Ortaklık ilişkisinden doğan takipte kesin yetki: dava şartı yokluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4148 E. 2025/2787 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Düzelterek onandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Özel hukuk tüzel kişisinin ortaklarının ortaklık ilişkisinden doğan alacakları bakımından kesin yetki söz konusu olduğundan, takibin kesin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması kamu düzenine ilişkin bir dava şartıdır ve yetki itirazı bulunmasa dahi re'sen gözetilir; kesin yetkili icra dairesinde başlatılmış takip yoksa itirazın iptali davası dava şartı yokluğundan usulden reddedilir, yetkisizlik kararıyla dosya başka mahkemeye gönderilemez. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul edip ilk derece kararını kaldırarak yeniden hüküm kurduğunda, kendisini vekille temsil ettiren lehine hüküm verilen taraf yararına vekâlet ücretine hükmetmek zorundadır; bu eksiklik yeniden yargılama gerektirmediğinden düzeltilerek onama yoluyla giderilir.
Ele alınan sorunlar
Takibin kesin yetkili icra dairesinde başlatılmamış olması ve bunun sonucu → ret
Gerekçe: İcra takibi, davacının davalı ile birlikte ortağı olduğu şirketin ödenen kamu borçlarının yarısının rücusu amacıyla başlatılmış olup uyuşmazlık şirket ortaklık ilişkisinden doğmaktadır. Kesin yetki hâllerinde takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması kamu düzenine ilişkindir; bu nedenle yetki itirazı bulunmasa da mahkemece re'sen incelenmelidir. Takip, kesin yetkili icra dairesi yerine başka yer icra dairesinde yapıldığından ve kesin yetkili icra dairelerinde başlatılmış bir takip bulunmadığından, itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir; yetkisizlik nedeniyle dosyanın başka bir asliye ticaret mahkemesine gönderilmesi doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kaldırma ve yeniden hüküm kurma hâlinde davalı yararına vekâlet ücreti takdiri → kabul
İddia: Davalı vekili, lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini temyiz sebebi yapmıştır.
Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına rağmen, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamış olması isabetli değildir ve bozmayı gerektirir; ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
İki yönden emsal değeri vardır: (i) Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin holding'i olan, ortaklık ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta takibin kesin yetkili icra dairesinde başlatılmamasının dava şartı yokluğundan usulden ret sonucunu doğurması; (ii) Yargıtay'ın kendi düzeltmesiyle kurduğu, kaldırma ve yeniden hüküm hâlinde lehine hüküm verilen davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi zorunluluğu.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına karşı veya bir ortağın bu sıfatla diğerlerine karşı açacağı davalarda ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; bu kesin yetki takibin başlatılacağı icra dairesi bakımından da geçerli olup kamu düzenine ilişkin olduğundan yetki itirazı bulunmasa da re'sen gözetilir.
- Dava şartı
- kesin yetki, itirazın iptali davasında takibin kesin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin yetki↗ dava şartı↗ kamu düzeni↗ re'sen gözetme↗ itirazın iptali↗ rücu↗ yetkili icra dairesi↗ vekâlet ücreti↗ düzelterek onama↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4148 E. , 2025/2787 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/883 Esas, 2024/812 Karar
HÜKÜM
Davanın usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2024/128 E., 2024/151 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacının .... A.Ş.'nin %50'şer hisse ile ortakları olduğunu, davalının yönetim kurulu başkanı, davacının ise yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiğini, şirket yetkilisi ortakların şirketin kamu borçlarından şahsi malvarlıkları ile sorumlu olduğunu, uzun süre şirketin vergi ve Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) borçlarının ödenemediğini, borçların yapılanması hakkında kanun çıktığında davacının şirkete ait tüm vergi ve SSK borçlarını ödediğini, borçların yarısını ödemesi için davacı tarafından davalıya yapılan başvuruların sonuçsuz kalması üzerine davalı hakkında İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün 2023/34664 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde dava şartlarının düzenlendiği, 115. maddesinde Mahkemenin dava şartlarının yok olduğunun anlaşılması halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin öngörüldüğü, HMK'nın 114/1-ç hükmü uyarınca kesin yetki halinin dava şartı olduğu, HMK 'nın 14/2. maddesinde "Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." düzenlemesinin bulunduğu, davada tarafların ortağı olduğu şirketin sicil kayıtları incelendiğinde merkezinin İstanbul/ Beşiktaş ilçesi olduğu, bu ilçenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresi dahilinde kaldığı gerekçesiyle davanın kesin yetki nedeniyle ve dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinin, davacının birlikte ortağı olduğu şirketin ödenen kamu borçlarının yarısının rücusu amacıyla davalıya karşı başlatıldığı, uyuşmazlığın şirket ortaklık ilişkisinden doğduğu, kesin yetki hallerinde, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmasının kamu düzenine ilişkin olduğundan, Mahkemece, yetki itirazı olmasa da re'sen incelenmesi gerektiği, takibin yetkili İstanbul İcra Dairesi'nde yapılması gerekirken, İstanbul Anadolu 11. İcra Dairesi'nde yapıldığı, kesin yetkili İstanbul İcra Dairelerinde başlatılmış bir takip bulunmadığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yetkisizlik nedeniyle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, yetkili icra dairesinde takip yapılmadığından itirazın iptali davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının, davalı ile %50'şer ortak oldukları dava dışı şirketin davacı tarafça ödenen vergi ve SSK borçlarının yarısının rücusu amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin temyizine gelince, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına rağmen kendini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir hüküm kurulmamış olması isabetli olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına “Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1150336700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz