6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2172 E. 2025/2190 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
munzam zarar usuli kazanılmış hak direnme kararı ziya kazanılmış hak olumsuz oy içtihadı birleştirme kararı avans faizi zamanaşımı

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.03.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mevduat hesaplarından davalı bankanın kusurlu davranışlarıyla üçüncü kişilere ödeme yapılması nedeniyle mahkemece usulsüz ödenen meblağların davalı bankadan tahsiline karar verildiğini, mahkeme kararına istinaden davalı banka tarafından 13.03.2009 tarihinde ödeme yapıldığını, müvekkillerinin alacaklarına zamanında kavuşmamaları nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek şimdilik 17.000.000 TL munzam zararlarının 18.03.1999 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın kararın kesinleşmesi ile ödeme yaptığını, davacıların davaya konu zarara kendi kusurları ile sebebiyet verdiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddianın, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönünde olduğu, başka bir anlatımla davacılar tarafından ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullardaki mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddia da bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil sunulmadığı, açılan davada sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacıların durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürüldüğünden karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacıların durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, ancak yapılan yargılama sırasında davacılar tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine oy çokluğuyla karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Mahkemece her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına atıf yapılarak davacıların munzam zararlarının, somut olgulara dayalı olarak ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Hukuk Genel Kurulu kararları içtihadı birleştirme kararı niteliğinde olmadığından sadece direnme kararına konu uyuşmazlık bakımından bağlayıcı nitelik arzeder.

Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmakla davacılar yararına bozma ilamında yapılan tespitler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması noktasında usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple bozma ilamına uyulmasından sonra alınan bilirkişi raporları değerlendirilerek varılacak uygun sonuç Dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen hatalı değerlendirme ile salt somut zarar olgusunun ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/497 E. 2010/4157 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2172 E.  ,  2025/2190 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/125 Esas, 2023/858 Karar

HÜKÜM

Ret

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.03.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mevduat hesaplarından davalı bankanın kusurlu davranışlarıyla üçüncü kişilere ödeme yapılması nedeniyle mahkemece usulsüz ödenen meblağların davalı bankadan tahsiline karar verildiğini, mahkeme kararına istinaden davalı banka tarafından 13.03.2009 tarihinde ödeme yapıldığını, müvekkillerinin alacaklarına zamanında kavuşmamaları nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek şimdilik 17.000.000 TL munzam zararlarının 18.03.1999 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın kararın kesinleşmesi ile ödeme yaptığını, davacıların davaya konu zarara kendi kusurları ile sebebiyet verdiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddianın, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönünde olduğu, başka bir anlatımla davacılar tarafından ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullardaki mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddia da bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil sunulmadığı, açılan davada sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacıların durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürüldüğünden karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacıların durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, ancak yapılan yargılama sırasında davacılar tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine oy çokluğuyla karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Mahkemece her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına atıf yapılarak davacıların munzam zararlarının, somut olgulara dayalı olarak ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Hukuk Genel Kurulu kararları içtihadı birleştirme kararı niteliğinde olmadığından sadece direnme kararına konu uyuşmazlık bakımından bağlayıcı nitelik arzeder.

Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmakla davacılar yararına bozma ilamında yapılan tespitler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması noktasında usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple bozma ilamına uyulmasından sonra alınan bilirkişi raporları değerlendirilerek varılacak uygun sonuç Dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen hatalı değerlendirme ile salt somut zarar olgusunun ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

V.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1149448500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.