Genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti gösterilmemişse kredi limiti esas alınır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1440 E. 2024/459 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Müteselsil Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde düzenlenen genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefilin sorumlu olacağı azami miktar (kefalet limiti) sözleşmede ayrıca gösterilmemiş olsa bile, sözleşmenin kapak sayfasında yazılı kredi limiti aynı zamanda kefalet limitini de teşkil eder ve kefalet bu miktar üzerinden geçerli kabul edilir. Ayrıca, alacaklının kat tarihine kadar işlemiş akdi faizi asıl alacağa kapitalize etme hakkı bulunduğundan, kapitalize edilen bu tutara ayrıca temerrüt faizi işletilemez; temerrüt faizi yalnızca kapitalize edilmiş asıl alacak toplamına işletilebilir.
Ele alınan sorunlar
Kefalet limiti sözleşmede yazılı olmayan müteselsil kefillerin sorumluluğu → kabul
İddia: Davacı vekili, sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet limitinin yazılı olması geçerlilik şartı olmakla birlikte, sözleşme kapak limiti olan 1.000.000-TL'nin (aslında 1.100.000-TL) bulunması nedeniyle kefaletin bu miktar üzerinden geçerli kabul edilmesi gerektiğini, kararın kaldırılarak tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe: Dava konusu genel kredi sözleşmesi 818 sayılı BK döneminde imzalandığından BK hükümlerine tabidir. Genel kredi sözleşmesinin kapak sayfasında kredi limiti 1.100.000-TL olarak açıkça yazılıdır. BK döneminde geçerli olan yerleşik yargı uygulamasına göre, genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti ayrıca gösterilmemiş olsa bile, sözleşmedeki kredi limitinin aynı zamanda kefalet limitini de içerdiği kabul edilmiştir. Bu nedenle genel kredi sözleşmesi limiti aynı zamanda kefalet limitini teşkil ettiğinden, davalı müteselsil kefiller ... ve ... hakkındaki davanın kefalet limitinin yazılı olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kapitalize edilen akdi faiz üzerine ayrıca temerrüt faizi işletilemeyeceği → kısmi kabul
Gerekçe: Alacaklı bankanın kat tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak olarak kapitalize etme hakkı bulunmaktadır. Buna göre asıl alacağa işlemiş akdi faiz ve BSMV ilavesi ile temerrüt faizi talep edilebilecek asıl alacak toplamı 563.693,43+86.571,57+4.328,57=654.593,57-TL etmektedir. Kalan alacak temerrüt faizine ilişkin olduğundan, kalan alacağa temerrüt faizi işletilmemesi gerekir; alacağın tamamına temerrüt faizi işletilmesi doğru değildir. Ancak bu husus hakkındaki karar kesinleşen davalı ... yönünden kesinleştiğinden, bu davalı bakımından karar aynen tekrar edilmiş; diğer davalılar ... ve ... bakımından ise 654.593,57-TL asıl alacağa temerrüt faizi işletilmek üzere düzeltilerek hüküm kurulmuştur.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
818 sayılı BK döneminde düzenlenen genel kredi sözleşmelerinde kefalet limitinin ayrıca yazılmamış olması halinde sözleşme kapak limitinin kefalet limiti sayılacağına ve kapitalize edilen akdi faize ayrıca temerrüt faizi işletilemeyeceğine ilişkin tespitler bakımından bölgesel emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ kefalet limiti↗ genel kredi sözleşmesi↗ kapitalizasyon (akdi faizin asıl alacağa ilavesi)↗ temerrüt faizi↗ hesap kat ihtarı↗ 818 sayılı Borçlar Kanunu↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1440
KARAR NO 2024/459
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/10/2019
NUMARASI 2017/837 Esas - 2019/955 Karar
DAVA
Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, asıl borçlu şirket ile banka arasında düzenlenen 30.03.2012 tarihli 1.100.000-TL limitli kredi genel sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine 7.1.2015 tarihli hesap kat ihtarının gönderildiğini, ardından İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, itiraz üzerine İstanbul Anadolu 8. ATM'nin 2016/463 esas sayılı itirazın iptali davası açıldığını, ancak sehven takip edilmeyerek açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenle alacak davası açmak durumunda kaldıklarını, asıl borçlu ... AŞ'nin 3.10.2012 tarihinde ... San. ve Tic. AŞ'ye katılması nedeniyle husumetin ... AŞ'ye yöneltildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 562.780.40-TL asıl alacak, 86.571.37- TL işlemiş akdi faiz, 3.517.32-TL işlemiş temerrüt faizi işletilerek 4.505,44-TL %5 BSMV + masraf ile toplamı 657.373.73-TL borcun faiz ve masrafları ile birlikte sözleşmesel temerrüt faiziyle davalılardan dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; "asıl borçlu şirket hakkındaki davanın tefrik edilerek yeni esasa kaydedilmesine" ara karar verilmiş, ayrılan dava Mahkemenin 2019/455 esas sayılı dosyasına kaydedilmiş, eldeki dava müteselsil kefillere ilişkin olarak görülmüştür.
CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, kredi asıl borçlusu ve davalı müteselsil kefillerin kredi sözleşmesinin 19. maddesine göre, en yüksek kredi faizi olan %26 oranının %50 fazlası olan %39 nisbetinde temerrüd faizi ve %5 BSMV'den dolayı alacaklı bankaya karşı sorumlu oldukları, davalı kefil ...'un kefalet limitinin 1.100.000-TL olduğu, bilirkişi tarafından yapılan ve hükme esas alınan hesaplamaya göre kefilin davacı Bankaya 692.188,32-TL borçlu olduğu anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak davacının 657.373,73-TL alacağın, davanın açıldığı 24.07.2017 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile %39 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalılar ...
ve ...'ye karşı açılan davanın, sözleşmede kefaletin geçerliliği için zorunlu olan "müteselsil kefilin, sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihi yazılmamış olduğundan" bu iki davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalı kefillerden ... ve ... açısından davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin imza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi uyarınca kefalet akdinin yazılı şekilde yapılması ve kefalet limitinin belirlenmiş olması hususlarının geçerlilik şartı olarak öngörüldüğünü, Yargıtay uygulamasının da bu şekilde olduğunu, 30.3.2012 tarihli sözleşmede kefalet limitleri belirtilmemiş ise de sözleşme kapak limiti olan 1.000.000-TL'nin bulunması nedeniyle bu miktar üzerinden kefaletlerinin kabulünün gerektiğini bildirerek kararın kaldırılarak tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın davalı müteselsil kefillerden tahsili talebine ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında düzenlenen 30.3.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine davalıların müteselsil kefil olduğu, sözleşmede davalı müteselsil kefiller ... ve ...'nün kefalet imzalarının yanında kefalet limitlerinin yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. Davaya konu genel kredi sözleşmesi 818 sayılı BK döneminde imzalandığından BK hükümlerine tabi olduğu, genel kredi sözleşmesinin kapak sayfasında kredi limiti 1.100.000-TL olarak açıkça yazılı bulunmaktadır. BK döneminde geçerli olan yerleşik yargı uygulamasına göre genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti ayrıca gösterilmemiş olsa bile, sözleşmedeki kredi limitinin aynı zamanda kefalet limitini de içerdiği kabul edilmiştir.
Müteselsil kefillerin tamamı aynı tarihte mütemerrit olmuşlardır. Yapılan bilirkişi incelemesinde; genel kredi sözleşmesinin 19. maddesine göre temerrüt faizi oranının, bankanın uyguladığı en yüksek akdi faizin %50 fazlası üzerinden uygulanacağı,akdi faiz oranının %26 olduğu, %50 ilavesi ile %39 nisbetinde temerrüd faizi uygulanması gerektiği kredi hesabının 07.01.2015 tarihinde kat edildiği verilen 1 günlük ödeme süresi sonunda müteselsil kefillerin 15.01.2015 tarihinde mütemerrit oldukları, hesap kat tarihi itibariyle asıl alacağın 563.693,43-TL, hesap kat tarihine kadar 86.571,57-TL akdi faiz, 35.222,68-TL 19.01.2015 tarihine kadar %39 orandan hesaplanan temerrüt faizi, 6.089,70-TL BSMV, 610,94-TL ihtar masrafı ilavesi ile toplamda 692.188,32-TL borç hesaplaması yapılmıştır.
Alacaklı bankanın eldeki davada işlemiş temerrüt faizi oranı 3.517,32-TL, BSMV oranı da 4.334,67-TL ile sınırlıdır. Hakkındaki karar kesinleşen müteselsil kefil bakımından alacağın tamamına dava tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir. Ne var ki, alacaklı bankanın kat tarihine kadar işleyen akdi faizi asıl alacak olarak kapitalize etme hakkı bulunmaktadır. Buna göre asıl alacağa işlemiş akdi faiz ve BSMV ilavesi ile temerrüt faizi talep edilebilecek asıl alacak toplamı 563.693,43+ 86.571,57+4.328,57=654.593,57-TL etmektedir. Kalan alacak temerrüt faizine ilişkin olduğundan, kalan alacağa temerrüt faizi işletilmemesi gerektiği halde alacağın tamamına temerrüt faizi işletilmesi doğru değil ise de bu husus kesinleştiğinden hakkındaki karar kesinleşen davalı yönünden aynen tekrar edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, genel kredi sözleşmesi limiti aynı zamanda kefalet limitini teşkil ettiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davalı müteselsil kefil davalı ... hakkında kesinleşen karar tekrar edilerek diğer davalılar hakkında davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yerinde değil ise de yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2019 Tarih 2017/837 Esas 2019/955 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulü ile, 657.373,73- TL alacağın, davanın açıldığı 24.07.2017 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek doğrultusunda değişen oranlarda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile(Davalılar ... ve ... bakımından 654.593,57-TL asıl alacağa 24.07.2017 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilecektir.) %39 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV'si ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 44.905,20-TL karar harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 11.226,30-TL, ile icra veznesine yatırılan 3.527,43-TL olmak üzere toplam 14.753,73-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 30.151,47-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yatırılan toplam 14.753,73-TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.500-TL bilirkişi ücreti ve 515,10-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.015,10-TL yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı lehine takdir olunan 98.032,32-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen (davalı ...
40. 244,95-TL'den sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Davacı tarafça yapılan 259,10-TL istinaf yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/115689 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi