6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Belediyeyi genel kurulda temsil yetkisi belediye başkanına aittir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2489 E. 2025/1020 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi

Düzelterek onandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Belediyenin pay sahibi olduğu şirketin genel kurulunda belediyeyi temsil ve oy kullanma yetkisi, belediye meclisine açıkça verilmediğinden belediye başkanına aittir. Normlar hiyerarşisi gereği yasal bir düzenleme genelge ile ortadan kaldırılamayacağından, ticaret sicili müdürlüğü bakanlık genelgesinden önce kanun hükümleriyle bağlıdır ve genelgeye dayanarak tescil talebini reddedemez. Vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için tarafın kendisini avukatla temsil ettirmiş olması ve davanın kısmen ya da tamamen o taraf lehine sonuçlanması gerekir; vekille temsil edilmeyen taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi bozma sebebi olmakla birlikte, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanır. İhtiyati tedbir kararı devam ederken tedbirin devamı talebiyle katılma yoluyla istinafa başvurmakta hukuki yarar bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Tek pay sahibi belediyenin genel kurulda temsili ve tescil talebinin bakanlık genelgesine dayanılarak reddedilmesi → kabul

İddia: Davacı, sermaye artışı kararının tesciline ilişkin başvurunun, tek pay sahibi belediye adına görevlendirilen temsilcinin belirlenmesine ilişkin olarak belediye meclisince bir karar alınmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ve ret işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Belediye pay ve hisselerini temsilen şirket genel kuruluna katılma ve oy kullanma konusunda bir yetki karmaşası bulunmamakta olup, belediye meclisine açıkça verilmeyen bu yetkiyi belediye başkanı kullanır. Öte yandan normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer alt düzenleyici işlemlerin bu sırayla dikkate alınması gerekir; uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken yasa hükümlerinin bulunmaması hâlinde alt normların sırasıyla uygulama alanı tartışılabilir. Yasal bir düzenleme genelge ile ortadan kaldırılamayacağından, ticaret sicili müdürlüğü bakanlık genelgesinden önce kanun hükümleriyle bağlıdır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Kendisini vekille temsil ettirmeyen taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği → kabul

Gerekçe: Vekâlet ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi kapsamında yargılama giderlerindendir ve yargılama sonucunda aleyhine hüküm verilen tarafça ödenmesine karar verilir. Yargı organlarınca vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için bir tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi ve davanın da kısmen ya da tamamen bu taraf lehine sonuçlanması gerekir. Somut olayda dava, davacı şirket yetkilisi tarafından açılmış ve yine şirket yetkilisince takip edilmiş; karar tarihi itibarıyla davacı şirketi davada temsil eden bir vekil bulunmadığı gibi bu husus gerekçeli karar başlığında da gösterilmiştir. Buna rağmen kendisini vekille temsil ettirmeyen davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir; ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar, ilgili ibarenin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle düzeltilerek onanmalıdır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

İhtiyati tedbirin devamı talebiyle katılma yoluyla yapılan istinaf başvurusunda hukuki yarar → ret

İddia: Davacı, ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesi talebiyle katılma yoluyla istinaf isteminde bulunmuştur.

Gerekçe: İhtiyati tedbir kararının devam ettiği gözetildiğinde, davacı şirket temsilcisinin istinaf başvurusunda hukuki yararı bulunmamaktadır. (Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Belediyeyi şirket genel kurulunda temsil yetkisinin belediye başkanına ait olduğu, ticaret sicili müdürlüğünün bakanlık genelgesinden önce kanunla bağlı olduğu ve kendisini vekille temsil ettirmeyen taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
normlar hiyerarşisi ticaret siciline tescil belediyenin pay sahipliği genel kurulda temsil vekâlet ücreti yargılama giderleri katılma yoluyla istinaf hukuki yarar ihtiyati tedbir

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 323

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2489 E.  ,  2025/1020 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/267 Esas, 2024/280 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2023/271 E., 2023/714 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde, davacı şirketin genel kurulunda alınan sermaye artışı kararının tescili için İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapılan başvurunun tek pay sahibi belediye adına görevlendirilen temsilicinin belirlenmesine ilişkin olarak belediye meclisi tarafından bir karar alınmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ret işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek T.C.Bakırköy 56. Noterliğince 06/04/2023 tarih ve 14646 yevmiye sayı ile onaylı 31/03/2023 tarih, 2023/01 sayılı Sermaye Artışı kararının tescil ve ilanına, tescil hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, belediye pay ve hisselerini temsilen şirket genel kuruluna katılma ve oy kullanma konusunda yetki karmaşası olmadığı, belediye meclisine açıkça verilmeyen bu yetkiyi belediye başkanının kullanacağının anlaşıldığı, öte yandan, normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer alt düzenleyici işlemlerin dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken yasa hükümlerinin bulunmaması halinde alt normların sırasıyla uygulama alanı tartışılabileceği, başka bir ifadeyle, yasal bir düzenleme genelge ile ortadan kaldırılamayacağından, ticaret sicil müdürlüğü bakanlık genelgesinden önce kanun hükümleri ile bağlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün başvurunun iadesi ve reddine ilişkin 10/04/2023 tarihli kararın iptaline, davacı şirketin 31/03/2023 tarih ve 2023/1 sayılı genel kurul sayılı kararının tescil ve ilanına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiş, davacı ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesi talebiyle katılma yoluyla istinaf isteminde bulunmuştur.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ihtiyati tedbir kararının devam ettiği gözetildiğinde davacı şirket temsilcisinin istinaf başvurusunda hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kurul kararının ticaret siciline tesciline ve tescilin Ticaret Sicil Gazetesinde ilanı istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Vekalet ücreti, HMK'nın 323. maddesi kapsamında yargılama giderlerindendir. Yargılama sonucunda aleyhine hüküm verilen tarafça vekalet ücreti ödenmesine karar verilir. Yargı organlarınca vekalet ücretine hükmedilebilmesi için bir tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi ve davanın da kısmen ya da tamamen bu taraf lehine sonuçlanması gerekir. Davacı şirket yetkilisi tarafından açılan işbu dava, şirket yetkilisince takip edilmiştir. Karar tarihi itibariyle davacı şirketi davada temsil eden bir vekil bulunmadığı ve bu husus gerekçeli karar başlığında da gösterildiği halde karar tarihi itibariyle kendisini vekille temsil ettirmeyen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1140179100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Düzelterek onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/267 E. 2024/280 K. · Diğer usuli işlem

Belediye ortağı şirkette temsilci atama yetkisi belediye başkanınındır

Gerekçe özeti

Belediyenin ortak olduğu bir şirketin genel kurulunda belediyeyi temsil edecek kişinin atanması, belediye meclisinin açıkça yetkilendirildiği bir husus değilse, belediye başkanının genel yetkisi kapsamında kalır; ticaret sicil müdürlüğünün bir bakanlık genelgesine dayanarak belediye meclis kararı arama uygulaması, meclise açık bir yetki verilmediği hallerde yasal düzenlemeye aykırıdır ve tescil talebinin bu gerekçeyle reddi hukuka uygun değildir. Ayrıca, ihtiyati tedbir kararı önceki bir istinaf kararıyla kabul edilmiş ve kesinleşmeye kadar HMK 397(2) uyarınca kendiliğinden devam ediyorsa, tedbirin devamına ayrıca karar verilmesini isteyen tarafın bu yöndeki istinaf başvurusunda hukuki yararı bulunmaz.

Emsal değeri

Belediyenin ortağı olduğu şirketlerin genel kurullarında belediyeyi temsil edecek kişinin belirlenmesinin, belediye meclisine açıkça verilmemiş bir yetki olduğu ve bu nedenle belediye başkanının genel yetkisi kapsamında kaldığı; ticaret sicil müdürlüklerinin bakanlık genelgesine dayanarak meclis kararı arama uygulamasının yasal düzenlemeye aykırı olduğu yönündeki tespit, benzer tescil itirazı uyuşmazlıkları için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: Ticaret sicil memurunun kararına itiraz Normlar hiyerarşisi Belediye meclisi yetkisi Belediye başkanının temsil yetkisi İhtiyati tedbir Hukuki yarar Genel kurul kararının tescili

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/267

KARAR NO 2024/280

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/10/2023

NUMARASI 2023/271 Esas - 2023/714 Karar

DAVA

Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/02/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı şirket temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı şirket temsilcisi; davacı şirketin genel kurulunda alınan sermaye artışı kararının tescili için İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün ;tescil taleplerini tek pay sahibi belediye adına görevlendirilen temsilicinin belirlenmesine ilişkin olarak belediye meclisi tarafından bir karar alınmadığı gerekçesiyle red edildiğini ,kesinleşmeyen kararların geçici de olsa ticaret siciline tesciline yanaşmadığını, davanın her ne kadar basit yargılama usulüne tabi olduğunu ve sürenin kısa olacağı düşünülse de davalı ... Sicil Müdürlüğünün aynı genelgeye dayalı ve aynı gerekçe ile verdiği bir başka ret kararında İstanbul 7. ATM.'nin 2019/423 Esas - 2019/701 Karar numaralı 01/11/2019 tarihli ilamının kesinleşmediği gerekçesiyle tescil ve ilanı yapmadığını, "kesinleşmiş mahkeme kararı eklenmeden tescil işlemi yapılamaz" gerekçesine dayanması ise tedbir taleplerinin haklılığını, kanun koyucu tarafından öngörülen yargılama usulündeki hızlı karar vererek ticari hayatı ve işleyişi devam amacına aykırı olarak TTK hükümlerine tabi bir şirket için önemi görmezden gelindiğini,davalı yargı kararlarına uymamakta görevini kötüye kullanmak pahasına ısrarcı olduğunu, açıklanan işbu sebeple şirkete ait T.C.Bakırköy ...

Noterliğince 06/04/2023 tarih ve ... yevmiye sayı ile onaylı 31/03/2023 tarih, 2023/01 sayılı Sermaye Artışı kararının tescil ve ilanına, tescil hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, belediyelerin genel karar organı, belediye meclisi olduğu gibi, dava konusu olayla da ilgisi bulunan belediyelerin şirket kurması ya da ortak olması ile belediyelerin borçlanmasına ilişkin özel düzenlemelerde de, ayrıca belediye meclisinin görevli kılındığını, konuya ilişkin T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı düzenlemesinde de bu husus vurgulanarak, belediye tarafından kurulan şirketler adına hareket edecek gerçek kişinin, belediye meclisi tarafından belirlenmesi gerektiği talimatlandırıldığını, ihtiyati tedbir müessesi, telafisi güç durumlarda ve gerçekleşmiş hukuki durumların bir süre sonuç doğurmaması amaçlı olarak öngörüldüğünü, dava konusu olayda ancak kesinleşmiş mahkeme kararı ile mümkün olan bir kararın tedbire konu edilmesi, adeta tedbir verilen dosyada karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi sonucunu doğuracağını, tedbirin bizatihi kendisinin geri dönülmez sonuçlar doğuracağını ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, belediye pay ve hisselerini temsilen şirket genel kuruluna katılma ve oy kullanma konusunda yetki karmaşası olmadığı, belediye meclisine açıkça verilmeyen bu yetkiyi belediye başkanının kullanacağının anlaşıldığı, öte yandan, normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer alt düzenleyici işlemlerin dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken yasa hükümlerinin bulunmaması halinde alt normların sırasıyla uygulama alanı tartışılabileceği, başka bir ifadeyle, yasal bir düzenleme genelge ile ortadan kaldırılamayacağından, ticaret sicil müdürlüğü bakanlık genelgesinden önce kanun hükümleri ile bağlı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün başvurunun iadesi ve reddine ilişkin 10/04/2023 tarihli kararın iptaline, davacı şirketin 31/03/2023 tarih ve 2023/1 sayılı genel kurul sayılı kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davalı ... Sicili Müdürlüğü vekili, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, bir ret kararı vermediğini, evrakın geri çevrildiğini, Ticaret Bakanlığı'nın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görüşü doğrultusunda hareket edilmesine ilişkin 15.05.2019 tarihli talimat yazısına istinaden, dava konusu edilen tescil başvurusunu reddettiğini, dava konusu edilen genel kurul kararının tescili; genel kurulda dava konusu şirketin tek ortağı olan belediye adına hareket edecek gerçek kişinin, anılan görüşte (mahiyeti itibariyle düzenleyici işlemde) yer aldığı şekilde, belediye meclisi tarafından belirlenmesi gerektiğinden reddedildiğini, hukuka aykırı olduğu iddia edilen dayanak idari işlem de, her idari işlem gibi, idarenin işlemlerinin hukukiliği karinesinden yararlandığını, idareden aldığı talimata uygun hareket eden ve idarenin işlemlerinin hukukiliğine ilişkin idare hukuku karinesi ve yine, davadaki olaya ilişkin tescil işlemlerinin dayanağı olan ticaret hukuku mevzuatı gereğince, idarenin mevzuattan kaynaklanan ve aynı zamanda idare hukukuna dayanan yetkileri kapsamında değerlendirilecek talimatını uygulamakla yükümlü bulunan müvekkilin;

dava konusu idarenin işlemini sorgulama yetkisi, hukuken olmadığını, belediye başkanının, belediye idaresinin tüzel kişiliğinin temsilcisi olmasına ilişkin 5393 sayılı Belediye Kanununun 37. maddesinin, dava konusu olayda doğrudan uygulanabilir hüküm olmadığını, belediyelerin genel yetkili ve temel karar organı da belediye meclisi olduğunu, müvekkili müdürlüğün davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, hukuka uygun işlem yaparak, idareden gelen talimata uygun biçimde dava konusu tescil işlemini iade eden müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını itirazın reddine karar verilmesini istemiştir.

2- Davacı şirket yetkilisi katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, mahkemece itirazın kabulüne karar verilmiş ise de; ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmediğini ileri sürerek, ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık; TTK'nın 34. madde uyarınca Ticaret Sicili kararına itiraza ilişkindir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tescil başvurusunu, T.C. Ticaret Bakanlığının 15/05/2019 Tarih ve E-00044345462 sayılı yazısı ekinde gönderilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nün 21.05.2019 tarih ve ... sayılı görüşü doğrultusunda 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi uyarınca ortaklıklara ve bağlı kuruluşlara temsilci atama yetkisinin belediye meclisinde olduğu, belediyelerin ortak olduğu şirketlerin genel kurul tescil taleplerinde Belediye Meclis kararı aranmasına ilişkin görüşüne dayandırarak reddetmiştir. İstinaf başvuru dilekçesinde açıkça Bakanlık görüşü doğrultusunda tescil işleminin yapılmadığı belirtildiğinden, ortada itiraz edilecek bir karar bulunmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

06. 04.2023 tarihli yazı ile "tek pay sahibi adına genel kurula katılan kişinin yetkilendirildiğine ilişkin Meclis Kararı ibraz edilmesi gerektiği" bildirilerek red edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu 18. maddesinde belediye meclisinin görev ve yetkileri, düzenlenmiştir. Belediyenin bağlı kuruluşlarına, ortaklıklarına, şirketlerine temsilci atama yetkisinin belediye organlarından hangisi tarafından kullanılacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. 5393 sayılı kanunun 18. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde "Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek" hükmü yer almaktadır.

Düzenleme ortaklıkların kurulmasına ve ortaklıktan ayrılmaya ilişkindir. Aynı kanun'un 37. maddesinde ise belediye başkanı; belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek yetkisinin bulunduğu, (p) bendinde ise; kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi ve belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkiler kullanmanın, belediye başkanının görev ve yetkisinde olduğu düzenlenmiştir. Belediye tüzel kişiliği adına vekalet vermek de başkanın yetkisindedir. Belediye meclisine verilen yetkiler dışında kalan hususlarda yetkili bulunan başkanın bağlı şirketin genel kurulunda temsili sağlanmak üzere temsilci atayamayacağını kabul yasal düzenlemelere aykırıdır.

Davacı şirketin taraf olduğu gerekçeli kararda atıf yapılan yargı kararları ile genel kurul kararlarının tescilinin sağlanabildiği, ancak davalı sicilin uygulamayı sürdürdüğü anlaşılmakla, itirazın kabulüne ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiştir. Davacı şirket temsilcisi, ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiş ise de davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemine ilişkin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 12/07/2023 tarihli kararı ile incelenip kabulüne karar verildiği, HMK nın 397(2) maddesinde; ihtiyati tedbir kararının etkisi aksine karar verildiği takdirde kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin düzenlendiği, gerekçeli kararda ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmediğine göre verilen ihtiyati tedbir kararının devam ettiği gözetildiğinde davacı şirket temsilcisinin istinaf başvurusunda hukuki yararı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davalı kanuna uygun işlem yaptığını savunsa da benzer uyuşmazlıklara ilişkin olarak verilen çok sayıda emsal yargı kararlarını dikkate almadan, yasal düzenlemelere aykırı işlem ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı ... sicili vekalet ücreti ve yargı gideri ile sorumlu tutulması HMK'nın 326. maddesi gereği olduğundan istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacı şirket temsilcisinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK.'nın 346/1 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, Davalı ... sicilden alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davalı ... sicilden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

20/02/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.