6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tescilde esas alınacak tarih, kararın alındığı tarihtir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4526 E. 2025/2861 K. · · İlk derece: İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yönetim kurulu kararının tescilinde esas alınacak tarih, tescil talebinin yapıldığı tarih değil kararın alındığı tarihtir; karar tarihinde imza sahiplerinin yönetim kurulu üyeliği devam ediyorsa ve kararın alınmasına şekli bir engel yoksa tescil başvurusu görev süresinin sonradan dolduğu gerekçesiyle iade edilemez. Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolsa dahi yenisi seçilene kadar görevleri devam eder.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulu kararının tescilinde karar tarihinin mi tescil talep tarihinin mi esas alınacağı → kabul

İddia: Davalı, tescil başvurusunun iadesine ilişkin bir ret kararı bulunmadığını, yalnızca başvurunun iade edildiğini, davanın usulden reddi gerektiğini; başvuru tarihi itibarıyla yönetim kurulunun görev süresinin sona ermiş olması nedeniyle davanın esastan da reddi gerektiğini savunmuştur.

Gerekçe: Sicil kayıtlarına göre tescili istenen kararda imzası bulunan kişiler yönetim kurulu üyesi olup karar tarihi itibarıyla görevleri devam etmektedir; kararın alınmasına ve tesciline şekli anlamda engel bir durum yoktur. Tescil talep tarihi itibarıyla görev süresinin dolduğundan bahisle talep reddedilmiş ise de, asıl olan tescili talep edilen kararın alınma tarihidir. Kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolsa dahi yenisi seçilene kadar görevleri devam eder. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sicil müdürlüğünün iade işlemi hukuka uygun değildir; işlemin iptali ile kararın tescil ve ilanı gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin holding'i — tescilde kararın alınma tarihinin esas alınması ve görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin yenisi seçilene kadar görevlerinin devam etmesi — Yargıtay'ca isabetli bulunarak onandığından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicili tescil ve ilan tescil başvurusunun iadesi yönetim kurulunun görev süresi imza yetkisi / imza sirküleri iç yönerge temsil yetkisi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/4526 E.  ,  2025/2861 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1402 Esas, 2024/801 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/206 E., 2023/375 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde;

03. 03.2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile imza sirkülerine göre "B" grubu imza yetkililerine "A" grubu yetki verildiğini, davalı tarafından işbu kararın yönetim kurulunun süresinin dolmuş olması sebebiyle iade edildiğini, yönetim kurulunun 03.03.2020 tarihli genel kurulunda seçildiğini, görev süresinin hukuken 03.03.2023 tarihi mesai bitiminde dolduğunu, tescil ve ilanı istenilen kararın yönetim kurulunun görev süresi içinde alındığını, bu nedenle Ticaret Sicil tarafından yapılan iade işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve iade işlemine itiraz ettiklerini ileri sürerek şirketin işlem yapamamasının telafisi güç ve imkansız zararlara neden olacağından tedbiren yönetim kurulu kararının geçici tescilini, 03.03.2023 tarihli yönetim kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; imza yetkisi verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının tescil başvurusunun iadesine ilişkin bir red kararı bulunmadığını, yalnızca tescil başvurusunun iade edildiğini, davanın usul yönünden reddi gerektiğini, uyuşmazlığı esastan çözecek biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, geçici tescil yetkisinin sadece müvekkiline ait olduğunu, davacının yönetim kurulunun görev süresinin başvuru tarihi itibari ile sona ermesi nedeniyle davanın esastan da reddinin gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sicil kayıtlarına göre davaya konu 03.03.2023 tarihli kararda imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olduğu, anılı tarih itibari ile görevlerinin devam ettiği, şekli anlamda kararın alınmasına ve tesciline engel bir durum bulunmadığı, her ne kadar tescil talep tarihi itibari ile yönetim kurulunun görev süresinin dolduğundan bahisle davalı tarafından talep kabul edilmemiş ise de aslolanın tescili talep edilen kararın alınma tarihi olduğu, kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolsa dahi yenisi seçilene dek görevlerinin devam ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 21.03.2023 tarihl işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının 21.03.2023 tarihli işleminin iptali ile davacının davaya konu 03.03.2023 tarih ve 2023/12 K.

sayılı kararının tescil ve ilanına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tescil talebine konu olan yönetim kurulu kararını görev süresinin son gününde almış olup, kararın süresinden sonra alındığına dair iddianın yerinde olmadığı, sicil kayıtlarına göre davaya konu 03.03.2023 tarihli kararda imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olup o tarih itibari ile görevlerinin devam ettiği, davacı şirketin 05.12.2022 tarihinde yayımlanan 4 numaralı iç yönergesi ile imza yetki gruplarına ilişkin görev tanımlarının yapıldığı, 10.01.2023 tarihinde yayınlanan 31.10.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketi temsile yetkili kişilerin görev dağılımlarının belirlendiği, genel müdür yardımcıları ...(B) grubu, Hukuk Müşavirliği Direktörü ...

ise (B) ve (F) grubu imza yetkilisi iken 03.03.2023 tarihli 2023/12 sayılı kararla önceki yetkilerine ilaveten (A) grubu imza yetkisi verildiği, bahsi geçen yönetim kurulu kararının iç yönergede değişiklik yapılmasına ilişkin olduğu, kararda iç yönergeye atıfta bulunulmamışsa da bahsi geçen temsilcilerin hangi yönerge ile görevlendirdiklerinin belli olduğu, birden fazla imza grubu verilmesine ilişkin bir engel bulunmadığı, kararın üçüncü kişilerde tereddüt meydana getirmeyeceği, kararda kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1150987500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1402 E. 2024/801 K.

Yönetim kurulu görev süresi dolarken alınan kararın tescili

Gerekçe özeti

Ticaret sicil müdürlüğünün tescil talebini iade/reddetmesine karşı açılan itiraz davasında, tescili istenen yönetim kurulu kararının alınma tarihi esas alınır; kararın alındığı tarihte imza sahiplerinin görevi devam ediyorsa (görev süresi son gününde dahi olsa) kararın geçerliliğine etki etmez. İç yönergeye açıkça atıf yapılmamış olması, ilgili temsilcilerin hangi yönergeyle görevlendirildiği belirlenebiliyorsa ve karar üçüncü kişilerde tereddüt yaratmıyorsa kararın hukuka aykırılığı sonucunu doğurmaz. Asıl uyuşmazlığa bakan mahkeme, TTK 32/4 kapsamında çözümü mahkeme kararına bağlı hususlarda geçici hukuki himaye yoluyla (ihtiyati tedbir) geçici tescile karar verebilir; bu yetki sadece sicil müdürlüğüne özgü değildir ve nihai kararın sonucuna göre kaydın resen silinebilir olması bu tedbirin hüküm sonucunu elde eder nitelikte sayılmasını önler.

Emsal değeri

Ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasında, asıl uyuşmazlığa bakan mahkemenin TTK 32/4 kapsamında ihtiyati tedbir yoluyla geçici tescile karar verebileceği ve bu yetkinin sadece sicil müdürlüğüne özgü olmadığı yönündeki tespit, benzer itiraz davalarında geçici tescil taleplerinin usulü açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: ticaret sicil müdürünün kararına itiraz yönetim kurulu görev süresi iç yönerge imza yetkisi TTK 32/4 geçici tescil ihtiyati tedbir geçici hukuki himaye

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1402

KARAR NO 2024/801

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2023 (Gerekçeli Karar) - 10/05/2023 (Ara Karar)

NUMARASI 2023/206 Esas - 2023/374 Karar

DAVA

Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA VE TALEP

Davacı vekili; 03/03/2023 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile imza sirkülerine göre "B" grubu imza yetkililerine "A" grubu yetki verildiğini, davalı tarafından işbu kararın yönetim kurulunun süresinin dolmuş olması sebebiyle iade edildiğini, Yönetim Kurulu'nun 03/03/2020 tarihli genel kurulunda seçildiğini, görev süresinin hukuken 03/03/2023 tarihi mesai bitiminde dolduğunu, tescil ve ilanı istenilen kararın yönetim kurulunun görev süresi içinde alındığını, bu nedenle ticaret sicil tarafından yapılan iade işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve iade işlemine itiraz ettiklerini belirterek şirketin işlem yapamamasının telafisi güç ve imkansız zararlara neden olacağından tedbiren yönetim kurulu kararının geçici tescilini, 03/03/2023 tarihli yönetim kurulu kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; imza yetkisi verilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının tescil başvurusunun iadesine ilişkin bir red kararı bulunmadığını, yalnızca tescil başvurusunun iade edildiğini, davanın usul yönünden reddi gerektiğini, uyuşmazlığı esastan çözecek biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, geçici tescil yetkisinin sadece müvekkiline ait olduğunu, davacının yönetim kurulunun görev süresinin başvuru tarihi itibari ile sona ermesi nedeniyle davanın esastan da reddinin gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARAR

Mahkemece 28/03/2023 tarihli ara kararla; her ne kadar uyuşmazlığı esastan çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemez ise de; TTK'nın 32/4 fıkrasının bu hususun istisnalarından olduğu, tedbir isteminin reddi halinde davacı şirketin organsız kalma ve böylece telafisi güç zararların doğma riskinin bulunduğu gerekçesiyle tedbir talebinin kabulüne, davacı şirketin 03/03/2023 tarih ve 2023/12 Karar No'lu kararının TTK'nın 32/4 fıkrası uyarınca geçici olarak ticaret siciline tescil ve ilanı için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalının süresinde sunduğu itiraz dilekçesi üzerine mahkemece 10/05/2023 tarihli ara kararla davalının itirazının reddine karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; sicil kayıtlarına göre davaya konu 03/03/2023 tarihli kararda imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olduğu, anılı tarih itibari ile görevlerinin devam ettiği, şekli anlamda kararın alınmasına ve tesciline engel bir durum bulunmadığı, her ne kadar tescil talep tarihi itibari ile yönetim kurulunun görev süresinin dolduğundan bahisle davalı tarafından talep kabul edilmemiş ise de aslolanın tescili talep edilen kararın alınma tarihi olduğu, kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolsa dahi yenisi seçilene dek görevlerinin devam ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 21/03/2023 tarihl işlemin hukuka uygun olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının 21/03/2023 tarihli işleminin iptali ile davacının davaya konu 03/03/2023 tarih ve 2023/12 karar sayılı kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacının talebi ile ilgili ret kararı bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yönetim kurulu kararının alındığı tarihte yönetim kurulunun görev süresinin dolduğunu, görev süresi dolan yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma dışında bir işlem yapamayacağını, yine kararda iç yönergeye atıfta bulunulması gerektiği halde sicil müdürlüğünde tescil edilmeyen imza sirkülerine atıfta bulunulduğunu, ayrıca daha önceden B grubu imza yetkili olan kişilere A grubu imza yetkisinin verilemeyeceğini, iç yönergede tanımlanması gereken bir hususun yönetim kurulu kararı ile genişletilemeyeceğini, bu durumun 3. kişileri yanıltabileceğini, geçici tescil yetkisinin sadece müvekkiline ait olduğunu, ret kararı yazılan bir hususun geçici tescilinin mümkün olmadığını, geçici tescilin ihtiyati tedbir kararı olarak verilemeyeceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın kabulüne ilişkin kararın ve ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Talep, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. TTK'nın 34. Maddesinde ilgililerin, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin Müdür ve Yardımcılarının inceleme yükümlülüğü başlıklı 34. maddesine göre sicil tarafından yapılacak inceleme , "Tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı"yla sınırlıdır.

Davacı şirketin genel müdür yardımcıları ..., ..., ..., ..., Hukuk Müşavirliği Direktörü ...'e B grubu imza yetkisine ek olarak A grubu imza yetkisi verilmesine dair oy birliği ile alınan 03/03/2023 tarihli 2023/12 sayılı yönetim kurulu kararının tescili için yapılan 17/03/2023 tarihli başvurunun geri çevrildiği, davalı ticaret sicil müdürlüğünce kararın yönetim kurulunun görev süresinin sona ermesinden sonra alındığı, yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma dışında başka bir karar alamayacağı, kararda iç yönergeye atıfta bulunulmadığı, bir kişiye iç yönergede tanımlı birden fazla imza grubu derecesi ve unvanı verilemeyeceği, iç yönerge ile verilen sınırlı yetkinin yönetim kurulu kararı ile genişletilemeyeceği, bu şekilde alınan kararların üçüncü kişileri yanıltıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle tescil istemine karşı çıkıldığı anlaşılmaktadır.

TTK'nın 367. maddesinde yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği düzenlenmiştir. Aynı hükme göre bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir.

"Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır..." (TTK m. 390/1). Davacı şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulu toplantısı yapılması ve karar alınabilmesi için TTK'ya paralel hüküm getirilmiş, esas sözleşmenin 9. maddesinde yönetim kuruluna çıkaracağı iç yönerge ile yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği düzenlenmiştir. Yine iç yönergenin çıkarılması için bir nisap öngörülmemiştir. Davacının tescil talebine konu olan yönetim kurulu kararını görev süresinin son gününde almış olup, kararın süresinden sonra alındığına dair iddia yerinde değildir.

Sicil kayıtlarına göre davaya konu 03/03/2023 tarihli kararda imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olup o tarih itibari ile görevleri devam etmektedir. Davacı şirketin 05/12/2022 tarihinde yayımlanan 4 nolu iç yönergesi ile imza yetki gruplarına ilişkin görev tanımları yapılmış, 10/01/2023 tarihinde yayınlanan 31/10/2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketi temsile yetkili kişilerin görev dağılımları belirlenmiştir. Genel müdür yardımcıları ..., ..., ...,... (B) grubu, Hukuk Müşavirliği Direktörü ... ise (B) ve (F) grubu imza yetkilisi iken 03/03/2023 tarihli 2023/12 sayılı kararla önceki yetkilerine ilaveten (A) grubu imza yetkisi verildiği, bahsi geçen yönetim kurulu kararının, iç yönergede değişiklik yapılmasına ilişkin olduğu, kararda iç yönergeye atıfta bulunulmamışsa da bahsi geçen temsilcilerin hangi yönerge ile görevlendirdiklerinin belli olduğu, birden fazla imza grubu verilmesine ilişkin bir engel bulunmadığı, kararın üçüncü kişilerde tereddüt meydana getirecek nitelikte olmadığı, kararda kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir durum da bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

6102 sayılı TTKnun 32/f.4’te, "Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil edilir. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır." denilmiştir. Ancak geçici tescil talebinin ancak sicil müdürlüğünden talep edilebileceği ve geçici tescil talebinin kabul edilmesi halinde ise, üç ay içinde geçici tescil nedenine ilişkin dava açılması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Davalı sicilin tescil işlemlerini itiraz üzerine inceleyerek doğru işlemin yapılmasına karar verilmesine karar verebilen yargı merciinin geçici tescil talebi hususunda karar verme yetkisi olmadığı düşünülemez.

Asıl uyuşmazlığa bakan mahkemenin uyuşmazlık konusu kesin olarak çözümleninceye kadar, sicile geçici tescil hususunda sicile takdir hakkı vermeyen bir dil ile yazılan TTK 32/4.madde hükmüne göre geçici tescil işleminin davalı sicil tarafından yapılmasına karar verilmesi cümlesinde geçici hukuki himaye kapsamında ihtiyati tedbir yolu ile geçici tescile karar verebilmesine engel bulunmamaktadır. (Emsal nitelikte Yargıtay 11 HD nin 2014/16686 Esas, 2015/1927 Karar sayılı 16.2.2015 tarihli emsal ilamı). Kaldı ki yargılama sonucunda verilecek kararın neticesine göre geçici tescil edilen kayıt sicil tarafından resen silineceği öngörüldüğüne göre hüküm sonucu elde eder şekilde ihtiyati tedbir kararı verildiği de kabul edilemeyecektir.

Bu nedenle ihtiyati tedbir yoluyla geçici tescile ilişkin ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine dair ara karara yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 358-TL harcın mahsubu ile kalan 69,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 234-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerine yapılan inceleme sonunda; gerekçeli kararın istinafı nedeniyle verilen karar bakımından, HMK 346/2 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurabileceğine, ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın istinafı nedeniyle verilen karar bakımından ise HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

23/05/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.