6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eda davası açılabiliyorsa tespit davasında hukuki yarar yoktur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3802 E. 2025/2175 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Davacı, sözleşmede kararlaştırılandan yüksek kur üzerinden yaptığı fazla ödemelerin istirdadını eda davasıyla isteyebiliyorsa, aynı hukuki korumayı sağlamaya yönelik tespit istemi bakımından hukuki yararı bulunmaz. İstem muarazanın giderilmesi olarak adlandırılsa da niteliği itibarıyla tespit davası ise, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilir; davanın nitelendirilmesi tarafın adlandırmasıyla değil, istenen hukuki korumaya göre yapılır.

Ele alınan sorunlar

Muarazanın giderilmesi adı altında açılan davanın nitelendirilmesi ve tespit davası açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı, sözleşmede kur seviyesinin belirli bir düzeye değip değmediğinin ne şekilde tespit olunacağına dair açık ve net bir hüküm bulunmadığını, sözleşme şartlarında aleyhine tek taraflı değişikliğe gidilmesinin muarazaya yol açtığını ileri sürerek muarazanın giderilmesini ve ödemelerin ana sözleşmeye uygun şekilde devamını istemiştir.

Gerekçe: Davacı, ödemek istediği ancak davalının kabul etmemesi sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan kur değerinden daha yüksek kur değerinden ödeme yapmak zorunda kalmıştır; bu suretle sözleşme devam etmektedir ve sözleşmenin devam etmesi sebebiyle davacı, kararlaştırılandan yüksek kurdan yaptığı fazla ödemelerin istirdadını talep edebilir. Davacı istemini muarazanın giderilmesi olarak adlandırmışsa da dava, niteliği itibarıyla belirli bir tarihte döviz kurunun sözleşmede öngörülen seviyeye ulaşmadığının tespitine ilişkindir. Davacı istediği hukuki korumaya ancak bir eda davasıyla kavuşabileceğinden, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır; bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Eda davası açma imkânı bulunan davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı ve muarazanın giderilmesi adı altında açılan istemin niteliğine göre tespit davası olarak değerlendirileceği yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muarazanın giderilmesi tespit davası eda davası hukuki yarar istirdat türev araç alım-satım işlemleri çapraz kur swabı knock-out'lu alım (call) opsiyonu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/3802 E.  ,  2025/2175 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/769 Esas, 2024/308 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/244 E., 2020/633 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı banka arasında 01.06.2017 tarihinde tezgahüstü piyasalarda türev araç alım-satım işlemleri çerçeve sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında 30.05.2018'de çapraz kur swabı işlemi ve knock-out'lu satın alma (call) opsiyonu işlemleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 31.07.2018-30.11.2021 tarihleri arasında belirli periyotlarda ve vadeleri belirlenen tarihlerde ödemelerin yapılması için anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından dönemsel anapara ve faiz ödemelerinin düzenli ve dava tarihi itibariyle de ödemelerin aksatılmaksızın gerçekleştirildiğini, ancak davalının 2018 yılı Ağustos ayında müvekkiline USD/TRY kurunun 7.00- seviyesine değmiş olduğundan bahisle tüm opsiyonların geçerliliğini yitirdiğini ve bu tarihten sonra yapılacak anapara ve faiz ödemelerinin 3.5420 sözleşme kuru üzerinden değil, güncel kurdan yapılması gerektiğini bildirdiğini, sözleşmede USD/TRY kurunun 7.00- seviyesine değip değmediği hususunun ne şekilde tespit olunacağına dair açık ve net bir hüküm olmadığını, sözleşme şartlarında müvekkili aleyhine tek taraflı değişikliğe gidilmesinin muarazaya neden olduğunu ileri sürerek muarazanın giderilmesine, 2018 yılı Ağustos ayından önceki hali ile ana sözleşmeye uygun olarak ödemelerin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin belirsizlik içerdiğini, yerine getirilmesinin fiilen imkânsız olduğunu, davacının muarazanın giderilmesi talebinin kabulü halinde halihazırda ödediği kredi taksitlerinin adeta ödenmemiş gibi kur korumasına konu edilmesi gerekeceğini bunun da fiilen imkânsız olduğunu, davacının iddialarını somutlaştırması halinde talebinin bir miktar paranın ödenmesi talepli olacağını, davacının harç ödemek istemediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ve dekontun sermaye piyasası mevzuatına ve hukuka uygunluk taşıdığını, münferit işleme özgü miktar, vade ve opsiyon koşulları gibi özel koşulların dekontta belirlendiğini, opsiyon tablosu ve opsiyonların sona ereceği USD/TL kuru bilgisine yer verildiğini ve bu kapsamda "her hangi bir dönemde USD/TRY 7,00 seviyesine değerse tüm opsiyonların geçerliliğini yitireceğinin" yazılı olduğunu, genel işlem şartlarına aykırılık iddiasının gerçeği yansıtmadığını profesyonel müşteri olan davacının daha yüksek riskli işlemlerin sonuçlarından sorumlu olduğunu, davacının talebi üzerine konulan kur düzeyinin (bariyerin) geçerli bir bozucu koşul mahiyeti arzettiğini, müvekkilinin davacıya tanıdığı opsiyondan doğan riskini dengelemek için Credit Suisse ile yaptığı işlemlerle bağlantılı alarak Credit Suisse'in 10.08.2018 günü saat 4:38'de, TL/USD kurunun 7,00 TL'ye ulaştığı, bu fiyatın teyit amacıyla Odeabank, Deutche Bank ve Garanti Bankası gibi hem Türkiye'de hem uluslararası piyasalarda işlem yapan üç bankadan teyit istendiği ve üç bankanın da kurun 7,00 TL'ye ulaştığı bilgisini verdiğini, yine dosyada bulunan veri ekranı çıktısında 10.08.2018 günü saat 16:29'da TL/USD kurunun 7,00 TL olduğu, TL/USD kurunun 13.08.2018 tarihinde 7,20 TL'ye kadar çıktığının sabit olduğunu, internette de 10.08.2018 tarihinde kurun 7,00 TL'ye çıktığı ve izleyen günlerde 7.20 TL'yi bulduğuna ilişkin birçok veriye ulaşılabildiğini savunarak öncelikle davanın usulden reddine, kabul edilmemesi durumunda esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtilafın USD/TRY kurunun taraflar arasındaki ilişki kapsamında 7,00 TL olup olmadığının belirlenmesi hususunda toplandığı dekont hükümlerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilemeyeceği, ancak bozucu şartın (USD/TRY kurunun 7.00 TL olması) ne zaman ve hangi şartlarda gerçekleştiğine dair belirsizliklerin mevcut olduğu, davacının Türkiye’de mesai saatleri içinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) verilerinin esas alınması gerektiğini belirttiği, dosya içindeki Foreks A.Ş. ve Bloomberg LP Limited yazılarında da 10-14 Ağustos 2018 tarihleri arasında kurun uluslararası piyasalarda 7,00 TL seviyesinin üzerini belirli aralıklarla gördüğünün belirtildiği, kurun 7,00 TL seviyesi üzerine hangi piyasada geçtiği, hangi piyasadaki kurun esas alınacağı, esas alınacak işlem hacminin (kaç adet işlem ve hangi tutardaki işlem) gün içindeki belli işlemler mi yoksa kapanıştaki kura göre mi hareket edileceği, TCMB'nin mi yoksa serbest piyasanın mı dikkate alınacağı, iş günlerinin ve saatlerinin nereye göre baz alınacağı, bu hususların tespit edilmesinin davalıya ait olduğu, 7,00 TL seviyesi üzerindeki işlemlerin hangi piyasada gerçekleştiğinin belirlenemediği, Türkiye’de 7,00 TL seviyesinde gerçekleşmiş bir kapanış fiyatının olmadığı, sözleşmenin başında mevcut belirtilen belirsizliklerin giderilmemiş olmasında kusurun özel izinle faaliyet gösteren ve dekontu düzenleyen, uzmanlık gerektiren ilişkide güven kuruluşu olan bankanın kusurunu teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmedeki USD/TRY kurunun 3,5420 üzerinden devamı yönünde muarazanın giderilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ödemek istediği ama davalının kabul etmemesi sebebiyle 3,5420 TL kur değerinden daha yüksek kur değerinden ödeme yapmak zorunda kaldığı, bu suretle sözleşmenin devam ettiği, sözleşmenin devam etmesi sebebiyle davacının 3,5420 TL'den yüksek bir kurdan yaptığı fazla ödemelerin istirdadını talep edebileceği, her ne kadar davacı muarazanın giderilmesi olarak adlandırsa da, davanın niteliği itibariyle Ağustos 2018 tarihinde USD kurunun 7,00 limitine ulaşmadığının tespitine ilişkin olduğu, diğer yandan davacı istediği hukuki korumaya ancak bir eda davasıyla kavuşabileceğinden, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasındaki tezgahüstü piyasalarda türev araç alım-satım işlemleri çerçeve sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilen çapraz swap işlemi knock-out'lu satın alma (call) opsiyon işlemlerindeki kur değerinin 7,00 TL seviyesini görmediğinin tespiti ile muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1138136600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/769 E. 2024/308 K.

Türev işlem sözleşmesinde muarazanın giderilmesi davasının niteliği: tespit davası ve hukuki yarar yokluğu

Gerekçe özeti

Bir dava 'muarazanın giderilmesi' olarak adlandırılsa da, talep sonucu ve uyuşmazlığın konusu itibariyle esasen bir hukuki ilişkinin veya hakkın varlığının tespitine ilişkinse, o dava tespit davası olarak nitelendirilir. Tespit davasının görülebilmesi için davacının güncel ve korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir; sözleşme ilişkisi devam ederken taraflardan biri ihtilaflı kur/koşul üzerinden fazla ödeme yapmışsa, bu fazla ödemenin istirdadı için bir eda davası açma imkânı mevcut olduğundan, aynı hususun tespitini istemekte davacının güncel hukuki yararı bulunmaz ve tespit davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

Karar, 'muarazanın giderilmesi' adı altında açılan ancak esasen bir kur/koşul değerinin tespitine ilişkin davanın hukuki niteliğinin tespit davası olarak belirlenmesi ve sözleşme ilişkisinin devamı sırasında yapılan fazla ödemelerin eda davasıyla geri istenebilir olması nedeniyle tespit davasında hukuki yarar bulunmadığına ilişkin değerlendirmesi yönünden emsal niteliktedir. BAM kararı olması nedeniyle bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir, bağlayıcı içtihat niteliği taşımaz.

Kavramlar: muarazanın giderilmesi tespit davası hukuki yarar eda davası inşai dava güncel hukuki yarar dava şartı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/769

KARAR NO 2024/308

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

DAVA

Muarazanın Giderilmesi

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/02/2024

Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında 01/06/2017 tarihinde tezgahüstü piyasalarda türev araç alım-satım işlemleri çerçeve sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında 30/05/2018'de çapraz kur swabı işlemi ve knock- out'lu satın alma (call) opsiyonu işlemleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin 31/07/2018-30/11/2021 tarihleri arasında belirli periyotlarda ve vadeleri belirlenen tarihlerde ödemelerin yapılması için anlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından dönemsel anapara ve faiz ödemelerinin düzenli ve dava tarihi itibariyle de ödemelerin aksatılmaksızın gerçekleştirildiğini, ancak davalının 2018 yılı Ağustos ayında müvekkiline USD/TRY kurunun 7.0000 seviyesine değmiş olduğundan bahisle tüm opsiyonların geçerliliğini yitirdiğini ve bu tarihten sonra yapılacak anapara ve faiz ödemelerinin 3.5420 sözleşme kuru üzerinden değil, güncel kurdan yapılması gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin anlaşmanın bozulmaması için davalının talep ettiği kur üzerinden düzenli ödemeleri yapmak zorunda kaldığını;

anılan tarihte kurun reel olarak bankacılık sektöründe ve Ülkemizde 7.0000 seviyesinden işlem görmediğini; ihtilafın sözleşmeye ek olarak "Dekont" başlıklı belge ekinde yer alan dipnottan kaynaklandığını; ödeme tablosunun sonunda küçük puntolu harflerle USD/ TRY'nin 7.0000 seviyesine değmesi halinde, tüm opsiyonların geçerliliğini yitireceğinin belirtildiğini; sözleşmede USD/TRY kurunun 7.00- seviyesine değip değmediği hususunun ne şekilde tespit olunacağına dair açık ve net bir hüküm olmadığını, sözleşme şartlarında müvekkili aleyhine tek taraflı değişikliğe gidilmesinin muarazaya neden olduğunu; sözleşmenin 3.4.2.1.1 maddesinde, ödeme tarihinde ve ödeme zamanında Türkiye saatiyle en geç saat 14:00 itibariyle işlemin cinsine göre belirlenecek miktarda TL veya dövizi bankada çekilmeye hazır bulundurulacağı hususunda anlaşmaya varıldığını,belirlenen vadedeki zaman dilimi olan saat 14:00'e kadar kurun değdiği seviyenin önem arz ettiğini ileri sürerek, davalı tarafça tek taraflı olarak, müvekkilinin sözleşme kapsamında yerine getirdiği edimlerini USD/TRY bazında 7.00 seviyesine değdiği bahanesiyle, 2018 yılı Ağustos ayı itibariyle ve tek taraflı şekilde, orantısız bir şekilde değiştirilerek araştırılması karşısında, ortaya çıkan muarazanın mahkemece yargılama neticesinde tarafları tatmin eder biçimde ve hakkaniyete uygun olarak giderilmesine ve 2018 yılı Ağustos ayından önceki hali ile sözleşmeye uygun olarak ödemelerin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının davadaki talebinin belirsiz olduğunu ve yerine getirilmesinin fiilen imkansız olduğunu, davacının kredi borçlarının anapara ve faiz ödemelerini kur riskine karşı koruma amaçlı türev işlemlerin, davacı tarafından o tarihte henüz ödenmemiş kredi borçlarını koruma altına aldığını, opsiyonların bozucu şartın gerçekleşmesiyle geçersiz hale geldiğini, davacının faiz ve anapara ödemelerini yaptığını, davacının muarazanın giderilmesi talebinin kabulü halinde halihazırda ödediği kredi taksitlerinin adeta ödenmemiş gibi kur korumasına konu edilmesi gerekeceğini ve bunun da fiilen imkansız olduğunu; davacının iddialarını somutlaştırması halinde talebinin bir miktar paranın ödenmesi talepli olacağını, davacının harç ödemek istemediğini, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, ayrıca davada da yazılı yargılama usulünün uygulanmasının ve heyet tarafından bakılmasının gerekeceğini;

nispi harcın tamamlatılması için davacıya süre verilmesi gerektiğini; taraflar arasındaki sözleşmenin ve dekontun sermaye piyasası mevzuatına ve hukuka uygun olduğunu, münferit işleme özgü miktar, vade ve opsiyon koşulları gibi özel koşulların dekontta belirlendiğini, opsiyon tablosu ve opsiyonların sona ereceği USD/TL kuru bilgisine yer verildiğini ve bu kapsamda "her hangi bir dönemde USD/TRY 7,00 seviyesine değerse tüm opsiyonların geçerliliğini yitireceğinin" yazılı olduğunu; genel işlem şartlarına aykırılık iddiasının haklı olmadığını; SPK mevzuatına göre profesyonel müşteri olan davacının daha yüksek riskli işlemlerin sonuçlarından sorumlu olduğunu, davacının talebi üzerine konulan kur düzeyinin (bariyerin) geçerli bir bozucu koşul olduğunu;

müvekkilinin davacıya tanıdığı opsiyondan doğan riskini dengelemek için ... ile yaptığı işlemlerle bağlantılı alarak ...'in 10/08/2018 saat 4:38'de, TL/USD kurunun 7,00-TL'ye ulaştığı, bu fiyatın teyit amacıyla . .... Bank ve ...Bankası gibi hem Türkiye'de hem uluslararası piyasalarda işlem yapan üç bankadan teyit istendiği ve üç bankanın da kurun 7,00-TL'ye ulaştığı bilgisini verdiğini, yine dosyada bulunan veri ekranı çıktısında, 10/08/2018 saat 16:29'da TL/USD kurunun 7,00-TL olduğu, TL/USD kurunun 13/08/2018'de 7,20-TL'ye kadar çıktığının sabit olduğunu, internette de 10/08/2018 tarihinde kurun 7,00 TL'ye çıktığı ve izleyen günlerde 7.20 TL'yi bulduğuna ilişkin birçok veriye ulaşılabildiğini belirterek, davanın usulden ve bunun kabul edilmemesi durumunda esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, ihtilafın USD/TRY kurunun taraflar arasındaki ilişki kapsamında 7,000-TL olup olmadığının belirlenmesi hususunda toplandığı; dekont hükümlerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilemeyeceği ancak bozucu şartın (USD/TRY kurunun 7.00-TL olması) ne zaman ve hangi şartlarda gerçekleştiğine dair belirsizliklerin mevcut olduğu, davacının Türkiye’de mesai saatleri içinde TCMB verilerinin esas alınması gerektiğini belirttiği, dosya içindeki ... A.Ş. ve ... Limited yazılarında da 10-14 Ağustos 2018 tarihleri arasında kurun uluslararası piyasalarda 7-TL seviyesinin üzerini belirli aralıklarla gördüğünün belirtildiği; kurun 7-TL seviyesi üzerine hangi piyasada geçtiği, hangi piyasadaki kurun esas alınacağı, esas alınacak işlem hacminin (kaç adet işlem ve hangi tutardaki işlem) gün içindeki belli işlemler mi yoksa kapanıştaki kura göre mi hareket edileceği, TCMB'nin mi yoksa serbest piyasanın mı dikkate alınacağı, iş günlerinin ve saatlerinin nereye göre baz alınacağı, bu hususların tespit edilmesinin davalıya ait olduğu, 7-TL seviyesi üzerindeki işlemlerin hangi piyasada gerçekleştiğinin belli olmadığı, Türkiye’de 7-TL seviyesinde gerçekleşmiş bir kapanış fiyatının olmadığı;

sözleşmenin başında mevcut belirtilen belirsizliklerin giderilmemiş olmasında kusurun özel izinle faaliyet gösteren ve dekontu düzenleyen davalı uzmanlık gerektiren ilişkide güven kuruluşu olan bankanın kusurunu teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmedeki USD/TRY kurunun 3,5420 üzerinden devamı yönünde muarazanın giderilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, talep sonucu belli olmayan ve “muarazanın giderilmesi” olarak muğlak biçimde ikame edilen bir davada, mahkemenin taleple bağlı kalmayarak ve taraf iradeleri yerine geçerek karar vermesinin usule aykırı olduğunu; kararın eksik incelemeye dayandığını, 03/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusunun uzman bir başka bilirkişiye sorulmasına yönelik görüşünün göz ardı edildiğini, TCMB’nin görüşüyle ... A.Ş., ... Ltd. ve ... (...) Ltd. Şti.’den kur verilerinin alındığını,Türk bankalarına ait gişe kurlarının dosyaya ibraz edildiğini, kur verilerinde 10-13 Ağustos 2018 tarihlerinde kurun 7,00-TL olduğunun belirtildiğini; para alacağı konulu davanın “muarazanın giderilmesi” olarak açılamayacağını;

davanın konusunun para olması göz önünde bulundurulduğunda, davacıdan nispi harç alınması gerektiğini ,bilirkişinin dolar kurunun 7,00’a ulaşıp ulaşmadığını saptayamadığını, bu konuda bir başka uzmana başvurulması gerektiğini belirtmesine rağmen hatalı olarak kusur konusunda tespitler yaptığını, mahkemenin dosyayı sermaye piyasaları alanında uzman bir bilirkişiye teslim ederek hükmü yorumlatması, sonrasında kur seviyesinin Ağustos 2018’de 7,00’a ulaşıp ulaşmadığını saptaması gerektiğini; ticari teamül ve sermaye piyasasındaki mutat uygulama gereği, döviz kurunun iki farklı vasıtayla belirleneceğini, bunların banka gişe kurları ve serbest piyasadaki alış satış verileri olduğunu, bu doğrultuda hem dava dosyasına sunulan 13 Türk Bankasının gişe kurları hem de serbest piyasa işlemlerini derleyen veri kuruluşlarının (..., ...

ve ...) müzekkere cevapları dolar kurunun Ağustos 2018’de 7,00 üzerinden işlem yapıldığını gösterdiğini, belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki tezgahüstü piyasalarda türev araç alım-satım işlemleri çerçeve sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilen çapraz swap işlemi knock-out'lu satın alma (call) opsiyon işlemlerindeki kur değerinin 7,00-TL seviyesini görmediğinin tespiti ile muarazanın giderilmesi istemiyle açılmıştır. Davacı vekili, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında "davalı tarafça ve tek taraflı olarak, davacının sözleşme kapsamında yerine getirmekte olduğu edimlerini USD/TRY bazında 7.00 seviyesine değdiği bahanesiyle, 2018 yılı Ağustos ayı itibariyle ve tek taraflı olacak şekilde, orantısız bir ağırlaştırma ile değiştirilmiş olması karşısında, ortaya çıkan muarazanın mahkemece yargılama neticesinde tarafları tatmin eder biçimde ve hakkaniyete uygun olarak ortadan kaldırılmasına/giderilmesine ve 2018 yılı Ağustos ayından önceki hali ile sözleşmeye uygun olarak ödemelerin devamına," şeklinde talepte bulunmuştur.

10/07/2019 tarihli dava dilekçesinin açıklanmasına yönelik dilekçede, davanın muarazanın men-i davası olduğunu, "Dava dilekçesi ve 26.06.2019 tarihli dilekçe ile açıklandığı üzere, akdedilen sözleşme içerisinde, USD/TRY kurunun 7.00 seviyesine değip değmediğinin ne suretle belirleneceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı,edimlerini büyük ölçüde ağırlaştıran böyle bir şartın hangi suretle tespit edileceğinin şüpheye yer bırakmayacak açıklanmamış ve hükme bağlanmamasının muarazaya neden olduğu, davanın konusunun, sözleşmede bulunan boşluğun Mahkemece hakkaniyete uygun ve tarafları tatmin eder şekilde giderilmek suretiyle muarazanın ortadan kaldırılmasıdır." şeklinde açıklamıştır. 11/09/2019 tarihli ön inceleme duruşma tutanağında uyuşmazlık mahkemece "Taraflar arasında yapılan Tezgahüstü Piyasalarda Türev Araç Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında USD/TRY ‘nin 7.0000 seviyesine değip değmediği/aşıp aşmadığına yönelik olarak muarazanın giderilmesi, ortaya çıkan muarazanın tarafları tatmin eder biçimde ve hakkaniyete uygun olarak ortadan kaldırılması/giderilmesini ve dekontta yazılı olan formülün genel işlem koşullarına uygun olup olmadığı koşullarında toplanmıştır." şeklinde tespit edilmiş ve eksik harcın tamamlatılması talebi reddedilmiştir.

Davanın çözümü için öncelikle, hukuk yargılamasının amacı ve hukuki yarar kavramları hakkında açıklama yapılması gerekir.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Hanağası, Emel: Davada Menfaat,Ankara 2009, s.VII). Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denilmektedir. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada hâlen mevcut bulunmalıdır.

Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 297).Bilindiği üzere mahkemeden istedikleri hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir.

İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar.Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası, genel olarak HMK'nın 106. maddesinde düzenlenmiş olup, bunun dışında tespit davalarını düzenleyen bazı özel kanun hükümleri de bulunmaktadır. Tespit davası yolu ile mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir, dolayısıyla konusunu yalnız hak veya hukuki ilişkiler oluşturur. Bir hukuki ilişki için önemli olsalar bile maddi vakıalar (olaylar ve olgular) yalnız başına tespit davasının konusunu oluşturamazlar.Tespit davalarında davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir.

Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi için), konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir (HMK m. 106/2).Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır:

1) Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (m. 106/2) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı;

2) Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı;

3) Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Bu doğrultuda, Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur (Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz, s. 296-297).Somut olayda, taraflar arasında "Tezgahüstü Piyasalarda Türev Araç Alım-Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" 01/06/2017 tarihinde akdedilmiş, aynı kapsamda davacı risk bildirim formunu ve çerçeve sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan "Dekont" olarak tabir edilen çapraz kur swabı işlemine ilişkin bilgiler ile ödeme tablosunu içeren belgeyi imzalamıştır.

Bu belgede işlem tutarının 24.185.793,31-USD ve 85.666.079,90-TL olduğu, işlem başlangıcının 30/04/2018, bitiş tarihinin 30/11/2021 olduğu, 31/05/2018-30/11/2021tarihleri arasındaki dönemi kapsayan ödeme takviminde "call opsiyon fiyatı"nın USD/TRY 3,5420-TL", "Amerikan knock-out bariyer seviyesi"nin 7,00-TL olduğu ve ilgili vade tarihinde USD/TRY'nin 3,540'tan küçükse davacının ilgili vade tarihindeki spot kurdan USD alacağı, karşılığında bankaya TRY vereceği, ilgili vade tarihinde 3,540'tan büyük ama 7,000'dan küçükse davacının 3,540'tan ilgili tutar kadar USD alacağı, karşılığında bankaya ilgili tutar 3,540 miktarında TRY vereceği ve her hangi bir dönemde USD/TRY 7,000 seviyesine değerse tüm opsiyonların geçerliliğini yitireceğinin yazılı olduğu kararlaştırılmıştır.

Sözleşme devam ederken davalı 10/08/2018 tarihinde kurun 7,00-TL'ye ulaştığından, 3,5420-TL opsiyonunun geçerliliğini yitirdiğini ve artık sözleşmeye konu ödemelerin 3,5420-TL'den değil mevcut kurdan yapılmasını talep ettiği, davacının ödemeleri yaptığı ancak kurun 7,00 görmediği ileri sürülerek eldeki dava açılmıştır. Mahkemece de, taraflar arasındaki sözleşmedeki USD/TRY kurunun 3,5420 üzerinden devamı yönünde muarazanın giderilmesine karar verilmiş ise de ,dava esasen tespit istemli olarak açılmıştır.Fakat taraflar arasında USD/TRY kurunun değerine ilişkin uyuşmazlık çıktıktan sonra da, davacı kabul etmese de USD temini amacıyla davalıya 3,5420-TL'nin üstündeki kur değerinden ödemeler yapmış ve USD ihtiyacını davalıdan karşılamıştır.

Yani aradaki uyuşmazlığa rağmen sözleşme devam etmiş ve sözleşme devam ederken davacı, ödemek istediği ama davalının kabul etmemesi sebebiyle 3,5420-TL kur değerinden daha yüksek kur değerinden ödeme yapmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle de davacının, davalıya fazla miktarda ödeme yapması sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak yukarıda hukuki yarar, eda davası ve tespit davaları hakkında yapılmış açıklamalar dikkate alındığında, davacının sözleşmeye göre kurun 3,5420-TL üzerinden devam etmesi gerektiğinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Çünkü elde edilen ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamakta olup, tespit davası için gerekli olan davacının tespit davası açmaktaki güncel hukuki yararın bulunmaması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi koşulu gerçekleşmemektedir.

Zira sözleşmenin devam etmesi sebebiyle davacının, 3,5420-TL'den yüksek bir kurdan yaptığı fazla ödemelerin istirdadını talep etmesinde yani eda davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.Davacı istediği hukuki korumaya tespit davası ile kavuşamayacağından ancak bir eda davasıyla kavuşabileceğinden,davacı muarazanın giderilmesi olarak adlandırsa da ,dava niteliği itibariyle ağustos 2018 tarihinde USD kurunun 7,00 limitine ulaşmadığının tespiti isteğine ilişkindir.Davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu gerekçelerle, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek "davanın hukuki yarar yokluğundan reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/244 Esas - 2020/633 Karar sayılı 14/12/2020 tarihli kararının HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın hukuki yarar yokluğundan reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 383,20-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına," Davacı tarafından yapılan yargı giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Davalı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafından yapılan 36,10-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nin 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.