Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4214 E. 2025/2623 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
marka hakkına tecavüz↗ haksız rekabet↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının 2007/... sayılı markasını dava tarihinden önceki son 5 yıl içerisinde "Şampuanlar, duş jelleri, el temizleme jelleri, kremleri, solüsyonları, sıvı el temizleyicileri, köpük sabunlar, ıslak mendiller, parfümler, yüksek parfümlü genel temizleyiciler, çok yüksek kokulu konsantre parfümler, hidroalkolik jeller, koku giderici oda sıvıları, otomat deterjanları" emtiaları üzerinde Türkiye içerisinde ciddi biçimde kullandığı, davacının bu emtialar bakımından kullanım külfetini yerine getirdiği, davacının markasını kullandığı parfümeri ürünleri ile davalının dava konusu kullanımlarının gerçekleştiği "ruj" mallarının aynı tür emtialar olduğu, ancak davalının dava konusu kullanımlarındaki markasal unsurun "..." ibaresi olduğu, "... ..." ibaresine ... kod numaralı ruj rengini ifade etmek için tasviri nitelikte yer verildiği, kozmetik sektöründe “... ...” ibaresinin bir pembe renk tonunu tanımlamak için çok yaygın şekilde kullanıldığı, tüketicilerin "..." kelimesinin ruj emtiası bakımından pembe renk tonunu ifade eden tanımlayıcı bir unsur olarak kullanılmasına aşina oldukları, "..." ibaresi, kozmetik sektöründe doğrudan doğuya jenerik bir sözcük olmamakla birlikte somut olayda davalının mevcut kullanımı ile ruj ürünlerindeki yaygın piyasa uygulaması dahilinde pembe renginin bir tonunu tasvir eden tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığı, davalı kullanımlarının SMK'nın 7/5-b hükmü kapsamında kaldığı, hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu kullanımlarındaki markasal unsurun "..." ibaresi olduğu, Mahkemece aralarında sektör uzmanlarının da yer aldığı bilirkişi heyetinden alınan raporda da açıklandığı üzere dava konusu kullanımlarda yer alan "... ..." ibaresinin kozmetik sektöründe ürünlerin renk tonunu tanımladığı, dava konusu kullanımlarında yer alan "... ..." ibaresinin de pembe renginin bir tonunu tasvir eden tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığı, SMK'nın 7/5-b hükmü kapsamında kalan dava konusu kullanımların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının "... ..." ibaresini ruj emtiası üzerindeki dava konusu kullanımının davalının marka hakkında tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i ile davalı yanın davacının zarar miktarının belirlenebilmesi için ilgili belgelerin mahkemeye sunulması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
SMK'nın 9/2 hükmünde markanın kullanılması “a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.” ve aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” şeklinde düzenlenmiştir. Markaya tecavüz ise anılan Kanun’un 29. maddesinde düzenlenmiş olup, tecavüz hallerinden biri de 29. maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak” olarak belirtilmiştir. Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere tescilli bir markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeden ilaveler yapılarak kullanılması mümkün olmakla birlikte bu kullanımının bir başkasına ait tescilli bir markayla karışıklığa sebebiyet olabilecek düzeyde olmaması gerekir.
Somut olaya gelindiğinde davalının “...” ibareli kullanımında, davacı adına tescilli “...” ibaresinin tamamına yer vermiş olup bu kullanım davalının markasıyla ilgili tüketici nezdinde iltibasa neden olabilecek düzeydedir. Hal böyle olunca ilgili tüketici kesimi tarafından satışı yapılan malların davacının mallarıyla aynı ya da idari veya ekonomik olarak bağlantılı teşebbüsten geldiği algısı oluşturacağından köken gösterme fonksiyonunda da karışıklığa sebebiyet vereceği açıktır. Bu itibarla davalı kullanımının davacı markası ile karışıklığa sebebiyet vereceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6881 E. 2024/8397 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… resinin de pembe renginin bir tonunu tasvir eden tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığı, SMK'nın 7/5-b hükmü kapsamında kalan dava konusu kullanımların davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının "... ..." ibaresini ruj emtiası üzerindeki dava konusu kullanımının davalının marka hakkında tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i ile davalı yanın davacının zarar miktarının belirlenebilmesi için ilgili belgelerin mahkemeye sunulması istemine ilişkindir.
Somut olaya gelindiğinde davalının “...” ibareli kullanımında, davacı adına tescilli “...” ibaresinin tamamına yer vermiş olup bu kullanım davalının markasıyla ilgili tüketici nezdinde «iltibasa» neden olabilecek düzeydedir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2007 yılında “Parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler, sabunlar” «dahil» olmak üzere 03 ve 05 inci sınıflara giren emtialarda tescil ettirdiği “...” markası altında söz konusu emtiaların üretim ve satışını yapmakta olduğunu, davalının davacının tescilli “...” markasıyla «iltibas» yaratacak derecede benzer “...”, “...”, “...” markalı ürünlerin satışını yaptığının noter marifetiyle tespit edildiğini, davacı adına tescil ettirilmiş 2007/71094 nolu markanın, ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ya da en azından iltibas veya iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzerinin onay alınmadan davalı tarafından kozmetik ürünler üzerinde kullanılması suretiyle gerçekleştirilen marka ihlali ve yaratılan «haksız rekabetin» 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6/1-b, 7/1-b, 29/1-a, 149/1-a, b, c, ç, d, f, g ve 150/3 maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55/1-a.4, 56/1-a, b, c maddeleri gereğince; davalının iş eylemlerinin marka ihlali ve haksız rekabet olduğunun tespitine, önlenip durdurulmasına (men-ine ve ref'ine), " BONBO"N ibaresini «taşıyan» tüm kozmetik ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin marka ihlali ve haksız rekabet yaratmayacak şekilde şekillerinin değiştirilmesine, bu hususun mümkün olmaması halinde imhalarına, hükmün «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Feri müdahil ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markaların benzer olmadığını ve aralarında «iltibas» riskinin bulunmadığını, bu yüzden de ortada bir marka hakkı ihlali ve/veya «haksız rekabet» olmadığını, zira fer’i müdahil firmanın dava konusu edilen ürünlerinde yer alan markasal kullanımın tanınmış “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin kozmetik sekt …
… al bir algı oluşturmadığından, davalının davaya konu eylemleri ile davacıya ait ... ibareli marka arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali «dahil» karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlik bulunmadığı, ilgili tüketici kesiminin markalar arasında bağlantı kurup yanılgıya kapılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davalı kullanım biçimlerinin davacıya ait marka ile «iltibas» tehlikesini bertaraf edecek derecede farklılaştığı, bu nedenle marka hakkı ihlali oluşturmayan davalı eylemlerinin, aynı zamanda davacı aleyhine «haksız rekabet» de teşkil etmediği, davalı eylemlerinin hukuka uygun kullanım sınırı kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istina …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · derdestlik · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · kâr dağıtımı · kötüniyet · taşıyan · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… cının davasına mesnet aldığı markasıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “...” markasını ruj ve göz farı ürünlerinde kullanmadığını, davayı açmakta «kötüniyetli» olduğunu, davacının markasının hükümsüzlüğü davalarının halen «derdest» olduğunu, davacının gerek dünyada gerekse Türkiye’de uzun yıllardır satış ve «dağıtımda» olan dava konusu ürünler karşısında suskun kalarak hak «kaybına» uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının perakende mağazacılık sektöründe selektif kozmetik ürün satışı gerçekleştiren bir «ticari işletme» olarak, kendi ürünleri dışında ithal ettiği veya Türkiye’deki distribütörlerinden ve tedarikçilerinden temin ettiği başkalarına ait ürünleri de satışa sunduğunu, bu cümleden olarak «uyuşmazlık konusu» edilen “Lancôme Rouge In Love” markalı rujları L’...
… Love” ibaresinin 2011/35804 numara ile tescilli olduğunu, bu ürünün 2013 yılından beri piyasada olduğunu, davacının bu kadar uzun süre sessiz kalması nedeniyle hak «kaybına» uğradığını, davacının endüstriyel temizlik ürünleri ile fer’i müdahilin rujlarının karıştırılmasının mümkün olmadığını, kendi markalarının özgün ve «ayırt ediciliği» yüksek bir marka olduğunu ve taraf markalarının görsel farklılıkları, farklı satış kanalları ve ürünlerin hitap ettiği müşteri kitlesinin farklılığı gözetildiğinde markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının “...” markasını makyaj malzemeleri üzerinde kullanmadığını savunarak, kullanılmayan bir markaya dayalı olarak ve ortada bir marka tecavüzü/«haksız rekabet» fiili bulunmadan açılan davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2007 yılında “Parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler, sabunlar” «dahil» olmak üzere 03 ve 05 inci sınıflara giren emtialarda tescil ettirdiği “...” markası altında söz konusu emtiaların üretim ve satışını yapmakta olduğunu, davalının davacının tescilli “...” markasıyla «iltibas» yaratacak derecede benzer “...”, “...”, “...” markalı ürünlerin satışını yaptığının noter marifetiyle tespit edildiğini, davacı adına tescil ettirilmiş 2007/71094 nolu markanın, ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ya da en azından iltibas veya iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzerinin onay alınmadan davalı tarafından kozmetik ürünler üzerinde kullanılması suretiyle gerçekleştirilen marka ihlali ve yaratılan «haksız rekabetin» 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6/1-b, 7/1-b, 29/1-a, 149/1-a, b, c, ç, d, f, g ve 150/3 maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55/1-a.4, 56/1-a, b, c maddeleri gereğince; davalının iş eylemlerinin marka ihlali ve haksız rekabet olduğunun tespitine, önlenip durdurulmasına (men-ine ve ref'ine), " BONBO"N ibaresini «taşıyan» tüm kozmetik ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin marka ihlali ve haksız rekabet yaratmayacak şekilde şekillerinin değiştirilmesine, bu hususun mümkün olmaması halinde imhalarına, hükmün «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4214 E. , 2025/2623 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 3 ve 5. sınıf mallar yönünden tescilli 2007/... sayılı ve "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, anılan markanın 2007 yılından bu yana 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 9. maddesi anlamında eylemli olarak kullandığını, davalının müvekkilinin markasını oluşturan ibareyi "ruj" ürünlerinde kullandığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, ref'ine; davalı yanın iş bu davada, müvekkilinin uğramış olduğu zararın miktarının belirlenebilmesi için gerçekleştirdiği marka ihlali ve haksız rekabet ile ilgili belgeleri mahkemeye sunmasına, masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında “...” markasına ilişkin devam eden pek çok sayıda dava dosyasının bulunduğunu, “...” markası altında üretilen, satış, pazarlaması yapılan rujlar ve bu ürünlere ilişkin her türlü kullanımlar ve fiillerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı şirketin markalarına tecavüzün söz konusu olmadığını, davaya konu “...” markalı ürünler üzerinde yer alan ve sadece renk belirten “... ...” ifadesinin markasal bir kullanım teşkil etmediğini, “...” markalı ruj serisinde yer alan tek bir ruj için kullanılan "... ..." ibaresinin “...” veya “...” anlamına gelen ve üzerinde yer aldığı ürünün rengini betimleyen/tanıtan bir ifade olduğunu, ayrıca davacının "..." markasını “makyaj ürünleri” üzerinde kullanmadığından markasına tecavüz ya da haksız rekabetten de söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının 2007/... sayılı markasını dava tarihinden önceki son 5 yıl içerisinde "Şampuanlar, duş jelleri, el temizleme jelleri, kremleri, solüsyonları, sıvı el temizleyicileri, köpük sabunlar, ıslak mendiller, parfümler, yüksek parfümlü genel temizleyiciler, çok yüksek kokulu konsantre parfümler, hidroalkolik jeller, koku giderici oda sıvıları, otomat deterjanları" emtiaları üzerinde Türkiye içerisinde ciddi biçimde kullandığı, davacının bu emtialar bakımından kullanım külfetini yerine getirdiği, davacının markasını kullandığı parfümeri ürünleri ile davalının dava konusu kullanımlarının gerçekleştiği "ruj" mallarının aynı tür emtialar olduğu, ancak davalının dava konusu kullanımlarındaki markasal unsurun "..." ibaresi olduğu, "...
..." ibaresine ... kod numaralı ruj rengini ifade etmek için tasviri nitelikte yer verildiği, kozmetik sektöründe “... ...” ibaresinin bir pembe renk tonunu tanımlamak için çok yaygın şekilde kullanıldığı, tüketicilerin "..." kelimesinin ruj emtiası bakımından pembe renk tonunu ifade eden tanımlayıcı bir unsur olarak kullanılmasına aşina oldukları, "..." ibaresi, kozmetik sektöründe doğrudan doğuya jenerik bir sözcük olmamakla birlikte somut olayda davalının mevcut kullanımı ile ruj ürünlerindeki yaygın piyasa uygulaması dahilinde pembe renginin bir tonunu tasvir eden tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığı, davalı kullanımlarının SMK'nın 7/5-b hükmü kapsamında kaldığı, hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu kullanımlarındaki markasal unsurun "..." ibaresi olduğu, Mahkemece aralarında sektör uzmanlarının da yer aldığı bilirkişi heyetinden alınan raporda da açıklandığı üzere dava konusu kullanımlarda yer alan "... ..." ibaresinin kozmetik sektöründe ürünlerin renk tonunu tanımladığı, dava konusu kullanımlarında yer alan "... ..." ibaresinin de pembe renginin bir tonunu tasvir eden tanımlayıcı bir ibare olarak kullanıldığı, SMK'nın 7/5-b hükmü kapsamında kalan dava konusu kullanımların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının "... ..." ibaresini ruj emtiası üzerindeki dava konusu kullanımının davalının marka hakkında tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i ile davalı yanın davacının zarar miktarının belirlenebilmesi için ilgili belgelerin mahkemeye sunulması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
SMK'nın 9/2 hükmünde markanın kullanılması “a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.” ve aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir” şeklinde düzenlenmiştir. Markaya tecavüz ise anılan Kanun’un 29. maddesinde düzenlenmiş olup, tecavüz hallerinden biri de 29. maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak” olarak belirtilmiştir. Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere tescilli bir markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeden ilaveler yapılarak kullanılması mümkün olmakla birlikte bu kullanımının bir başkasına ait tescilli bir markayla karışıklığa sebebiyet olabilecek düzeyde olmaması gerekir.
Somut olaya gelindiğinde davalının “...” ibareli kullanımında, davacı adına tescilli “...” ibaresinin tamamına yer vermiş olup bu kullanım davalının markasıyla ilgili tüketici nezdinde iltibasa neden olabilecek düzeydedir. Hal böyle olunca ilgili tüketici kesimi tarafından satışı yapılan malların davacının mallarıyla aynı ya da idari veya ekonomik olarak bağlantılı teşebbüsten geldiği algısı oluşturacağından köken gösterme fonksiyonunda da karışıklığa sebebiyet vereceği açıktır. Bu itibarla davalı kullanımının davacı markası ile karışıklığa sebebiyet vereceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1150109100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz