İmza inkarında ispat yükü davalı alacaklıya aittir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1859 E. 2024/558 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalHak düşürücü süreusul emsali
Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Kambiyo senedine dayalı takipte imza inkarına dayanan menfi tespit davasında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı-davalıya aittir; bu yük davacıya yükletilerek verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilemez. Ayrıca kesin süreli ara kararlarda taraflara yüklenen yükümlülüklerin kapsam ve sınırları belirli olmalı, imza incelemesine ilişkin bilirkişi ücreti ispat yükü kendisine ait olan davalı alacaklıya yükletilmelidir. Son olarak, İİK 72/7 dışında menfi tespit davalarının açılması için kanunda öngörülmüş bir süre bulunmamaktadır.
Ele alınan sorunlar
İmza inkarına dayalı menfi tespitte ispat yükünün kime ait olduğu → kabul
İddia: Davacı vekili, mahkemenin 29/09/2020 tarihli ara kararının usule aykırı ve belirsiz olduğunu, kesin sürede yatırılacak bilirkişi ücreti miktarının belli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü istemiştir.
Gerekçe: İmza inkarına dayalı menfi tespit davasında kambiyo senedindeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı-davalıya aittir. İspat yükünün davalı alacaklıya ait olduğu gözetilmeden, taraflara yüklenen yükümlülüklerin kapsamı ve sınırları belli edilmeden verilen ara karara dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kesin süreli ara kararın belirsizliği ve bilirkişi ücretinin hangi tarafa yükletileceği → kabul
İddia: Ara kararın "eksiklikler ikmal edildiğinde bilirkişi ücretinin ödenmesi" şeklindeki ifadesinin belirsiz olduğu, yatırılacak miktarın belli olmadığı ileri sürülmüştür.
Gerekçe: İspat yükünün davalı alacaklıya ait olduğu gözetilmeden, taraflara yüklenen yükümlülüklerin kapsamı ve sınırları belli edilmeden ara karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece öncelikle imza incelemesine esas alınabilecek, çek keşide tarihinden önceki tarihlere ait imzaların bulunduğu yerleri bildirmek üzere yeniden mehil verilerek, ayrıca resmi kurumlarda bulunan imza örnekleri getirtilerek, yeterli sayıda imza toplandıktan sonra imza incelemesi konusunda ara karar verilmesi ve bilirkişi ücretinin de davalı alacaklıya yükletilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Menfi tespit davasının açılması için özel bir süre bulunup bulunmadığı → kabul
İddia: Davacı vekili, itiraz süresi kaçırılmış olsa da şikayette bulunularak dava açıldığını, her ay maaşından haciz kesintisi yapıldığını ve henüz bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK'nın 72/7. maddesi dışında, menfi tespit davalarının açılması için bir süre bulunmadığı düşünülmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın imza inkarına dayalı menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklı-davalıya ait olduğuna ve kesin süreli ara kararlarda bu yükümlülük dağılımının doğru kurulması gerektiğine ilişkin tespitleri, bölgesel olarak ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- İİK'nın 72/7. maddesi dışında, menfi tespit davalarının açılması için kanunda öngörülmüş bir süre bulunmamaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza inkarı↗ ispat yükü↗ menfi tespit↗ istirdat↗ kesin süre↗ kambiyo senedi↗ grafolojik inceleme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1859
KARAR NO 2024/558
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/06/2021
NUMARASI 2020/147 Esas - 2021/440 Karar
DAVA
Menfi Tespit ve İstirdat (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/04/2024
Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, 15/09/2016 tarihli ve 45.000-TL bedelli çekin ... tarafından müvekkili adına yazıldığını, ancak müvekkilinin imzası taklit edilerek çekin cirolanarak davalıya verildiğini,çekin ibrazında karşılıksız işlemi yapılarak davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını,çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını,icra baskısı altında müvekkilinin 21.304,42-TL ödediğini,yaptıkları şikayet üzerine İstanbul CBS'nin 2018/208206 sayılı soruşturmasının devam ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 27.800,47-TL borçlu olmadığının tespitine ve ödenen 21.304,42-TL'nin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, sundukları cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere çekin şirket alacağı için verildiğini, davacının ve ablası ... 'ın müvekkilinden mal satın aldığını ve buna ilişkin fatura kesildiğini, 2016 yılında başlatılan takipde davacının ödeme emrini tebliğ almasına rağmen imzaya ve borca itiraz etmediğinden takibin kesinleştiğini, üç yıldır düzenli olarak maaş haczi ile ödeme yapıldığını, soruşturmada 02/02/2020 tarihinde takipsizlik kararı verildiğini ve işbu davanın İİK 72. maddede istirdat davası için kabul edilen bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını belirterek, davanın reddine, aksi halde dava tarihinden bir sene önceyi kapsayan taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, kambiyo senedine dayalı takibe karşı menfi tespit iddiasında bulunan davacının borçlu olmadığını ispatla yükümlü olduğu, davacının imza örneklerinin getirtileceği kurumların bildirilmesi ve imza itirazının incelenmesi için bilirkişi ücretinin ödenmesi hususunda verilen kesin süre içinde ara kararların gereği yerine getirilmediği; davacının 25/11/2016 tarihli icra takibi nedeniyle savcılığa 2018 yılında şikayette bulunduğu ve davayı 21/02/2020 tarihi itibarıyla açtığı, sahte imza ile ilgili şikayetin yaklaşık iki yıl sonra yapılması, üç yıl sonra dava açılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, soruşturma dosyasında davalının ticari ilişkiyi ispatlar mahiyette faturalar ibraz ettiği, davacı yemin deliline dayanmış ise de, konusu suç teşkil ettiğinden yemin teklif hakkının hatırlatılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, mahkemenin 29/09/2020 tarihli ara kararının usule aykırı olduğunu, ara kararda "eksiklikler ikmal edildiğinde" bilirkişi ücretinin ödenmesi hususunun belirtildiğini,ara kararın belirsizlik içerdiğini,yatırılacak miktarın belli olmadığını; itiraz süresi kaçırılmışsa da, şikayette bulunularak dava açıldığını, her ay maaşından haciz kesintisi yapıldığını ve henüz bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, imza inkarına dayalı menfi tesbit-istirdat davasıdır. Mahkemece; 29/09/2020 tarihli duruşmada, çek aslının celbine; davacının 15/09/2016 tarihinden önceki imza örneklerinin bulunduğu kurumları bildirmesi, davacı asilin iki haftalık kesin süre içinde mahkemede hazır edilmesine; verilen kesin sürede ikmal edilmediği takdirde imza inkarından vazgeçilmiş sayılacağına, eksiklikler ikmal edildiğinde grafolojik inceleme icrasına, bilirkişi ücreti ve tebliğ masrafı toplam 1.828-TL’nin davacı gider avansından karşılanmasına, avansın eksik olması halinde tamamlamak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde bu delile dayanmak hakkından vazgeçilmiş sayılacağı hususu davacı vekiline ihtar ve tefhim edilmiştir.
İki haftalık kesin mehil içinde davacının tatbike medar imzaları alınmış ise de, getirtilen imzanın tarihi keşide tarihinden sonraki bir tarihdedir. Takip eden celsede davacı vekili, eksiklik nedeniyle bilirkişi ücretinin yatırılmadığı beyan edilerek yatırmak üzere süre istemiş, mahkemece bu talep red edilmiştir. Sonraki duruşmada ara karardan rücu isteği reddedilerek, istenilen nitelikte belgelerin kesin süre içinde sunulmadığı, bilirkişi ücreti de kesin süre içinde yatırılmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İmza inkarına dayalı menfi tespit davasında kambiyo senedindeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı-davalıya aittir (Yargıtay 19.
HD'nin 2018/1846 esas, 2020/1161 karar sayılı, 22/06/2020 tarihli; 2019/3488 esas, 2020/561 karar sayılı ve 20/02/2020 tarihli vd. kararları). İspat yükünün davalı alacaklıya ait olduğu gözetilmeden, taraflara yüklenen yükümlülüklerin kapsamı ve sınırları belli edilmeden verilen ara karara dayalı, İİK'nın 72/7 maddesi dışında, menfi tesbit davalarında dava açılması için bir süre olmadığı düşünülmeden, davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. İmza inkarı halinde, inceleme yöntemince yapılmalıdır. Mahkemece öncelikle imza incelemesine esas alınabilecek, çek keşide tarihinden önceki tarihlere ait imzaların bulunduğu yerleri bildirmek üzere yeniden mehil verilerek, ayrıca resmi kurumlarda bulunan imza örnekleri getirtilerek, yeterli sayıda imza toplandıktan sonra imza incelemesi konusunda ara karar verilmesi ve bilirkişi ücretinin de davalı alacaklıya yükletilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2021 Tarih 2020/147 Esas - 2021/440 Karar sayılı kararının HMK 353(1)a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114929 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi