6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Vekillikten çekilme sonrası eski vekile tebliğ geçersizdir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6645 E. 2025/1006 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Vekilin vekillikten çekilmesi hâlinde vekâlet görevi, çekilme dilekçesinin asile tebliği üzerine HMK 82/1'de öngörülen sürenin dolmasıyla sona erer; bu tarihten sonra eski vekile yapılan gerekçeli karar tebliği geçersiz olduğundan temyiz süresi, asilin karara ıttıla ettiği tarihten işlemeye başlar ve buna aykırı olarak verilen süreden ret kararı maddi hataya dayalı olarak kaldırılır. Esasa ilişkin olarak, mahkeme kararlarına dayanan ve bilinebilir nitelikteki alacak likit sayılır; itirazında haksız olan borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Vekillikten çekilme hâlinde eski vekile yapılan gerekçeli karar tebliğinin geçerliliği ve temyiz süresinin başlangıcı → kabul

İddia: Davalı vekili, Dairenin temyiz dilekçesini süreden reddeden kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.

Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı adına vekile tebliğ edilmiş ise de, adı geçen vekilin İlk Derece Mahkemesine hitaben sunduğu dilekçeyle vekillikten çekildiğini bildirdiği, çekilme dilekçesinin davalı asıla tebliğ edildiği ve bu suretle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 82/1 hükmüne göre vekilin vekâlet görevinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle vekâlet görevi sona erdikten sonra adı geçen vekile yapılan gerekçeli karar tebliği geçersizdir; nitekim Bölge Adliye Mahkemesince de karar ve davacı yanın temyiz dilekçesi bir kez daha ve bizzat davalı asıla tebliğ edilmiştir. Bu hâle göre davalı tarafın karara ıttıla tarihi, asıla yapılan tebliğ tarihi olup, temyiz dilekçesinin sunulduğu tarih gözetildiğinde temyiz istemi süresindedir. Daire kararında davalı tarafın temyiz dilekçesinin süreden reddedilmesi maddi hataya dayandığından, maddi hata talebinin kabulü ile önceki Daire kararının davalının temyiz istemine ilişkin kısmının kaldırılarak temyiz isteminin esastan incelenmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fatura alacağının kapsamı ve icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali → kısmi kabul

İddia: Davalı, taraflar arasındaki ihtilafın fatura edilen bir kısım kalemlerin fatura edilip edilemeyeceği ve edilecekse ne miktarda edilebileceği noktasında toplandığını, faturaya kısmen itiraz ettiklerini ve sorumlu oldukları tutarları ödediklerini savunmuştur.

Gerekçe: Davalı tarafından icra takibine itiraz edilmiş ise de, hükme elverişli bulunan bilirkişi kurulu ek raporuna göre davalının itirazında asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden kısmen haksız olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin belirlenen tutar üzerinden devamına ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Alacağın likit olup olmadığı ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi → kabul

İddia: Davacı, davalının takibe itirazında haksız olduğunu ileri sürerek icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Alacak, mahkemece verilen kararlara dayalı ve bilinebilir olduğundan likit niteliktedir; bu nedenle davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Vekillikten çekilme sonrası vekâlet görevinin sona ermesiyle eski vekile yapılan tebliğin geçersiz olacağı ve temyiz süresinin asilin ıttıla tarihinden işleyeceği, ayrıca mahkeme kararlarına dayanan bilinebilir alacağın likit sayılacağı yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Vekilin çekilmesi hâlinde vekâlet görevi, çekilme dilekçesinin asile tebliğinden sonra HMK 82/1'de öngörülen sürenin dolmasıyla sona erer; bu tarihten sonra eski vekile yapılan gerekçeli karar tebliği geçersiz olduğundan temyiz süresi, asilin karara ıttıla ettiği (asıla tebliğ edildiği) tarihten itibaren işlemeye başlar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi hata vekillikten çekilme tebligatın geçerliliği temyiz süresi itirazın iptali likit alacak icra inkâr tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 82/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6645 E.  ,  2025/1006 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/1454 Esas, 2024/652 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/1227 E., 2021/236 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 30.09.2024 tarihli, 2024/5448 E., 2024/6863 K. sayılı kararı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin ise süreden reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından Dairemizin müvekkili hakkındaki kararının maddi hataya dayandığı ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. MADDİ HATA TALEBİNİN İNCELENMESİ

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı adına Avukat ...'a 05.06.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de adı geçen vekilin İlk Derece Mahkemesine hitaben sunduğu 21.09.2023 tarihli dilekçeyle vekillikten çekildiğini bildirdiği, vekillikten çekilme dilekçesinin davalı asıla 26.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, bu suretle ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 82/1 hükmüne göre Avukat ...'ın vekalet görevinin 10.10.2023 tarihinde sona erdiği, bu nedenle adı geçen vekile 05.06.2024 tarihinde yapılan gerekçeli karar tebliğinin geçersiz olduğu, nitekim Bölge Adliye Mahkemesince de kararın ve davacı yanın temyiz dilekçesinin bir kez daha ve bizzat davalı asıla 21.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, bu hale göre davalı tarafın karara ıttıla tarihinin 21.07.2024 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, temyiz dilekçesinin 16.08.2024 tarihinde sunulduğu gözetildiğinde davalı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğu, Dairemizce davalı tarafın temyiz dilekçesinin maddi hataya dayalı olarak süreden reddedildiği anlaşılmakla, maddi hata talebinin kabulü ile Dairemizin 30.09.2024 tarihli, 2024/5448 E., 2024/6863 K.

sayılı kararının, davacı tarafın temyiz isteminin değerlendirilmesine ilişkin kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle kısmen ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda, davalı tarafın temyiz isteminin değerlendirilmesine ilişkin ikinci bölüm ile "Karar" başlıklı kısmında yer alan " 2 nolu bent gereği davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine" cümlesinin Dairemizin anılan kararından tamamen çıkartılmasına ve davalı tarafın temyiz isteminin esastan incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

II. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında ''... Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'''nin paylarının %85'inin devir ve temlikine ilişkin olarak pay alım satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme neticesinde davalının müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu 2.080.944,91 TL tutarındaki faturanın davalıya iletildiğini, davalı tarafından faturanın 1.441.259,40 TL'sinin kabul edildiğini, kalan 639.685,51 TL için iade faturası düzenlendiğini, davalının sözleşmenin yanlış yorumlandığından bahisle ödeme yapılmayacağını bildirdiğini, bu nedenle davalı aleyhine 639.685,51 TL asıl alacak ve 11.227,74 TL işlemiş faiz talepli ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

III.CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; anılan sözleşme kapsamında davacının müvekkiline fatura edebileceği ödemeleri içeren bir fatura olması gerektiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın fatura edilen bir takım kalemlerin davacı tarafından fatura edilip edilemeyeceği ve edilecekse ne miktarda edilebileceği noktasında toplandığını, bu hususu aydınlatabilmek adına fatura içeriğine bakılması gerektiğini, davacı tarafından keşide edilen faturaya kısmen itiraz edildiğini ve sorumlu oldukları tutarların ödendiğini, davacının ise sözleşmeye aykırı olarak sorumlu olmadıkları meblağları talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından icra takibine itiraz edilmiş ise de hükme elverişli bulunan bilirkişi kurulu ek raporuna göre; davalının itirazında 25.842,27 TL asıl alacak ve 7.613,72 TL işlemiş faiz yönünden haksız olduğu, alacağında likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2018/37387 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle 425.842,27 TL asıl alacak, 7.613,72 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 433.555,99 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

V. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik olmadığı ancak alacağın mahkemece verilen kararlara dayalı olduğu, bilinebilir olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 11. İcra Dairesi'nin 2018/37387 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, 428.842,27 TL asıl alacak, 7.613,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 433.555,99 TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 86.711,19 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, pay alım satım sözleşmesi kapsamında düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VII.SONUÇ

Yukarıda (I) numaralı, "Maddi Hata Talebinin İncelenmesi" başlıklı kısımda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin Dairemizin 30.09.2024 tarihli, 2024/5448 E., 2024/6863 K. sayılı kararına ilişkin maddi hata talebinin kabulü ile Dairemizin zikredilen ilamının (I) numaralı kısımda belirtilen şekilde kısmen kaldırılmasına ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan incelenmesine, yukarıda "Değerlendirme ve Gerekçe" başlıklı kısımda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1141249700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1454 E. 2024/652 K.

Pay alım satım sözleşmesinde tazminat sınırı maddesinin yorumu ve rücu alacağı

Gerekçe özeti

Pay alım satım sözleşmesinde, alıcının satıcılardan talep edebileceği zarar için belirlenen asgari tutar sınırı (örn. 15.000-TL), önce zararın tam tutarı üzerinden uygulanır; zarar bu sınırı aşıyorsa, aşan tutarın sözleşmede belirlenen orana (örn. %85) göre hesaplanan kısmı rücu edilebilir. Sınırın önce toplam zarara uygulanıp sonra oranlama yapılması gerekir; oranlama yapılıp sınırın kalan bakiyeden düşülmesi sözleşme diline uygun değildir. Ayrıca, itirazın iptali davasında alacağın miktarının, taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen oranlara ve kesinleşmiş/hükme bağlanmış mahkeme kararlarına dayalı olarak hesaplanabilir olması, alacağın likit sayılması ve icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için yeterlidir.

Emsal değeri

Şirket devir/pay alım satım sözleşmelerinde yer alan tazminat sınırlaması (de minimis) hükümlerinin, oranlama ile sınır tutarının uygulanma sırası konusunda; ve itirazın iptali davasında sözleşmeye dayalı oranlamayla hesaplanabilir alacağın likit sayılarak icra inkar tazminatına esas olabileceği konusunda yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali icra inkar tazminatı likit alacak pay alım satım sözleşmesi rücu tazminat sınırı (de minimis) yansıtma oranı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1454

KARAR NO 2024/652

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/03/2021

NUMARASI 2018/1227 Esas - 2021/236 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile satıcılar davalı ... Holding A.Ş. dava dışı ..., ..., ..., ..., ... ve ... Ltd. Şti. arasında ... San. ve Tic. A.Ş.'nin paylarının %85'inin devir ve temlikine ilişkin olarak 15/05/2015 tarihli pay alım satım sözleşmesi imzalandığını, bu işlem neticesinde ...'in ... ile birleştiğini ve unvanının ... AŞ olduğunu, sözleşme neticesinde satıcıların ve dolayısıyla ... A.Ş.'nin müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu 21/09/2018 tarihli 2.080.944,91-TL tutarındaki faturanın davalıya iletildiğini, davalı tarafından faturanın 1.441.259,40-TL'sinin kabul edildiğini, kalan 639.685,51-TL için iade faturası düzenlendiğini, davalının sözleşmenin yanlış yorumlandığından bahisle ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul ...

İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile 639.685,51-TL asıl alacak ve 11.227,74-TL işlemiş faiz talepli ilamsız takip başlatılmış ise de davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 15/05/2015 tarihli pay alım satım sözleşmesi kapsamında davacının Satıcılar'a rücu edebileceği yani fatura edebileceği ödemeleri içeren bir fatura olması gerektiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın fatura edilen bir takım kalemlerin (işbu faturada 38 kalem olarak belirlenmiştir) davacı-Alıcı tarafından fatura edilip edilemeyeceği ve edilecekse ne miktarda edilebileceği noktasında toplandığını, bu hususu aydınlatabilmek adına fatura içeriğine bakılması gerektiğini ve esasında faturada 2 farklı tür yansıtmanın olduğu kabul edilerek, 2 farklı türdeki kalemlerin sözleşmede ne şekilde ödeneceği hususuna bakılması gerektiğini, davacı tarafından keşide edilen faturaya kısmen itiraz edildiğini ve sorumlu oldukları tutarların ödendiğini, davacının ise sözleşmeye aykırı olarak sorumlu olmadıkları meblağları talep ettiğini, davacı taraf bir kısım faturalara atıf yaparak önceki dönemde uygulamanın kendi iddiası doğrultusunda yapıldığını ileri sürdüğünü, sözleşmeye rağmen bir uygulama yanlışlığı olsa dahi bunun davacı lehine haklılık durumu yaratmayacağını, sözleşme metnine rağmen geçmişte hatalı olarak müvekkili şirket muhasebesi tarafından davacıya yapılan fazla bir ödeme var ise bunlara ilişkin her türlü hak ve alacaklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, hükme elverişli bulunan 07/10/2020 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna göre davalının itirazında 25.842,27-TL asıl alacak ve 7.613,72-TL işlemiş faiz yönünden haksız olduğu ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının davaya konu takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle 425.842,27-TL asıl alacak ve 7.613,72-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 433.555,99-TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine; davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davalı vekili, mahkeme kararında gerekçe bulunmadığını ve bilirkişi ek raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini; hesaplama yöntemini işçi ...'nın alacak hesabı üzeriden örneklendireceklerini, o dosya için 21/09/2018 tarihli faturada müvekkiline 14.971,44-TL'nin yüklendiğini, bu dosyanın Ek-39 Listesinde yer almayan bir kalem olduğunu, mutabakat aşamasında bu dava sonucunda toplam 29.511,07-TL ödeme yapıldığını, ilama göre ödenmesi gereken tutarın 20.421,37-TL olduğunu, bunun toplam 17.908,35-TL’sinden %87,70 oranla ...'nın, 2.513,02-TL'sinden %12,30 oranla ...'in sorumlu bulunduğunu, davacının yaptığı ödemelerin tamamının 29.511,07-TL olduğunu, bu miktarın da % 12,30’unun 3.629,86-TL olduğunu, ...’in %85’ine sahip olduğundan sonuç olarak bu işçi için sorumluluğunun 3.085,38-TL olduğunu, sözleşmenin 8.2.5.

maddesine göre ise 15.000-TL altında kalan zararlar için davacının, müvekkilinden talepte bulunamayacağının düzenlendiğini; bilirkişinin yönteminin anlaşılamadığını, zira tüm kalemlere uygulanan 1,3386 yansıtma oranının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın ve oranın doğru olduğu kabul edilse dahi, aralarında farklılık olabileceğinden sadece bilirkişi raporunun değil gerekçeli kararın göz önüne alınması gerektiğini, örneğin ... dosyasının bilirkişi raporundan farklı hüküm içerdiğini; sonuç olarak, sözleşme 8.2.5'de derdest dava dosyaları (Ek-39 listesinde yer alan), vergi ve zincir işlemler hariç her işlemde 15.000-TL sınırının uygulanacağının açık olduğunu, Ek-39'da yer alan dava dosyaları için 15.000-TL sınırının uygulanmadığını, zaten ihtilafın Ek-39 listesinde yer almayan dosyalar için olduğunu ancak 15.000-TL üstü zararların işçilik alacaklarının tarafların sorumluluk dönemi ayrıştırıldıktan sonra kalan bakiyenin %85'i 15.000-TL'nin altında kalıyorsa, müvekkilin bu kısım için sorumluluğu bulunmadığını, 15.000-TL üstünde çıkan bakiyeden ise 15.000-TL düşülerek kalan bakiyenin müvekkilin sorumluluğunda olduğunu belirterek, kararın kabul edilen kısmının kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davacı vekili, mahkemece itirazın iptaline karar verilmesine rağmen şartları bulunan icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın icra inkar tazminatı isteminin reddine yönelik kısmının kaldırılarak icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, pay alım satım sözleşmesi kapsamında düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 15/05/2013 tarihli ... San. ve Tic. A.Ş.'nin paylarının devir ve temlikine ilişkin pay alım satım sözleşmesinde, alıcının davacı, satıcıların ise davalı şirket, dava dışı ... A.Ş. ile dava dışı beş gerçek kişi olduğu, payları satım konusu olan şirketin %15'inin borsada işlem gördüğü, satıcıların %85 hisse sahibi olduğu, tazminat hususunun 8. maddede düzenlendiği, "Zarar" başlıklı 8.1 maddesinde şüpheye mahal vermemek adına Alıcı'nın işbu sözleşme kapsamında maruz kaldığı zarar, Şirket'in maruz kaldığı zararın %85'ini ifade ettiği;

tazminat sınırına ilişkin, 8.2.3 maddesinde, Alıcı'nın nihai devir bedeline yansıtılmış bir olaydan dolayı ortaya çıkan zarar ile ilgili olarak ayrıca tazminat talep hakkına sahip olmayacağını kabul ettiği;

8. 2.5 maddesinde, Alıcı'nın, derdest dava dosyaları ve vergi kapsamı dışında ve birbiri ile ilişkili zincir işlemler hariç olmak üzere, beher işlem başına 15.000-TL'nin altında kalan zarar için Satıcılar'dan herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı; dava veya icra takip dosyalarına ilişkin, 8.3.1 maddesinde Satıcılar, Şirket veya ...'nın taraf olduğu, Kapanış Tarihi itibariyle derdest olan ve Ek-39'da listelenmiş dava dosyaları veya icra takip dosyaları nihai olarak sonuçlandığında ve Alıcı veya Şirket madde 8.7.1'de (Davaların Uygulaması) düzenlenen yükümlülüklerini ihlal etmediği takdirde Şirket'in veya ...Ankara'nın ilgili dava dosyası veya icra takip dosyası nedeniyle ödemekle yükümlü tutulacağı meblağın tamamının, faiz dahil tüm ferilerinin, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin %85'ini Alıcı'nın talep tarihinden itibaren beş iş günü içinde Alıcı'ya ödemekle yükümlü oldukları, şirket mali tablolarında veya Kapanış Bilançosu'nda söz konusu dava dosyaları veya icra takip dosyalarına ilişkin karşılık ayrılmış olmasının Satıcılar'ın bu yükümlülüğünü etkilemeyeceği;

8. 3.3 maddesinde, Şirket veya ...'nın taraf olduğu, Kapanış Tarihi itibariyle derdest olan ve Ek-39'de listelenmiş dava dasyaları veya icra takip dosyalarının Şirket veya ... lehine nihai olarak sonuçlanması halinde, sonuçlanan dosyadan Şirket'in veya ... Ankara'nın elde edeceği gelirin %85'inin Satıcıların madde 8.3.1 uyarınca Alıcı'ya karşı doğabilecek borçlarından mahsup edileceği; davaların uygulanmasına ilişkin 8.7.1 maddesinde Şirket veya ... nın taraf olduğu ve Kapanış Tarihi itibariyle derdest olan ve Ek 39'da listelenmiş dava dosyaları veya icra takip dosyaları ile ilgili olarak, yargılamanın sonunda verilecek nihai karara göre Şirket tarafından bir tutar ödenmesi halinde, Satıcılar tarafından söz konusu ödeme, yargılama masrafları ve o davanın vekiline ödenen tutarla birlikte madde 8.3'e (Dava veya İcra Takip Dosyaları) göre yapılacağı;

üçüncü kişi taleplerine ilişkin 8.7.2 maddesinde üçüncü kişiler tarafından Kapanış öncesi döneme ilişkin durum ve işlemlerden ötürü Kapanış Tarihinden sonra Alıcı'ya yöneltilen iddia, dava, icra takibi yahut sair herhangi bir talep neticesinde ortaya çıkan Zararlar'da (3. Kişi Talebi) izlenecek yöntem hakkında madde 8.6 (Tazminat Talebinde İzlenecek Olan Yöntem) hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Somut olayda devir işleminden önce devreden şirket bünyesinde çalışmaya başlamış olan işçilerin açtıkları işçi alacağı davaları devirden sonraki dönemde sona ermesi sebebiyle, işçilere ödenmek durumda olunan alacaklar için 21/09/2018 tarihli 2.080.944,81-TL bedelli faturayı davalı şirket adına düzenleyerek göndermiştir.

Söz konusu faturada, 37 işçi için 38 adet alacak kalemi gösterilmiştir. Davalı da, bu faturanın 639.685,51-TL'lik kısmını kabul etmeyerek süresinde davacıya iade etmiştir. Bu iade faturasında da, toplam 37 işçi için 38 adet alacak kaleminin hangi tutarının kabul edilmediği gösterilmiştir. Davacı tarafından iade faturası bedeli kadar olan 28/09/2018 tarihli düzenlenen fatura düzenlenmiş ve davalıya gönderilmiştir. Faturanın ödenmemesi sebebiyle, davacı davalıya karşı başlattığı ilamsız icra takibiyle, söz konusu asıl alacağın ve 11.277,74-TL işlemiş faizin tahsilini istemiştir. Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi heyet raporunda; toplam 37 işçiden, 9 işçinin (..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...

ve ...) iş akitlerinin devirden önce sona ermiş olması, kıdem tazminatının devir bilançosunda konu edilip edilmediği dosyaya sunulmadığı ve alacakların tamamının 15.000-TL'nin üzerinde olduğu için davalının dönemini ilgilendirdiği; bu alacakların da toplamının 272.879,49-TL olduğu, sözleşmenin 8.3.1 maddesine göre davacının bu turanın %85'i olan 231.947,57-TL'sini davalıya rücu edebileceği; 37 işçiden geriye kalan 28 işçinin, devirden sonra aralık vermeden davacı bünyesinde çalışmaya devam eden işçiler olduğu, bu işçilerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları için davacının rücu hakkının olmadığı ancak davacının davalıya fazla mesai, UBGT ve hafta tatili alacaklarının her bir işçi alacağı dava dosyalarına bakılarak tarafların sorumluluğun hesap edildiği;

bunun sonucunda, 28 işçiden 16 işçinin alacağının sözleşmedeki şarta göre 15.000-TL'nin üzerinde kaldığından %85 oranında davalıya rücu edilebileceği, kalan 12 işçi alacağı açısından davacının davalıya rücu edilemeyeceği belirtilmiş; Mahkemece iki grup halinde belirlenmiş 9+16 işçi açısından bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne ve davacının icra inkar isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili yargılama aşamasında ve istinaf başvuru dilekçesinde sözleşmenin 8.2.5 maddesinin davacı ve mahkeme tarafından yanlış yorumlandığını, alacak bakiyesinin %85'i 15.000-TL'nin altında kalıyorsa, müvekkilin bu kısım için sorumluluğunun bulunmadığını, 15.000-TL üstünde çıkan bakiyeden ise 15.000-TL tutarın düşülerek kalan bakiyenin müvekkilin sorumluluğunda olduğunu ileri sürmektedir.

Davalının sorumluğunun tespiti açısından öncelikle bu itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre yukarıda yazılan sözleşmenin 8.1 maddesinde, davacı-alıcının işbu sözleşme kapsamında maruz kaldığı zararın satıcılar tarafından tazmin edileceği ve bu zararın da devre konu şirketin yani ...in maruz kaldığı zararın %85'ini ifade ettiği;

8. 2.5 maddesinde, davacının-alıcının devir sırasında derdest olan dava dosyaları ile vergi kapsamı dışında ve birbiriyle ilişkili zincir işlemler hariç olmak üzere, her bir işlem başına 15.000- TL'nin altında kalan zarar için davalıdan herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmiştir. Her iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, davacının ödemek zorunda olduğu zararın aslının 15.000-TL'yi aşması durumunda, bunun %85'ini davalıya rücu edebileceği; aşmadığı hallerde zararın davacı üzerinde kalacağı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin diğer itiraz ve istinaf sebebi ise, bilirkişi raporundaki yansıtma oranı hesabıdır. Raporda devir tarihi olan 01/07/2015 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin alacakların davacının, bundan önceki döneme ilişkin alacağın da davalının sorumluluğunda olduğu;

burada da mahkemelerce hüküm altına alınan işçi alacaklarının takibe konu olan faiz, vekalet ücreti ve diğer ferilerinden dolayı o dosyalardaki söz konusu feri alacak kalemlerinin bulunmadığı bilirkişi raporlarındaki alacak miktarları ve davacının ödediği miktarlar oranlanarak, yansıtma oranı bulunmuş ve tarafların sorumlu olacakları miktarlar belirlenmiştir. İlgili bilirkişi raporlarında, alacak kalemleri açısından devir tarihleri itibariyle sorumluluk tespitine gidilmemişse, bu sefer de işçilerin tarafların uhdesindeki çalışma sürelerine göre orantılama yapılarak yansıtma oranı bulunmuştur. Sonuç olarak bilirkişilerce, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı hariç iş mahkemesi kararının 15.000-TL'yi geçmemesi durumunda davacının davalıya yansıtma yapamayacağı;

geçiyorsa Sözleşmenin 8.2.5 ve 8.3.1 hükümleri gözetilerek %85'inin davalıdan talep edilebileceği esasına göre alacak tespiti yapılmıştır. Söz konusu belirlemenin yerinde olduğu, bu kapsamda devir tarihinden önce sona eren iş akitleri açısından davalının sorumlu olduğu, devir tarihinden sonra sona eren iş akitleri açısından da sözleşmeye uygun olarak 15.000-TL sınırı gözetilerek davalının sorumluluğunun belirlendiği görüldüğünden, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. İİK’nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Takip ve dava konusu tutar taraflarca düzenlenen protokollere konu oranlarda tazmini öngörülen ,mahkemelerce verilen kararlara dayalı olduğundan bilinebilir olduğunun kabulü gerekir.Alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf sebebleri nedeniyle başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına,icra inkar tazminatına ilişkin yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davanın aynı miktar üzerinden kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline ve alacağın %20'si oranda hesap edilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1227 Esas - 2021/236 Karar sayılı 18/03/2021 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne,davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, 428.842,27-TL asıl alacak, 7.613,72-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 433.555,99-TL üzerinden takibin devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan 86.711,19-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;

Alınması gereken 29.616,21-TL nispi karar harcından, mahkeme veznesine yatırılan 7.669,41-TL ve icra veznesine yatırılan 3.254,82-TL olmak üzere toplam 10.924,23‬-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 18.691,98‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 10.960,13‬-TL peşin harçların davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 5.000-TL bilirkişi ücreti ve 227-TL yargı gideri olmak üzere toplam 5.227-TL'nin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.542,67-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan toplam 100-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 32-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 38.727,80-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 22.879,07-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine," Yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalıdan alınması gereken 29.616,20-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 7.404,10‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.212,10-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 109,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 75-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.02/05/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.