Menfi tespitte borç, takip tarihine göre değil dava tarihine göre belirlenir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4553 E. 2025/3100 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Menfi tespit davasında borcun varlığı ve miktarı icra takip tarihine göre değil dava tarihine göre belirlenir; kefil, dava tarihi itibarıyla kefalet limiti dâhilindeki asıl alacaktan ve takipten sonra işleyen temerrüt faizi ile BSMV'den sorumlu olmaya devam eder, buna karşılık takipten önce işlemiş faizlerden sorumluluğu sona erer. Takipten sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınması yönünde hüküm kurulamaz.
Ele alınan sorunlar
Menfi tespit davasında borç durumunun hangi tarih esas alınarak belirleneceği → kısmi kabul
İddia: Davacı, kefaletinin ipotekli taşınmazın değeriyle sınırlı olması gerektiğini, taşınmazın satılıp bedelinin bankaya ödenmesiyle borcunun kalmadığını ileri sürmüş; davalı banka ise kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu savunmuştur.
Gerekçe: Menfi tespit davasındaki borçla ilgili değerlendirmelerin takip tarihi itibarıyla değil dava tarihi itibarıyla yapılması gerekir. Buna göre davacı, dava tarihi itibarıyla kefalet limiti dâhilindeki asıl alacak ile takipten sonra işleyen temerrüt faizi ve bunun BSMV'sinden sorumlu olmaya devam ettiğinden, bu miktarlar dışındaki kısımlar yönünden davanın kabulü gerekir; takipten evvel işlemiş faizlerden ise sorumluluğu sona ermiştir. Mahkemece icra takip tarihindeki borç miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, takipten sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kefalet borcunun sona erdiğinin tespiti talebi → ret
İddia: Davacı, ipotekli taşınmazın satılarak bedelinin bankaya ödenmesiyle kefilliğinin sona erdiğinin tespitini istemiştir.
Gerekçe: Davacı, dava tarihi itibarıyla kefalet limiti dâhilindeki asıl alacak ile takipten sonra işleyen faiz ve BSMV'den sorumlu bulunduğundan kefalet borcunun sona erdiğine yönelik talep yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yansıma hâlinde emsal değeri, Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin holding'i üzerinden tanımlanır: menfi tespit davasında borç durumunun dava tarihi esas alınarak belirlenmesi ve kefilin takip öncesi işlemiş faizlerden sorumluluğunun sona ermesi.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ kefalet limiti↗ genel kredi sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ temerrüt faizi↗ BSMV↗ hesabın kat edilmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/4553 E. , 2025/3100 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1209 Esas, 2024/377 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/599 E., 2020/745 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ev kadını olup eşinden dolayı aldığı emekli maaşı dışında geliri olmadığını, hayatı boyunca ticaretle uğraşmadığını, okuma yazmasının yok denecek kadar az olduğunu, dava dışı ... 'nın ise yakın akrabası olup maddi durumunun çok iyi olduğunu, kredinin ödeneceği belirtilerek iradesinin sakatlandığını, davacının önüne getirilen belgeleri imzalayarak ... 'nın kullandığı kredilere kefil olduğunu ve maliki bulunduğu taşınmaza ipotek konduğunu, borçlar ödenmeyince dava konusu takibin yapıldığını, halbuki ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi için yapılan icra takibi ile taşınmazın satıldığını, artık borcunun kalmadığını, kefilliğinin sona erdiğini, ayrıca hiç bir geliri olmayan davacının yüklü miktarda krediye kefil yapılmasının yanıltılarak iradenin sakatlanması şeklinde haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmelerin şekil şartlarını taşımadığını, davacının kefaletinin ipotekli taşınmazın değeri ile sınırlı olması gerektiğini, taşınmazın satışı nedeniyle borcunun kalmadığını ileri sürerek takipten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ... ile banka arasında 27.1.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi (GKS) imzalandığını, davacının müşterek borçlu, müteselsil kefil olduğunu, kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip takip yapıldığını, ipotekli taşınmazın cebri icra ile satılmadığını, davacının tanıdığı birine 220.000,00 TL karşılığı banka ipoteğinin fek edildiğini, kefalete ilişkin iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, davacıdan, dava dışı - asıl borçlu ... ’ya 27.01.2012 tarih ve 160698 numaralı GKS uyarınca kullandırılan, 6005992801, 6006542547 ve 6006708873 numaralı taksitli ticari kredilerden kaynaklanan alacağının, takip tarihi itibariyle, 158.546,47 TL asıl alacak, 10.265,10 TL akdi faiz, 7.067,40 TL temerrüt faizi, 866,61 TL temerrüt faizinin % 5 gider vergisi ve 1.019,76 ihtarname masrafı olmak üzere toplam 177.765,34 TL olduğu, davacının yazılı krediler yönünden müteselsil kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği, davacının ipoteğe konu gayrimenkulünü davalı bankanın oluru ile ve kendi imkanları ile satarak, satış bedeli olan 220.000,00 TL’yi 03.05.2016 tarihinde davalı bankaya teslim ettiği, bu ödeme, dava dışı ...
’nın kredilerine mahsup edildiğinden, davacının ipotek veren sıfatıyla bu krediler yönünden bir sorumluluğunun kalmadığı kanaatine varıldığı, icra takip tarihi itibariyle ve davacı hakkındaki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip dosyasında, davalı tarafça yapılan tahsilat gözönüne alınmamak suretiyle, davacının davalıya 451.529,92 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 177.765,34 TL'lik istemin ve davacının kefilliğinin sona erdiğinin tespitine ilişkin istemin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davaya konu takip dosyasındaki icra takibinden dolayı, icra takip tarihi itibariyle ve davacı hakkındaki İst. Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1426 esas sayılı dosyasındaki icra takip dosyasında davalı tarafça yapılan tahsilat gözönüne alınmamak suretiyle, davacının davalıya 451.529,92 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 177.765,34 TL'lik istemin ve davacının kefilliğinin sona erdiğinin tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, menfi tespit davasındaki borçla ilgili değerlendirmelerin takip tarihi itibari ile değil, dava tarihi itibari ile yapılması gerektiği, icra takibinde davalı banka tarafından 575.924,24 TL asıl alacak olmak üzere işlemiş faiz ve BSMV'ler dahil olmak üzere toplamda 629.295,26 TL'nin tahsilinin talep edildiği, davacının dava tarihi itibariyle 115.324,24 TL asıl alacak, takipten sonra işleyen temerrüt faizinin 85.330,33 TL, BSMV'sinin 4.266,52 TL'den kefalet limiti dahilindeki bu borç nedeniyle sorumluluğu devam ettiğinden bu miktarlar dışındaki kısımlara ilişkin davasının kabulünün gerektiği, takipten evvel işlemiş faizlerden sorumluluğunun sona erdiği, buna göre davacının asıl alacağın 460.600,00 TL'sinden, toplam borcun 513.971,02 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken mahkemece icra takip tarihindeki borç miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, icra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınmasına yönelik karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında icra takibinden dolayı dava tarihi itibariyle asıl alacaktan 460.600,00 TL olmak üzere toplamda 513.971,02 TL borçlu olmadığının tespitine, davacının asıl alacaktan 115.324,24 TL asıl alacağa takipten sonra işleyen 85.330,00 TL işlemiş faiz, 4.266,52 TL BSMV'den sorumlu bulunduğundan kefalet borcunun sona erdiğine yönelik talebin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının dava dışı kişiye kullandırılan krediden müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1148340100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz