6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesi devrine zımni muvafakat ve cezai şart mahsubu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1398 E. 2024/432 K. ·

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)Çek

Davacının nitelemesi: Bayilik Sözleşmesi ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari işletme (sicil / unvan / defter / cari hesap / acente)

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bir sözleşmenin tarafının, sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlarını üçüncü bir kişiye devretmesi (sözleşmenin devri), TBK'nın 205. maddesi uyarınca diğer tarafın önceden izni ya da sonradan muvafakati bulunmadıkça o taraf yönünden hüküm ifade etmez; ancak bu izin/muvafakat açık bir belge ile ispatlanmasa da, devir sonrasında sözleşmenin diğer tarafının devralan ile ticari ilişkisini fiilen ve kesintisiz sürdürmesi, devralanın düzenlediği faturaların o tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması gibi objektif olgular, zımni muvafakatin varlığını ispata yeterli kabul edilir. Sözleşmenin taraflardan biri tarafından haklı bir nedene dayanmaksızın fiilen sona erdirilmesi (fesih), sözleşmede kararlaştırılan cezai şart hükmünün uygulanmasını gerektirir; teminat amacıyla verilen çeklerin bedeli, önce cari hesap borcuna, ardından kalan tutarın karşılığı cezai şart alacağına mahsup edilebilir ve bu mahsup sonucunda davacının bakiye alacağı kalmıyorsa, itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Bayilik sözleşmesinin devrine davacının muvafakat edip etmediği → kabul

İddia: Davalı, davacının uzun yıllardır marka hakkının devri nedeniyle bayilik ilişkisini müvekkili ile sürdürerek devre zımnen muvafakat ettiğini, dolayısıyla bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların kendisine karşı ileri sürülebileceğini savunmuştur.

Gerekçe: TBK'nın 205. maddesi gereği sözleşmenin devri niteliğindeki bu hususun sözleşmenin diğer tarafı olan davacıya bildirildiğine veya davacı tarafından önceden izin verildiğine ya da sonradan muvafakat edildiğine dair yazılı bir delil bulunmamaktadır. Ancak devir tarihinden sonra sözleşmeyi devralan şirket tarafından davacıya hitaben düzenlenen ciro ve reklam payı açıklamalı faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine devir tarihinden sonra ticari ilişkinin fesih tarihine kadar devam ederek çok sayıda mal alışının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının sözleşme devrine zımnen muvafakat ettiğinin kabulü gerekir; ilk derece mahkemesinin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların davalı tarafından ileri sürülemeyeceğine yönelik kabulü hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ciro ve reklam payı alacağının ispatı → ret

İddia: Davalı, davacıdan sözleşmeye dayalı ciro ve reklam payı alacağı bulunduğunu, mahkemece bu alacaklar yönünden bir inceleme yapılmadığını ve eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının ticari defter kayıtlarında, davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olan faturalar dışında ciro ve reklam payı bakımından alacaklı olduğuna dair bir kayıt bulunmamakta olup, bu hususta başkaca bir delil de ileri sürülmediğinden, davalının cari hesabında kayıtlı faturalar dışında ciro ve reklam payı alacağı bulunduğu kanıtlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şart alacağının varlığı ve çek bedellerinin buna mahsubu → kabul

İddia: Davalı, bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşmenin 7.2.3 maddesi uyarınca 50.000-Euro cezai şart talep hakkı doğduğunu, dava konusu çek bedellerinin öncelikle bu cezai şart alacağına mahsup edildiğini ve davacının halen borçlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bayilik sözleşmesinin davacı tarafından, davalının marka ve görsellerinin kaldırılması ile mal alımının durdurulması suretiyle fiilen feshedildiği sabittir. Davacının, sözleşmenin davalı tarafından sağlanan ürünlerin vaad edilen niteliklerde olmaması nedeniyle feshedildiği iddiası herhangi bir delille ispatlanmamıştır. Bu nedenle davacı sözleşmeyi fesihte haksızdır ve davalı bakımından sözleşmenin 7.2.3 maddesi gereğince cezai şart talep hakkı doğmuştur. Cezai şart tutarı sözleşmede 50.000-Euro olarak kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalıya verilen çeklerin toplamının cari hesap borcundan mahsubu sonucunda kalan tutarın çeklerin tahsil tarihlerindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı, davalı tarafça tahsil edildiği ifade edilen cezai şart tutarına tekabül etmektedir; taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve elde edilecek menfaat gözetildiğinde bu tutar cezai şart için yeterli görülmüş, fahiş nitelikte bulunmadığından tenkise gerek görülmemiştir. Bu durumda davacının çeklerden kaynaklanan alacağının cezai şart borcuna mahsubu sonucunda davacının bakiye alacağı kalmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının kötü niyet tazminatı talebi → ret

Gerekçe: Davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin devrine ilişkin açık bir yazılı muvafakat bulunmasa da, devir sonrası ticari ilişkinin fiilen ve kesintisiz sürdürülmesinin ve devralanın düzenlediği faturaların diğer tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmasının zımni muvafakatin ispatı bakımından yeterli görülmesi yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin devri zımni muvafakat cezai şart mahsup itirazın iptali icra inkar tazminatı kötü niyet tazminatı ticari defter kayıtları

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 205TBK 205/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1398

KARAR NO 2024/432

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET

MAHKEMESİ

TARİHİ 30/03/2021

NUMARASI 2018/1499 Esas - 2021/402 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/03/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe, davalı tarafça haksız itiraz edildiğini, davacı ile davalı arasındaki mal alım satım ilişkisinde ileride mal alabilmek için müvekkilince davalıya teminat amacıyla her biri 30.000-TL bedelli 25.05.2018, 25.06.2018, 25.07.2018 ve 25.08.2018 tarihli sıralı çekler verildiğini, fakat davalı tarafından sağlanan ürünlerin müvekkiline vaat edilen niteliklerde olmaması nedeniyle zarara uğrayan müvekkilinin davalı ile çalışmama kararı aldığını, müvekkilince bu durumun ve çeklerin iadesinin davalıya ihtar edildiğini, ancak davalı tarafından çekler iade edilmediği gibi çeklerin ticari ilişki dışındaki ...

Marka firması tarafından çeklerin cezai şart alacağı olarak tahsil edileceğinin bildirildiğini, bu nedenle davalı hakkında takip başlatıldığını belirterek, davalının takibe itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı ile dava dışı ... arasında 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, 2012 yılında sözleşmedeki tüm şartlar aynı kalmak koşuluyla değirmen markasının kullanıma ilişkin şartlarda değişikliğe gidilerek davacıya bildirildiğini, buna göre değirmen markasının marka kullanım hakları ile bayilik haklarının ... Marka firmasına devredildiğini, yine devir anlaşması gereğince 01.12.2012 tarihi itibariyle üretim ve tedarik işlerinin müvekkili ... firmasına devredildiğini, akabinde 01.01.2018 tarihli müvekkili, ... Gıda ve ... Marka arasında akdedilen anlaşma gereği değirmen markasının ürün tedarik, reklam, ciro bedellerinin tahsili ve bayilik sözleşmesinden doğan hakların sahibinin müvekkili olduğunu, bu hususun davacı da dahil tüm bayilere bildirildiğini, bayilik ilişkisinin 2018 yılı nisan ayında davalı tarafından ihlal edilerek işletmede tabelanın indirildiğini, marka görselleri kaldırılarak ürün alımının durdurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranışlara son verilmesi ihtarına rağmen davacının sözleşmeyi tek taraflı ve keyfi olarak feshettiğini, bunun üzerine müvekkilince davalıya cari hesap borçları ile reklam ve ciro paylarının ödenmesinin ihtar edildiğini, davacının ödeme yapmaması üzerine de borçlarına mahsuben çeklerin tahsil edildiğini, davacının sözleşme gereği ödemesi gereken ciro payı ile reklam bedelini ödemediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle çeklerin sözleşmenin 7.2.3 maddesi gereğince davacının cezai şart borcuna mahsup edildiğini, bu madde hükmüne göre davacının 50.000-Euro cezai şart ödemesi gerektiğini, davacının dava konusu ettiği 97.350-TL'nin de buna mahsup edildiğini, davacının halen müvekkiline borçlu olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının, mal alımı için teminat olarak çek keşide ettiğini ve davalı ile arasında bayilik sözleşmesi bulunmadığını iddia ettiği, davalının ise keşide edilen çeklerin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden tahsil edildiğini, bayilik sözleşmesi uyarınca davacı şirketten alacağı bulunduğunu savunduğu, bu nedenle ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davacı ile dava dışı ... Gıda arasında 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesi kurulduğu, 01.01.2012 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesi yönünden ... Gıda'nın hak sahibi, ürün tedarik hizmetlerinden kaynaklanan alacak yönünden ise davalı şirketin hak sahibi olduğu, 01.01.2018 tarihli sözleşmeye göre ... Gıda'ya ait olan bayilik sözleşme ve haklarının davalı ...

şirketine devredildiği, davalının bayilik sözleşmesinden kaynaklanan tüm hakların sahibi olduğunun anlaşıldığı, bir sözleşmenin taraflarından birinin kendi başına bir üçüncü kişi ile devir konusunda yapacağı anlaşmanın diğer taraf için geçersiz olduğu, sözleşmenin devrinin mutlaka devir eden, devir alan ve sözleşmede kalan arasında aynı anda akdedilmesinin gerekmediği, TBK'nın 205/2 maddesi uyarınca sözleşmede kalan tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşmanın da sözleşmenin devri hükümlerine tabi olduğu, somut olayda davalıya verilen kesin süreye rağmen davacıya devre ilişkin bildirim yapıldığı ve davacının devre izin verdiğinin ispat edilemediği, bu itibarla 01.01.2018 tarihli sözleşmenin davacı yönünden sonuç doğurmayacağı, dava dışı şirket ile davacı arasındaki sözleşmeden ve yenilik doğuran haklardan kaynaklanan alacak haklarının davalı tarafından ileri sürülemeyeceği, dava konusu çeklerin davalı tarafından alacak hakkına mahsuben tahsil edildiği yönündeki savunmaya iştirak edilmediği, tarafların ticari defter ve kayıtları birbiri ile uyumlu olup, davalının 97.350,43-TL cari hesap alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının 97.350,43-TL alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; bayilik sözleşmesi ve haklarının 01.01.2018 tarihinden itibaren müvekkili şirkete devredildiğini, davacının da uzun yıllardır marka hakkının devri nedeniyle tüm bayilik ilişkisini müvekkili ile sürdürerek marka devrine zımnen muvafakat ettiğini, dolayısıyla bayilik sözleşmesinden ve marka haklarının devrinden müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, dosya kapsamı ile de sabit olduğu üzere bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak tek taraflı feshedildiğini, bunun üzerine davacıya cari hesap borçları, ciro ve reklam payları ile cezai şart borçlarının ödenmesinin, taleplerinin karşılanmaması halinde müvekkiline verilmiş olan bir kısım çeklerin bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle söz konusu haklara, tazminatlarına mahsuben tahsil edileceğinin davacıya ihtar edildiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle dava konusu çeklerin cezai şart alacağına mahsup edildiğini, davacının halen ödemesi gereken cezai şart borcunun bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin 7.2.3 maddesi uyarınca sözleşmenin herhangi bir nedenle haksız feshedilmesi durumunda feshedenin 50.000-Euro tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının da ikrar ettiği üzere bayilik sözleşmesinin davacı tarafça haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, feshin müvekkiline bir bildirim dahi yapılmadan markaya ilişkin tüm tabela, görsel, tanıtıcı ekipmanların işletmeden sökülmesi, ürün alımlarının durdurulması şeklinde gerçekleştiğini, bu haliyle davacının sözleşmenin 7.2.3 maddesi uyarınca 50.000-Euro cezai şart ödemesi gerekmekte olup, dava konusu edilen 97.350-TL'nin de işbu cezai şarta mahsup edildiğini, halen bu hususta davacının müvekkiline borçlu durumda olduğunu, dava konusu edilen çeklerin davacının sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle cezai şart ile ciro ve reklam payı alacaklarına mahsup edildiğini, ancak çek bedelleri cezai şart tazminatını karşılamadığından ciro ve reklam bedelleri yönünden bir mahsup yapılmadığını, ancak mahkemece bu hususta müvekkilinin mahsup edebileceği ciro ve reklam payı alacakları yönünden bir inceleme yapılmadığını ve bu nedenle eksik inceleme ile karar verildiğini, ayrıca uyuşmazlığın çözümünün bayilik sözleşmeleri konusunda uzman sektör bilirkişi ile sözleşmeler konusunda uzman bir bilirkişiden oluşacak heyet tarafından yapılacak inceleme ile mümkün olacağını, bu nedenle mahkemece sadece mali bilirkişi incelemesi ile yetinilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesi kapsamına davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiği iddia edilen çeklerin davalı tarafından tahsili nedeniyle, çek bedellerinin tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça, bayilik sözleşmesi kapsamında 28.03.2018 tarihli makbuzla davalıya teminat olarak bir kısım çeklerin verildiği, ancak ticari ilişkinin sonlandırılmasına rağmen çeklerin iade edilmediği ileri sürülerek bedellerinin tahsilinin takip ve dava konusu edildiği, davalının bayilik sözleşmesi devrini bildirilmediği, davalı şirket ile aralarında bayilik ilişkisi bulunmadığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça ise bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların kendilerine devredildiği, davacının bayilik sözleşmesini haksız olarak feshetmesi nedeniyle çeklerin davalının cari hesap, reklam ve ciro payı borçları ile haksız fesih nedeniyle davacının ödemek zorunda olduğu 50.000-Euro cezai şart borcuna mahsubunun gerektiği, çek bedellerinin öncelikle cezai şart borcunu karşılamadığı, davacının halen borçlu durumda olduğu ileri sürülmüştür.

Somut olayda; davacı ile dava dışı ... Gıda şirketi arasında 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesinin akdedildiği, 01.01.2012 tarihinde üretim ve marka hizmetleri ayrılarak marka kullanımı ve bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların ... Marka firmasına, ürün üretim ve tedarik hizmetlerinden kaynaklanan hakların ise davalı ... firmasına devredildiği, bu durumun davacı şirkete de bildirildiği, 01.01.2018 tarihli devir sözleşmesi ile bu kez ... Gıda ve ... Marka firmalarının bayilik sözleşmeleri ve diğer tüm haklarının davalı ... şirketine devredildiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren davalının hem ürün üretim ve tedariki, hem de marka ve bayilik sözleşmeleri bakımından tek muhatap haline geldiği anlaşılmaktadır.

TBK'nın 205. maddesi gereği sözleşmenin devri niteliğinde bulunan bu hususun davacı şirkete bildirildiğine veya davacı şirket tarafından muvafakat edildiğine dair herhangi bir delil sunulmamıştır. TBK'nın 205. maddesi kapsamında, sözleşmenin devrinin sözleşmenin diğer tarafı olan davacı hakkında hüküm ifade edebilmesi için, davacının devre önceden izin vermesi ya da devir işleminden sonra muvafakat etmesi gerekmektedir.

04. 04.2007 tarihli bayilik sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi, davacının devre sonradan muvafakat ettiğine dair de yazılı bir delil sunulmamıştır. Bu durumda davacının devir işlemine zımni olarak muvafakat edip etmediğinin tespiti gerekmektedir. Mahkemece bu kapsamda bir inceleme yapılmamış olsa da, tarafların ticari defter kayıtları, cari hesap özetleri ile davalı tarafça düzenlenen faturaların incelenmesinden; sözleşme devir tarihi olan 01.01.2018 tarihi sonrasında sözleşmeyi devralan ... firması tarafından davacıya hitaben düzenlenen ciro ve reklam payı açıklamalı 31.01.2018, 28.02.2018 ve 31.03.2018 tarihli faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Yine sözleşme devir tarihinden sonra davacının ticari ilişkiye fesih tarihine kadar devam ettiği, bu kapsamda birçok fatura konusu mal alışının bulunduğu görülmektedir. Bu durumda davacının sözleşme devrine muvafakat ettiğinin kabulü gerekmekte olup, ilk derece mahkemesinin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların davalı tarafından ileri sürülemeyeceğine yönelik kabulü hatalıdır. Bayilik sözleşmesi devrine davacının muvafakat ettiğinin kabulü nedeniyle, sözleşmeye bağlı hak ve alacaklar davalı tarafından davacıya karşı ileri sürülebilecektir. Bu kapsamda davalı tarafça, davacıdan sözleşmeye dayalı ciro ve reklam payı alacağı ile haksız fesihten kaynaklanan cezai şart alacağının bulunduğu, söz konusu çek bedellerinin öncelikle cezai şart alacağından mahsup edildiği ileri sürülmüştür.

Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 97.454,19-TL alacaklı, davalının ticari defter kayıtlarına göre ise davacıya 97.350,43 TL borcu bulunduğu, çeklerin davacı tarafından cari hesaba mahsuben verildiği, dolayısıyla çek bedellerinin davalının 48.467-TL tutarındaki cari hesap alacağından mahsubu sonucunda tespit edilen tutarda davalının borçlu duruma geldiği görülmektedir. Sunulan ve borç -alacak bakımından birbiriyle uyumlu ticari defter kayıtlarında, yukarıda da açıklandığı üzere davalının ciro ve reklam payı açıklamalı faturaları da yer almaktadır. Davalının ticari defter kayıtlarında, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olanlar dışında ciro ve reklam payı bakımından alacaklı olduğuna dair bir kayıt bulunmamakta olup, bu hususta başkaca bir delil de ileri sürülmediğinden, davalının cari hesabında kayıtlı faturalar dışında ciro ve reklam payı alacağı bulunduğu kanıtlanamamıştır.

Davalının cezai şart alacağı talebi ise bayilik sözleşmesinin 7.2.3 maddesine dayanmaktadır. Bu madde hükmünde; şirketin (Opera) yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde müşterinin (Burdem) sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, sözleşmenin feshinin geçerli neden belirtilerek ihtarname ile gerçekleştirilebileceği, taraflardan herhangi birisinin keyfi olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde 50.000-Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda bayilik sözleşmesinin davacı tarafından, davalının marka ve görsellerinin kaldırılması ile mal alımının durdurulması suretiyle fiilen feshedildiği sabittir. Davacı tarafça, sözleşmenin davalı tarafından sağlanan ürünlerin vaadedilen niteliklerde olmaması nedeniyle feshedildiği ileri sürülmüşse de, bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir.

Bu nedenle davacı sözleşmeyi fesihte haksız olup, davalı bakımından sözleşmenin 7.2.3 maddesi gereğince cezai şart talep hakkı doğmuştur. Cezai şart tutarı sözleşmede 50.000-Euro olarak kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalıya verilen çeklerin toplamı 150.000-TL'dir. Bu tutarın davacının mevcut cari hesap borcundan mahsubu sonucunda kalan tutar 97.350,43-TL olup, davalı tarafça bu tutarın davacının cezai şart borcundan mahsup edildiği ileri sürülmüş olup, bu tutarın çeklerin tahsil tarihlerindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı 16.502,87-Euro'dur. Davalı tarafından tahsil olunduğu ifade edilen cezai şart tutarının 16.502,87-Euro'ya tekabül ettiği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve elde edilecek menfaat de gözetildiğinde bu tutar cezai şart için yeterli görülmüş, fahiş nitelikte bulunmadığından tenkise gerek görülmemiştir.

Bu durumda davacının çeklerden kaynaklanan alacağının cezai şart borcuna mahsubu sonucunda davacının bakiye alacağı kalmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulü hatalıdır. Ayrıca davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2021 Tarih 2018/1499 Esas 2021/402 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine, Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.664,36-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.236,76-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Yatırılan 1.662,5‬0-TL peşin istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 66,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/114265 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.