Vergi ödeme talimatının geç yerine getirilmesinde bankanın sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1588 E. 2024/424 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalZamanaşımı
Gerekçe özeti
Bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamında vekil sıfatıyla hareket eden banka, vekalet verenin talimatlarını sadakat ve özenle yerine getirmekle yükümlüdür; devletten imtiyazla hizmet veren kurum olması nedeniyle ortalama vekilden daha yüksek özen göstermesi gerekir ve hafif kusurundan dahi sorumludur. Bankanın vergi ödeme talimatını geciktirmesi nedeniyle müşterinin vergi indiriminden yararlanamaması sonucu uğradığı zarardan, banka kendi sisteminde ve ilgili kamu idaresinin tahsilat sisteminde herhangi bir teknik arıza bulunmadığı, işlem hacminin yüksek olduğu tespit edildiğinde sorumludur; hizmet aldığı üçüncü kişi kurumun kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. Zarar, ödemenin fiilen yapıldığı tarihte öğrenildiğinden zamanaşımı süresi bu tarihten işlemeye başlar.
Ele alınan sorunlar
Bankanın vergi ödeme talimatını geç yerine getirmesinden sorumluluğu → ret
İddia: Davalı, geç ödemenin kendi kusurundan kaynaklanmadığını, arızanın hizmet aldığı ... A.Ş.'nin sistemlerinden (DDOS atakları) kaynaklandığını, GİB'in de teknik arızanın banka sisteminden kaynaklanmadığını teyit ettiğini, bu nedenle mücbir sebep bulunduğunu ve eksik inceleme (bilişim uzmanı raporu alınmaması) ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri hukuki niteliği itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğindedir; TBK 506/2 gereği vekil (banka), vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle hizmet yürütmekle yükümlüdür. Devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumlar olan bankaların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekir ve bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka, ancak özen borcunu ihlal eden kusurlu fiilinin bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Vergi dairelerinin müzekkere cevapları ve Gelir İdaresi Başkanlığı'nın bildirdiği hususlara göre, 30/07/2015 tarihinde davalı banka tarafından yapılan tahsilat sorgulamalarının normal günlere göre çok düşük olduğu, diğer bankaların sorgulamalarının ise normal seviyede kaldığı; mali tatil nedeniyle vergi ödeme sürelerinin o tarihe uzatılması sebebiyle sistemde yoğunluk yaşanmasına rağmen GİB tahsilat sisteminde bir hata bulunmadığı, yoğunluğa rağmen tahsilatların yapıldığı ve o gün davalı banka aracılığıyla 87.819 adet tahsilat işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. TBK 114/2 gereği sözleşmeye aykırılık hallerinde haksız fiile ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı bankanın vergi idaresi sistemleri nezdinde yüksek sayıda işlem gerçekleştirdiği ve GİB tahsilat sisteminde herhangi bir sorun olmadığı anlaşıldığından, davalının özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda davacının maddi zarara uğradığı ve zarar ile fiil arasında illiyet bulunduğu kabul edilmiştir. Zarara uğrayan davacının vergi idaresine karşı vergi mahkemesinde dava açmaya zorlanamayacağı ve zararını davalıdan tazmin talep hakkı bulunduğu; davacının zararın doğumuna veya artmasına sebep olan bir eyleminin de bulunmadığı; davalının hizmet aldığı üçüncü kişi kurumun (... A.Ş.) kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Zamanaşımı definin değerlendirilmesi → ret
İddia: Davalı, eylemin 31/07/2015 tarihine ilişkin olduğunu, bu nedenle talebin 2017 yılında zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının zararını, geç ödeme nedeniyle vergi indiriminden yararlanamayarak 08/10/2018 tarihinde yapmak zorunda kaldığı ödemeyle öğrendiği ve 03/05/2019 tarihli ihtarnameyle zararını davalıdan talep ettiği gözetildiğinde, dava tarihi itibariyle alacağın TBK'nın 72. maddesinde düzenlenen iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmadığı görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bankaların bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamındaki vekalet benzeri ilişkide ortalama vekilden daha yüksek özen göstermesi gerektiği ve hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı, vergi ödeme talimatının geç yerine getirilmesi nedeniyle oluşan vergi indirimi kaybından bankanın sorumlu tutulabileceği yönündeki değerlendirme, benzer bankacılık sorumluluğu uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Bankacılık hizmetleri sözleşmesinden doğan tazminat talebinde, davacının zararını öğrendiği tarih esas alınarak TBK'nın 72. maddesindeki iki ve on yıllık zamanaşımı süreleri işletilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekalet benzeri sözleşme↗ özen borcu↗ hafif kusur↗ illiyet↗ zamanaşımı↗ mücbir sebep↗ vergi indirimi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1588
KARAR NO 2024/424
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/04/2021
NUMARASI 2019/670 Esas - 2021/344 Karar
DAVA
Tazminat (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/03/2024
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamında davalı bankanın müşterisi olduğunu, vergi ödemelerininin davalı nezdinde bulunan hesapları üzerinden ve davalı aracılığıyla gerçekleştirildiğini, son ödeme tarihi 30/07/2015 (ilgili mali yıl tatili son günü) olan vergi ödemelerinin gerçekleştirilmesi için müvekkili tarafından 30/07/2015 günü davalı bankaya verilen yazılı talimatın, davalı tarafından gecikme ile ancak 31/07/2015 tarihinde yerine getirildiğini, böylece müvekkilinin davalı tarafından vergi mütemerridi konumuna düşürüldüğünü ve vergi indirimlerinden yararlanma hakkını kaybetmesine neden olduğunu, kurumlar vergisinden alması gereken %5 oranındaki indirimin 2017 yılı için 39.439,59-TL olduğunu, müvekkilinin işbu indirim alacağının 2018 yılı Mayıs dönemi gelir vergisi stopajından mahsubunu talep ederek vergiyi mahsuplu tutara göre yatırdığını, ne var ki vergi dairesinin mahsup talebini davaya konu edilen geçe ödeme nedeniyle kabul etmediğinin 08/10/2018 tarihinde öğrenilmesi üzerine, müvekkili şirketin 39.439,59-TL tutarındaki vergiyi 1.972,14-TL gecikme zammı ile birlikte gecikmeli olarak vergi dairesine ödemek durumunda kaldığını, 2017 yılı kurumlar vergisi indirim kaybı zararlarının 39.439,59 TL, gecikme zammı zararının 1.972,14 TL, ayrıca bu sebeple oluşan 2018 yılı kurumlar vergisi indirim kaybı zararlarının da 91.596-TL olduğunu ileri sürerek, şimdilik davaya konu zararlarından 39.439,59-TL'nin, ihtarnamenin davalıya tebliği tarihi olan 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile vergi dairesi arasındaki sistemin arızalanması nedeniyle, geç ödemeden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilin hizmet aldığı GİB'in telekom hizmetlerini aldığı operatörden (... A.Ş.) kaynaklandığını, müvekkilinin olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, GİB'in teknik arızanın müvekkili banka sisteminden kaynaklanmadığını teyit ettiğini, davacının süresi içinde vergi mahkemesine dava açmadığı için kusurlu olduğunu ve davanın ... A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın hukuki yarar yokluğundan, zamanaşımından ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacının ödemede temerrüde düşmesinin nedeninin mali idare olmadığı,yazılan müzekkereye Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen cevapta 30/07/2015 tarihinde davalı banka tarafından yapılan tahsilat sorgulamalarının normal günlere göre çok düşük olduğu, diğer bankaların sorgulamalarının normal seviyelerde olduğu, mali tatil nedeniyle bazı vergilerin ödeme sürelerinin 30/07/2015 tarihine uzatılması sebebiyle sistemlerinde yoğunluk yaşanmasına rağmen bir hata bulunmadığının ve tahsilatların yapıldığının görüldüğünü, ayrıca 30/07/2015 tarihinde davalı banka aracılığıyla 87.819 adet tahsilat işlemi yapıldığının bildirildiği, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın cevabı doğrultusunda davacının uğradığı zararın davalıdan kaynaklandığı, davacının, 2017 yılı kurumlar vergisi indirim kaybı zararını davalıdan talep edebileceği, davanın kabulüne 39.439,59-TL maddi tazminatın 09/05/2019 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, uyuşmazlığın teknik aksaklıktan kaynaklandığını, bilişim uzmanından rapor alınmadığından eksik incelemeyle karar verildiğini; GİB'in verdiği cevabın uyuşmazlığı aydınlatacak nitelikte olmadığını; yaşanan durumun ... A.Ş. kayıtlarında bulunan IP'lerin güvenli sayılan beyaz listede tanımlanmaması sebebi ile oluşan DDOS ataklarından kaynaklandığını; ödemelerde yaşanan gecikmenin mücbir sebep niteliğini haiz olduğunu, dosyaya sundukları emsal vergi mahkemesi kararlarının işbu durumu mücbir sebep olarak kabul ettiğini ve vergi mükellefine süreyi kaçırmış olsa dahi indirim hakkı verdiğini, hal böyle iken, davacı şirketin vergi mahkemesinde dava açmayarak işbu davayı ikame etmesinin kötü niyetli olduğunu;
TBK'nın 52. maddesi gereği, davacının zararın doğumunda/arttırımında etkili olması sebebi ile müvekkilinin kusurlu bulunmasının kabul edilemeyeceğini; arızanın ihbar edilen ...'dan kaynaklandığını ancak mahkemenin bu hususu tespit etmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ve eylemin 31/07/2015 tarihine ilişkin olduğundan talebin 2017 yılında zamanaşımına uğradığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesi kapsamında davalı tarafından verilen vergi ödeme talimatının zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden, daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur.
Banka, ancak özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.Somut olayda, davacının mükellefi olduğu kurumlar vergisi ödemesinin son günü olan 30/07/2015 tarihinde vergi dairesine yatırılması için davalı bankaya talimat verildiği ancak ödemenin 31/07/2015 tarihinde yapıldığı, bu geç ödeme sebebiyle davacının 2017 yılına ilişkin kurumlar vergisinin 2018 yılındaki ödeme işlemi kapsamında, uyumlu mükelleflere sağlanan %5 oranındaki indirimin sağlanacağı inancıyla o miktara karşılık gelen 39.439,59-TL vergiyi 1.972,14-TL gecikme zammıyla birlikte ödemek zorunda kaldığını, davalının 2015 yılında vergiyi geç ödeme eylemi olmasa müvekkilinin söz konusu bedeli ödemek zorunda kalmayacağından 39.439,59-TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Davalı ise söz konusu geç ödemenin kendi kusurundan kaynaklanmadığını, internet sistemi sebebiyle vergi idaresinin tahsilat sistemi tarafından müvekkilinin işlemi gerçekleştiremediği savunulmuştur. Buna göre uyuşmazlık, geç ödeme nedeniyle davacının zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Göztepe Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/12/2019 tarihli yazısında, davacının 2015/6 dönemine ait muhtasar beyannamesiyle, 2015/6 dönemi KDV beyannamesini süresinde verdiği ancak ödemelerini vadesi 30/07/2015 olduğu halde gecikme zammıyla 31/07/2015 tarihinde ödediği; Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16/12/2019 tarihli müzekkere cevabında, davacının 11/03/2016 tarihi itibariyle beyannamelerini kanuni süresi içinde beyan ettiği ancak 2018/Mayıs dönemine ait G.stp beyannamesinin 39.439,59-TL'lik kısmını 08/10/2018 tarihinde 1.972,14-TL'lik gecikme zammı ile ödediği, davacının 2017 hesap dönemi Kurumlar Vergisi Beyannamesinde Gelir Vergisi Kanununun mük.
121. maddesi kapsamında 39.439,59-TL iade talebinde bulunmuşsa da aynı Kanunun "... indirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibariyle vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin ödenmiş olması ..." hükmü gereğince yerine getirilmediği bildirilmiştir. Bilirkişi Raporunda, davaya konu geç ödeme nedeniyle davacının vergiye uyumlu mükelleflere tanınmış %5'lik vergi indiriminden yararlanamadığı ve 39.439,59-TL ile 08/10/2018 tarihinde 1.972,14-TL gecikme zammı ödediği anlaşılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkeye verilen cevapta, sistem üzerinden yapılan araştırmada 30/07/2015 tarihinde davalı banka tarafından yapılan tahsilat sorgulamalarının normal günlere göre çok düşük ve diğer bankaların sorgulamalarının normal seviyelerde olduğu, mali tatil nedeniyle bazı vergilerin ödeme sürelerinin 30/07/2015 tarihine uzatılması sebebiyle sistemde yoğunluk yaşandığı ancak bir hata bulunmadığı, yoğunluk olmasına rağmen tahsilatların yapıldığı, ayrıca 30/07/2015 tarihinde davalı banka aracılığıyla 87.819 adet tahsilat işleminin yapıldığı bildirilmiştir.TBK'nın 114/2 maddesi gereğince, sözleşmeye aykırılık hallerinde de haksız fiile ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre, davaya konu davacının vergi ödemesinin yapılması gereken 30/07/2015 tarihinde, davalı bankanın vergi idaresi sistemleri nezdinde oldukça yüksek sayıda vergi ödemesi işlemi gerçekleştirdiği ve GİB'in tahsilat sisteminde her hangi bir sorun olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda davacının maddi zarara uğradığı ve zarar ile fiil arasında illiyet bulunduğu, davacının işbu zararını 08/10/2018 tarihinde yapmak zorunda kaldığı ödemeyle öğrendiği ve 03/05/2019 tarihli ihtarnameyle zararını davalıdan talep ettiği gözetildiğinde, dava tarihi itibariyle alacağın TBK'nın 72. maddesine göre iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmadığı görülmüştür.Açıklanan nedenlerle ve öte yandan zarara uğrayan davacının vergi idaresine karşı vergi mahkemesinde dava açmaya zorlanamayacağı ve zararını davalıdan tazminini talep hakkı bulunduğu;
davacının zararın doğumuna veya artmasına sebep olan bir eyleminin bulunmadığı, davalının hizmet aldığı kurumun kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı, yapılan araştırmanın hüküm vermeye yeterli olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.694,11-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 675-TL harcın mahsubu ile kalan 2.019,11-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 35,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114288 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi