Genel kredi sözleşmesi kefaletinin kapsamı ve ayrı sözleşmelerden sorumluluk
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2081 E. 2024/884 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi ve Kefalet ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesinde geçerli şekilde kefalet veren müteselsil kefil, kredi limitinin kefalet limitini de içerdiği kabul edilerek bu sözleşmeden doğan borçtan sorumludur; ancak kefilin imzası bulunmayan ayrı (bağımsız) sözleşmelerden (kredi kartı üyelik sözleşmesi, destek kredisi sözleşmesi gibi) kaynaklanan borçlardan, sadece genel kredi sözleşmesinde kefil olması nedeniyle sorumlu tutulamaz. Kötüniyet tazminatı talebinin cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir; sonradan ileri sürülemez.
Ele alınan sorunlar
Kefalet sözleşmesinin geçerliliği (818 s. BK m.484) → ret
İddia: Davalı vekili, kefalet miktarının el yazısı ile yazılması gerektiğini, TBK'nın kefalet için öngördüğü geçerlilik şartlarının gerçekleşmediğini, davalıya sözleşmenin içeriği ile ilgili gerekli bilgilerin verilmediğini, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak belirli bir miktarın gösterilmesi gerekir. Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. BK döneminde geçerli olan yerleşik yargı uygulamasına göre genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti ayrıca gösterilmemiş olsa bile, sözleşmedeki kredi limitinin aynı zamanda kefalet limitini de içerdiği kabul edilmiştir. Somut olayda imzalanan kefalet sözleşmesi kanuni şartlara uygun olarak düzenlendiğinden davalının kefaleti geçerlidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kefilin imzasının bulunmadığı ayrı sözleşmelerden (kredi kartı, destek kredisi, çek taahhütnamesi) sorumluluğu → ret
İddia: Davacı vekili, kefaletin tüm dosya borcunu kapsadığını, çek hesabının, KMH'nin ve kredi kartlarının davalının kefili olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında açıldığını, bu nedenle davanın reddedilen kısmının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında ayrıca Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi ve Destek Kredisi Sözleşmesi akdedilmiş olup davalının bu sözleşmelerde imzası bulunmamaktadır. Bu sözleşmeler, davalının kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden bağımsız olarak düzenlenmiştir; kredi kartı ve taksitli kredi kullanımından doğan borç, genel kredi sözleşmesine değil kendi özel sözleşmesine tabidir. Davalının sadece genel kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunması, imzasının bulunmadığı diğer sözleşmelerden kaynaklanan alacak nedeniyle sorumlu tutulmasını gerektirmez. Ayrıca takip talebinde çek taahhütnamesinden kaynaklanan banka alacağından sadece asıl borçlunun sorumlu olduğu belirtildiğinden davalı kefil gayrinakdi alacaktan sorumlu değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatına hükmedilmesinin koşulları → ret
Gerekçe: Dava konusu alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi koşulları oluşmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kötüniyet tazminatının cevap dilekçesinde ileri sürülmemiş olması → ret
İddia: Davalı vekili, davanın reddine karar verilen kısım bakımından müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kötüniyet tazminatı talebinin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekmektedir. Davalının cevap dilekçesinde tazminat talebi bulunmadığından mahkemece bu hususta karar verilmemesi doğrudur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Genel kredi sözleşmesinde kefil olan kişinin, imzasının bulunmadığı ayrı ve bağımsız sözleşmelerden (kredi kartı üyelik sözleşmesi, destek kredisi sözleşmesi vb.) kaynaklanan borçlardan sorumlu tutulamayacağı ve kötüniyet tazminatı talebinin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiği yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefalet limiti↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ kötüniyet tazminatı↗ çek taahhütnamesi↗ kredi kartı üyelik sözleşmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2081
KARAR NO 2024/884
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/09/2021
NUMARASI 2020/373 Esas 2021/658 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/06/2024
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; dava dışı ... ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını ve davalı ...'in müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, ancak sözleşmeye uygun olarak borçlunun yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle borçluya ve müteselsil kefillere ihtar çekildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçlular aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı; takibe yasal süresinde itiraz edildiğini, borcun kaynağı olan alacağın asıl borçlu tarafından davacı bankaya ödendiğini, sözleşmenin sınırlı bir miktar için imzalandığını, ancak davacının kendisi hakkında 40.000-TL'lik takip yaptığını, bankanın icra müdürlüğünde talep ettiği kadar alacaklı olmadığını, banka kayıtları geldiğinde bu durumun açıklıkla ortaya çıkacağını, bankanın talep ettiği faiz oranının da çok yüksek olduğunu, davacı bankanın alacak miktarını tam olarak yansıtmadığı için % 20 oranında icra inkar tazminatı talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada Hatay mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı ile dava dışı ... arasında 12.07.2011 tarihinde 40.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunduğu, taraflar arasında ayrıca 12.07.2011 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi, 04.10.2013 tarihli 25.000-TL tutarlı destek kredisi sözleşmesi ve 07.01.2014 tarihli 18.000-TL tutarlı tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığı, ancak davalı ...'in bu sözleşmelerde kefalet imzasının bulunmadığı, davacı banka tarafından hesabın 19.11.2014 tarihinde kat edildiği, kat tarihi itibariyle toplam 52.621,22-TL nakit borcun ödenmesi, ayrıca 21 adet iade edilmeyen çek sebebiyle toplam 23.520-TL'nin nakden depo edilmesi için ihtarname gönderildiği, davalı kefil dava dışı asıl borçlunun 24.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, dava dışı asıl borçlu ...'ün şahıs olması nedeniyle ticari kredilerin sözleşmelerin niteliği ve kullanım amacına göre ticari olup olmadığının belirlendiği, bu kapsamda ...
no'lu ... Kredi Kartı, ... ... Kredi Kartı, KMH, Destek Kredisi ve Çek Karnesi Kredisinin ticari kredilerden kaynaklı olması nedeniyle belirtilen krediler yönünden inceleme yapıldığı, davalının kredi kartı üyelik sözleşmesi ile taksitli kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunmadığı, ayrıca sözleşmede kefilin, gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu olduğuna ilişkin bir hükme rastlanmadığı, bu durumda davalının taksitli kredi ile kredi kartından ve çek depo bedelinden sorumluluğu bulunmadığı, KMH yönünden bilirkişi tarafından davacı bankanın takip tarihi itibariyle 5.448-TL asıl, 16,83-TL faiz alacağı hesaplandığı, davacının taleplerinin daha düşük olduğu ve asıl alacak, işlemiş faiz ve BSMV yönünden taleple bağlı kalınması gerektiği, çek taahhütnamesinden kaynaklanan alacak bakımından;
kat tarihi itibariyle davacı bankaya iade edilmemiş 21 adet çek yaprağından 10 adedinin takip tarihinden önce bankaya ibraz edildikleri ve karşılıksız kalması nedeniyle banka tarafından hamillere 11.200-TL ödeme yapıldığı, 245,85-TL işlemiş faiz ve 12,29-TL BSMV olmak üzere toplamda 11.458,14-TL alacak hesaplandığı, davacı banka tarafından toplamda 11.207,91-TL talep edildiğinden bu alacak yönünden de bankanın talebi ile bağlı kalarak hüküm verilmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin; ... nolu KMH yönünden;
5. 205,63-TL asıl alacak, 99,63-TL işlemiş faiz, 4,98-TL BSMV olmak üzere 5.310,24-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 24,24 oranında temerrüt faizi ve temerrüt faizinin % 5'i oranında BSMV işletilmesine, ... nolu çek taahhütnamesi yönünden;
11. 200-TL asıl alacak, 7,53-TL işlemiş faiz, 0,38-TL BSMV olmak üzere 11.207,91-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 24,24 oranında temerrüt faizi ve temerrüt faizinin % 5'i oranında BSMV işletilmesine, 16.518,15 TL'nin % 20'si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kredi kartı ve destek kredisi alacak talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; somut olayda kefaletin tüm şartlarının sağlandığını, davalının kefil sıfatıyla tüm dosya borcundan sorumlu olduğunu, müvekkili banka ile asıl borçlu arasındaki diğer sözleşmeler de davalının kefaleti ile teminat altına alındığını, çek hesabının KMH'nin ve kredi kartlarının davalının kefili olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında açıldığını, davanın reddine ilişkin kısmın hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı vekili; kefalet miktarının el yazısı ile yazılması gerektiğini, 6098 S.lı TBK'nın kefalet için öngördüğü geçerlilik şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkiline sözleşmenin içeriği ile ilgili gerekli bilgilerin verilmediğini, bu yönüyle sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkili hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını, davanın reddine karar verilen kısmı bakımından müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile dava dışı ... arasında 12.07.2011 tarihinde 40.000-TL tutarlı genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ile davalıya 19/11/2014 tarihli ihtar keşide edilerek hesabın kat edildiği, ihtarname ile kat tarihi itibariyle toplam 52.621,22-TL nakit borcun ödenmesi, ayrıca 21 adet iade edilmemiş/karşılıksız çıkmış çek sebebiyle toplam 23.520-TL'nin nakden depo edilmesi veya çek yapraklarının iade edilmesinin istendiği, davalı kefilin dava dışı asıl borçlu ile birlikte 24.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı banka tarafından İstanbul Anadolu ...
İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile dava dışı asıl borçlu ve davalı kefil hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde itirazı üzerine ise açılan İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/791 E. Sayılı dosyasında devam etmekte olan yargılamada ticari nitelikte olduğu gerekçesiyle ... No lu ... Kredi Kartı, ... ... Kredi Kartı, KMH, Destek Kredisi ve Çek Karnesi Kredisi alacağı yönünden tefrik kararı verildiği ve (Mahkemenin 2020/31 E. Sayılı dosyası üzerinden) bu kısım yönünden görevsizlik kararı ile yargılamaya İstanbul Anadolu 8. ATM'nin yukarıda belirtilen esasında devam edildiği, diğer kredi alacakları yönünden ise yargılamanın İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi'nin 2018/791 E.
Sayılı dosyasında sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Kefalet sözleşmelerinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrütü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. BK döneminde geçerli olan yerleşik yargı uygulamasına göre genel kredi sözleşmesinde kefalet limiti ayrıca gösterilmemiş olsa bile, sözleşmedeki kredi limitinin aynı zamanda kefalet limitini de içerdiği kabul edilmiştir.
Somut olayda imzalanan kefalet sözleşmesi kanuni şartlara uygun olarak düzenlendiğinden, davalının kefaleti geçerli olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında ayrıca 12.07.2011 tarihinde Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi ve 04.10.2013 tarihinde 25.000-TL tutarlı Destek Kredisi Sözleşmesi akdedilmiş ise de davalının bu sözleşmelerde imzası bulunmamaktadır. Dava dışı asıl borçlu adına taksitli kredi ile ilgili düzenlenen Destek Kredisi Sözleşmesi ile ... no'lu ... Kart ve ... no'lu ... Kredi Kartları için düzenlenen Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi, davalının kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden bağımsız olarak düzenlenmiştir.
Kredi kartı ve taksitli kredi kullanımı genel kredi sözleşmesinden ayrı bir sözleşmeye bağlanmış olup kredi kartı ve taksitli kredi kullanımından doğan borcun genel kredi sözleşmesine değil, Şirket Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi ve Destek Kredisi Sözleşmesi'ne tabi olduğunu kabul etmek gerekir. Davalının sadece genel kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunması, imzasının bulunmadığı bahsi geçen diğer sözleşmelerden kaynaklanan alacak nedeniyle sorumlu tutulmasını gerektirmemektedir. Bunun dışında takip talebinde çek taahhütnamesinden kaynaklanan banka alacaklarından sadece asıl borçlu ...'ün sorumlu olduğu belirtildiğinden davalı kefil gayrinakit alacaktan sorumlu değildir. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.
Dava konusu alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi koşulları oluşmuştur. Bunun dışında reddedilen kısım için kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de kötüniyet tazminatı talebinin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekmektedir. Davalının cevap dilekçesinde tazminat talebi bulunmadığından mahkemece bu hususta karar verilmemesi doğrudur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf neden yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 1.128,35-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 282,10-TL harcın mahsubu ile kalan 846,25-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/06/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/115411 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi