6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fonun satış kararına karşı husumet idari yargıda yöneltilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3323 E. 2025/2182 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yönetimi ceza soruşturması kapsamında kayyım sıfatıyla TMSF'ye devredilen şirkette, mal varlığının satışına ilişkin karar Fon tarafından alınmışsa, bu karara karşı husumet TMSF'ye ve devralana karşı idari yargıda yöneltilmelidir; adli yargıda açılan iptal istemi yargı yolu sebebiyle usulden reddedilir. Şirket genel kurul toplantısı yapmamış ve satış Fon tarafından atanan yönetim kuruluna verilen yetkiye dayanmışsa, ortada bir genel kurul kararı bulunmadığından bu kararların yokluğunun tespiti veya iptali isteminde hukuki yarar bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

TMSF tarafından alınan satış kararının iptali isteminde yargı yolu ve husumet → ret

İddia: Davacı, ortağı olduğu şirkete TMSF tarafından usulsüz biçimde el konulduğunu, kayyımlar ve sonrasında Fon yetkilileri eliyle şirketin zarara uğratıldığını ve usulsüz satış kararı alındığını ileri sürerek satış kararının iptalini istemiştir.

Gerekçe: Davalı şirketin satış kararı Fon tarafından alınmıştır; bu nedenle husumetin TMSF'ye ve devralana karşı idari yargıda yöneltilmesi gerekir ve bu istem yargı yolu sebebiyle usulden reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali isteminde hukuki yarar → ret

İddia: Davacı, usulsüz genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini ve genel kurul kararının yerine geçmek üzere alınan iktisadi bütünlük kararının iptalini istemiştir.

Gerekçe: Şirket genel kurul toplantısı yapmamış, Fon tarafından atanan yönetim kuruluna satış için yetki verilmiş ve satış bir genel kurul toplantısına dayanmamıştır; bu nedenle istem hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Fon tarafından alınan satış kararının denetiminin idari yargıya ait olduğu ve ortada bir genel kurul kararı bulunmadığında ticaret mahkemesindeki iptal/yokluk isteminde hukuki yarar bulunmadığı yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Şirketin mal varlığına ilişkin olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından alınan satış kararının iptali istemlerinde husumet Fona ve devralana karşı idari yargıda yöneltilir; adli yargı görevli değildir.
Dava şartı
yargı yolu, hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TMSF kayyımlığı yargı yolu husumet hukuki yarar genel kurul kararının yokluğu iktisadi bütünlük satışı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/3323 E.  ,  2025/2182 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2024/490 Esas, 2024/493 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/308 E., 2023/671 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... Sağlık Hiz. A.Ş.'nin ortağı olduğunu, şirkete TMSF tarafından usulsüz biçimde el konulduğunu, TMSF kayyımları ve sonra yetkilileri eli ile zarara uğratıldığı ve usulsüz satış kararı alındığını ileri sürerek usulsüz genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurul kararının yerine geçmek üzere alınan iktisadi bütünlük kararının iptaline, satış kararının usule ve kanuna aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın tarafının müvekkil şirket olmadığını, müvekkil şirket yönetimine FETÖ/PDY Terör Örgütü soruşturması kapsamında, kayyım atanmasına karar verildiğini, daha sonra kayyumların yetkisi sonlandırılarak tüm yetkilerin TMSF'ye devrine karar verildiğini, bu nedenle müvekkil şirket yönetiminin tamamen TMSF eliyle atanan yönetim kurulu tarafından sürdürüldüğünü, ilgili satış ve tasfiye yetkisinin tamamen TMSF'de olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin satış kararının Fon tarafından alındığı, husumetin TMSF’ye ve devralana karşı idari yargıda yöneltilmesi gerektiğinden bu istemin yargı yolu sebebiyle usulden reddine, davacının ikinci talebi genel kurul kararının iptali istemi yönünden de şirketin genel kurul toplantısı yapmadığı, Fon tarafından atanan yönetim kuruluna satış için yetki verildiği, satışın bir genel kurul toplantısına dayanmadığı görülmekle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin veya mal varlığının idaresinin yürütülen ceza soruşturma süresince kayyım olarak TMSF'ye devredildiği, davacının pay sahibi olduğu şirketlere kayyım atanma sebebinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, davacının TMSF'nin satış kararına karşı idari yargı yerinde dava açılabileceği, şirketin ortakları tarafından alınan bir genel kurul kararı ile satış kararı olmadığı düşünüldüğünde davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava; davacının ortağı olduğu şirketin TMSF tarafından gerçekleştirilen satış işlemlerinin iptali ile genel kurul toplantısında alınmış kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.03.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1137616400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2024/490 E. 2024/493 K.

TMSF kayyımı yönetimindeki şirkette genel kurul iptali davasında hukuki yarar yokluğu

Gerekçe özeti

Bir şirkete ceza soruşturması kapsamında kayyım olarak TMSF atanmış ve TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkileri Fon Kurulu tarafından kullanılıyorsa, Fon Kurulu tarafından alınan iktisadi bütünlük/satış kararına karşı TTK'ya dayalı genel kurul kararının iptali davası açılamaz; bu kararlara karşı idari yargı yolu açık olduğundan, TTK hükümlerine dayanan iptal davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

TMSF kayyımı yönetiminde bulunan şirketlerde Fon Kurulu tarafından TTK hükümlerine bağlı olmaksızın kullanılan genel kurul yetkilerine dayalı satış/iktisadi bütünlük kararlarına karşı TTK'ya dayalı iptal davası açılamayacağı, bu kararlara karşı idari yargı yolunun açık olduğu yönünde bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: kayyım TMSF genel kurul kararının iptali iktisadi bütünlük kararı hukuki yarar yargı yolu 674 sayılı KHK

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2024/490

KARAR NO 2024/493

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/09/2023

NUMARASI 2023/308 Esas - 2023/671 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/03/2024

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı ... A.Ş'nin satılması ile ilgili olarak RGde 14/12/2022 tarihinde yayınlanan kapalı zarf ihale ve 16/12/2022 tarihli usulsüz ihaleye çıkış , usulsüz satış kararın iptali ve genel kurul yapıldıysa genel kurul kararının iptal edilmesi, genel kurul kararının yerine geçmek üzere alınan iktisadi bütünlük kararı işlemlerinin öncelikle ihtiyati tedbiren durdurulmasını dahasında iptalini, şirketin satışının tedbiren durdurulmasını, usulsüz genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurul kararının yerine geçmek üzere alınan iktisadi bütünlük kararı iptaline, satış kararının usule ve kanuna aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,müvekkil şirket yönetimine, CMK 133. maddesi uyarınca FETÖ/PDY Terör Örgütü Soruşturması kapsamında kayyım atanmasına karar verildiğini, devamla kayyumların yetkisi sonlandırılarak, tüm yetkilerin TMSFne devrine karar verildiğini, bu nedenle müvekkil şirket yönetimi tamamen TMSF eliyle atanan yönetim kurulu tarafından sürdürüldüğünü belirterek öncelikle davanın İlgili KHK, kanun ve kararlar ile müvekkil firma, tüzel kişiliği devam ettirilerek ancak T.T.K' da öngörülen şirket genel kurul ve denetçilerine tabi olmadan TMSF tarafından atanan Yönetim Kurulu eliyle yönetilmeye başlanmış olması ve ilgili satış ve tasfiye yetkisinin tamamen TMSF'de olması nedeniyle davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davaclı şirketin satış kararının Fon tarafından alındığı, husumetin TMSF’ye vedevralana karşı idari yargıda yöneltilmesi gerektiğinden bu istemin yargı yolu sebebiyle usulden reddine,davacının ikinci talebi genel kurul kararının iptali istemi yönünden de şirketin genel kurul toplantısı yapmadığı, Fon tarafından atanan yönetim kuruluna satış için yetki verildiği, satışın bir genel kurul toplantısına dayanmadığı görülmekle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, dava konusu işlemler ile ilgili olarak İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nin 2022/2869 Esas, 2023/621 Karar sayılı ve 21.03.2023 tarihli kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, CMK'nin 133/3. maddesi uyarınca kayyımın işlemlerine karşı davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini, 6758 sayılı kanunun 19. maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslara ilişkin tebliğin 7.maddesine aykırı olarak mali durum raporu tanzim edildiği, müvekkilinin davalı şirketin %28 oranda büyük hissedarı olduğu "..." isimli hastanenin 02.07.2022 tarihinde satışının ilan edildiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, şirkete kayyım atanma sebebinin ortak ... %21 oranda hissesi olduğunu, müvekkilinin hisselerine kayyım atanmadığını,21.10.2016 tarihinden itibaren şirkette temettü dağıtılmadığı ve yatırım yapılmadığı, CMK'nin 133.

maddesi ancak kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde atanabileceğini, müvekkilinin mal varlığının müsadere edilmediğini sadece tedbiren yönetim kayyımı atandığını, şirket hakkında açılan İstanbul 14. ACM'de müsadere talepli davanın devam ettiğini ve satış işlemlerinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Eldeki dava; davacının %28 oranda ortağı olduğu şirkete 674 sayılı KHK'nin 19. maddesi uyarınca TMSF'nin kayyım atandığı, TMSF tarafından oluşturulan YK tarafından yönetilen davalı şirket hakkında Fon Kurulu tarafından oluşturulan iktisadi bütünlük kararı gereği ihale usulü ile satışına karar verilerek ihale günü belirlendiği anlaşılmakla; davacı tarafça kayyım atanmasından itibaren şirketin iyi yönetilmediği, satış kararının mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülerek şirketin satış işlemlerinin iptali talep edilmektedir.Anlatılan yasal düzenlemelere göre şirketin veya mal varlığının idaresinin yürütülen ceza soruşturma süresince kayyım olarak TMSF'ye devredildiği, TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon Kurulu tarafından kullanılabileceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı, davacının pay sahibi olduğu şirketlere kayyım atanma sebebinin 6102 sayılı TTK da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, ceza mahkemesince atanan kayyım tarafından belirlenen yöneticilerin işlemlerinin TTK hükümlerine göre denetlenemeyeceği, kayyım atama kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddiaların incelenemeyeceği,Fonun TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerine haiz olduğu, şirketin hisseleri yetki devri yapılan TMSF tarafından oluşturulan iktisadi bütünlük kararı çerçevesinde satışına karar verilmesinin Fon'un yetkisinde bulunduğu, TTK'nın genel kurulun yetkilerine ilişkin hükümlerin eldeki davada uygulama olanağı olmadığı, davacının TMSF'nin satış kararına karşı idari yargı yerinde dava açılabileceği, şirketin ortakları tarafından alınan bir genel kurul kararı ile satış kararı olmadığı düşünüldüğünde davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/03/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.