6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespitte borç, takip tarihine göre değil dava tarihine göre belirlenir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4553 E. 2025/3100 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Menfi tespit davasında borcun varlığı ve miktarı icra takip tarihine göre değil dava tarihine göre belirlenir; kefil, dava tarihi itibarıyla kefalet limiti dâhilindeki asıl alacaktan ve takipten sonra işleyen temerrüt faizi ile BSMV'den sorumlu olmaya devam eder, buna karşılık takipten önce işlemiş faizlerden sorumluluğu sona erer. Takipten sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınması yönünde hüküm kurulamaz.

Ele alınan sorunlar

Menfi tespit davasında borç durumunun hangi tarih esas alınarak belirleneceği → kısmi kabul

İddia: Davacı, kefaletinin ipotekli taşınmazın değeriyle sınırlı olması gerektiğini, taşınmazın satılıp bedelinin bankaya ödenmesiyle borcunun kalmadığını ileri sürmüş; davalı banka ise kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve davacının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Menfi tespit davasındaki borçla ilgili değerlendirmelerin takip tarihi itibarıyla değil dava tarihi itibarıyla yapılması gerekir. Buna göre davacı, dava tarihi itibarıyla kefalet limiti dâhilindeki asıl alacak ile takipten sonra işleyen temerrüt faizi ve bunun BSMV'sinden sorumlu olmaya devam ettiğinden, bu miktarlar dışındaki kısımlar yönünden davanın kabulü gerekir; takipten evvel işlemiş faizlerden ise sorumluluğu sona ermiştir. Mahkemece icra takip tarihindeki borç miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, takipten sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Kefalet borcunun sona erdiğinin tespiti talebi → ret

İddia: Davacı, ipotekli taşınmazın satılarak bedelinin bankaya ödenmesiyle kefilliğinin sona erdiğinin tespitini istemiştir.

Gerekçe: Davacı, dava tarihi itibarıyla kefalet limiti dâhilindeki asıl alacak ile takipten sonra işleyen faiz ve BSMV'den sorumlu bulunduğundan kefalet borcunun sona erdiğine yönelik talep yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yansıma hâlinde emsal değeri, Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin holding'i üzerinden tanımlanır: menfi tespit davasında borç durumunun dava tarihi esas alınarak belirlenmesi ve kefilin takip öncesi işlemiş faizlerden sorumluluğunun sona ermesi.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit müşterek borçlu müteselsil kefil kefalet limiti genel kredi sözleşmesi ipoteğin paraya çevrilmesi temerrüt faizi BSMV hesabın kat edilmesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/4553 E.  ,  2025/3100 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1209 Esas, 2024/377 Karar

HÜKÜM

Davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/599 E., 2020/745 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ev kadını olup eşinden dolayı aldığı emekli maaşı dışında geliri olmadığını, hayatı boyunca ticaretle uğraşmadığını, okuma yazmasının yok denecek kadar az olduğunu, dava dışı ... 'nın ise yakın akrabası olup maddi durumunun çok iyi olduğunu, kredinin ödeneceği belirtilerek iradesinin sakatlandığını, davacının önüne getirilen belgeleri imzalayarak ... 'nın kullandığı kredilere kefil olduğunu ve maliki bulunduğu taşınmaza ipotek konduğunu, borçlar ödenmeyince dava konusu takibin yapıldığını, halbuki ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi için yapılan icra takibi ile taşınmazın satıldığını, artık borcunun kalmadığını, kefilliğinin sona erdiğini, ayrıca hiç bir geliri olmayan davacının yüklü miktarda krediye kefil yapılmasının yanıltılarak iradenin sakatlanması şeklinde haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmelerin şekil şartlarını taşımadığını, davacının kefaletinin ipotekli taşınmazın değeri ile sınırlı olması gerektiğini, taşınmazın satışı nedeniyle borcunun kalmadığını ileri sürerek takipten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ... ile banka arasında 27.1.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi (GKS) imzalandığını, davacının müşterek borçlu, müteselsil kefil olduğunu, kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip takip yapıldığını, ipotekli taşınmazın cebri icra ile satılmadığını, davacının tanıdığı birine 220.000,00 TL karşılığı banka ipoteğinin fek edildiğini, kefalete ilişkin iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, davacıdan, dava dışı - asıl borçlu ... ’ya 27.01.2012 tarih ve 160698 numaralı GKS uyarınca kullandırılan, 6005992801, 6006542547 ve 6006708873 numaralı taksitli ticari kredilerden kaynaklanan alacağının, takip tarihi itibariyle, 158.546,47 TL asıl alacak, 10.265,10 TL akdi faiz, 7.067,40 TL temerrüt faizi, 866,61 TL temerrüt faizinin % 5 gider vergisi ve 1.019,76 ihtarname masrafı olmak üzere toplam 177.765,34 TL olduğu, davacının yazılı krediler yönünden müteselsil kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği, davacının ipoteğe konu gayrimenkulünü davalı bankanın oluru ile ve kendi imkanları ile satarak, satış bedeli olan 220.000,00 TL’yi 03.05.2016 tarihinde davalı bankaya teslim ettiği, bu ödeme, dava dışı ...

’nın kredilerine mahsup edildiğinden, davacının ipotek veren sıfatıyla bu krediler yönünden bir sorumluluğunun kalmadığı kanaatine varıldığı, icra takip tarihi itibariyle ve davacı hakkındaki ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip dosyasında, davalı tarafça yapılan tahsilat gözönüne alınmamak suretiyle, davacının davalıya 451.529,92 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 177.765,34 TL'lik istemin ve davacının kefilliğinin sona erdiğinin tespitine ilişkin istemin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davaya konu takip dosyasındaki icra takibinden dolayı, icra takip tarihi itibariyle ve davacı hakkındaki İst. Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün 2014/1426 esas sayılı dosyasındaki icra takip dosyasında davalı tarafça yapılan tahsilat gözönüne alınmamak suretiyle, davacının davalıya 451.529,92 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 177.765,34 TL'lik istemin ve davacının kefilliğinin sona erdiğinin tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, menfi tespit davasındaki borçla ilgili değerlendirmelerin takip tarihi itibari ile değil, dava tarihi itibari ile yapılması gerektiği, icra takibinde davalı banka tarafından 575.924,24 TL asıl alacak olmak üzere işlemiş faiz ve BSMV'ler dahil olmak üzere toplamda 629.295,26 TL'nin tahsilinin talep edildiği, davacının dava tarihi itibariyle 115.324,24 TL asıl alacak, takipten sonra işleyen temerrüt faizinin 85.330,33 TL, BSMV'sinin 4.266,52 TL'den kefalet limiti dahilindeki bu borç nedeniyle sorumluluğu devam ettiğinden bu miktarlar dışındaki kısımlara ilişkin davasının kabulünün gerektiği, takipten evvel işlemiş faizlerden sorumluluğunun sona erdiği, buna göre davacının asıl alacağın 460.600,00 TL'sinden, toplam borcun 513.971,02 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken mahkemece icra takip tarihindeki borç miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, icra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınmasına yönelik karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında icra takibinden dolayı dava tarihi itibariyle asıl alacaktan 460.600,00 TL olmak üzere toplamda 513.971,02 TL borçlu olmadığının tespitine, davacının asıl alacaktan 115.324,24 TL asıl alacağa takipten sonra işleyen 85.330,00 TL işlemiş faiz, 4.266,52 TL BSMV'den sorumlu bulunduğundan kefalet borcunun sona erdiğine yönelik talebin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının dava dışı kişiye kullandırılan krediden müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1148340100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1209 E. 2024/377 K.

Menfi tespit davasında borç hesabının dava tarihine göre yapılması

Gerekçe özeti

Menfi tespit davalarında borç miktarının hesaplanmasında icra takip tarihi değil, dava tarihi esas alınmalıdır; takipten sonra yapılan ödemelerin mahsubu TBK 100 uyarınca öncelikle işlemiş ve takip sonrası işleyen faizlerden yapılmalıdır. Kefaletin geçerliliğine itiraz eden tarafın iradenin sakatlandığı iddiasını ispat yükü kendisindedir, ispatlanamazsa kefalet geçerliliğini korur. İpotekli taşınmazın satışı ile kefilin ayni sorumluluğu (ipotek veren sıfatıyla) sona erse de, müteselsil kefil sıfatıyla kişisel sorumluluğu, kefalet kapsamındaki krediler yönünden devam eder. Kefalet kapsamının belirlenmesinde davalı bankanın kendi düzenlediği hesap kat ihtarnamesindeki açık beyanı esas alınır.

Emsal değeri

Menfi tespit davalarında borç miktarının icra takip tarihi yerine dava tarihi itibariyle hesaplanması gerektiği ve takip sonrası ödemelerin mahsup usulü ile kefilin ipotek veren sıfatıyla ayni sorumluluğunun sona ermesinin kişisel/kefalet sorumluluğunu etkilemeyeceği yönündeki tespitler açısından emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit müteselsil kefalet genel kredi sözleşmesi hesap kat ihtarnamesi ipoteğin fekki ayni sorumluluk kişisel sorumluluk mahsup hesap kat

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1209

KARAR NO 2024/377

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/12/2020

NUMARASI 2017/599 Esas 2020/745 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/03/2024

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davacının ev kadını olup eşinden dolayı aldığı emekli maaşı dışında geliri olmadığını, hayatı boyunca ticaretle uğraşmadığını, okuma yazması yok denecek kadar az olduğunu, dava dışı ...'nın ise yakın akrabası olup maddi durumunun çok iyi olduğunu, bankanın kredi vermek için kendi taşınmazları dışında ek teminat istediğini sadece bankada ve tapuda imza atması gerektiğini, krediyi ödemesinin kendisi için sorun olmadığı konusunda davacıyı ikna etmeye çalıştığını, akrabalar ve banka çalışanlarınca da aynı şeylerin söylenmesi üzerine iradesi sakatlanarak önüne getirilen belgeleri imzaladığını, ...'nın kullandığı kredilere kefil olduğunu, maliki bulunduğu taşınmaza ipotek konduğunu, borçlar ödenmeyince İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borcun 626.295,26-TL olduğunu, ayrıca İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi için icra takibi yapılıp taşınmazın satıldığını, hiç bir geliri olmayan davacının 500.000-TL krediye kefil yapılmasının yanıltılarak iradenin sakatlanması şeklinde haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmelerin TBK'nın 583.madde şartlarını taşımadığını, davacının kefaletinin ipotekli taşınmazın değeri ile sınırlı olması gerektiğini, taşınmazın satışı nedeniyle borcunun kalmadığını ileri sürerek İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası dahil olmak üzere davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, dava dışı ... ile banka arasında 27.1.2012 tarihli GKS imzalandığını, davacının müşterek borçlu, müteselsil kefil olduğunu, kredilerin ödenmemesi üzerine hesap kat edilip takip yapıldığını, ipotekli taşınmazın cebri icra ile satılmadığını, davacının tanıdığı birine 220.000-TL karşılığı banka ipoteğinin fek edildiğini, kefalete ilişkin iddiaların doğru olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece banka ile dava dışı ... arasındaki 27.01.2012 tarihli 500.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi gereği 28.11.2011 tarihinde kullandırılan ... numaralı taksitli ticari-işletme-kredisinden davacının sorumluluğunun bulunmadığı, davacı ...’ün 27.01.2012 tarihinde ... adına düzenlenen 500.000-TL limitli kredi genel sözleşmesinde müteselsil kefil olması nedeniyle ...'ya kullandırılan 27.01.2012 tarihinde ... numaralı, 06.09.2012 tarihinde ... numaralı ve 13.11.2012 tarihinde ... numaralı, taksitli ticari, araç ve işletme kredilerinden sorumluluğu olduğu, bu tarihten sonra ... ile düzenlenen ve davacının kefaletinin bulunmadığı sözleşmeler nedeniyle verilen krediler ile çek karnesinden sorumluluğunun olmadığı, bilirkişiler tarafından bankanın, takip tarihi itibariyle, davacı - müteselsil kefil ...’den, asıl borçlu ...’ya ...

numaralı sözleşme uyarınca kullandırılan, ..., ... ve ... numaralı taksitli ticari kredilerden kaynaklanan 158.546,47- TL asıl alacak, 10.265,10 -TL akdi faiz, 7.067,40 -TL temerrüt faizi, 866,61- TL akdi ve temerrüt faizinin % 5 gider vergisi ve 1.019,76- TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 177.765,34-TL borcu olduğunun hesaplandığı, takipten sonra davadan evvel yapılan ödemeler nedeniyle dava tarihi itibariyle toplam borcun 204.921,09-TL olarak hesaplandığı, davacının ..., ... ve ... numaralı kredilerden müteselsil kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği, davacının ipoteğe konu gayrimenkulünü davalı bankanın oluru ile ve kendi imkanları ile satarak, satış bedeli olan 220.000-TL’yi 03.05.2016 tarihinde davalı bankaya teslim ettiği, bu 220.000- TL tutarındaki ödeme, dava dışı ...’nın kredilerine mahsup edildiğinden, davacının ipotek veren sıfatıyla bu krediler yönünden bir sorumluluğunun kalmadığı gerekçesiyle , davanın kısmen kabulüne, davaya konu İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki icra takibinden dolayı, icra takip tarihi itibariyle ve davacı hakkındaki İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki icra takip dosyasında davalı tarafça yapılan tahsilat gözönüne alınmamak suretiyle; davacının davalıya 451.529,92-TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin 177.765,34-TL'lik istemin ve davacının kefilliğinin sona erdiğinin tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; katılım yolu ile sözleşme imzalanırken davacının iradesinin sakatlandığını, davalı krediyi kullandırırken gerekli özeni göstermeyip basiretli bir tacir gibi davranmadığını, kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı usul ve şartları taşımadığından hukuken geçersiz olduğunu, davacının bu sözleşmelerden dolayı müvekkilinin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava dışı 3.şahıs asıl borçlu ...'dan tahsil edilen tutarların toplam borçtan mahsup edilmediğini, bu sözleşmelerin geçerli olduğu kabul edilse dahi kefaletin ipotek edilen taşınmazın değeriyle sınırlı olduğunu, cebri icra baskısı altında davalı banka ile anlaşılarak haricen satılıp, satış bedelinin tamamının davalı bankaya ödendiğini, davacının davalı bankaya karşı sorumluluğu ve kefaletinin sona erdiğini, borçları olmadığına ilişkin tespit yapılmasının gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile kefaletin sona erdiğine ilişkin karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; davacının sorumlu olduğu bildirilen "..., ... ve ..." numaralı krediler yönünden eksik ve hatalı hesaplama yapıldığını, ihtarname tarihinde 171.635,77-TL üzerinden ihtar çekildiğini, bu tutarın rapor tarihindeki hesabının eksik yapıldığını, bu yönüyle yeniden hesap yapılması gerektiğini, ayrıca davacının tüm kredi referansları yönünden sorumluluğu olduğunu ve kefaletin tüm borç yönünden devam ettiğini, dava dışı borçlu ... ve kefil davacıya keşide edilen ..., ... kredilerden raporda bahsedilmediğini, oysa bu krediler için de ihtarname ile 88.409,17-TL tutarın kat edilip muaccel hale geldiğini, davacının 500.000-TL limitli kefaleti bulunduğunu, tüm borçlardan bu tutardan sorumluluğunun devam ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine konu alacak dahil olmak üzere davalıya borçlu olmadığının ve kefaletin sona erdiğinin tespiti talebine ilişkindir. Davalı banka ile dava dışı borçlu ... arasında 27.1.2012 tarihli 500.000-TL limitli genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği,davacının el yazısı ile isim , azami miktar ve kefalet tarihinin yazılı olduğu, sözleşme tarihi itibariyle uygulanması gereken kanunun 818 sayılı mülga BK 484.maddesi olması nedeniyle sözleşmenin yazılı şekilde yapıldığı ve kefilin sorumlu olduğu miktarın açıkça belirlendiği kefaletin yasal koşulları taşıdığı belirlenmektedir. Davacı vekili, davalının maddi durumu itibari ile kandırılarak kefil yapılıp taşınmazına ipotek konulduğunu ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispatlayan bir delil sunulmamıştır.

Davacı vekilinin kefaletinin geçersizliğine veya sona erdiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Anılan sözleşmeye binaen asıl borçluya"..., ... ve ..." numaralı krediler kullandırıldığı, ancak asıl borçlu ...'nın anılan sözleşmeden sonra da genel kredi sözleşmeleri imzaladığı, ipotek kapsamında talep olunan kredilerin kefalet kapsamında olmadığı ipoteğinde satılarak davacının ayni sorumluğunun sona erdiği belirlenmiştir. Davalı banka tarafından farklı kredilere ilişkin 21.2.2014 tarihli 2 ayrı hesap kat ihtarı keşide edilmiştir.Toplamı 423.782,96-TL alacak talep edilen hesap kat ihtarında davacının ..., ... ve ... nolu kredilerden sorumlu olduğu yazılıdır. Davalı banka vekili davacının diğer kredilerinin dikkate alınmadığı ileri sürmüş ise de;

banka tarafından keşide edilen Beşiktaş ...Noterliğinin 21.02.2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede asıl borçludan asıl alacak toplamı 396.742,34-TL asıl alacak toplamda 423.782,96-TL talep edildiği, tüm borçların 13 kalem ayrı krediden oluştuğu, davacının ise listenin 1,3,4 sırasında bulunan ticari krediler ile sorumlu olduğu ihtarnamede açıkça yazılıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı ipotekli takip dosyasında ipotekli taşınmazın satılarak 21.02.2014 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname ile talep olunan borç ve davacının ayni sorumluluğu ve sona ermiştir. Kefalete ilişkin sorumluluğu ..., ... ve ... nolu ticari krediler nedeniyle devam etmektedir. Davacının anılan krediler nedeniyle, icra takip tarihi itibariyle 177.765,34-TL borç hesaplanmıştır.

Ancak, takip tarihinden sonra yapılan 148.827,13-TL tahsilatın mahsubu TBK'nın 100 maddesi uyarınca öncelikle işlemiş ve takipten sonra işleyen faizlerden düşülerek (icra vekalet ücreti, icra masrafı dahil edilmeden) ile dava tarihi itibari ile davacının sorumluluğunun asıl alacaktan 115.324,24-TL olmak üzere takipten sonra işleyen faizleriyle 204.912,09-TL borçlu olduğu hesaplanmıştır. Ancak eldeki dava; Menfi tespit davası olup; borçla ilgili değerlendirmelerin takip tarihi itibari ile değil, dava tarihi itibari ile yapılması gerekir. İcra takibinde davalı banka tarafından 575.924,24-TL asıl alacak olmak üzere işlemiş faiz ve BSMV'ler dahil olmak üzere toplamda 629.295,26-TL'nin tahsili talep edilmiştir.

Davacının dava tarihi itibariyle 115.324,24-TL asıl alacak, takipten sonra işleyen temerrüt faizinin 85.330,33-TL, BSMV'sinin 4.266,52 -TL'den kefalet limiti dahilinde ki bu borç nedeniyle sorumluluğu devam ettiğinden bu miktarlar dışındaki kısımlara ilişkin davasının kabulü gerekir. Takipten evvel işlemiş faizlerden sorumluluğu sona ermiştir. (Takipten sonra dava tarihine kadar devam eden işleyen faiz dava değerine dahil edilmemiş, yargılama gideri hesabında dikkate alınmamıştır.) Buna göre davacının asıl alacağın 460.600-TL'sinden, toplam borcun 513.971,02-TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken mahkemece icra takip tarihindeki borç miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek, icra takibinden sonra yapılan kısmi ödemelerin infazda nazara alınmasına yönelik karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerden dolayı; davalı banka vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne; dava tarihi itibariyle hesaplanan borç miktarına göre davanın kısmen kabulüne fazla istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/599 Esas - 2020/745 Karar sayılı 23/12/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davacının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibinden dolayı dava tarihi itibariyle asıl alacaktan 460.600-TL olmak üzere toplamda 513.971,02-TL borçlu olmadığının tespitine, Davacının asıl alacaktan 115.324,24-TL asıl alacağa takipten sonra işleyen 85.330-TL işlemiş faiz, 4.266,52-TL BSMV'den sorumlu bulunduğundan kefalet borcunun sona erdiğine yönelik talebin reddine, " "İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Adli yardım nedeniyle harç alınmadığından alınması gereken 35.109,36-TL karar harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 114,60-TL posta masrafının davanın kabulü oranında hesaplanan 95-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın üzerinde bırakılmasına, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 800-TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve red oranı göz önünde bulundurularak 146,60-TL'sinin davacıdan, 653,40-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan 3.000-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 550-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 77.955,94-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 18.451,88-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Alınması gereken 30.844-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 7.711-TL harcın mahsubu ile kalan 23.133‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 27,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul ve red oranı göz önünde bulundurularak 4,36-TL'sinin davacıdan, 23,14-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan 37,90-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 07-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.