Müteselsil kefilin sorumluluğu ve başvuru şartının gerçekleşmesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1194 E. 2024/471 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olunması halinde, kefaletin TBK 583 ve 584'teki şekil ve rıza koşullarını taşıması ve borçlunun ifada gecikmesi veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması (TBK 586) yeterli olup, alacaklının kefili takip edebilmesi için asıl borca teminat olan diğer takiplerin (ipotek, rehin, çek vb.) sonuçlanmasının veya bu takiplerdeki tahsilatların asıl borçtan mahsubunun ön koşul olmadığı; dava tarihinden sonra gerçekleşen tahsilatların infaz aşamasında dikkate alınacağı kabul edilir. Sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizi oranı, emsal akdi faiz oranı bulunmadığı takdirde 5464 sayılı Kanun gereği TCMB tarafından belirlenen kredi kartı/KMH akdi faiz oranı esas alınarak hesaplanabilir.
Ele alınan sorunlar
Kefalet sözleşmesinin TBK 583 ve 584 koşullarına uygunluğu → ret
İddia: Davalılar, kefalet sözleşmesinin TBK 583. maddesindeki geçerlilik şartlarını taşımadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 583. maddesine uygun olarak müteselsil kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduklarına ilişkin el yazıları ile sözleşmeye kefaletlerin verildiği belirlenmiştir. Kefillerden ikisinin şirket yetkilisi olması nedeniyle TBK 584 uyarınca eş rızası gerekmediği, diğer kefilin eşinin rızasının ise alındığı saptanmıştır. Bu nedenle kefaletlerin yasal koşulları taşıdığı sonucuna ulaşılmış ve aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüdün oluşup oluşmadığı (hesap kat ihtarının tebliği) → ret
İddia: Davalılar, hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenle temerrüdün oluşmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı banka tarafından 11.10.2018 tarihinde kredi hesabı kat edilerek borcun ödenmesi istenmiş, ihtarname dava dışı borçlunun ticaret sicilindeki adresine tebliğ edilmiş, davalı ...'e 24.12.2018 tarihinde tebliğ edilmiş ise de diğer davalılara tebliğ edilememiştir. Bu nedenle temerrütün, tebliğ edilemeyen davalılar yönünden takip tarihi itibariyle oluştuğunun kabulü gerektiği, davalı ...'e yapılan tebligatın ise usulüne uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüt faiz oranının hesaplanması → ret
Gerekçe: Sözleşmenin 10. maddesinde temerrüt faizinin bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası olarak hesaplanacağı düzenlenmiştir. Bilirkişi incelemesinde krediye %18 akdi faiz uygulandığı tespit edilmiş, daha fazla oranda akdi faiz uygulanan emsal kredi sözleşmesi sunulmamış olmakla birlikte, 5464 sayılı Kanun gereği kredi kartı ve KMH hesaplarına fiilen uygulanan TCMB tarafından belirlenen akdi faiz oranının %27 olduğu, bu orana %50 ilave ile temerrüt faiz oranının %40,50 olarak hesaplandığı belirlenmiştir. TCMB tarafından belirlenen akdi faiz oranı esas alındığından temerrüt faiz oranının fahiş olduğu ileri sürülemeyeceğinden, talep ile bağlı kalınarak %40 oranından hesaplama yapılmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Diğer icra takiplerindeki teminatlar ve tahsilatların eldeki alacağa etkisi → ret
İddia: Davalılar, asıl borca teminat olan ipotekler ve çek üzerinden yapılan icra takiplerinin akıbeti belirlenmeden ve bu takiplerdeki tahsilatlar asıl borçtan düşülmeden eldeki alacağın miktarının kesin olarak belirlenemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: UYAP üzerinden incelenen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ilgili dosyasında asıl borçlu aleyhine rehinin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte dava tarihinden sonraki bir tahsilat olduğu, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi dosyasında çek için yapılan takipte kayden tahsilat görünmediği, bir başka icra dosyasının ise eldeki dava ile ilgisinin bulunmadığı belirlenmiştir. İcra dosyalarında dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar icra müdürlüğünce infaz aşamasında değerlendirileceğinden, bunların eldeki davaya ve borca etkisi bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Müteselsil kefillere başvuru şartının gerçekleşip gerçekleşmediği (TBK 586) → ret
İddia: Davalılar, asıl borçlu ve teminatlara ilişkin takiplerin sonuçlanmadan kefillere başvurulamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 586. maddesi uyarınca kefil müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınır rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir. Kredi asıl borçlusundan ödeme istenildiği, aleyhine yapılan takiplerden ifada geciktiği ve ödeme güçlüğü içinde olduğunun anlaşıldığı görüldüğünden, eldeki davada müteselsil kefillere başvuru şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmış ve aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Müteselsil kefile başvuru şartının (TBK 586) asıl borca teminat olan diğer icra takiplerinin sonuçlanmasına bağlı olmadığı; borçlunun ödeme güçlüğü içinde olmasının yeterli görüldüğü ve emsal akdi faiz oranı bulunmadığında TCMB'nin fiilen uyguladığı kredi kartı/KMH akdi faiz oranının esas alınabileceği yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ genel kredi sözleşmesi↗ müteselsil kefalet↗ TBK 583↗ TBK 584↗ TBK 586↗ başvuru şartı↗ temerrüt faizi↗ hesap kat ihtarı↗ icra inkar tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1194
KARAR NO 2024/471
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/02/2020
NUMARASI 2019/160 Esas - 2020/132 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. lehine diğer şirket yetkilileri davalı ..., ... ve ...'ın müteselsil kefaletleri ile genel kredi sözleşmelerine istinaden krediler tesis edilerek kullandırıldığını, ödeme yapılmaması üzerine 11.10.2018 tarihli hesap kat ihtarının gönderildiğini ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesini dilemiştir.
CEVAP
Davalılar vekili, öncelikle asıl borcun akıbetinin belirlenmesinin gerektiğini, asıl borca teminat olarak verilen ipoteklerle ilgili yapılan takiplerin bulunduğunu, İstanbul ... İcra Dairesinin ... ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyaları ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında bankaya verilen çekin takibe konduğunu, bunların akıbeti belli olmadan ve asıl borçtan düşmeden takip yapılamayacağını, imzalarının bulunduğu ilk kredi ilişkisi bitmesine rağmen kefaletin işletilmeye devam edildiğini, dava konusu borca kefaletlerinin olmadığını, kefiller arasında şirket ortağı olmayan kişinin de bulunduğunu, eş rızasının alınmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini, davalılar yararına %20 oranda kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacı banka ile dava dışı ..Ltd Şti arasında 10/02/2017 tarihinde 4.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların sözleşmeyi 5.000.000-TL kefalet limiti ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, borcun ödenmemesi üzerine 17/12/2018 tarihinde hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiği, davalı ...' in 26/12/2018 tarihinde ,diğer davalılara tebligat yapılamadığından takip tarihi itibari ile temerrüte düştükleri ,kefaletlerin yasal koşulları taşıdığı davalı ...' ın eş muvafakati bulunduğu, diğer kefillerin ise sözleşme tarihinde şirket yetkilisi oldukları anlaşılmakla eş muvafakati gerekmediği, temerrüt faizi yönünden davacı bankanın T.C.
Merkez Bankası'na bildirdiği değil ,fiilen uygulanan oranların esas alınarak %50 ilave ile belirlendiği, davalı tarafın bildirilen icra dosyalarında dava sonrasında yapılan tahsilatların infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği, itirazların haksız olduğu gerekçesiyle, davalıların İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın, borçlular arasında tahsilde tekerrür olmamak üzere; davalı ... açısından; (...- ... nolu kredilere ilişkin) 740.706,57-TL asıl alacak, 14.814-TL takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi, 740,70-TL %5 gider vergisi olmak üzere toplam 756.261,27-TL alacak için iptaline,(...-... nolu kredilere ilişkin) 1.478.684,10-TL asıl alacak, 29.574-TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 1.478,70-TL %5 gider vergisi olmak üzere toplam 1.509.736,80-TL alacak bakımından iptaline;
davalı ... ve ... açısından; (...- ... nolu kredilere ilişkin) 740.706,57-TL asıl alacak, 8.518,13-TL işlemiş faiz, 425,91-TL %5 gider vergisi olmak üzere toplam 749.650,60-TL,(...-... nolu kredilere ilişkin) 1.478.684,10-TL asıl alacak, 17.004,87-TL işlemiş faiz, 850,24-TL %5 gider vergisi olmak üzere toplam 1.496.539,21-TL alacak için iptaline ,asıl alacaklara takip tarihinden itibaren %40 oranında temerrüt faizi,%5 oranında BSMV işletilmesine; fazla taleplerin reddine, %20 oranda hesaplanan tazminatın davalılardan (Davalı ... ve ... açısından 2.246.189,81-TL'nin %20'si ile sınırlı olmak üzere)müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, dava sonrasında yapılan tahsilatların infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili; TBK nın 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını barındırmadığı, kefaletin geçerli olduğunun kabulü halinde de eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bildirdikleri kredi sözleşmesine ilişkin teminat özelliği taşıyan ipotek ve rehin takiplerinin mevcut durumlarının sorgulanmadığını,takibe konu borcun kati bir borç olmadığını, asıl borçlu ..Ltd. Şti. adına tesis edilen kredi sözleşmesinde asıl borca teminat olarak ipotekler verildiğini, bunlarla ilgili İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyaları üzerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, yine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ...
Esas sayılı takibi ile bankaya verilen çekin icraya konulduğunu, tüm bu teminatların akıbeti belli olmadan ve bu takiplere yönelik yapılan ödemelerin asıl borçtan düşülmeden başlatılan icra takibine konu borcun miktarının kesin olarak belli olmadığını, bunun bilirkişi tarafından tespit edilebileceğini, alacak likit olmadığından inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, hesap kat ihtarı usulüne uygun tebliğ edilmediğinden temerrütün oluşmadığını,ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik bunalım nedeni ile ödemelerde aksama yaşandığını, kredinin ödenememesinin, mücbir sebep ile olduğunu, sözleşmenin 12.1. Maddesi uyarınca bankanın mahrum kalacağı faiz tutarının dikkate alınması gerektiğini, GKS eki olan Ticari Kredi Erken Kapama Taahhütnamesinde erken kapama halinde kredinin kalan ortalama bakiyesi üzerinden kredi vadesi sonuna kadar olan süre için yıllık %4 üzerinden hesaplanacak erken kapama komisyonu ile doğabilecek masraf, vergi, KKDF gibi mali yükümlülüklerin bankanın ilk talebinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, diğer bankalar ile davalı bankanın kredi maliyetinin aynı olmadığını, sözleşme ve taahhütnameye göre alınacak ücretin detaylarının belli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ödenmeyen kredi alacağının tahsili talebine ilişkindir. Davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. Arasında , 10.2.2017 tarihli 4.000.000- TL bedelli genel kredi sözleşmesine davalıların 5.000.000-TL limit ile müteselsil kefil oldukları, sözleşmenin 10.maddesinde temerrüt faizinin bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası olarak hesaplanacağı düzenlenmiştir. TBK nın 583. maddesine uygun olarak müteselsil kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi, ve müteselsil kefil olduklarına ilişkin el yazıları ile sözleşmeye müteselsil kefaletlerin verildiği, ... ile ... 'in şirket yetkilisi oldukları , ticaret sicil kaydında ... 'in sözleşme tarihinden sonra şirket ortaklığından ayrıldığı, ...
'ın ... 'ın eşi olup TBK nın 584 maddesi uyarınca eş rızasının alındığı yasal koşulları taşıyan kefaletleri nedeniyle müteselsil kefillere başvuru şartının mevcut olduğu belirlenmekle aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davacı alacaklı banka tarafından , 11.10.2018 tarihinde kredi hesabı kat edilerek ihtarname ile borcun ödenmesinin istenildiği, dava dışı borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı adresine tebligat yapıldığı,kat ihtarının 24.12.2018 tarihinde davalı ... 'e tebliğ edilmiş ise de, diğer davalılara tebliğ edilemediği bu nedenle temerrütün takip tarihi itibariyle oluştuğunun kabulü gerektiği , davalı ... 'e yapılan tebliğin usulüne uygun olduğu görülmüştür. Davaya konu İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konu 7 adet kredi için (..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) 740.706,57-TL asıl alacak, 14.814-TL işlemiş faiz, 740,70-TL BSMV toplamı 756.261,27-TL, ile 2 adet ticari kredi için (..., ...) 1.478.684,10-TL asıl alacak, 29.574-TL işlemiş faiz, 1.478,70-TL BSMV toplamı 1.509.736,80-TL olmak üzere toplam 2.265.998,07-TL'nin,asıl alacaklara takip tarihinden itibaren yıllık %40 oranda temerrüt faizi,%5 gider vergisi işletilerek tahsili istenilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde anılan krediye %18 akdi faiz uygulandığı tespit edilmiştir. Daha fazla oranda akdi faiz uygulanan emsal kredi sözleşmesi sunulmamış ise de ; 5464 sayılı kanun gereği kredi kartı ve KMH hesaplarına fiilen uygulanan TC Merkez Bankası tarafından belirlenen akdi faiz oranı %27 olduğundan temerrüt faiz oranının %50 fazlası ile % 40.50 olarak hesaplanmıştır.Buna göre TCMB tarafından belirlenen akdi faiz oranı temel olarak alındığından temerrüt faiz oranının fahiş olduğu ileri sürülemeyeceğinden taleple bağlı kalınan %40 oranından hesaplama yapılması yerinde bulunmuştur.
Davalılar vekili tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyaları üzerinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile bankaya verilen çekle ilgili takipler yapıldığı ve ödemeler olduğu ileri sürülmüştür.Eldeki takibe etkisi bakımından, Uyap üzerinden incelenen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ... bankası tarafından asıl borçlu ... Ltd. Şti. aleyhine rehinin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte 156.542,78-TL'nin 23.07.2019 tarihli tahsilat (dava tarihinden sonra) olduğu, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında asıl borçlu aleyhine 90.000-TL' bedelli çek için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı ancak kayden tahsilat görünmediği, İstanbul ...
İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının eldeki dava ile ilgisi olmadığı belirlenmiştir.İcra dosyalarında dava tarihinden sonra yapılan tahsilatlar icra müdürlüğünce yapılacağından eldeki davaya ve borca etkisi bulunmamıştır. TBK nın 586. maddesi "Kefil müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınır rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir." hükmünü haizdir. Kredi asıl borçlusunda ödeme istenildiği, aleyhine yapılan takiplerden ifada geciktiği ve ödeme güçlüğü içinde olduğunun anlaşıldığı görüldüğünden eldeki davada müteselsil kefillere başvuru şartı gerçekleşmiştir.
Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle,müteselsil kefillere başvuru şartının gerçekleştiği ,kefaletlerin yasal şartları taşıdığı belirlenmekle kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 154.790,33-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 38.359,30-TL harcın mahsubu ile kalan 116.431,03-TL harcın davalılardan (Davalı ... ve ... 115.077,92-TL ile sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
28/03/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/115687 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi