6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinden kaynaklı icra takibine menfi tespit davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1910 E. 2024/443 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Bayilik/Distribütörlük Sözleşmesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Süreli bir sözleşmenin sona erme tarihinden sonra taraflarca fiilen hiçbir edim ifa edilmemesi, ihtarda bulunulmaması ve sessiz kalınması, sözleşmenin tarafların ortak iradesiyle sona erdiğinin ispatı olarak kabul edilir. Bu durumda, sözleşmenin feshinde karşı tarafın haksız olduğunu ispat yükü, cezai şart ve tazminat talep eden tarafa aittir; bu ispat sağlanamazsa cezai şart ve tazminat talebi yerinde değildir. Ariyet olarak verilen bir malın bedeli talep edildiğinde, sözleşme süresinden önce sona ermişse, malın bedeli sözleşmenin fiilen işlediği süreye orantılı olarak hesaplanmalı, kalan süreye isabet eden kısım talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmenin ne şekilde ve ne zaman sona erdiğinin belirlenmesi → kabul

İddia: Davacı, ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, bu durumun davalı tarafından da kabul edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının ayıp iddiasına dayanak SGS raporunun düzenlendiği tarihten sonra davalıdan herhangi bir mal almadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu tarihten sonra fiilen sona erdiği ticari defterlerle sabittir. Bu tarihten sonra sözleşmenin işlememesine her iki tarafın da sessiz kalması, sözleşmeye dayalı herhangi bir işlem yapılmaması ve taraflarca ihtarda bulunulmaması dikkate alındığında, sözleşme ilişkisinin tarafların ortak iradesiyle sona erdiği kabul edilmelidir. Davalının cezai şart ve tazminat talep edebilmesi için sözleşmenin feshinde davacının haksız olduğunun ispatı gerekir; ispat yükü kendisinde olan davalı, sözleşmenin davacıdan kaynaklanan bir nedenle sona erdiğini ispat edememiştir. Bu nedenle icra takibinde talep edilen cezai şart ve tazminat alacağının şartları gerçekleşmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cari hesap alacağına ilişkin menfi tespit talebi → ret

Gerekçe: Tarafların ticari defterleri davacının davalıya 2.150-TL borçlu olduğu hususunda uyumludur; borcun ödendiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Bu nedenle cari hesap alacağı bakımından davacının menfi tespit istemi yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ariyeten verilen liftin bedeline ilişkin menfi tespit talebi → kısmi kabul

İddia: Davacı, liftin davalıya ait olduğunu gösterir belge bulunmadığını, liftin bozuk olması nedeniyle hiçbir zaman kullanılamadığını ve davalının lifti kendisine hediye olarak verdiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının davacıya sözleşmenin başında 2,5 tonluk iki sütunlu lifti teslim ettiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Sözleşmenin yatırım desteği başlıklı 6.8 maddesinde liftin yatırım desteği olarak ariyeten bedelsiz verildiği yazılıdır. Sözleşme süresinden önce sona erdiği halde davacının ariyeten geri verilmek üzere aldığı lifti iade etmediği dikkate alındığında davalı, davacıdan liftin bedelini talep etmekte haklıdır. Ancak sözleşmenin ayakta olduğu 5 aylık süre dikkate alındığında davalı, lift bedelinin sözleşmenin kalan süresine isabet eden kısmını talep edebilir. Bilirkişi heyeti tarafından davacıya ariyeten verilen lifte takip tarihi itibariyle değer biçilmiş olup, sözleşmenin kalan kısmına isabet eden tutar dışında kalan kısımdan davacı borçlu değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötüniyet tazminatı talepleri → ret

İddia: Davacı, davalının icra takibini kötü niyetle başlattığını ileri sürerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Davalının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının şartları oluşmayan tazminat talebi reddedilmiştir; aynı şekilde davalının şartları oluşmayan tazminat talebi de reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Süreli bir sözleşmenin fesih beyanı olmadan tarafların fiilen edim ifa etmemesi ve sessiz kalması yoluyla ortak iradeyle sona erdiğinin kabulü ile buna bağlı ispat yükü dağılımı ve ariyet malın bedelinin sözleşmenin kalan süresine orantılanması yönünden BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu, ikna edici nitelikte bölgesel bir çözüm sunmaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit bayilik sözleşmesi cezai şart cari hesap alacağı ariyet ispat yükü sözleşmenin ortak irade ile sona ermesi kötüniyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1910

KARAR NO 2024/443

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/09/2021

NUMARASI 2020/371 2021/646

DAVA

Menfi Tespit

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili arasında 01/02/2012 tarihli Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 01/02/2017 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin davalı şirketten sözleşmede belirtilen madeni yağları ve ürünleri aldığını, müvekkilinin aldığı ürünleri araçlarda kullanmaya başladığını, ancak madeni yağlar ve ürünlerin bozuk çıktığını, madeni yağların bozuk olmasından ötürü müvekkilinin müşterilerinin araçlarında arızaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin bu arızaları kendi hesabından karşıladığını, ürünlerin bozuk olmasından ötürü sözleşmenin haklı nedenle müvekkili tarafından fesih edildiğini, bu durumun davalı şirkete iletildiğinde itirazda bulunmayarak kabul ettiğini, ancak zaman içerisinde davalı şirketin kötü niyetli davranarak müvekkili hakkında sözleşmeden doğan cezai şart, cari hesap alacağı ve 5 yıl süreli verilen liftin bedelinin tahsili için Gaziosmanpaşa ...

İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından ilamsız takip yaptığını, davalının verdiği söz üzerine müvekkilinin icra dosyasına itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında 01/02/2012 tarihli 5 yıl süreli Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacının müvekkilinden madeni yağ satın aldığını, bu alışverişe ilişkin olarak davacının müvekkilinden satın aldığı mallardan dolayı 2.149,95-TL borcu bulunduğunu, takip talebi ile davacıdan talep edilen kalemlerin davacının da kabul ettiği sözleşmeye dayandığını, 5 yıl süreli düzenlenen sözleşme ile davacının müvekkilinden yılda 3 ton, 5 yılda toplam 15 ton ürün satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinden alması gereken miktarda mal almaması halinde aynı sözleşmenin 8. maddesi ile müvekkiline 2.500-USD ödemesi gerektiğini, müvekkili tarafından sözleşme ile birlikte davacıya 2,5 tonluk 2 sütunlu bir adet lift verildiğini, davacının sözleşme süresi sonunda müvekkiline bu lifti iade etmediğini, davacının müvekkilinden aldığı mallarda herhangi bir ayıp ve kusur bulunmadığını, davacının müvekkilinden en son 16/07/2012 tarihinde mal aldığını, davacının bu iddiaları yasal süreler geçtikten sonra ileri sürmesine muvafakatlerinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 01/02/2012 tarihli Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme süresi içerisinde davacıya teslim edilen malların ayıplı çıkması nedeniyle davacının davalıya sözlü olarak ayıp ihbarında bulunduğu, ancak işbu ayıp ihbarının TTK'nin 23/c ve 6098 sayılı TBK'nin 223.maddesinde yer aldığı şekilde usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu nedenle de süresinde olmadığı, ayıplı olan mallar yönünden de usulüne uygun ve süresinde ayıp ihbarı olmadığı, bu nedenle davalının, ayıplı olduğu iddia olunan mallardan sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, ayrıca davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshinin söz konusu olmaması nedeniyle 01.07.2017 tarihinde sona ermiş olan sözleşmeye dayalı davalı taleplerinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; ürünlerin ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini, bu hususun davalı tarafından da kabul edildiğini, 2012 yılından sonra taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki kalmadığını, müvekkilinin ayıp olgusunu davalıya sözlü olarak bildirdiğini, liftin davalıya ait olduğunu gösterir bir belge bulunmadığını, liftle ilgili herhangi bir belge olmamasına rağmen hayali bir fiyat belirlendiğini, ayrıca liftin bozuk olması sebebiyle müvekkilince hiç bir zaman kullanılamadığını, davalının lifti müvekkiline hediye olarak verdiğini, müvekkilinin yağlar üzerinde analiz yaptırdığını ve yağların ayıplı olduğunun tespit edildiğini, analiz raporundan bir adet davalıya elden verildiğini, ayıp ihbarının herhangi bir şekle tabi olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart, cari hesap alacağı ile ariyet olarak davacıya bırakılan lift bedelinin tahsili için başlatılan ve süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşen icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Taraflar arasında 01/02/2012 tarihli 5 yıl süreli Madeni Yağ Satış Sözleşmesi ile davacı bayi, ...'in satışa sunduğu yağ, gres ve özel ürünleri münhasıran davalı distribütörden satın almayı üstlenmiştir. Davalı, davacı bayinin sözleşmede kararlaştırılan ürün alım taahhüdünü yerine getirmemesinden kaynaklı 15.375-TL, ödenmeyen cari hesap kaynaklı 2.150-TL, teslim alınıp iade edilmeyen lift nedeniyle 15.000-TL alacak için davacı hakkında icra takibi başlatmıştır.

Taraflar arasında sözleşmenin 8. maddesinde sözleşme hükümlerinin ihlali halinde distribütöre 2500-USD ödeneceği kabul edilmiştir. Davacı, davalıdan aldığı yağların ayıplı olduğunu, bununla ilgili olarak SGS firmasına yaptırılan incelemede davalıdan alınan ürünlerin bozuk çıktığının tespit edildiğini, sözleşmenin bu nedenle haklı gerekçe ile feshedildiği ileri sürülmüştür. Bahsi geçen 12/07/2012 tarihli raporda ... markalı ürün üzerinde yapılan incelemede silisyum içeriğinin yüksek olduğu, anormal derecede yüksek su içeriği nedeniyle tüm testlerin yapılmasının mümkün olmadığı, aşındırıcı metal içeriğinin normalden yüksek olduğu belirlenmiş, yağ değişimi ve eğilimlerin takip edilmesi tavsiye edilmiştir.

Davacının raporun düzenlendiği tarihten sonra davalıdan herhangi bir mal almadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu tarihten sonra fiilen sonra erdiği tarafların ticari defterleri ile sabittir. Bu tarihten sonra sözleşmenin işlememesine her iki tarafın da sessiz kaldığı, sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir işlem yapılmadığı gibi taraflarca ihtarda bulunulmadığı dikkate alındığında, somut olayda sözleşme ilişkisinin Temmuz 2012 tarihinde tarafların ortak iradesi ile sona erdiği yönündeki iddianın ispatlandığı kabul edilmelidir. Davalının, davacıdan cezai ve maddi zararının tazminini isteyebilmesi için davacının sözleşmenin feshinde haksız olması gerekmekte olup ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından sözleşmenin davacıdan kaynaklanan bir nedenle sona erdiği ispat edilememiştir.

Bu nedenle icra takibinde talep edilen cezai şart ve tazminat alacağının şartları gerçekleşmediğinden takipte talep edilen 15.375-TL cezai şart ve tazminat alacağı bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının kabulü gerekir. Bunun dışında tarafların ticari defterleri davacının davalıya 2.150-TL borçlu olduğu hususunda uyumlu olup borcun ödendiğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir delil ibraz edilmediğinden cari hesap alacağı bakımından davacının menfi tespit istemi yerinde değildir. Davalının davacıdan talep ettiği diğer bir alacak kalemi ise davacıya sözleşmenin başında verilen liftin bedelidir. Davalının davacıya sözleşmenin başında 2,5 tonluk iki sütunlu lifti teslim ettiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Taraflar arasındaki sözleşmenin yatırım desteği başlıklı 6.8 maddesinde 2,5 tonluk iki sütunlu liftin yatırım desteği olarak ariyeten bedelsiz verildiği yazıldır. Sözleşme süresinden önce sona erdiği halde davacının ariyeten geri verilmek üzere aldığı lifti iade etmediği dikkate alındığında davalı davacıdan liftin bedelini talep etmekte haklıdır. Ancak sözleşmenin ayakta olduğu 5 aylık süre dikkate alındığında davalı, lift bedelinin sözleşmenin kalan süresine isabet eden kısmını talep edebilir. Bilirkişi heyeti tarafından davacıya ariyeten verilen lifte takip tarihi itibariyle 12.500-TL değer biçilmiş olup, sözleşmenin kalan kısmına 11.458,33-TL isabet ettiğinden, davacının takipte talep edilen 15.000-TL lift bedelinin (15.000-11.458,33=) 3.541,67-TL kısmından borçlu değildir.

Bu durumda davacının menfi tespit istemi cari hesap alacağı ve lift bedelinin 11.458,33-TL'lik kısmı yönünden yerinde değil ise de cezai şart alacağı 15.375-TL ve takipte talep edilen lift bedelinden 3.541,67-TL olmak üzere toplamda 18.916,67-TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalıya 18.916,67-TL borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine, davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2021 Tarih 2020/371 Esas 2021/646 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya, Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında ilamsız takibe konu edilen 32.525-TL asıl alacaktan 18.916,67-TL borçlu olmadığının tespitine, Davacı tarafın koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, Davalı tarafın koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 1.292,19-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 555,45-TL harcın mahsubu ile kalan 736,74-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 599,85‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.250-TL bilirkişi ücreti ve 170,95-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.420,95-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.410-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 13.608,33-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davacı tarafından yatırılan 525,25-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 66-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 38-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

21/03/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114281 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.