6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Devir sonrası doğan devlet hakkı borcunun sözleşmesel rücu sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1479 E. 2024/589 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Davacının nitelemesi: Rücuen Devlet Hakkı Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Hisse veya işletme hakkı devir sözleşmesinde, devir tarihinden önce doğmuş borçların tamamından sorumlu olacağını ve bildirimden itibaren belirli bir süre içinde ödeme yapacağını taahhüt eden tarafın bu sorumluluğu sözleşmesel niteliktedir; sözleşmede öngörülmediği takdirde, ödemeden önce ilgili idari tahakkuka itiraz edilmesi veya yasal başvuru yollarının tüketilmesi bir koşul olarak aranmaz ve idari tahakkukun hatalı olduğuna yönelik itirazlar bu tür bir rücu davasının konusunu oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Devlet hakkı tahakkukuna karşı itiraz edilmemesinin sözleşmesel sorumluluğa etkisi → ret

İddia: Davalı vekili, ... raporuna istinaden yapılan devlet hakkı tahakkuku ve cezasının hatalı olduğunu, idareye itiraz hakkı kullanılmadan yapılan ödemenin kendisini bağlamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hisse devir sözleşmesinin 6. maddesi uyarınca davalı, devir tarihinden önce doğmuş veya doğacak borçların tamamından sorumlu olup, borçların kendisine bildirilmesinden itibaren 7 gün içinde ödeme taahhüdü altına girmiştir. Bu sorumluluk sözleşmesel nitelikte olup, sözleşmede ödeme öncesinde idareye itiraz edilmesi veya yasal başvuru yollarının önce tüketilmesi şeklinde bir koşul öngörülmemiştir. İdare tarafından tahakkuk ettirilen devlet hakkının hatalı tespit edildiğine yönelik itirazlar ise bu davanın konusunu oluşturmamaktadır. Bu nedenle, tahakkuka itiraz edilmeden ödeme yapılmış olması davalının sözleşmesel yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz ve bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal olarak gösterilen dava dosyasının bağlayıcılığı → ret

İddia: Davalı vekili, İstanbul 7. ATM'nin 2014/1310 sayılı dosyasında davanın reddedildiğini ve bu kararın istinafının da esastan reddedildiğini belirterek eldeki davaya emsal olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İstanbul 7. ATM'nin 2014/1310 sayılı dosyası, taraflar arasındaki maden sahasının devri nedeniyle çıkan farklı bir uyuşmazlığa ilişkin olup eldeki davaya emsal teşkil etmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Alacağın likit olması ve icra inkar tazminatı → ret

İddia: Davalı vekili, ödeme emrinde belirtilen ceza tutarlarından sorumlu olup olmadığının tek başına tespit ve hesaplanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı şirketin devirden önceki tarihte münferit imza yetkilisi ve büyük ortağı olan davalının, tahakkuk eden Devlet hakkı alacağını bilebileceği veya hesaplayabileceği anlaşıldığından alacağın likit olduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi incelemesinin kapsamı ve sektörel inceleme gerekliliği → ret

İddia: Davalı vekili, bilirkişi heyetinin maden sektörü ve uygulamasına dair görüş bildirmediğini, üretim ve çalışmanın hatalı biçimde davalıya bırakıldığının değerlendirildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının yükümlülüğü sözleşmesel bir yükümlülük olduğundan, maden sektörüne ilişkin teknik/sektörel inceleme yapılması gerekmemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Devir sözleşmelerinde devir öncesi borçların üstlenilmesine ilişkin hükümlerin, idari tahakkuka itiraz edilmeden ödeme yapılmasının rücu hakkını etkilemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer devir sözleşmesi uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali rücu hisse devir sözleşmesi işletme hakkı devri sözleşmesel sorumluluk devlet hakkı orman payı likit alacak icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 3213 sayılı Maden Kanunu — 3213 sayılı Maden Kanunu 13/7 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 321(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/1479

KARAR NO 2024/589

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/07/2021

NUMARASI 2020/887 Esas - 2021/639 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/04/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ... sayı ve Madenlerde Devlet Hakkı konu ile Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı'nın yazısı ile 2008-2009- 2010-2011-2012 yıllarına ait Devlet Hakkı farklarının ruhsat sahibi müvekkil şirket ...AŞ'den gecikme cezalarıyla birlikte tahsili istendiğini, bunun üzerine Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı Fethiye Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından alacak kalemlerine ilişkin ödeme emri 25/12/2014 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiğini, bu nedenlerle davalı/ borçlunun itirazı taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereğince açıkça haksız olduğundan, Bakırköy ...İcra Dairesinin ... esas sayılı takibine 10/03/2015 tarihli borca itirazın iptali ile davalı aleyhinde %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, öncelikle davanın husumet yönünden reddi gerektiği, zira davacının rücu talebine dayanak olarak gösterdiği 23.02.2012 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi’nin tarafları satıcı olarak ... Tic. A.Ş. alıcı olarak ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, mübrez davada husumet ilişkisi hatalı olduğundan davanın usul yönünden (müvekkil ...’e yöneltilmemesi gerektiğinden) reddi gerektiğini, davacı taraf müvekkilinin şirket kayıtlarını elinde tuttuğu varsayımla hareket ettiğini,şirketin rödovans ve bilahare hisse satış işlemlerine binaen ... Ailesi üyeleri şirketten sadece kişisel eşyalarını alarak ayrıldığını, dolayısıyla ... işlemine karşı kullanılacak veriler zaten davacı şirkette olduğunu, davacının taleplerinin dayanağı ve durumu sorulduğunda yanıt verilmemesi bu nedenlerle davanın öncelikle husumet itirazının değerlendirilerek reddine, maddi incelemeye geçildiği takdirde maden piyasasına vakıf, ...

düzenlemelerine ve serbest piyasa dinamiklerini bilen bilirkişilerce davaya mesnet inceleme raporunun değerlendirilmesini, nihayetinde haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, hisse satış ve rödevans sözleşmeleri kapsamında davacının davalıdan 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin Devlet hakkı ve orman payı ödemelerini talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, 28.01.2011 tarihli Rödovans sözleşmesinin 6.maddesi yine 23.02.2012 tarihli Hisse Satış Sözleşmesinin 6. maddesindeki hükümler göz önünde tutulduğunda, 2008-2009 ve 2010 yıllarına ait devlet hakları, orman payları (ek devlet hakkı) v.b. ödemelerin o dönem şirketin sahibi olan (devirden önce) kişilere ait olması gerektiği, geçmiş yıllara ait,devlet hakları ve orman paylarının yıllık satış tonaj ve tutarlarına göre hesaplanarak ...'e beyan sorumluluğu hisse satış sözleşme tarihine kadar firmanın sahibi olan davalıya ait olduğundan ve bu beyanlar davalı tarafından yapıldığı;

2008,2009 ve 2010 yıllarına ait devlet hakları ve orman payları (ek Devlet hakkı) farklarının toplamı 118.770,62-TL olup, bu tutarların belirtilen yıllara ait ödeme dönemlerinde yapılmadığından bu tutarların tebliği ile davacı firma tarafından 27.01.2015 tarihinde ödenmiş olup, ödeme dönemleri ile ödendiği bu tarih arasında çıkan toplam 56.774,64-TL gecikme faizi ile beraber toplamda 175.545,26- TL davalının sorumluluğunda olan tutarın davacı tarafından ödendiği sonucuna varılarak, davacının davalıdan 175.545,26- TL tutarında alacaklı olduğu, işlemiş faiz tutarının ise 1.262,48-TL olduğu gerekçesiyle itirazın bu miktar alacak yönünden iptaline, alacağın likit olması nedeniyle davacı yararına %20 oranda icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadan hüküm verildiğini, bilirkişi heyetinin tek sayıda olması gerektiğini, sözlü yargılama için süre taleplerinin davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, davacı şirketin vergi aslı ve gecikme cezalarını herhangi bir itirazda bulunmadan ödediğini ancak vergi ve gecikme cezalarının tahakkuna sebebiyet veren ... raporunun hatalı olduğunu, Maden Kanunu'nun 11. Maddesi uyarınca, Maden Dairesi tarafından mahallinde yapılan inceleme esnasında, Ruhsat Sahibi veya vekilinin hazır bulunması gerektiğini, İnceleme Tutanağı'nda davacı şirketin yetkilisinin imzası olmadığını, ... Raporu'nda Mavri Ocağında 2011 yılında yer altı üretimine geçildiği;

öncesinde ise (2007-2008-2009-2010 yıllarında) yer üstünden üretim yapıldığı belirtilmesine rağmen anılan maden ocağında tüm üretimin yer altından yapıldığı, bu hususun şirket kayıtlarıyla sabit olmasına rağmen itiraz edilmediği, Maden Ocağında, (2 Eylül 2008 taihinden itibaren 13 ay, 21 Haziran 2010 tarihinden itibaren 4 ay süreyle üretime ara verildiğinin ... kayıtlarında mevcut olmasına rağmen dikkate alınmadığı,mayacağı, Maden dairesine yollanan yıllık üretim faaliyet raporlarında saha ve ocaklardan %32 Cr2O3 tenörde cevher üretilerek satıldığı beyan edildiği halde, Maden Dairesinin mahallinde yaptığı tetkik ve değerlendirmeye göre 05.11.2013 günü, sahada ve stokta olmayan;2008 yılında %36 – 38 Cr2O3 tenörlü, 2009 yılında %36 – 38 Cr2O3 tenörlü, 2010 yılında %38 – 40 Cr2O3 tenörlü konsantre, %28-30 fındık ve %32-34 tenörlerdeki parça cevherlerden bulunduğunun rapor edildiği, hatalı olan bu işleme ...

A.Ş. tarafından itiraz edilmediği, bu işleme ve yine bu işlem sebebiyle ortaya çıkan cezaya itiraz edilmesi halinde hatanın giderilebileceğini,bilirkişilerin sözleşmeleri hayli ayrıntılı ve teferruatlı olarak irdeleyip faiz hesabı yapmak suretiyle rapor tanzim ettiklerini, ancak maden sektörü ve uygulamasına dair hiçbir görüş bildirmediklerini, üretimi davacı şirkete bırakan Rödovans sözleşmesine rağmen bilirkişilerin her nasılsa, üretim ve çalışmanın davalıya bırakıldığının değerlendirildiğini, İstanbul 7. ATM nin 2014/1310 sayılı davacı tarafça dava dışı şirket aleyhine açılan davada davanın reddine karar verildiğini, bu karara karşı davacı istinafının İstanbul BAM 14. HD'nin 2018/2285 Esas sayılı dosyasında esastan reddedildiğini, ödeme emrinde belirtilen ceza tutarlarından sorumlu olup olmadığını tek başına tespit etmesi ve hesaplamasının mümkün olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava; 3213 sayılı Maden Kanununun 13/7. maddesi uyarınca davacı tarafından ödenen devlet hakkı ve orman payı alacağının davalıdan rücuen tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

28. 01.2011 tarihli sözleşmeyle maden ruhsatı sahibi ... ile ... arasında düzenlenen işletme hakkı devir sözleşmesiyle davacı şirketin maden işletme hakkının ... şirketine devrinin kararlaştırıldığı; yine aynı şirketler arasında ve davalının münferit yetkisine istinaden imzaladığı 23.02.2012 tarihli hisse devir sözleşmesinin 6. maddesinde; ... hisselerinin ... şirketinin ortaklarına devrinin kararlaştırıldığı, hisse devri tarihinden önceki doğmuş ve doğacak borçlardan ise İldem şirketi ve satıcı ortaklarının payları oranında sorumlu oldukları, davalı ...'in ise borçların tamamından sorumlu olduğu, borçların ...'e bildirilmesinden itibaren 7 gün içinde ödenmek zorunda olunduğunun belirtildiği, dava konusu Devlet hakkı borçlarının devir öncesi döneme ait olduğu ve davacı şirket tarafından idareye ödendiği sabittir.

Davalı vekili; ... raporuna dayalı yapılan tahakkuk ve cezaya ilişkin yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu,idareye itiraz hakkı kullanılmadan yapılan ödemenin kendilerini bağlamayacağını ileri sürmüş, davacı vekili ise itirazların doğru olmadığını, ... tarafından yapılan denetlemenin teknik anlamda değil mali anlamda olduğunu, satış bilgi formları ve şirket beyan ve belgeleri karşılaştırılarak ortaya çıkan farkın talep edildiğini, eksik ödemenin şirket evraklarında açıkça görülmesi nedeniyle Devlet hakkı hesabına itiraz edilmediğini bildirmiştir. Davalı vekilinin itirazları , ... tarafından düzenlenen rapora istinaden tahakkuk ettirilen rapora itiraz edilmediğinden devlet hakkının hatalı olarak tesbit edildiği itiraz halinde düzeltilebilecek bir cezayı ödediği itirazına dayandırmakta ise de davalı, kendisine bildirim yapılmasından itibaren 7 günlük süre içinde ödemeyi taahhüt ettiğinden sorumluluğu sözleşmesel sorumluluktur.

Devlet tarafından tahakkuk ettirilen Devlet alacağı hakkının hatalı tesbit edildiğine yönelik itirazlar ise işbu davanın konusunu teşkil etmediği, gibi sonradan çıkacak borçları kaynağı ne olursa olsun ödemeyi taahhüt eden davalının davacı tarafından ödenecek devir tarihinden evvel ki döneme ilişkin çıkabilecek borçları ödemeden önce itiraz etmesi gibi bir koşul öngörülmemiştir. Bildirimden itibaren 7 günlük süre içinde ödeme taahhüdü altına giren davalı herhangi bir koşul ileri sürmeden ödeyeceğini taahhüt ettiğinden , ... raporunun hatalı olduğundan öncelikle itiraz yoluna gidilmesi gerektiğine yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Öte yandan, İstanbul 7. ATM nin 2014/1310 sayılı dosyası ise taraflar arasındaki maden sahasının devri nedeniyle çıkan uyuşmazlığa ilişkin olup,eldeki bu davaya emsal teşkil etmemektedir.

Açıklanan nedenlerle; devir tarihinden önceki döneme tekabül eden eksik ödenen Devlet hakkı miktarlarının bilirkişi kurulu tarafından hesaplandığı, davalının yükümlülüğü sözleşmesel bir yükümlülük olup sözleşmede itiraz veya öncelikle yasal başvuru haklarının kullanılması şart olmadığı,davacı şirketin devirden önceki tarihde münferit imza yetkilisi ve büyük ortağı olan davalının tahakkuk eden Devlet hakkı alacağını bilebileceği veya hesaplayabileceğinden alacağın likit olduğunun kabulü gerektiği, dava açıldığında yazılı yargılama usulüne göre açılan dava yargılama sırasında miktar itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğu HMK 321(1) maddesinin tahkikat bitirildikten karar verileceği ,taraflara beyan için süre verilemeyeceğinin düzenlendiği , sözleşmesel sorumluluk olduğundan sektör incelemesi yapılması gerekmediği, davacının ...

raporuna itiraza zorlanamayacağı sonucuna varıldığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 12.077,73-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 3.019,40-TL harcın mahsubu ile kalan 9.058,33-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 27,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/04/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/113865 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.