Kefalet limitinin altındaki temerrüt alacağında kesin hüküm ve ibraname itirazlarının reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1798 E. 2024/438 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi Kefaleti mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Kefalet sözleşmesi yasal şekil şartlarına uygun düzenlenmişse geçerlidir ve kefil, kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından kefalet limiti dahilinde sorumludur. Bir icra takibinde alacağın dayandığı sözleşmenin hatalı gösterilmesi nedeniyle verilen istirdat kararı, alacağın esasına ilişkin hüküm içermiyorsa sonraki davada kesin hüküm oluşturmaz. İbraname niteliğindeki belgeler ancak açıkça belirttikleri kredi ilişkisini kapsar; başka bir kredi ilişkisinden kaynaklanan alacağı sona erdirmez. Kat ihtarnamesinde sözleşme tarihinin hatalı gösterilmesi, ekli hesap ekstresinde alacağın dayanağı açıkça belirtilmişse borcu söndüren bir husus sayılmaz. Temerrüt faizi hesaplanırken banka, TCMB'ye bildirdiği değil fiilen uyguladığı akdi faiz oranını belgelemek zorundadır; bu belgelenmezse, ilgili dönemde kredi kartlarına uygulanan azami faiz oranı esas alınır.
Ele alınan sorunlar
Önceki istirdat davası kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, İstanbul 6. ATM'nin 2014/65 Esas sayılı istirdat davası kararının kesinleştiğini ve eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Önceki davaya konu icra takibinde alacağın dayandığı sözleşmenin hatalı gösterilmesi nedeniyle yapılan ödemenin iadesine karar verilmiş olup, o kararla eldeki davanın konusu olan KMH alacağının esasına etki edecek bir hüküm tesis edilmemiştir. Bu nedenle önceki karar, eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmaz.
Gerekçe kaynağı: özgün
İbraname niteliğindeki banka yazılarının dava konusu alacağı kapsayıp kapsamadığı → ret
İddia: Davalı vekili, 28/04/2009 tarihli iki adet banka yazısı ile borçların ibra edildiğini, dava konusu alacağın da bu kapsamda sona erdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 28/04/2009 tarihli iki yazıdan ilki davalı adına 12/01/2007 tarihli 50.000-TL kredinin kapatıldığına, ikincisi dava dışı asıl borçlu şirket adına 20.000-TL teminat mektubu kredisinin kapatıldığına ilişkindir. Dava konusu alacak ise 11/01/2008 açılış tarihli KMH'dan kaynaklanmakta olup, bu yazı içeriklerinde belirtilen kredilerle ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla söz konusu belgeler dava konusu borcu sona erdirmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kat ihtarnamesinde sözleşme tarihinin hatalı gösterilmesinin borcu söndürüp söndürmediği → ret
İddia: Davalı vekili, kat ihtarnamesinde 26/06/2007 tarihli bir sözleşmeden bahsedildiğini, bu sözleşmede imzasının bulunmadığını ve alacağın dayanağının belirsiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kat ihtarnamesinde sözleşme tarihi hatalı gösterilmiş olsa da, ihtarname ekinde yer alan 11/01/2008 açılış tarihli KMH ekstresinde alacağın dayanağı açıkça gösterilmiştir. Bu durumda kat ihtarnamesindeki sözleşme tarihi hatası, borcu söndüren bir husus olarak değerlendirilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüt faizi oranının belirlenmesi → ret
İddia: Davalı vekili, icra takibinde uygulanan faizin türü ve oranına itiraz etmiştir.
Gerekçe: Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre temerrüt faizine esas alınacak oran, bankanın Merkez Bankasına bildirdiği değil fiilen müşterilerine uyguladığı akdi faiz oranı olmalıdır; bu yönde davacı tarafça belge sunulmamıştır. Hesabın kat edildiği 13/02/2009 tarihi itibariyle TCMB'nin KMH kredilerine kredi kartı faiz oranını esas alan tebliği henüz yürürlükte olmasa da, fiilen uygulanan daha yüksek bir oranda kredi kullandırıldığına dair belge bulunmadığından, kredi kartları için o tarihte belirlenen % 52,68 akdi faiz oranı esas alınmalıdır. Bilirkişi raporunda kabul edilen % 24,24 akdi ve % 30,24 temerrüt faiz oranları bu sınırın altında kaldığından ve sözleşmeye uygun olduğundan isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüt tarihinin ve kefalet limitinin aşılıp aşılmadığının tespiti → ret
İddia: Davalı vekili, temerrütün usulsüz oluştuğunu ve alacak miktarının kefalet limitini aştığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kat ihtarnamesi, davalının adreste bulunmaması nedeniyle eşine 19/02/2009 tarihinde tebliğ edilmiş ve temerrüt 20/02/2009 tarihinde gerçekleşmiştir. Temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan 16.232,42-TL alacak, davalının kefalet limitinin altında kalmaktadır. Müşterek borçlu ve müteselsil kefil, asıl borçlunun temerrüdü dahil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumludur. Bu nedenle temerrüdün oluşmadığına ve kefalet limitinin aşıldığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi → ret
İddia: Davalı vekili, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, buna karşılık reddedilen kısım için kendisi yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Reddedilen kısım için davacı bankanın icra takibini fazla bedel üzerinden başlatmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddinde de isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, temerrüt faizine esas alınacak oranın bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranı olması gerektiği, bu belgelenmediğinde TCMB'nin kredi kartlarına uyguladığı azami faiz oranının esas alınacağına ilişkin tespiti, benzer genel kredi sözleşmesi uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir. Ayrıca kat ihtarnamesindeki sözleşme tarihi hatasının, ekli ekstrede alacağın dayanağı açıkça belirtildiğinde borcu söndürmeyeceğine ilişkin değerlendirme de benzer uyuşmazlıklarda emsal oluşturabilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet limiti↗ müteselsil kefalet↗ kesin hüküm↗ ibraname↗ kat ihtarnamesi↗ temerrüt faizi↗ icra inkar tazminatı↗ kötüniyet tazminatı↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1798
KARAR NO 2024/438
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/05/2021
NUMARASI 2015/1208 Esas - 2021/443 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/03/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı ....Ltd. Şti. arasındaki genel kredi sözleşmesinin davalı ... ile dava dışı ... tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, kat ihtarına rağmen borcun ödenmediğini, davalı borçlu ile dava dışı şirket hakkında Şişli .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, borçlulardan ... icra dosyasına borcu ödeyerek müvekkili bankaya olan kredi borcunun sona erdiğini, ancak ... bu süreçten sonra takibe dayanak kredi sözleşmesinin tarihinin takip talebinde hatalı yazıldığından bahisle açtığı İstanbul 6. ATM'nin 2014/65 Esas sayılı istirdat davasında davalı ... tarafından yapılan ödemenin istirdadına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkili bankanın tekrardan alacaklı hale geldiğini, firmanın ve kefillerin bankaya borçlu olmasından dolayı İstanbul 11.
ATM'nin 2015/1749 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı alınarak, dava dışı şirket ile davalı ... aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında haciz yolu ile ilamsız takip başlattıklarını, ancak davalı ...'un takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhinde %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davaya konu uyuşmazlığın İstanbul 6. ATM'nin 2014/65 E. sayılı dosyası ile çözüldüğünü ve mahkemece verilen karar kesinleştiğinden kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, diğer krediler yönünden ibraname alınmışsa da keşide edilen ihtarnamelerin hiç birisinde 28/01/2008 tarihli sözleşmeden bahsedilmediğini, davacı bankanın kredileri somutlaştırarak açıklaması gerektiğini, müvekkilinin borçlu olması halinde dahi takipten önce temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı arasında 55.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ... hem 12/01/2007 hem de 08/01/2008 tarihli sözleşmelerde kefalet imzası mevcut olup hem ... hem de diğer şirkete kefil olduğu, davacı banka tarafından Alibeyköy Şubesi tarafından 28/04/2019 günü ... lehine verilen 20.000-TL tutarlı teminat tutarının kanuni takip hesabında izlenen tazmin bedeli 20.500-TL'nin yatırılarak kapatıldığı, ... lehine 12/01/2007 günlü sözleşme kapsamında davacı bankanın 13/10/2017 tarihli 993 sayılı yazısına göre 5.900-TL bedelli kredi borcunun tamamının kapatıldığının bildirildiği, bunlara göre 2 adet borç ödendiğine dair belge ile kat ihtarına konu edilen bir kısım alacak kalemlerinin ödendiği, ancak davalı kefilin genel nitelikli ibraname olarak değerlendirdiği iki adet belgenin sadece davalı kefil lehine verildiği, söz konusu ödeme belgelerin tüm kredi borçlarının ödendiği anlamına gelmediği, bu belgelerin sadece kat ihtarnamesindeki iki alacak kalemi yönünden geçerliyse de diğer 4 adet ihtara konu edilen borcun kapatılmadığı, takibe dayanak Eyüp ....
Noterliğinin 13/02/2009 tarihli, ... yevmiye sayılı kat ihtarnamesine konu edilen KMH hesabından doğan kredi borcuna ilişkin alacak kalemleri yönünden yapılan inceleme sonucunda 15.889,86-TL, 8.667,52-TL ve 484,99-TL olarak alacak/tahsilat kaydı yapıldığı ve sonrasında 03/11/2015 günü aynı alacak kalemleri için 15/09/2009 tarihli valör ve tekrar tashihen borç kaydının yapıldığı ve banka kayıtlarına göre borcun tamamının halen ödenmediği, Eyüp .... Noterliği'nin 26/03/2019 tarihli ... yevmiye sayılı kat ihtarına konu teminat mektubu tazmin bedelinin 28/04/2009 tarihinde yapılan toplam 20.482,37-TL'lik tahsilat ile tamamen kapatıldığı görülmüşse de söz konusu alacağın eldeki dava ile ilgisinin bulunmadığı, davalı kefilin sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK hükümleri uyarınca 50.000-TL borç yönünden kefaleti bulunduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl borç tutarının (ana para faizi dahil) 16.232,42-TL olduğu, takip tarihine kadar işlemiş faizin 33.460,86-TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 16.232,42-TL asıl alacak, 33.460,86-TL işlemiş faiz, %5 BSMV 1.663,04-TL, ihtarname gideri 84,70-TL, ihtiyati haciz vekalet ücreti 300-TL, haciz masrafı 77,40-TL olmak üzere toplam 51.828,42-TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %30,24 oranında ve merkez bankası tebliğleri ile değişir oranda temerrüt faizi ve faizin BSMV'si ile birlikte devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 10.365,68-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; İstanbul 6. ATM'nin 2014/65 Esas sayılı dava dosyasında uyuşmazlığın daha önceden çözülmesi nedeniyle kesin hüküm bulunduğunu, ...Ltd Şti'ne 20.000-TL tutarlı teminat mektubu kredisi kullandırıldığını, ... ise 50.000-TL kredi kullandırıldığını, müvekkilinin bu kredilere kefil olduğunu, bu kredilerin ödenmemesi nedeniyle kefil sıfatıyla müvekkilinin ödeme yaptığını, borçların ödendiğini ve banka tarafından müvekkiline 28/04/2009 tarihli iki adet ibraname verildiğini, müvekkiline keşide edilen ihtarnamelerin hiçbirisinde 28/01/2008 tarihli kredi sözleşmesinden bahsedilmediğini, 13/02/2009 tarihli ihtarnamede de 26/05/2007 tarihli sözleşmeden bahsedildiğini, müvekkilinin bu sözleşmede imzasının bulunmadığını, 15.567,50-TL borcun ödenmesinin ihtar edilmesi üzerine müvekkilinin borcunun 28/04/2009 tarihinde ödediğini ve banka tarafından 50.000-TL limitli krediye bağlı borcun tamamen kapatıldığına dair yazı verildiğini, müvekkilinin ibra edildiği halde hiç bir detayı belirtilmeyen başka bir sözleşmeye istinaden takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca ibranamede belirtilen 12/01/2007 tarihli sözleşme bulunmadığını, 28/01/2008 tarihli sözleşme ile ilgili olarak ise müvekkiline hiç bir hesap kat ihtarnamesinin gönderilmediğini, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, toplam kredi borcunun ne olduğu, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin hangi krediye mahsup edildiği, hangi kredilerin kapatıldığı hususunda inceleme yapılmadığını, alacağa dayanak gösterilen sözleşmeye dayalı olarak ihtarname gönderilmediğinden takip öncesi işlemiş faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, icra takibinde faizin türü ve oranına da itirazlarının bulunduğunu, banka kayıtlarının yerinde incelenmediğini, raporun hesap ekstreleri üzerinden hazırlandığını, davacının talebinin kefalet limitini aştığını, davacının bir an için alacaklı olduğunun kabulü halinde ise alacağın likit olmadığını, takipte 40.265,16-TL fazla talepte bulunulduğunu, ayrıca % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd Şti arasında 08/01/2008 tarihli 50.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede kefil olarak davalı ile dava dışı ... yer aldığı, Eyüp ... Noterliğinin 13/02/2009 tarihli kat ihtarnamesi ile KMH kaynaklanan 15.667,50-TL nakdi alacağın talep edildiği, kat ihtarının 19/02/2009 tarihinde tebliğ edildiği, temerrütün 20/02/2009 tarihinde gerçekleştiği, borcun ödenmemesi üzerine bahsi geçen kat ihtarnamesi dayanak gösterilerek dava konusu icra takibinin başlatılmıştır.Kefalet sözleşmelerinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484.
maddesi uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti olarak, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrütü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Somut olayda imzalanan kefalet sözleşmesi kanuni şartlara uygun olarak düzenlenmiş olmakla, davalı kefilin kefaleti geçerlidir. Davalı tarafından, İstanbul 6. ATM'nin 27/01/2010 tarihli 2014/65-122 sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiğini ileri sürmekte ise de anılan davaya konu icra takibinde alacağın dayandığı sözleşmenin doğru gösterilmemesi nedeniyle icra dosyası kapsamında yapılan ödemenin ...
iadesine karar verilmiş olup, eldeki davanın konusu oluşturan KMH alacağın esasına etki edecek bir hüküm tesis edilmediği anlaşıldığından anılan kararın kesin hüküm oluşturduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı taraf, bankanın kredi borçları ile ilgili 28/04/2009 tarihinde iki adet ibraname düzenlediğini ileri sürmüştür. Bahsi geçen banka yazı içeriklerinin incelenmesinde; 28/04/2009 tarihli yazılardan ilki ... adına düzenlenmiş olup bahsi geçen yazıda 12/01/2007 tarihinde 46981 no ile kullandırılan 50.000-TL kredinin 28/04/2009 tarihinde tamamen kapatıldığından, ikinci yazı dava dışı asıl borçlu ....Ltd Şti adına düzenlenmiş olup ikinci yazı da ise dava dışı şirkete kullandırılaran 20.000-TL teminat mektubu kredisinin 20.500-TL yatırılarak tamamen ödenerek kapatıldığından bahsedilmiştir.
Dava konusu alacak ise 11/01/2008 açılış tarihli KMH'dan kaynaklanmakta olup dava konusu alacağın yazı içeriklerinde belirtilen kredilerle ilgisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Alacağın dayanağı olarak gösterilen 13/02/2009 tarihli kat ihtarnamesinde 26/06/2007 tarihli sözleşmeden bahsedilmiş ise de kat ihtarnamesinin ekinde yer alan 11/01/2008 açılış tarihli 15.000-TL bedelli KMH ekstresinde alacağın dayanağının açıkça gösterildiği, bu durumda kat ihtarnamesinde sözleşme tarihinin hatalı gösterilmesinin borcu söndüren bir husus olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı görülmemiştir.Temerrüt faizinin düzenlendiği Sözleşmenin 71.
maddesinde "...dönem faizlerinin ödenmesinde temerrüte düşülmesi halinde, bunların muaccel oldukları tarihten itibaren, ödeme tarihine kadar geçecek günler için, temerrüt tarihinde bankaca, borçlu cari hesap şeklinde çalıştırtılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi uygulanır..." denilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 19. ve 11. Hukuk Daireleri ile HGK'nın yerleşik uygulamalarında temerrüt faizine esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olması gerektiği buna göre, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için Merkez Bankasına bildirilen değil, fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarını belgelemesi gerekmektedir.
Bu yolda ise bir belge sunulmamıştır. Bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen en yüksek faiz oranları temerrüt faizi belirlenmesine esas alınmamaktadır (Yargıtay 11.HD'nin 2020/8317 Esas, 2022/3418 Karar sayılı ve 26.04.2022 tarihli ilamı aynı yoldadır.)Hesabın 13/02/2009 tarihinde kat ettiği anlaşılmaktadır. TCMB'nin 2013/8 sayılı KMH kredilerine uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranlarının kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarını geçemeyeceğine ilişkin tebliğ hükmü hesabın kat edildiği tarihten sonra 27/05/2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak davacı tarafça fiilen uygulanan daha yüksek bir oranda kredi kullandırıldığına dair bir belge sunulmamıştır. Davacı tarafça fiilen uygulanan daha yüksek bir oranda kredi kullandırıldığına dair belge sunulmadığından TCMB tarafından tespit edilen kredi kartı için uygulanan faiz oranlarının esas alınması gerekmektedir.Hesabın kat edildiği tarih itibariyle kredi kartları için akdi faiz oranı % 52,68 olarak belirlenmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kabul edilen % 24,24 akdi ve % 30,24 temerrüt faiz oranlarının ve buna bağlı olarak hesaplanan faiz miktarlarının fazla olmadığı, sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmaktadır.Banka tarafından tebliğe gönderilen 13/02/2009 tarihli kat ihtarnamesinin davalının tevziat sırasında adreste bulunmaması nedeniyle eşine 19/02/2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup 20/02/2009 tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir.
Temerrüt tarihi itibariyle 16.232,42-TL alacak tespit edilmiş olup bu miktar davalının kefalet limitinin altında kalmaktadır. Davalı kefil, kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğundan, davalının temerrütün oluşmadığına ve kefalet limitinin aşıldığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Dava konusu alacak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bunun dışında reddedilen kısım için kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de davacı bankanın icra takibini fazla bedel üzerinden başlatmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddinde isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle;
mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 3.540,39-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 885,10-TL harcın mahsubu ile kalan 2.655,29-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20,70-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114290 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi