Anonim şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6130 E. 2025/153 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirketin feshi↗ alternatif çözüm↗ ttk 531↗ şirketin feshi ve tasfiyesi↗ huzur hakkı↗ kâr payı dağıtımı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ haklı sebep↗ şirketin feshi↗ muvafakat↗ fesih↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/393 E., 2022/819 K.
BİRLEŞEN DAVA : Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/166 E. sayılı
Taraflar arasındaki asıl dava şirket feshi talebine ilişkin olup birleşen dava alacak talepli davadır. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.01.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen davada dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin ... Mühendislik İnşaat Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin %25 oranında ve hissedarı olduğunu, 2013 yılında gerçekleşen ortaklık ile birlikte şirket faaliyet alanında pek çok projeye başlandığını, müvekkilinin bunlar için aktif çaba sarfettiğini ancak önceden şirketçe ödenen Bağkur primleri, maaş/huzur hakkı ve kâr payı ödemelerinin zamanla ödenememeye başlandığını, şirket ortakları arasında uyuşmazlık çıktığını ileri sürerek asıl davada şirketin feshini birleşen davada ise alacak talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, kâr payı dağıtımının genel kurulun devredilmez görev ve yetkilerinden olduğu, kurucu ortak ve yönetim kurul üyesi olan davacının kendisinin de ilzam yetkisinin olduğu dönemlerde dahi kâr payının dağıtılmadığı, kâr payı dağıtılmamasının tek başına şirketin feshini gerektirmeyeceği, davacının azlık pay sahibi olarak kâr payı dağıtımı için genel kurulun toplantıya çağrılması girişiminde bulunabileceği, mahkemece genel kurul yerine geçerek kâr payı dağıtımına ilişkin bir karar verilemeyeceği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, anonim şirketin feshi, mahkemece aksi bir kanaatte olunması halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 531. maddesi uyarınca temin edilecek sair çözüm yolları kapsamında bilirkişi raporu ile tespit edilecek değer doğrultusunda davacının şirketteki ayrılma akçesinin hesaplanarak davacıya ödenmesi talebine ilişkindir. Birleşen dava ise şirket yöneticisinin maaş, huzur hakkı, bağkur pirim ödemeleri ve kâr payına ilişkin alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde birleşen dava yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre birleşen davaya yönelik yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Asıl davada davacı şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin feshi şayet mahkemece kabul edilmez ise alternatif çözüm yollarının uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece, TTK'nın 531. maddesi uyarınca dosya kapsamında inceleme yapılmış ve somut olayda şirketin feshi için haklı sebeplerin oluşmadığı kanaati ile şirket feshi talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Anılan maddede, mahkemece fesih yerine pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip, pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. İlk Derece Mahkemesince maddede belirtilen fesih ve sair çözüm yöntemlerinin ön şartının bir haklı sebep şartına bağlı olduğu isabetli şekilde tespit edilmiş ve uygulanmış olup, haklı sebeplerin varlığı bulunmadığından fesih talebinin reddi gibi sair çözüm yöntemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, İlk Derece Mahkemesinin istikrar kazanan Dairemiz uygulamaları ile örtüşen bu kararı somut olay adaletini sağlamaktan uzaklaşmıştır. Şöyle ki, davalı şirket asıl davaya cevap dilekçesinde "davacı tarafın şirketin feshi ve tasfiyesi yönündeki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talebinin reddine, payının gerçek değerinin ödenmesi karşılığında ortaklıktan çıkarılma talebinin kabulüne karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Hal böyle iken, davalı yanca davacının çıkma talebine muvafakat edildiği gözetilerek mahkemece bu yönde inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4181 E. 2015/11195 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen alacak · ek prim · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu kararda… pıldığı ve davacının yaptığı ödemeleri istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 14.553,60 TL'nin alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek aylık % 3 «temerrüt faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında davalıların yapması gereken ödemeleri yapmak zorunda kalan davacının «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Davacı, ödemek zorunda kaldığı şirkete ait elektrik borçları, vergiler ve muhasebe borçları ile birlikte kendi şahsına ait Bağkur «primlerinin» de sözleşmenin 6. maddesine gereğince işletme hakkını devralan davalılar tarafından ödenmesi gerektiğini iddia etmiş ve mahkemece de bu yönde hüküm kurulmuş ise de …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6130 E. , 2025/153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1863 Esas, 2023/891 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/393 E., 2022/819 K.
BİRLEŞEN DAVA
Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/166 E. sayılı
Taraflar arasındaki asıl dava şirket feshi talebine ilişkin olup birleşen dava alacak talepli davadır. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.01.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen davada dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin ... Mühendislik İnşaat Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin %25 oranında ve hissedarı olduğunu, 2013 yılında gerçekleşen ortaklık ile birlikte şirket faaliyet alanında pek çok projeye başlandığını, müvekkilinin bunlar için aktif çaba sarfettiğini ancak önceden şirketçe ödenen Bağkur primleri, maaş/huzur hakkı ve kâr payı ödemelerinin zamanla ödenememeye başlandığını, şirket ortakları arasında uyuşmazlık çıktığını ileri sürerek asıl davada şirketin feshini birleşen davada ise alacak talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, kâr payı dağıtımının genel kurulun devredilmez görev ve yetkilerinden olduğu, kurucu ortak ve yönetim kurul üyesi olan davacının kendisinin de ilzam yetkisinin olduğu dönemlerde dahi kâr payının dağıtılmadığı, kâr payı dağıtılmamasının tek başına şirketin feshini gerektirmeyeceği, davacının azlık pay sahibi olarak kâr payı dağıtımı için genel kurulun toplantıya çağrılması girişiminde bulunabileceği, mahkemece genel kurul yerine geçerek kâr payı dağıtımına ilişkin bir karar verilemeyeceği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, anonim şirketin feshi, mahkemece aksi bir kanaatte olunması halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 531. maddesi uyarınca temin edilecek sair çözüm yolları kapsamında bilirkişi raporu ile tespit edilecek değer doğrultusunda davacının şirketteki ayrılma akçesinin hesaplanarak davacıya ödenmesi talebine ilişkindir. Birleşen dava ise şirket yöneticisinin maaş, huzur hakkı, bağkur pirim ödemeleri ve kâr payına ilişkin alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde birleşen dava yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre birleşen davaya yönelik yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin asıl davaya yönelik aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Asıl davada davacı şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin feshi şayet mahkemece kabul edilmez ise alternatif çözüm yollarının uygulanmasını talep etmiştir. Mahkemece, TTK'nın 531. maddesi uyarınca dosya kapsamında inceleme yapılmış ve somut olayda şirketin feshi için haklı sebeplerin oluşmadığı kanaati ile şirket feshi talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Anılan maddede, mahkemece fesih yerine pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip, pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. İlk Derece Mahkemesince maddede belirtilen fesih ve sair çözüm yöntemlerinin ön şartının bir haklı sebep şartına bağlı olduğu isabetli şekilde tespit edilmiş ve uygulanmış olup, haklı sebeplerin varlığı bulunmadığından fesih talebinin reddi gibi sair çözüm yöntemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, İlk Derece Mahkemesinin istikrar kazanan Dairemiz uygulamaları ile örtüşen bu kararı somut olay adaletini sağlamaktan uzaklaşmıştır. Şöyle ki, davalı şirket asıl davaya cevap dilekçesinde "davacı tarafın şirketin feshi ve tasfiyesi yönündeki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talebinin reddine, payının gerçek değerinin ödenmesi karşılığında ortaklıktan çıkarılma talebinin kabulüne karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Hal böyle iken, davalı yanca davacının çıkma talebine muvafakat edildiği gözetilerek mahkemece bu yönde inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin birleşen dosyaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ASIL DAVAYA YÖNELİK bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin ASIL DAVAYA YÖNELİK kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, asıl davaya yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1135816100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz