6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği ve cezai şartın tenkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1673 E. 2024/547 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Rekabet Yasağına Aykırılık Nedeniyle Cezai Şart mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

rekabet yasağı sözleşmesi

Gerekçe özeti

İşçi ile işveren arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin sadece son sayfasında imza bulunması, diğer sayfalarında imza bulunmaması, sözleşmenin madde başlıkları, numaraları, sırası ve içeriği imzalı son sayfa ile bütünlük taşıyorsa ve sözleşme sonunda tüm maddelerin müzakere edilerek mutabakatla imzalandığına ilişkin ibare varsa, o sözleşmede yer alan rekabet yasağı ve cezai şart hükümlerinin geçerliliğini etkilemez; kanunda sözleşmenin her sayfasının imzalanması şeklinde bir geçerlilik şartı yoktur. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin işyerinde müşteri çevresi veya üretim sırlarına ilişkin bilgi edinme imkânına sahip bir pozisyonda çalışması ve bu bilgilerin yeni işyerinde kullanılmasının işverene önemli zarar verme ihtimali taşıması yeterlidir; somut bir zararın gerçekleşmiş olması gerekmez. Kararlaştırılan cezai şartın fahiş olması halinde hakim TBK 182/3 uyarınca re'sen indirim yapabilir; bu tenkis nedeniyle reddedilen kısım için dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilir ve davalı yararına ayrıca vekalet ücreti ile yargılama gideri hükmedilmez. TBK 446/3 uyarınca işverenin, rekabet yasağını ihlal eden işçinin yasağa aykırı davranışına son verilmesini talep hakkı, işverenin menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışının bunu haklı göstermesi koşuluna bağlıdır; ancak bu talep üçüncü kişiyi (yeni işvereni) zorlayıcı nitelikte olamayacağından, rakip işletmede çalışmaya başlayan işçinin o işyerindeki iş sözleşmesinin feshedilmesine karar verilemez.

Ele alınan sorunlar

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği (imza eksikliği iddiası) → kabul

İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporunda haksız rekabetin tespit edildiğini, rekabet yasağı hükmünün sözleşmeye sonradan eklendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşmenin bütünlük taşıdığını belirterek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Rekabet yasağı hükmü içeren sözleşmenin son sayfasında davalının imzası bulunmakta olup davalının bu imzaya bir itirazı yoktur. Sözleşmenin madde başlıkları, madde numara ve sıraları ile içeriği, imzalı son sayfa ile bir bütünlük içerisindedir. Sözleşme sonunda, sözleşmenin tüm maddelerinin müzakere edilerek tarafların mutabakatı ile tanzim edildiğine ilişkin ibare yer almakta olup, kanunda sözleşmenin tüm sayfalarında imza bulunması şeklinde bir geçerlilik şartı bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmü geçerlidir; mahkemenin aksi yöndeki kabulü hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rekabet yasağı sözleşmesinin yer, süre ve konu bakımından TBK 445 sınırlarına uygunluğu → kabul

Gerekçe: Sözleşmede rekabet yasağı 2 yıl süre ve Tekirdağ ili coğrafi alanı ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle sözleşmede TBK'nın 445. maddesi kapsamında kanuna aykırılık yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rekabet yasağının maddi koşullarının (TBK 444/2) oluşup oluşmadığı ve fesih şekli → kabul

Gerekçe: TBK'nın 444/2. maddesi gereğince rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Davalının davacı iş yerinde ar-ge müdürü olarak çalıştığı, bu kapsamda davacı şirketin üretim sırlarına ve gizli formüllerine vakıf olduğu, işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir. Davalının istifa ederek ayrıldığı sabit olup, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği yönünde bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle davalının sözleşmenin rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği sabittir; mahkemece cezai şarta hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şartın fahiş olması nedeniyle TBK 182/3 uyarınca tenkis → kısmi kabul

Gerekçe: TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı belirlenirken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. İşten ayrıldığında 12.248,94-TL brüt ücret alan davalının 24 aylık brüt ücretine tekabül eden 293.974,56-TL cezai şart isteği fahiş sayılmalıdır. Bu nedenle kararlaştırılan cezai şarttan %60 oranında tenkis yapılması somut olaya uygun görülmüş olup, cezai şart tutarı 24 aylık ücret tutarının %40'ı olarak hesaplanmıştır. Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

TBK 446/3 uyarınca üçüncü kişi (dava dışı firma) ile iş akdinin sona erdirilmesi talebi → ret

Gerekçe: TBK'nın 446/3 maddesine göre işveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir. Bu hükme göre işverenin bu talebini ileri sürebilmesi için, sözleşmede işçinin bu yasağa aykırı davranışı halinde faaliyetine son vermeye zorlanabileceğinin açıkça yazılı olması ve işverenin ihlal edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışının bunu haklı göstermesi koşullarının birlikte bulunması gerekir; işverenin önemli bir zararının olması ve işçinin ihlal davranışının ağır bir nitelik taşıması şarttır. Ancak bu konuda üçüncü kişileri zorlayıcı bir karar verilmesi mümkün olmadığından, rakip işletmede çalışmaya başlayan işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesine karar verilmesi mümkün değildir. Somut olayda davalının eylemi, rekabet eylemini sona erdirme yaptırımının uygulanmasını gerektirecek derecede ağır olmadığı gibi, iş akdinin sona erdirilmesinin talep edilmesi de mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, hizmet sözleşmesinin son sayfası imzalı ancak diğer sayfaları imzasızken sözleşmenin bütünlük göstermesi halinde rekabet yasağı kaydının geçerli sayılacağına ilişkin tespiti ile TBK 446/3 kapsamında üçüncü kişi işvereni zorlayıcı biçimde iş akdinin sona erdirilmesine karar verilemeyeceğine ilişkin tespiti, benzer rekabet yasağı uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart tenkis (TBK 182/3) üretim sırrı müşteri çevresi haklı fesih TBK 446/3

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 444TBK 445TBK 446/3TBK 182/3 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1673

KARAR NO 2024/547

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/06/2021

NUMARASI 2018/1035 Esas 2021/577 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/04/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket nezdinde 01.09.2012 tarihinde çalışmaya başlayan davalı ile 01.05.2014 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 5 yıl süreli bir sözleşme yapıldığını, davalının bu sözleşme ile 02.05.2018 tarihine kadar müvekkili şirkette AR-GE müdürü olarak çalıştığını, dava dışı ... isimli şahsın ise 16 yıl boyunca müvekkili şirketin genel müdürü olarak görev yaptığını, belirli dönemlerde yönetim kurulunda yer aldığını, akabinde müvekkili şirketten ayrılıp müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren dava dışı ... Ltd. Şti'ni kurduğunu, ...'ın müvekkili şirkette reçetelerin bağlı bulunduğu bilgisayarlardan yedekleme yaptığını, müvekkili şirketin sahibi olduğu 45 adede yakın ürünün kopyalarını Türkiye pazarına sürdüğünü, ...

firması ve yetkilisi ...'ın tüm bu hukuka aykırı eylemlerine devam ederek, davalı ...'ın ... firmasında işe başlamasını sağladığını, üretici bir firma olan müvekkili şirketin en önemli ticari sırlarına vakıf olan bir pozisyonda çalışan davalının iş sözleşmesine 8/c maddesi ile rekabet yasağı koyarak, davalının işveren müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği Tekirdağ ili sınırları içerisinde, müvekkili şirketin rakibi olan ya da rakibi olacak firma ve/veya kişilerle, işveren nezdinde iken görev aldığı ve/veya muadili olan projeler, alınan ruhsatlar kapsamında 2 yıl boyunca hizmet akdi, ortaklık vb. sıfatlarla çalışmayacağını, bu firmalara danışmanlık yapmayacağını, rakip firma ve kişilere bilgi ve döküman vermeyeceğini, işverenin faaliyet gösterdiği alanda haksız rekabet doğuracak herhangi bir firma kurmayacağını, aksi takdirde işverenin sair tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, ayrıldığı tarihteki brüt ücretinin 24 katı kadar tazminat ödeyeceğini belirlediğini ;davalının, müvekkili şirkette şirketin en önemli ticari sırlarına vakıf olabilecek AR-GE Müdürü pozisyonunda çalıştığını, akabinde aynı sektörde Tekirdağ il sınırları içerisinde faaliyet gösteren ...

firmasında işe başladığını, davalının bu şekilde iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, 10.000-TL cezai şart alacağının davalının dava dışı firmada çalışmaya başladığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının rekabet yasağına aykırılık arz eden dava dışı ... firmasındaki iş akdinin TBK'nın 446/3 maddesi uyarıca sona erdirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 06.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, cezai şart alacağına ilişkin dava değerini 283.974,56-TL artırarak 293.974,56-TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkiline imzalatılan sözleşmede rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, rekabet yasağının müvekkilinin iradesi sakatlanmak suretiyle hile yoluyla sözleşmeye sonradan eklendiğini, bu nedenle rekabet yasağının geçersiz olduğunu, müvekkilinin davacı nezdinde 03.10.2011 tarihinde kimyager olarak işe başladığını, 2017 yılı kasım ayında ise ar-ge sorumlusu pozisyonunda çalışmaya devam ettiğini, 03.05.2018 tarihinde iş akdini haklı nedenle feshederek işten ayrıldığını, müvekkiline çalıştığı dönemde birden fazla sözleşme imzalatıldığını, 01.05.2014 tarihli sözleşmede rekabet yasağı hükmü bulunmadığını, müvekkili bu sözleşme ile bağlı iken yasal değişiklikleri gerekçe gösteren davacının, 2010.2017 tarihli sözleşmeyi baskı ile iş akdini feshedeceğini söyleyerek imzalattığını, ancak davacının müvekkiline her sayfayı imzalatmadığını ve müvekkilinin kabul etmediği rekabet yasağına ilişkin kaydı sözleşmeye sonradan eklediğini, dolayısıyla rekabet yasağının geçersiz olduğunu, bir an için bu düzenlemenin geçerli olduğu kabul edilse bile, davacının iştigal alanının alelade işler olduğunu, hiç bir üretim, ticari ve iş sırrı bulunmadığını, davacının bu güne kadar buluşunun ve patentinin olmadığını, davacının kullandığı formüllerin üretim tekniğinin gizli olmadığını, ortada bir sır bulunmadığından bunun rekabet yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bunun yanı sıra müvekkilinin fiyat politikası ve müşteri çevresi ile ilgili bilgi sahibi olmadığını, müvekkili iş akdini haklı sebeple feshettiğinden TBK'nın 447/2 maddesi gereğince rekabet yasağının sona erdiğini, rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini önleyecek şekilde süre, yer ve konu bakımından uygun sınırlar içinde kararlaştırılmış olması gerektiğini, sözleşmedeki şartın bu yönden de geçersiz olduğunu, ayrıca öngörülen cezai şartın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalının sözleşmeye aykırı şekilde davacı ile aynı iş kolunda rakip şirkette Tekirdağ içinde davacıdan ayrılmasından iki yıl geçmeden çalışmaya başladığı, bu haliyle sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından imzaladığı sözleşmede rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunmadığı, sunulan yeni sözleşmeyi imzalamak istemediği ve kendisine haksız rekabete ilişkin hükümlerin çıkarılacağının söylendiği, bu kısmın kendilerinin haberi olmadan sonradan eklendiğinin beyan edildiği, davalının beyanlarını destekleyecek tanık beyanlarının olması ve davacı tarafından sunulan sözleşmenin haksız rekabet ve cezai şart içeren bölümlerinde davalının imzasının bulunmaması karşısında, davalının bu sözleşmeden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; mahkemece alınan bilirkişi raporunda, somut olayda haksız rekabetin mevcut olduğu ve davalının rekabet yasağını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, rekabet yasağı hükmünün sözleşmeye sonradan eklendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının müvekkili şirkette ar-ge sorumlusu olarak çalıştığından bir çok gizli bilgiye sahip olduğunu, davalının rekabet yasağı hükmüne aykırı davranarak müvekkiline ait gizli formül ve bilgileri dava dışı şirkette kullanmasının kabulünün mümkün olmadığını, cezai şart içeren hükmün davalının bilgisi ve kabulü ile eklendiğini, sözleşmenin madde başlığı, sırası ve içeriği ile imzalı olan son sayfayla bir bütünlük taşıdığını, hükmedilecek cezai şarttan hakkaniyet indirimi yapılması halinde, indirim nedeniyle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili ile davalının dava dışı firma ile olan iş ilişkisinin sona erdirilmesi istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.

Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.

Somut olayda; davalının 01.09.2012 tarihinde davacı şirkette kimyager ve sonrasında ar-ge müdürü olarak çalışmaya başladığı, davacı ile davalı arasında önce 01.05.2014 tarihli ve 5 yıl süreli iş sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmede rekabet yasağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, taraflarca imzalanan 20.10.2017 tarihli hizmet sözleşmesinin 8/c maddesinde ise; çalışanın, işveren ile arasındaki hizmet sözleşmesinin sona ermesi halinde işverenin faaliyet gösterdiği Tekirdağ ili sınırları içerisinde, rakibi olan veya olacak firma ve/veya kişilerle, işveren nezdinde iken görev aldığı ve/veya muadili olan projeler, alınan ruhsatlar kapsamında 2 yıl boyunca hizmet akdi, ortaklık vb. sıfatlarla çalışmayacağını, bu firmalara danışmanlık yapmayacağı, rakip firma ve kişilere bilgi ve döküman vermeyeceği, işverenin faaliyet gösterdiği alanda haksız rekabet doğuracak herhangi bir firma kurmayacağı, aksi takdirde işverenin sair tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, ayrıldığı tarihteki brüt ücretinin 24 katı kadar tazminat ödemeyi kabul ettiği, ayrıca işverenin işçinin rekabet yasağına aykırı eylemlerinden dolayı uğrayacağı sair zararları ile yasağa aykırı davranışlara derhal son verilmesini ayrıca talep hakkının saklı olduğu hususlarının hüküm altına alındığı, davalının 02.05.2018 tarihli istifa dilekçesiyle 03.05.2018 tarihinde kendi isteğiyle davacı iş yerindeki işten ayrıldığı, 24.07.2018 tarihinde davacı şirket ile aynı sektörde ve aynı faaliyet konularıyla Çerkezköy'de iştigal eden dava dışı ...

Kimya firmasında kimyager olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Rekabet yasağı hükmü içeren sözleşmenin son sayfasında davalının imzası yer almakta olup, tüm sayfalarında imzası bulunmamaktadır. Davalının sözleşmedeki imzaya bir itirazı yoktur. Sözleşmenin madde başlıkları, madde numara ve sıraları ile içeriği, imzalı son sayfa ile bir bütünlük içerisindedir. Sözleşme sonunda "işbu 10 maddeden oluşan belirsiz iş sözleşmesi, tüm maddeleri müzakere edilmek suretiyle ve tarafların mutabakatı ile ... iki nüsha olarak tanzim edilmiş ve imzalanmıştır" şeklinde ibare yer almakta olup, kanunda sözleşmenin tüm sayfalarında imza bulunması şeklinde bir geçerlilik şartı da bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmü geçerli olup, mahkemenin aksi yöndeki kabulü hatalıdır.

Sözleşmede rekabet yasağı 2 yıl süre ve Tekirdağ ili coğrafi alanı ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle sözleşmede TBK'nın 445. maddesi kapsamında da kanuna aykırılık yoktur. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamından; davalının, davacı iş yerinde ar-ge müdürü olarak çalıştığı, bu kapsamda davacı şirketin üretim sırlarına ve gizli formüllerine vakıf olduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı işi yaptığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı ise rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir. Davalının istifa ederek ayrıldığı sabit olup, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği yönünde bir delil de sunulmamıştır. Bu nedenle davalının sözleşmenin rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği sabit olup, mahkemece cezai şarta hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Ancak TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır.

Buna göre işten ayrıldığında 12.248,94-TL brüt ücret alan davalının 24 aylık brüt ücretine tekabül eden 293.974,56-TL cezai şart isteği fahiş sayılmalıdır. Bu nedenle kararlaştırılan cezai şarttan %60 oranında tenkis yapılması somut olaya uygun görülmüş olup, cezai şart tutarı takdiren 24 aylık ücret tutarı olan 293.974,56-TL'nin %40'ı olan 117.589,82-TL olarak hesaplanmıştır. Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan mahkemece TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmesi gerekmektedir. Davacının diğer talebi, TBK'nın 446/3 maddesine dayalı olarak davalının dava dışı firma ile olan iş ilişkisinin sona erdirilmesi istemidir.

TBK'nın 446/3 maddesine göre; “İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.” Söz konusu hüküm doğrultusunda işverenin, işçinin rekabet yasağını ihlal eden davranışının sona erdirilmesini talep edebilmesi için; rekabet yasağı sözleşmesinde, işçinin bu yasağa aykırı davranışı halinde rekabet oluşturan faaliyetine son vermeye zorlanabileceğinin açıkça yazılı olarak düzenlenmiş olması ve ilave olarak işverenin ihlal edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışının bunu haklı göstermesi koşullarının birlikte bulunması gerekmektedir.

İşverenin rekabet yasağının ihlali nedeniyle önemli bir zararının olması ve işçinin ihlal davranışının ağır bir nitelik taşıması gerekir. Ancak bu konuda üçüncü kişileri zorlayıcı bir karar verilmesi mümkün olmadığından, rakip işletmede çalışmaya başlayan işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesine karar verilmesi mümkün değildir. Bu doğrultuda somut olayda davalının eylemi, rekabet eylemini sona erdirme yaptırımının uygulanmasını gerektirecek derecede ağır olmadığı gibi, yukarıda belirtildiği üzere iş akdinin sona erdirilmesinin talep edilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle davacının bu isteminin reddine karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 Tarih 2018/1035 Esas 2021/577 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, 117.589,82-TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair cezai şart alacağı isteminin tenkis nedeniyle reddine, davalının dava dışı ... firmasındaki iş akdinin sona erdirilmesi isteminin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; Alınması gereken 8.032,56-TL karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 170,78-TL peşin, 5.000-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.170,78-TL harcın mahsubu ile kalan 2.861,78‬-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 5.206,68‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 3.000-TL bilirkişi ücreti, 268,75-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.268,75-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.634,37-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 18.814,37-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen iş akdinin sona erdirilmesi talebi yönünden davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Tenkis nedeniyle reddedilen cezai şart alacağı yönünden davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 65,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 32,75‬-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 5,50-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 2,25-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114962 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.