Bayilik sözleşmesi sona ermesinde sabit yatırım ve ariyet bedeli talebi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1080 E. 2024/169 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Alacak (Teminat Mektubu İadesi) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Bayilik/işleticilik ilişkisinde, akaryakıt istasyonunun faaliyeti için zorunlu ve dağıtıcının kendi satış kanallarının takibi için gerekli olan sabit üst yapı/alt yapı yatırımları, sözleşme süresi normal şekilde sona erdiğinde (erken fesih olmaksızın), sözleşmede aksine açık bir hüküm bulunmadıkça bayiden geri istenemez. Ariyet mal iddiasında, teslim edilen malların hangi istasyona ait olduğunu ve iade edilmediğini gösteren somut delil (teslim fişi, ariyet listesi) sunulmadıkça, dağıtıcının ariyet alacağı ispatlanmış sayılmaz. Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da tüm unsurlarıyla belirlenebilir olması halinde, alacak likit sayılır ve itirazın iptali davasında borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.
Ele alınan sorunlar
Sabit yatırım bedelinin bayiden talep edilip edilemeyeceği → ret
İddia: Davalı, istasyona yaptığı sabit yatırımların sözleşme sona erdiğinde davacı bayiden bedelinin tahsil edilmesi gerektiğini, bu nedenle düzenlediği faturanın haklı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bir akaryakıt istasyonunun faaliyette bulunabilmesi için zorunlu olan, aynı zamanda dağıtıcının kendi satış kanallarının takibinde kullandığı sabit üst yapı ve alt yapı niteliğindeki sabit yatırımlar, sözleşme süresince bayinin istasyondaki faaliyeti için gerçekleştirilmiştir. Olayda erken fesih söz konusu olmayıp sözleşme süresi tamamlanmıştır. Taraflar arasında, sözleşme süresinin tamamlanmış olmasına rağmen sabit yatırım bedelinin davalıya iade edileceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığından, davalı davacı bayiden sabit yatırım bedeli talep edemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ariyet malların iade edilmediğine ilişkin iddianın ispatı → ret
İddia: Davalı, davacıya idareten verilen ve satın alma hakkı kullanılmayan ariyet nitelikli teçhizat ve malzemelerin iade edilmediğini, bu nedenle bedelinin tahsil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı tarafça delil olarak dayanılan faturalarda (internet altyapısı, tank, muhtelif ekipman ve otomasyon faturaları) hangi istasyona kurulum yapıldığına dair kayıt bulunmamakta, bir faturada geçen istasyon adının davacı istasyonu olup olmadığı belli değildir; bir diğer fatura konusu (aydınlatma direği kablo iptali) ise ariyet niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık davacı tarafça sunulan 19.09.2015 tarihli demirbaş teslim fişinde bir kısım demirbaşların davacı bayi tarafından teslim edildiğine dair teslim alan imzası bulunmakta, 21.09.2015 tarihli fişte ise bir kısım demirbaşın davalı adına ilgili firmaya teslim edildiği, bir kısmının bayiye ait olduğu şerhiyle teslim edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ariyetlere ilişkin bir sözleşme veya davacıya teslim edilen ariyet mallara ilişkin bir liste bulunmamaktadır. Bu durumda davalı tarafça davacıya teslim edilip iade edilmeyen ariyet mal bulunduğu hususu davalı tarafından kanıtlanamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cari hesap alacağının miktarı ve itirazın iptali talebinin kabulü → ret
İddia: Davalı, cari hesap mahsuplaşması sonucunda kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu, bu nedenle itirazın iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının sabit yatırım ve ariyetlere ilişkin bir alacağı bulunmadığından, düzenlediği 19.10.2015 tarihli 335.653,27-TL tutarlı faturanın dayanağı bulunmamaktadır. Davacının davalı taraf defterleri ile de teyit edilen cari hesap alacağından, davacının sorumlu bulunduğu 11.410,60-TL söküm bedeli faturası tutarının mahsubu sonucu bakiye alacağa hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının alacak talebi davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı bulunan faturalara dayalı olup davacı tarafça alacağın kanıtlandığı, bu alacak tutarından davacı bayi tarafından sözleşme ile üstlenilen ariyet söküm faturası düşülerek kalan alacağa hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin uygunluğu → ret
İddia: Davalı, alacak iddiasının yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK'nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekir. Takip ve dava konusu alacak faturalara dayalı olduğundan, alacağın likit olduğu açıktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Birleşen davada teminat mektubunun nakde çevrilmesinin haksızlığı → ret
İddia: Davalı, sabit yatırım ve ariyetler nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu, teminat mektubunun bu alacaktan mahsup edilmek üzere haklı olarak nakde çevrildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının sabit yatırım ve ariyetlere ilişkin alacağı bulunmamasına rağmen davacının teminat mektubunun 107.090-TL'lik kısmını nakde çevirmekte haksız olduğu sabit olmakla, birleşen davanın kısmen kabulü de yerindedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Gerekçeli karardaki icra dairesi ismi hatasının kaldırma sebebi oluşturup oluşturmadığı → ret
Gerekçe: Gerekçeli kararda icra takip dosyası İstanbul ... İcra Dairesi dosyası olduğu halde farklı bir icra dairesi yazılmış olması, mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde görülmüş ve bu husus kaldırma sebebi sayılmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Akaryakıt bayilik/işleticilik sözleşmelerinde, sözleşme süresinin normal şekilde sona ermesi halinde dağıtıcının bayiden sabit yatırım bedeli talep edemeyeceğine ve ariyet mal alacağının ispat yükünün dağıtıcıda olduğuna ilişkin değerlendirme, benzer sektörel uyuşmazlıklar için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ bayilik sözleşmesi↗ sabit yatırım↗ ariyet↗ mütemmim cüz↗ cari hesap↗ icra inkar tazminatı↗ likit alacak↗ teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ maddi hata↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1080
KARAR NO 2024/169
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/10/2020
NUMARASI 2015/1147 Esas - 2020/550 Karar
BİRLEŞEN DOSYA İstanbul 5. ATM'nin 2016/713 Esas 2016/688 Karar sayılı
ASIL DAVA
İtirazın İptali
BİRLEŞEN DAVA
Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2024
Asıl ve birleşen davada davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki bayilik ilişkisi nedeniyle davalıya düzenlenen toplam 239.864,54-TL tutarlı fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilince keşide edilen 21.10.2015 tarihli ihtarnameye de cevap verilmediğini, davalının müvekkilinin alacağını ödememek amacıyla 19.10.2015 tarihli 335.653,27-TL tutarlı faturayı düzenlediğini, faturaya müvekkili tarafından itiraz edildiğini, bu fatura ile müvekkiline teslim edilen bir mal ve hizmet bulunmadığını, müvekkilince düzenlenen 19.10.2015 tarihli ihtarname ile davalının 11.410,60-TL tutarlı istasyon söküm bedeli faturasına itiraz edildiğini ve davalıya verilen 26.05.2009 düzenleme tarihli 300.000-TL tutarlı teminat mektubunun iadesinin istenildiğini, ancak davalının teminat mektubunu iade etmediğini, fatura bedellerinin ihtara rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak itiraz ederek takibi durduğunu belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı ile müvekkili şirket arasında 23.09.2005 tarihli işleticilik anlaşması ve eki niteliğindeki protokol, sonrasında ise 18.09.2010 tarihli bayilik anlaşması, satış yeri çerçeve protokolü akdedildiğini, davacının faaliyet gösterdiği akaryakıt ve lpg satış ve servis istasyonunda müvekkili tarafından birçok yatırım yapıldığını ve demirbaş malzeme sağlandığını, satış yeri çerçeve protokolünde, taraflar arasındaki anlaşmanın sona ermesi halinde davacının, ...'nin istasyona gerçekleştirdiği mütemmim cüz niteliğindeki yatırımları ve kendisine idareten verilen taşınabilir nitelikteki teçhizat, alet ve edevatın anlaşmanın sona erdiği tarih itibariyle geçerli piyasa rayiç bedeli üzerinden satın almayı, iade edilenlerin söküm ve nakliye masraflarını karşılamayı kabul ettiğini, dava konusu taşınmaza müvekkilince sağlanan ve hali hazırda davacı tarafından iade edilmemiş yatırım ve demirbaş malzemelerin sözleşme ve teamüle uygun olarak davacıya fatura edildiğini, müvekkilinin bedeli ödenmeyen söz konusu fatura nedeniyle davacıdan 335.653,27-TL alacaklı olduğunu, taraflar arasında akdedilen anlaşmalar uyarınca söküm masraflarının 11,410,60-TL bedelli fatura ile davacıya faturalandırıldığını, davacı tarafından da bu hususun kabul edildiğini, davacının düzenlediği iade faturasının da müvekkilince kabul edilmediğini, cari hesapta tarafların fatura bedelleri mahsuplaştırıldığında müvekkilinin davacıdan 107.090-TL alacaklı durumda olduğunu, bu yüzden takibe haklı nedenle itiraz edildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki bayilik ilişkisinde sözleşme süresinin 18/09/2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığı gibi halihazırda toplam 239.864,54-TL alacaklı bulunduğunu, bu alacaklarının ödenmemesi nedeniyle açtıkları davanın derdest olduğunu, 19.10.2015 tarihli ihtarname ile davalı yedinde bulunan 26/05/2009 tarihli 300.000-TL tutarlı teminat mektubunun iadesinin istenildiğini, teminat mektubunu müvekkiline iade etmeyen davalının 24/05/2016 tarihinde teminat mektubunun 107.090-TL'lik kısmını paraya çevirdiğini, davacının dayandığı 19.10.2015 tarihli 335.653,27-TL tutarlı faturaya ilişkin olarak müvekkiline teslim edilmiş bir mal ve hizmet bulunmadığını, faturaya müvekkilince süresinde itiraz edildiğini, davalının teminatı paraya çevirmesi ile müvekkilinin kredi imkanlarının daraldığını ve şöhretinin olumsuz etkilendiğini belirterek, 107.090-TL alacağın 24/05/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 13.000-TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
Davalı vekili; davacının müvekkilinden bir alacağı bulunmadığını, davacının faaliyet gösterdiği akaryakıt ve lpg satış ve servis istasyonunda müvekkili tarafından birçok yatırım yapıldığını ve demirbaş malzeme sağlandığını, satış yeri çerçeve protokolünde, taraflar arasındaki anlaşmanın sona ermesi halinde davacının, ...'nin istasyona gerçekleştirdiği mütemmim cüz niteliğindeki yatırımları ve kendisine idareten verilen taşınabilir nitelikteki teçhizat, alet ve edevatın anlaşmanın sona erdiği tarih itibariyle geçerli piyasa rayiç bedeli üzerinden satın almayı, iade edilenlerin söküm ve nakliye masraflarını karşılamayı kabul ettiğini, bu kapsamda dava konusu taşınmaza müvekkilince sağlanan ve halihazırda davacı tarafından iade edilmemiş yatırım ve demirbaş malzemelerin sözleşme ve teamüle uygun olarak davacıya fatura edildiğini, müvekkilinin bedeli ödenmeyen söz konusu fatura nedeniyle davacıdan 335.653,27-TL alacaklı olduğunu, taraflar arasında akdedilen anlaşmalar uyarınca söküm masraflarının 11,410,60-TL bedelli fatura ile davacıya faturalandırıldığını, davacı tarafından da bu hususun kabul edildiğini, davacının düzenlediği iade faturasının da müvekkilince kabul edilmediğini, cari hesapta tarafların fatura bedelleri mahsuplaştırıldığında müvekkili davacıdan 107.090-TL alacaklı olduğundan, dava konusu teminat mektubunun alacaktan mahsup edilmek üzere nakde çevrildiğini, davacının manevi zarara uğramasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin dava tarihi öncesinde temerrüde düşürülmediğinden davacının faiz talebinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflarca imzalanan bayilik anlaşmasının 3/c maddesinde, sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi halinde davacının tesisteki malzemeyi satın alma hakkını haiz olduğunun kararlaştırıldığı, bunun davacı için bir yükümlülük olmayıp hak olduğu, davacının bu hakkı kullandığına dair bir delil bulunmadığından ve davalı tarafın davacıya 335.653,27-TL tutarlı fatura içeriğindeki malları teslim ettiğini kanıtlayamadığından, bu fatura davacının defterlerinde kayıtlı olmadığından, davalının bahse konu fatura nedeniyle alacaklı olduğu savunmasının yerinde görülmediği, bayilik anlaşmasının 3/c maddesinde, sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi halinde söküm bedelinin davacı yükleniciye ait olacağı kaleme alındığından, 11.410,60-TL bedelli fatura yönünden davacının talebinin yerinde görülmediği, alınan bilirkişi raporunda birbirini teyit eden fatura tutarlarının toplam 239.864,54-TL olduğunun belirlendiği, 15/10/2015 tarih ve 11.410,60-TL (söküm bedeli) bedelli faturanın çıkarılmasıyla davacının asıl alacağının 228.453,94-TL olduğu, yapılan hesaplamada işlemiş faiz tutarının 3.285,98-TL olarak belirlendiği, birleşen davada ise alacaklı olmadığı halde davalının teminat mektubunun 107.090-TL'lik kısmını nakde çevirmesi haksız olduğundan bu bedelin davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği, her ne kadar teminat mektubunun nakde çevrilmesinin koşulları oluşmamış ise de, bu husus davacının kişilik haklarını zedeler nitelikte olmadığından manevi tazminat isteminin reddedildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 228.453,94-TL asıl alacak ile 3.285,98-TL işlemiş faiz üzerinden talepnamedeki koşullarla devamına, %20 oranındaki 46.347,98-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 107.090-TL'nin 24/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; asıl davada müvekkilinin davacıdan istasyona yapılan sabit yatırımlar ve davalıya ariyeten verilen malların iade edilmemesinden kaynaklanan alacağının bulunduğunu,davacının faaliyet gösterdiği istasyona müvekkili tarafından birçok yatırım yapıldığını ve demirbaş malzeme sağlandığını, satış yeri çerçeve protokolünde, taraflar arasındaki anlaşmanın sona ermesi halinde davacının, ...'nin istasyona yaptığı mütemmim cüz niteliğindeki yatırımları ve kendisine idareten verilen taşınabilir nitelikteki teçhizat, alet ve edevatın anlaşmanın sona erdiği tarih itibariyle geçerli piyasa rayiç bedeli üzerinden satın almayı, iade edilenlerin söküm ve nakliye masraflarını karşılamayı kabul ettiğini, dava konusu taşınmaza müvekkilince sağlanan ve halihazırda davacı tarafından iade edilmemiş yatırım ve demirbaş malzemelerin sözleşme ve teamüle uygun olarak davacıya fatura edildiğini, müvekkilinin bedeli ödenmeyen söz konusu fatura nedeniyle davacıdan 335.653,27-TL alacaklı olduğunu, söküm masraflarının 11,410,60-TL bedelli fatura ile davacıya fatura edildiğini, cari hesapta tarafların fatura bedelleri mahsuplaştırıldığında müvekkilinin davacıdan 107.090-TL alacaklı durumda olduğu halde itirazın iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin faturasının dayanağı yatırım ve demirbaşların davalıya teslim edildiğine dair fatura, belge ve iş teslim formlarını dosyaya sunduklarını, demirbaş ve yatırımların müvekkilince sağlandığının müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, bu nedenle davalının demirbaş ve yatırımları kendi defterlerine kaydetmemesinin teslim gerçeğini değiştirmediğini, davacının ariyet malları satın almayı kabul etmesine rağmen iade edilmeyen ariyetlere ilişkin fatura bedelini ödememesi nedeniyle müvekkilinin davacıdan ariyet bedeli alacağı bulunduğunu, müvekkilince sağlanan teçhizatın halen davacının kullanımında olduğunu, bu ariyetlerin değeri keşfen belirlenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacak iddiası yargılamayı gerektirdiğinden müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, birleşen davada ise müvekkilinin sabit yatırım ve iade edilmeyen ariyetler nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu teminat mektubunun da müvekkilinin alacağından mahsup edilmek üzere nakde çevrildiğini belirterek, kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali, birleşen dava ise davacı tarafça davalıya verilmiş olan teminat mektup bedelinin davalı tarafça tahsili edilen kısmının iadesi istemine ilişkindir. Asıl davada davacının dayanağı faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiğine göre, her iki dava bakımından taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafça davacıya hitaben düzenlenen 19.10.2015 tarihli 335.653,27-TL tutarlı faturadan kaynaklanmaktadır.Davalının davacı adına düzenlediği 19.10.2015 tarihli 335.653,27-TL tutarlı faturada sökülemeyen demirbaş bedeli açıklaması ve ekinde 284.451,92-TL tutarlı demirbaş listesi yer almakta olup, her iki davada davalı tarafça, bu faturanın istasyona müvekkilince yapılan sabit yatırımlar ile sözleşmesinin sona ermesine rağmen iade edilmeyen ariyet malların bedeline ilişkin olduğu ileri sürülmüştür.Taraflar arasında, düzenleme tarihi bulunmayan protokol ve 5 yıl süreli işleticilik anlaşması ile 18.09.2010 tarihli satış yeri çerçeve protokolü ve aynı tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, bayilik sözleşmesinin süre sonunda kendiliğinden sona erdiği sabittir.
Satış yeri çerçeve protokolünün II/C maddesinde; taraflar arasındaki anlaşmanın feshi veya sona ermesi halinde, bayinin ...'nin istasyona gerçekleştirdiği mütemmim cüz niteliğindeki yatırımları ve kendisine idareten verilen taşınabilir nitelikteki teçhizat, alet ve edevatı, anlaşmanın sona erdiği tarih itibariyle geçerli piyasa rayiç bedeli üzerinden satın alma hakkını haiz olduğu, bayinin ariyetler yönünden satın alma hakkını kullanmaması halinde söküm ve nakliye masrafları uhdesinde kalmak üzere ...'ye derhal iade ve teslim ile mükellef olduğu düzenlenmiştir.Bayilik anlaşmasının 3/c maddesinde de aynı hüküm yer almaktadır. Bir akaryakıt istasyonunun faaliyette bulunabilmesi için yerine getirilmesi zorunlu olan, aynı zamanda dağıtıcının kendi satış kanallarının takibinde kullandığı sabit üst yapı ve altyapı niteliğindeki sabit yatırımlar, sözleşme süresince bayinin akaryakıt istasyonunda faaliyeti için gerçekleştirilmiş olup, erken fesih söz konusu olmayıp sözleşme süresi de tamamlanmış olmakla, davalının davacı bayiden sabit yatırım bedeli talep hakkı bulunmamaktadır.
Taraflar arasında, sözleşmenin süresinin tamamlanmış olmasına rağmen sabit yatırım bedelinin davalıya iade edileceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı davacıdan sabit yatırım bedeli talep edemeyecektir. Davalı tarafça ariyet mallara ilişkin olarak delil olarak dayanılan, kendisine hitaben ... İletişim tarafından düzenlenen 29.02.2008 tarihli internet altyapısına ait iki adet fatura ile ... firmasınca düzenlenen tank konulu 21.12.1998 tarihli faturada, hangi istasyona kurulum yapıldığına dair bir kayıt veya başkaca bir bilgi bulunmamaktadır. ... firması tarafından düzenlenen 26.12.2007 ve 24.12.2007tarihli muhtelif ekipman ve otomasyon konulu faturalardaki malların da davacı istasyonuna kurulduğuna dair bir kayıt yoktur.
... tarafından düzenlenen 31.12.2007 tarihli fatura ekinde kurulum yapılan mahal listesinde ... adı geçmekte ise de, bu istasyonun davacı istasyonu olup olmadığı belli değildir. ... firmasınca düzenlenmiş olan 20.05.2002 tarihli 385-TL tutarlı fatura konusu aydınlatma direği kablo iptali ise ariyet niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık davacı tarafça sunulan 19.09.2015 tarihli demirbaş teslim fişinde bir kısım demirbaşların davacı bayi tarafından teslim edildiğine dair teslim alan imzası bulunmaktadır. Yine 21.09.2015 tarihli demirbaş teslim fişinde bir kısım demirbaşın davalı adına ... firmasına teslim edildiği, bir kısmının ise bayinin kendilerine ait olduğunu belirttiği şerh düşülerek teslim edilmediği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında ariyetlere ilişkin bir sözleşme veya davacı bayiye teslim edilen ariyet mallara ilişkin bir ariyet listesi bulunmamaktadır. Bu durumda davalı tarafça davacıya teslim edilip de iade edilmeyen ariyet mal bulunduğu hususu, davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu tespitler doğrultusunda davalının davacıdan sabit yatırım ve ariyetlere ilişkin bir alacağı bulunmamakta olup, davalının düzenlediği 19.10.2015 tarihli 335.653,27-TL tutarlı faturanın dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda asıl davada, davacının davalı taraf defterleri ile de teyit edilen cari hesap alacağından davacının sorumlu bulunduğu 11.410,60-TL söküm bedeli faturası tutarının mahsubu sonucu bakiye 228.453,94-TL alacağa hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Aynı gerekçeyle davalının alacağı bulunmamasına rağmen davacının teminat mektubunun 107.090-TL'lik kısmını nakde çevirmekte haksız olduğu sabit olmakla, birleşen davanın kısmen kabulü de yerindedir. Diğer yandan İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Bu kapsamda takip ve dava konusu alacak faturalara dayalı olduğundan, alacağın likit olduğu açıktır.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince asıl davada davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı, davacıya teslim ettiği ariyet ve sökülemeyen yatırımlardan alacağı bulunduğunu kanıtlayamadığı bu nedenle davacı bayii adına fatura düzenlemesinin de hukuken kıymeti bulunmadığı, asıl davaya konu cari hesaptaki davacı alacağından mahsup sonrası, davacı bayiinin teminat mektubunu da kısmen tazmin etmesi haksız olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacının asıl davada alacak talebi davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı bulunan faturalara dayalı olup davacı tarafça alacağın kanıtlandığı, bu alacak tutarından davacı bayi tarafından sözleşme ile üstlenilen ariyet söküm faturası düşülerek kalan alacağa hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Her ne kadar gerekçeli kararda icra takip dosyası İstanbul ... İcra Dairesi dosyası olduğu halde ... İcra Dairesi yazılmışsa da, bu husus mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde görülmüş, bu nedenle kaldırma sebebi sayılmamış, istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava yönünden alınması gereken 15.830,15-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 3.957,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.872,61-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden alınması gereken 7.315,32-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.828,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.486,49-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
25/01/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/116161 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi