6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki miktar için temyiz dilekçesinin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/2387 E. 2025/3257 K. · · İlk derece: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalıyorsa nihai karar HMK 362 uyarınca temyiz edilemez ve HMK 366 atfıyla HMK 352/1-(b) uyarınca temyiz dilekçesi miktardan reddedilir. Kesinlik sınırı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre belirlenir.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK 362 uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde, HMK 366'nın atfıyla aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Somut olayda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırının Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre belirleneceği ve sınırın altındaki miktar için temyiz dilekçesinin miktardan reddedileceği yönündeki uygulama bakımından emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinlik sınırı miktardan ret temyiz dilekçesinin reddi temyiz şartı ön inceleme

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/2387 E.  ,  2025/3257 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1326 Esas 2024/2010 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/215 E., 2021/281 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 20.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kalmaktadır.

KARAR

Açıklanan sebeple; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1153012100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1326 E. 2024/2010 K.

İhale şikayet dilekçesindeki kumpas iddiası haksız rekabet oluşturur

Gerekçe özeti

Bir tarafın idareye veya kamu kurumuna sunduğu şikayet/başvuru dilekçesinde, rakibinin ihalelerde kumpas kurduğu veya teknik şartnamelerin rakibe özel düzenlendiği gibi kanıtlanmamış iddialarda bulunması, TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesi kapsamında kötüleme niteliğinde haksız rekabet oluşturur; bu iddiaların gerçekliğine ilişkin delil veya kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaması halinde, hak arama özgürlüğü veya idari başvuru hakkının kullanılması savunması söz konusu iddiaları haksız rekabet kapsamı dışına çıkaramaz.

Emsal değeri

İdareye sunulan şikayet/itiraz dilekçesindeki, kanıtlanmamış 'kumpas' veya ihaleye özel şartname düzenlenmesi iddialarının TTK 55/(1)-a-1 kapsamında kötüleme sayılıp haksız rekabet oluşturacağına ilişkin değerlendirme yönünden bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır; hak arama özgürlüğü savunmasının bu tür kanıtsız iddiaları haksız rekabet kapsamı dışına çıkarmadığı hususunda yol göstericidir.

Kavramlar: haksız rekabet kötüleme yanıltıcı açıklama gereksiz yere incitici açıklama manevi tazminat orta yetenekteki olağan muhatap ölçütü vekalet ücreti (AAÜT)

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1326

KARAR NO 2024/2010

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/03/2021

NUMARASI 2018/215 Esas - 2021/281 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/12/2024

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirketin kamu kurumlarına yaptığı başvurularda müvekkili ile ilgili gerçek dışı söylemlerde bulunarak gereksiz yere incitici açıklamalarla müvekkilini kötülediğini, müvekkilinin hastanelerde yoğun şekilde kullanılan ven valflerini yerli malı belgesi ile ürettiğini, birçok hastaneye milyonlarca adet ürün satışı yaptığını ve olumsuz geri bildirim almadığını, kamu kurumlarının ven valflerini ihale yoluyla temin ettiklerini, ihale süreçlerinde istekli şirketlerin ihale ile ilgili şikayetlerini ilgili kamu kurumlarına yaptıklarını, bu kapsamda davalının Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine ihale ile ilgili bir şikayette bulunduğunu, davalının 17.01.2018 tarihli şikayet dilekçesinde müvekkilinin tüm ihalelerde teknik şartları dikte ettirdiği, idarelere ve rakip şirketlere kumpas kurduğu gibi iddialarda bulunduğunu, bu söylemlerin müvekkilini kamu kurumları nezdinde itibarsızlaştırdığını ve haksız rekabete neden olduğunu belirterek, haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle 30.000-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin ... adlı ürünün satıcısı olup, davacı firmanın da aynı ürünün ... markası ile satışını yaptığını, ürünün alıcısı hastaneler olduğundan tarafların bir çok ihalede rakip olarak yer aldıklarını, davaya konu edilen şikayet başvurusunda müvekkilinin hukukilik sınırları içerisinde gerçek olaylara dayanarak yasal haklarını kullandığını, müvekkilince yapılan başvuruda ihale şartnamesinden kaynaklanan haklı rahatsızlığının dile getirildiğini, müvekkilinin amacının kanuna uygun ihale gerçekleştirilmesi ve piyasada rekabetin sağlanması olduğunu, müvekkilinin itirazında hiç bir yanlış ve yanıltıcı bilgi kullanmadığını, haksız rekabete konu olacak bir işlem yapılmasını da istemediğini, davacının teklif ettiği mallarla ilgili bir kötüleme veya gerçek dışı söylemde bulunulmadığını, müvekkilinin başvurusunun hak arama özgürlüğü kapsamında olduğunu, yasal başvuru nedeniyle davacının manevi zararının oluşmadığını, ayrıca talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalının davacı aleyhine "kumpas ile ihalelerin alındığı, malın davacıdan alınması durumunda problem yaşanılacağı, uzun süreç alacağı ve personellerin daha fazla uğraşmak zorunda kalacağı" iddia ve ithamında bulunduğu, dava konusu ibarenin kişisel görüş kapsamını aşar nitelikte olduğu ve haksız rekabet oluşturduğu, davacının ihaleleri kumpas ile aldığı, personelleri zorladığı ve sürecin uzamasına neden olduğuna ilişkin herhangi bir şikayet, verilmiş bir ceza yahut uyarı bulunmadığı, bu halde yasal, bilimsel ve maddi delilleri gösterilmeden davalının dava konusu ürünü kötüleyip potansiyel alıcıların alım tercihlerini değiştirecek şekilde açıklamalar yapmasının doğru görülmediği, bu eylemin TBK nın 58.

maddesi kapsamında davacı şirketin kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili; müvekkili ile davalının bilançolarına göre talep ettikleri manevi tazminat miktarının fahiş olmadığını, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca reddedilen 10.000-TL'lik kısım yönünden davalı yararına 1.500-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 4.080-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aynı hatanın davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinde de yapıldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili; davaya konu edilen şikayet başvurusunda müvekkilinin hukukilik sınırları içerisinde gerçek olaylara dayanarak yasal hakkını kullandığını, müvekkilince yapılan başvuruda ihale şartnamesinden kaynaklanan haklı rahatsızlığın dile getirildiğini, müvekkilinin amacının kanuna uygun ihale gerçekleştirilmesi ve piyasada rekabetin sağlanması olduğunu, müvekkilinin itirazında hiç bir yanlış ve yanıltıcı bilgi kullanmadığını, haksız rekabete konu olacak bir işlem yapılmasını da istemediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tek yönlü inceleme yapılarak müvekkilinin delil ve savunmalarının dikkate alınmadığını, raporda TTKnın 55/1 maddesine atıf yapılmışsa da müvekkilince davacının ürünlerine yapılmış bir kötüleme bulunmadığını, müvekkilinin hak arama özgürlüğü kapsamında şartnameyi eleştirerek idareye başvurduğunu, alınan önceki bilirkişi raporlarında dilekçedeki ifadelerin doğru olması halinde haksız rekabetin oluşmayacağının belirtilmesi karşısında, raporun tek taraflı olarak düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihale dosyalarının celbi ile medikal malzemeler alanında uzman bilirkişi tarafından incelenmesi gerekirken, ihale dosyaları celbedilmeden bilirkişi raporu alınmasının hatalı olduğunu, mahkeme gerekçesinde hukuka aykırılığı kabul edilen kumpas kelimesinin argoda hile, düzen anlamına geldiğini, müvekkilinin dilekçesinde anlattığı olayların tamamının dayanakları olan, belgeli değerlendirmeler olduğunu, davalının tüzel kişilik olması nedeniyle manevi zarar gördüğünün kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabetin tespiti ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır.

Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58.

maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Uyuşmazlık bakımından incelenmesi gereken TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır.

Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır.

Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır.

Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın 2017/2475 esas, 2021/246 karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Eldeki davada haksız rekabet iddiasına dayanak olan, davalı tarafından Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sunulan 08.01.2018 tarihli şikayet dilekçesinde;"idarece düzenlenmiş olan ihale şartnamesinin düzeltilmesi veya iptalinin talep edilerek gerekçelerinin sıralandığı, dilekçede ülkemizdeki bazı kamu hastanelerinin ... firmasının (davacı) kumpasından kurtularak gerçekten üründen istenilen kullanım amacına uygun işlemi sağlayacak standart bir teknik şartname ile ihalelere çıkıldığı, şartnamede yazılan teknik özellik olarak detaylandırılan maddelerin ...

firmasının hastanelere verdiği ve ihaleye çıkmasını sağladığı matbu teknik özellik listesi olduğu, amacın sonuç olarak tek firmanın ihaleye girmesi için zemin hazırlanması olduğu"belirtilmiştir. Dilekçe içeriği geneli itibariyle davacı hakkında başkaca kötüleme içeren bir ifade bulunmamakla birlikte, davacı hakkında ihaleler ile ilgili olarak kumpas yapıldığı, ihale teknik şartnamelerinin davacıya ait ürünün teknik şartlarına uygun olduğu ,böylelikle davacının tek firma olarak ihaleye girmesinin sağlandığı "yönündeki iddialar, niteliği itibariyle TTK'nın 55/(1)-a-1 maddesi kapsamında kötüleme niteliğindedir. Davacının iddialarının gerçekliğine dair herhangi bir delil ya da kesinleşmiş bir mahkeme kararı da bulunmamaktadır.

Bu nedenle ilk derece mahkemesince davalının söz konusu dilekçesindeki iddiaları bakımından haksız rekabet olgusunun gerçekleştiğinin kabulü yerindedir. Davalının dava konusu dilekçesinde kullanılan söz konusu iddia ve ifadeler davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu dilekçe içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi, tarafların ekonomik durumları ile hakkaniyet kuralları da gözetilerek, davacı yararına 20.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi isabetlidir. Bu nedenle taraf vekillerinin haksız rekabet olgusunun varlığı ile manevi tazminata ve miktarına yönelik olarak ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan hüküm tarihindeki AAÜT'nin 13.

maddesine göre; tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para ise, avukatlık ücreti bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin 3. kısmına göre belirlenir. Somut olayda da mahkemece kabul ve reddedilen kısım bakımından maktu vekalet ücretinden aşağı olmamak üzere taraflar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olup, vekalet ücreti takdirinde tarifeye aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin vekalet ücreti ile manevi tazminat talebinin reddine ilişkin, haksız rekabet koşullarının bulunmadığına yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Alınması gereken 1.366,20-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan ‬341,55‬-TL harcın mahsubu ile kalan 1.024,65‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.31/12/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.