6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacaklının talep etmediği bono bakiyesinde menfi tespitte hukuki yarar yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/937 E. 2024/173 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Bono

Gerekçe özeti

Alacaklının kısmi icra takibinde talep etmediğini ve talep etmeyeceğini açıkça beyan ettiği bono bakiyesi yönünden, borçlunun açtığı menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmaz; bu husus dava şartı olarak yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ayrıca menfi tespit davası (maddi hukuk incelemesi) ile icra hukuk mahkemesindeki borca itiraz davası (takip hukuku incelemesi) arasında derdestlik oluşmaz; ödeme emrine itiraz edilmeyip kesinleşmesi de borcun maddi hukuk yönünden ikrarına karine oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Derdestlik itirazı - menfi tespit davası ile icra hukuk mahkemesindeki itiraz davası arasında → ret

İddia: Davalı vekili, davacının hem eldeki davada hem de İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/196 esas sayılı dosyasında işlemiş faize itiraz ettiğini, bu nedenle derdestlik itirazının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Eldeki davanın konusu 350.341,05-TL senet bedeli olup, takibe konu edilmeyen bu bakiyenin faizi için açılan bir menfi tespit davası bulunmamaktadır. Ayrıca maddi hukuka göre inceleme yapılan menfi tespit davası ile takip hukuku bakımından hüküm ifade eden İcra Hukuk Mahkemesinde görülen borca itiraz davaları derdest kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ödeme emrine itiraz edilmemesinin maddi hukuk yönünden borcun ikrarı sayılmaması → tartışılmadı

Gerekçe: İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle kendisini tehdit eden veya kendisi aleyhine icra takibi yapan alacaklıya karşı borcunun olmadığının tespiti amacıyla açtığı davadır. Borçlu aleyhine yürütülen takibin ödeme emrine itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi takip hukuku yönünden sonuç doğurur; ödeme emrine konu borcun kabul edildiğine veya borç ilişkisinin ikrar edildiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine oluşturmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacaklının talep etmediği bono bakiyesi yönünden menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmaması → kabul

Gerekçe: Her davada olduğu gibi menfi tespit davalarında da hukuki yarar dava şartıdır. Hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Tespit davalarında eda ve inşai davalardaki gibi hukuki yararın varlığına ilişkin bir ön kabul söz konusu olmayıp, davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu iddia ve ispat etmekle yükümlüdür; her olayın özelliğine göre bu değerlendirilmelidir. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Davalı alacaklı banka, davacının borçlusu olduğu 500.000-TL bedelli bono bulunmakla birlikte 149.658,95-TL alacağın tahsili istemiyle icra takibi başlatmış ve yargılama sırasında takip konusu edilen borç tutarı ve ferileri dışında bir alacak taleplerinin bulunmadığını açıkça beyan etmiştir. Bu durumda bono bedelinden kalan 350.331,05-TL yönünden davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Alacaklının icra takibinde talep etmediği ve talep etmeyeceğini beyan ettiği senet bakiyesi için borçlunun açtığı menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmadığına ilişkin tespit ile menfi tespit davası ile icra hukuk mahkemesindeki borca itiraz davası arasında derdestlik oluşmayacağına ilişkin tespit yönünden emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası hukuki yarar dava şartı derdestlik kambiyo senedi kısmi icra takibi ödeme emrine itiraz

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 72 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/937

KARAR NO 2024/173

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/02/2021

NUMARASI 2017/355 Esas - 2021/174 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacı aleyhine 09.05.2014 tanzim, 14.03.2017 vadeli, 500.000-TL bedelli senedin 149.658,95-TL'lik kısmına yönelik İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden kısmi icra takibi başlatıldığını,kalan kısma yönelik talep hakkının saklı tutulduğunu, saklı tutulan 350.341,05-TL bedel için borçlarının olmadığını, ancak bankanın bu kısım yönünden de tahsile girişebileceği, ihtiyati haciz kararı alabileceği, kambiyo takibi yapabileceği veya kısmi takip üzerinden talepte bulunabileceğinden 09.05.2014 tanzim, 14.03.2017 vade tarihli, 500.000-TL bedelli senetten kaynaklı 350.341,05-TL kadar borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, menfi tespit davasında borcu olmadığını iddia eden tarafın borcun yokluğunu ispat etmesi gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, genel kredi sözleşmesi, temel bankacılık ve hizmet sözleşmesi gereği davacıya bir takım krediler kullandırıldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle hesap kat edilip davacı ve kefillere ihtarname gönderildiğini, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas,İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas ve İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını, sadece ... esas sayılı dosyada itiraz edildiğini, ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takip başlatıldığını, ayrıca İstanbul Anadolu 1.

Tüketici Mahkemesi 2017/301 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davacı ve kefilleri aleyhine kambiyo senedi ile icra takibi başlatıldığını, davacının itiraz ederek İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/196 esas sayılı dosyası ile de dava açtığını, halen derdest olduğunu, asıl alacağa işletilen faiz ve ferileri ile ilgili başkaca bir dava açtığından yeniden talepte bulunmayacağını, dava açmakta hiçbir hukuki yararlarının olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davacının İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/196 Esas sayılı dosyasında asıl alacağa ilişkin işlemiş faiz yönünden davacının itiraz ettiği, eldeki davada ise fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak takip konusu yapılmayan kısım yönünden menfi tespit davası açıldığı, her iki davada talep sonucunun farklı olması nedeniyle derdestlik itirazının yerinde olmadığı, itirazın iptali davalarında takip talebi ile sınırlı olarak inceleme yapılacağı, takip konusu borç tamamen ödense bile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğu için senet aslının takip borçlusu davacıya iade edilmeyeceği, davacının takip endişesi içinde olacağı dolayısıyla davacının saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar yönünden menfi tespit davası açmasında hukuki yararın olduğu, alınan bilirkişi raporlarında İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında borç toplamı 149.658,95-TL olduğundan dolayı, munzam teminat olarak düzenlenen bononun işbu 149.658,95-TL nin üzerinde kalan kısmın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibe konulabileceği, bu nedenle davacının 500.000-TL bedelli bono nedeniyle davalı bankaya 350.341,05-TL borçlu olmadığı, esasen davalının takip konusu 149.658,95-TL asıl alacaktan daha fazla alacağı olduğuna dair savunması olmadığı gerekçesiyle ,davanın kabulüne İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konu 09/05/2014 düzenleme, 14/03/2017 vade tarihli, 500.000-TL bedelli bononun 350.341,05-TL'lik kısmı nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacının 500.000-TL bedelli kambiyo senedine ilişkin 149.658,95-TL'nin asıl alacak olduğunu, ilk bilirkişi incelemesinde davacının bankaya olan asıl borcunun takip talebindeki asıl alacak rakamı ile de aynı olduğunu ve borcun ödenmediğinin tespit edildiğini, bu durumda asıl alacak dışındaki kalemlerin de reddedildiğinin anlaşıldığını, davacının banka aleyhine İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/196 esas sayılı dosyası ile işlemiş faize itiraz ettiğini, davacının hem bu dava, hem de İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesinde işlemiş faize itiraz ettiğini, derdestlik itirazının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,davacının borcu olmadığını ispat etmesi gerektiğini, ispat edemediğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacının takip talebinde belirtilen alacaklardan başkaca bir alacak ile karşı karşıya kalmadığını, bankaya olan borçlarının ödenmediğini, senetteki rakamı kendi hür iradeleri ile imzaladıklarını ve imzaya herhangi bir itirazları olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı banka tarafından fazlaya ilişkin alacak hakları saklı tutulmak kaydıyla başlatılan İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada 500.000-TL bedelli bonoya dayalı 149.658,95-TL asıl alacak ile faizleri toplamı 197.110,48-TL alacağın tahsili için başlatılan takipde ,alacaklı banka tarafından talep edilmeyen senedin bakiyesi 350.341,05-TL den borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı'nın davalı banka ile olan kredi ilişkisi 23.12.2016 tarihi itibari ile 155.997,97-TL alacak üzerinden hesabın kat edilip kredi borcu nedeniyle 3 ayrı icra takibi yapıldığı, davaya konu senedin takibe konulduğu kambiyoya dayalı takibin ödeme emrinde diğer 3 icra takibi belirtilerek tahsilde tekerrür olmamak şartı konulduğu, borçlu tarafından İstanbul Anadolu 10.

İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/196 esas sayılı dosyada faize yönelik itirazın mahkemece kabulü ile fazla istenilen 45.727,99-TL işlemiş faiz yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davanın konusu , 350.341,05-TL senet bedeli olduğu ,takibe konu edilmeyen bu bakiyenin faizi için açılan bir menfi tesbit davası bulunmadığı,ayrıca maddi hukuka göre inceleme yapılan menfi tesbit davası ile takip hukuku bakımından hüküm ifade eden İcra Hukuk Mahkemesinde görülen borca itiraz davaları derdest kabul edilemeyeceğinden davalı vekilinin derdestlik dava şartına yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle kendisini tehdit eden veya kendisi aleyhine icra takibi yapan kişiye, yani alacaklıya karşı herhangi bir borcunun olmadığının tespiti amacıyla açtığı dava olarak tanımlanabilir.

Borçlu aleyhine yürütülen takibin ödeme emrine itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmesi takip hukuku yönünden sonuç doğurur; ödeme emrine konu borcun kabul edildiğine veya borç ilişkisinin ikrar edildiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine oluşturmaz. Her davada olduğu gibi menfi tespit davalarında da hukuki yarar dava şartıdır. Hukuki yarar ise, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Eda davalarında ve inşai davalarda davacının hukuki yararının mevcudiyeti asıl iken, tespit davalarında böyle bir ön kabul söz konusu olmayıp, davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu iddia ve ispat etmekle yükümlüdür.

Dolayısıyla tespit davalarında her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Davalı alacaklı banka tarafından davacının borçlusu olduğu 500.000-TL' bedelli bono bulunmakla birlikte; davalı banka 149.658,95-TL alacağın tahsili istemiyle icra takibi başlatmış, yargılama sırasında da takip konusu edilen borç tutarı ve ferileri dışında bir alacak taleplerinin bulunmadığını açıkça beyan etmesi karşısında bono bedelinden kalan 350.331,05-TL yönünden davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.

Bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle davalının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2021 Tarih 2017/355 Esas - 2021/174 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 5.982,85‬-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan ‬5.555,25-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 31,20-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 17.900-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Yatırılan 5.983-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 71-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

25/01/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116187 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.