışa sunduğunun belirlendiğini, bunun üzerine üç aylık önel verilmek suretiyle sözleşmenin sona erdirildiğini, davacının sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının genel işlem konulu yönündeki iddialarının kabul edilebilir olmadığını, haksız rekabete ilişkin şartların oluşmadığını, davacının iddia ettiği somut fiillere yönelik delil sunmadığını, davacının müşteri kazandırma iddiasının da doğru olmadığını, ürün kullanan kişilerin davalı şirketin tanınmışlığı sebebiyle bu ürünleri kullandıklarını, 4054 sayılı Kanun 57 ve 58.

Madde gereğince tazminat şartlarının oluşmadığını, bunun için önce rekabetin korunması mevzuatın aykırılık hususun belirlenmesi gerektiğini ve bunun rekabet kurumunun yetkisinde olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, taraflar arasında satıma yönelik genel ilişkinin temelini oluşturduğu anlaşılan sözleşmenin, özünde davacıya, davalıdan satın aldığı ürünleri üçüncü kişilere satma ve bu satış sayesinde gelir sağlama amacıyla düzenlenmediği, aksine davalı tarafından pazarlanan ürünlerin, davacıya ait kuaför işletmesinde kullanılmasını ve ancak bu işletmede satışını amaçladığı, davacının sözleşmede profesyonel saç bakım danışmanı olarak isimlendirildiği, bu sözleşmenin tarafı olmasının işlettiği kuaför salonunun niteliklerinden kaynaklandığı, sözleşme eki bulunan kriter listesi ve davacının işletmesine ilişkin puanlama, ürünlerin internet üzerinden satılmasına kural olarak izin verilmediği, bu yönde ayrıca yetkilendirilmesi gerektiği, sözleşmenin 3.1 maddesi gereğince kriterlerin davalı tarafından belirleneceği, davacının sözleşme ile satış yapacağı kişilerin son kullanıcı olmasının kararlaştırıldığı, taraflar arasında sunulan sözleşme öncesinde de hukuki ilişki bulunduğu ve davacının bu ilişkide kararlaştırılan hususlara aykırı davrandığına yönelik kabulü bulunduğu, bu haliyle taraflar arasındaki ilişkinin kanunda öngörülen düzenlemeler içinde yer almayan isimsiz bir sözleşme olduğu, özellikle son kullanıcı niteliğindeki alıcılara yönelik işlemler yapma zorunluluğu yükleyerek geniş anlamda tedarik sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, tedarik eden durumundaki davalı, davacının iş yerini kriterlerine uygun kabul etmiş ve belirli markalı ürünlerin belirtilen iş yerinde tercihen tüketicilere yönelik kullanım ve satışı konusunda yetki verdiği, tüketici niteliği taşımayan alıcılara yönelik satışların ise kısıtlandığı bir sözleşme yapısı oluşturulduğu, taraflar arasında tek satıcılık gibi tekel niteliği taşıyan bir ilişki bulunmadığı, davalı tarafından 3 ay önel verilerek sözleşmenin feshinin, her iki tarafa hak tanıyan sözleşme hükmüne uygun olduğu, davalının bir çalışanının kendi yakını durumunda bulunan bayilere yönelik öne geçirme amacıyla sözlemeyi sona erdirme ve onlara uygun fiyatla mal temin etme hususlarının ispatlanamadığı, özellikle fiyatlandırmaya yönelik olmak üzere, davacının online satış kanalları ile kendi durumunu karşılaştırdığı, bilirkişi kök ve ek raporları hüküm vermeye elverişli olduğundan ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davalı tarafça haksız rekabet oluşturulduğunun deliller ile ortaya konulduğunu, sigortalılık kayıtları, ciro kayıtları gibi mahkemece celp edilerek dahil edilen deliller ve tanık beyanları her ne kadar söz konusu iddialarında haklılıklarını ortaya koymuşsa da mahkemece ilgili delillerin direkt değerlendirme konusu yapılmadığını, tanık beyanlarının hiçe sayıldığını, içerik ve sonuç itibarı çelişkili, söz konusu deliller ile uyumsuz bilirkişi raporunun tek başına hükme esas alınarak eksik incelemeye mahal verildiğini, adil yargılanma ilkesi gereğince de söz konusu delillerin mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, 30/11/2023 tarihli celsede davalı şirkete rekabet kurulunca 87.000.000-TL idari para cezası kesildiğine yönelik beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının haksız rekabet eylemleri nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58.

maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmış olup, TTK'nın 55/1-f maddesinde "dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak 2.sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören ,önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananların dürüstlüğe aykırı davranmış olur" denilmektedir.Somut olayda davacının iddiası özetle; davalının eski bir çalışanının internet satış kanallarına düşük fiyatla ürün vererek davacının kazancına engel olduğu, haksız rekabet edecek şekilde sözleşmenin davalı tarafça haksız fesih edildiği iddiasına ilişkindir. Davalı da davacıya son kullanıcılar dışında ki müşterilere satış yaptığının belirlenmesi nedeniyle sözleşmenin önel verilerek sözleşme hükmüne uygun olarak fesih edildiğini savunmuştur.

Sözleşmede her iki yana, süre vererek sözleşmeyi fesih hakkı tanınmıştır. Sözleşme hükmüne uygun olarak kullanılan fesih hakkının kötüye kullanıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı, sözleşmenin bu hükmünün haksız şart olup hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürse de sözleşmenin her iki yanının tacir sıfatını haiz olduğu, mehil vererek sözleşmeyi fesih hakkının her iki yana tanınmış olması karşısında, bu hükmün; dürüstlük kuralına aykırı, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olmadığı açıktır. Davacı vekilinin fesih hakkına ilişkin hükmün haksız şart sayılması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Sözleşmede; davacıya ait iş yerinde davalı ürünlerinin her bir çeşit üründen (altı adeti) aşmamak üzere, davalı tarafından belirlenecek fiyatlardan satım hakkı tanınmıştır.

Davacı, e- ticaret sitelerine daha düşük fiyattan ürün verildiğini, bu şekilde davalının haksız fiyat politikası ile davacıya zarar verdiği iddiasındadır. Davalının, davacı ile aynı konumda olmayan mecralarda farklı fiyat politikası ticari koşullarda mümkün bulunmaktadır. Aynı konumda; iş yerinde yapılacak satışlara ilişkin ise ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir delil iddia ve delil bulunmamaktadır. Sözleşme ile, aynı tarihte imzalanan protokol ile davacı, protokol imzalanmadan evvelki dönemde ürünleri sözleşmeye aykırı şekilde seçici dağıtım ağı dışına sattığını ve bu ihlalin kanıtları ile birlikte ... tarafından tespit edilerek kanıtlandığını kabul" ettiği anlaşılmaktadır. Davacının, davacı ile aynı konumda olan "profesyonel saç bakım danışmanı" olan bir üye ile ayrım yapıldığına ilişkin bir iddiası yoktur.Davacı tarafça iddia olunan satış fiyatlarının farklılığı, aynı mecralara ilişkin olmadığından haksız rekabet koşullarının mevcut olmadığının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.

Davacının taleplerinin tarafların bağlı olduğu sözleşmeyi aşan talepler olduğu, sözleşmeye uygun şekilde yapılan fesihte fesih hakkının kötüye kullanıldığının ispatlanamadığı sonucuna varılmaktadır.Davacı vekili davalı hakkında; Rekabet Kurulu tarafından davalıya rekabet kanununa aykırılıkları nedeniyle idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, mahkemece bu yolda araştırma yapılmadığını ileri sürmüş ise de, Rekabet Kurulu tarafından davacının şikayeti nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği, anılan kanun gereğince Rekabet Kurulu tarafından verilen ihlal kararı bulunmadığı anlaşılmakla, davalıya elde ki dava sırasında başlatılan başka bir soruşturma nedeniyle ihlal kararı verilmesinin elde ki davaya etkisi olmayacağından davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle;

davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 03/09/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.